Anahtar Kelimeler: Çarpıcı rapor
  • Cuma 16 ° / 3 ° Güneşli
  • Cumartesi 18 ° / 3 ° Güneşli
  • Pazar 19 ° / 5 ° Güneşli

Balıkesir

10.04.2020

  • İMSAK 05:04
  • GÜNEŞ 06:32
  • ÖĞLE 13:15
  • İKİNDİ 16:54
  • AKŞAM 19:48
  • YATSI 21:10

Çarpıcı bir rapor

Bandırma ve yöresinin depremselliği belediye meclisine rapor olarak sunuldu

Bandırma Belediyesi Deprem ve Afet Komisyonu, büyük bir titizlikle hazırladığı Bandırma ve yöresindeki depremselliği içeren raporu Belediye Başkanlığına verdi.

Rapor, belediye meclisinin şubat ayı toplantısında meclis üyelerine komisyon başkanı  Eren Ülkü tarafından sunuldu.

Raporu aşağıda veriyoruz:

  • İyi Parti grubunun Haziran/2019 oturumunda verdiği önerge ve tüm parti gruplarının oy birliği ile kurulan, meclisimizin 03.10.2019 tarih ve 152 Sayılı kararı ile Bandırma ve bölgemizi bekleyen olası depremler konusunda mevcut eksikliklerin tespiti ve alınması gereken tedbirlerin araştırılabilmesi için görevlendirilen Deprem Komisyonumuz  10 Ekim, 15 Ekim, 21 Ekim ve 13 Aralık 2019 tarihlerinde gerçekleştirdiği toplantılar sonucunda Belediye Meclisine sunulmak üzereraporunu hazırlamıştır.
  • Öncelikle24 Ocak’ta Elazığ’da meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Ayrıca İki gün üs tüste maalesef bir de çığ felaketi yaşadık hayatını kaybeden askerlerimize ve vatandaşlarımızda Allahtan rahmet, milletimize başsağlığı dilerim.
  • Maalesef Elazığ depremi bizlere acı bir tecrübe daha yaşattı. Artık vakit kaybetmeden Önlemlerin alınması kaçınılmaz olmuştur. Komisyon raporumuzun alınacak önlemlere önemli derecede katkı sunacağını düşünüyoruz.
  • Komisyonumuz Raporunu Deprem Öncesi ve Sonrası olarak iki kısımda değerlendirmeye almıştır.

Deprem öncesi yapılacaklarda yapıların statik sistemlerinin ülkemizdeki yasal mevzuattaki tarihsel değişimi, ilçemizde bu değişimin yapı stoku üzerindeki etkileri, kentimizin depremselliği, diri fay hatları incelenmiştir. Bandırma çevresinde, deprem yaratabilecek 3 fay zonu bulunmaktadır.

  • Birincisi; Marmara Denizi içinden geçen doğu-batı gidişli Kuzey Anadolu Fayının Kuzey koludur.
  • İkincisi; İznik Gölünü ve Marmara denizini güneyden sınırlayarak Biga yarımadasına uzanan Kuzey Anadolu Fayının güney koludur. Bu fay zonu üzerinde 1953 yılında 7,2 büyüklüğünde Yenice–Gönen depremi olmuştur. Biga fay zonu ve onun Marmara Denizine olan uzantıları Bandırmanın oldukça yakınından geçmektedir. Tarihsel çağlarda Cyzkus şehrini ve çevresini tahrip eden depremler muhtemelen bu fay zonu üzerinde olmuştur.
  • Üçüncüsü; Bursa, Apolyont-Manyas Havzalarını güneyden sınırlayan fay zonudur. 1964 yılında 7,0 büyüklüğünde Manyas Depremi olmuştur.

BANDIRMA ÇEVRESİNDEKİ DİRİ FAYLAR

Manyas Fayı, Yenice-Gönen Fayı,Sarıköy Fayı, Edincik Fayı, Gündoğan Fayı, Sinekçi Fayı, Edremit fay Zonu

Havran– Balıkesir Fay Zonu dur. Ayrıca ilçemiz Beklenen büyük İstanbul depreminin gerçekleşeceği Kuzey Anadolu fay hattına yalnızca 60 km uzaklıktadır.

  • Özetle Bilirkişilerin uyarılarına ve tarihte Bandırmayı da etkileyen depremlere baktığımızda bölgemizde orta ve yıkıcı şiddetli deprem üretebilecek diri fayların mevcut olduğu bir gerçektir.

Ülkemizde 1939 yılındaki 7,9 büyüklüğündeki Erzincan depreminde yaşanan 32.968 can ve 116.720 konut kaybından sonra deprem harita ve yönetmelikleri hazırlama çalışmaları başlatılmış, bugüne kadar çok sayıda deprem yönetmeliği yürürlüğe girmiş ve revize edilmiştir.

  • Yönetmelik olarak diğer ülkeler ile kıyaslandığında 1940 yılından beri önemli bir eksikliğimiz yoktur. Depremlerde yaşanan can ve mal kayıplarının temel sebebi ise yönetmeliklerin uygulanmaması ve denetimsizliktir. Binalar yönetmeliklerin yetersizliğinden değil inşaat ve tasarımların kötü olmasından yıkılmaktadır.
  • 2000’li yıllardan sonra hazır betonun yaygınlaşması, 1998 yılında deprem yönetmeliğinin revize edilmesi ve 1999 depreminin yarattığı farkındalıktan ötürü 2000 yılından sonra yapılmış binaların daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.
  • 2000 öncesi yapılan yapıların büyük çoğunluğu bugünkü deprem yönetmeliğine uygun değildir ancak bu yapıların yıkılacağı anlamına gelmez. 1999 depreminde binaların kötü olmasına rağmen ağır hasarlı bina oranı %30’u geçmemiştir. Yönetmeliklere uygun yapılmış eski binaların da depremde yıkılması beklenmez.
  • Gelişen malzeme ve tekniklere rağmen yoğun rekabet baskısı, inşaat firmalarının ehil olmaması, yapı denetim firmalarının yetersizlikleri, teknik personel kalitesinin gittikçe azalması vb. nedenlerle statik tasarım ve inşa sürecinin tüm yeni binalarda güncel şartname ve yönetmeliklere tam uygun olarak yapıldığını söylemek doğru olmayacaktır. Yapı müteahhitlerinin sınıflandırılması ve yapı denetiminde havuz sistemine geçilmesi önemli gelişmeler olup meslek odalarının proje ve inşa sürecinde aktif hale getirilmesi ve mesleki denetimi gerçekleştirmesi gerektiği açıktır.
  • Bir bina için depreme dayanıklı veya dayanıksız gibi kesin ifadeler kullanmak kolay değildir. Pratikte kullanılan ölçü ise “Deprem Yönetmeliğine Uygun” ifadesidir. Binanın depremde yıkılacağını söylemek ise bugünkü hesap ve bilgimiz dahilinde mümkün değildir. Ancak hangi binaların diğerlerinden önce yıkılacağını belirleyebilmekteyiz. 
  • Güçlendirme bir yapının veya yapı elemanlarının deprem yükleri karşısında kendilerinden beklenen performans seviyelerini sağlayabilmesi için yapılan iyileştirme ve müdahaleleri ifade etmektedir. Yapısal önlemlerin alınabilmesi için öncelikle yapının mevcut güvenlik düzeyini çeşitli inceleme yöntemleri ile belirlenmesi gerekmektedir.
  • 1999 depreminden sonra kamu binalarında önemli güçlendirmeler yapılmış veya yapılmaya devam edilmektedir. Özel binalara göre daha basit ve düzenli taşıyıcı sistemi olan kamu binaları mülkiyet sorunları olmaması sebebiyle güçlendirme kararı alınması kolaydır. Ancak özel binalarda mülkiyetin parçalı olması, ekonomik güçlükler, yetersiz devlet teşvikleri vb. nedenlerle çözülmesi daha zor sorunlara sahiptir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile bu sorunlar aşılmaya çalışmış ancak yeterli olmamıştır.
  • Türkiye’yi vuran büyük ve sonuçları felaket olan depremlerden sonra depreme hazır olmak kavramının en etkili somut eylem biçimi deprem performansı açısından yetersiz olan mevcut yapı stokunun iyileştirilmesidir. Depreme hazırlıklı olmanın depreme dayanıklı binalarda yaşamaktan başka çözümü olmadığı açıktır.
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü Tarafından Yürütülen Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanması ve Afet Riski En Yüksek Olan Alanların Tespit Edilmesi çalışmalarının, bölgelerin; Kent bütünün Analizi ve Verilerin Toplanması, Dönüşüm Alanlarının Önceliklendirilmesi, Yasal Dayanağın Belirlenmesi, Finansman Yönetiminin Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Uygulama takviminin Oluşturulması, Tasarım İlkelerinin Belirlenmesi hususlarını içerdiği ve bu çalışmaların Nazım İmar Planı Çalışmaları ile birlikte yürütülmesi için Belediyemizce ek süre talebinde bulunulduğu tespit edilmiştir.
  •  Deprem sonrası için; 29 Mayıs 2009 tarih ve 5902 sayılı kanun gereğince kurulan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının faaliyete geçmesi ile ilçelerdeki Sivil Savunma teşkilatları kaldırılmıştır. Balıkesir AFAD yetkilileri ile yapılan görüşmelerde; Ülkemizin yaşadığı afetlerin acı tecrübelerinden dersler çıkarıldığı, böylece kriz yönetimi anlayışını terk edilerek afet yönetiminde önceliği risk yönetimine verecek adımlar atıldığı bildirilmiştir.
  • İlçemiz sınırları içerisindeki 47 adet merkez mahalle, 38 adet kırsal mahallede olmak üzere toplamda 85 adet toplanma yeri tespit edilerek Zabıta müdürlüğümüz personeli tarafından tabela çakım işlemlerin sonuçlandığı görülmüştür.
  • Vatandaşlarımız e-devlet sistemi üzerinde adreslerine göre hangi toplanma alanına afet sonrasında kullanabileceklerini öğrenebildikleri tespit edilmiştir. Ayrıca
  • 17 Ağustos Depremi sonrasında Belediyemizce Deprem Simülasyon Evi ile öğrencilere tatbikat yaptırıldığı yine Belediyemizce hazırlatılan broşürler ile farkındalık yaratıldığı bu tür çalışmalara devam edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

SONUÇ OLARAK;

Afete dönüşen depremlerden sonra hepimizin bildiği üzere her şey çok zorlaşmakta, deprem için oluşturulmuş resmi kurumlar, yerel ekipler ve sivil toplum kuruluşları yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle hepimiz; komşularımızla, muhtarlarımızla, ilgili yerel birimlerimizle iletişim halinde olmalı; çalışmaları takip etmeli, planlar yapmalı, eğitimlere, tatbikatlara katılmalı ve gerekli önlemleri almalıyız. İlk yardım eğitimi almak, küçük yangınlara müdahale etmeyi öğrenmek, evimizde, işyerimizde önlemler almak ve deprem öncesinde bütün bunları planlamış olmanın çok önemli olduğunu bilmekteyiz. Her konuda olduğu gibi, deprem zararlarına karşıda bilgimizi paylaşmak, gücümüzü birleştirmek ve önceden hazırlıklı olmak, deprem sırasında ve sonrasında birçok hayatın kurtulmasını sağlayabilecektir.           

3.1- İlçemiz; jeolojik yapısı, topografyası ve iklim özellikleri nedeniyle afetlerden çok fazla etkilenen ve yüksek derecede risk taşıyan bir coğrafyada bulunmaktadır. Bu kapsamda, önlem alma ve zarar azaltma kültürünü toplum içinde geliştirmek, eğitim faaliyetlerini hızlandırmak, modern teknoloji ve iletişim imkânlarından yararlanmak, yerel, bölgesel ve uluslararası ölçekte işbirliklerini geliştirmek ve farkındalık çalışmalarının artmasını sağlamak önceliğimiz olmalıdır.

3.2-Olası bir deprem sırasında yapıların yıkılması sonucunda doğabilecek can kaybı ve yaralanmaları en aza indirecek en temel konu; inşaat yönetmeliklerine uygun yapılarda yaşamaktır.  “İnşaat yönetmeliklerine uygun yapılmış yapılar, olası depremlerde hasar alabilirler ancak yıkılmazlar.” İnşaat yönetmeliklerine uygun yapılmamış bir binanın olası bir depremde yıkılıp yıkılmayacağına dair hiç kimse, hiçbir koşulda teminat veremez. Bu nedenle;

3.2.1-.Vatandaşlarımız tarafından oturduğu ya da taşınacağı binaların inşaat yönetmeliklerine uygun yapılıp yapılmadığını öğrenilmelidir. Eskiden inşa edilmiş yapıların, deprem yönetmeliğine uygunluğu testlerle anlaşılmaktadır. Yapının yönetmeliğe uygun olmadığının anlaşılması halinde, yeniden yapma ya da güçlendirme yoluna gidilmesi hayati önem taşımaktadır.

3.2.2- Bandırma İlçe sınırında yer alan mevcut yapıların ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen İmar Barışı kapsamına alınan yapıların listesinin temini ile ihtiyaç halinde uzman kuruluşlardan yardım alınmak suretiyle Bölgesel Risk Analizi Haritası, Yapı Kalite Analizi gibi depremsellik odaklı incelemelerin yapımını sağlayarak, yakın zamanda hazırlanması planlanan Nazım ve Uygulama imar planlarında yapı kalitesi düşük alanlar ile Riskli alan olarak tespit edilen bölgeler için kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm projeleri hazırlanması yönünde çalışmalara başlanılmalıdır.

3.2.2-.Belediyemizce yeni binaların inşaat yönetmeliğine uygun yapılmasını sağlamak titizlikle takip edilmelidir.

3.3- 14 Eylül 1509 tarihinde meydana gelen,13.000’in üzerinde insanın yaşamını yitirdiği, 109 cami ve 1.047 yapının yıkıldığı İstanbul depremi sonrasında, dönemin Osmanlı Padişahı II. Beyazıt tarafından çıkarılan bir ferman ile yıkılan evlerin yeniden yapılması amacıyla hane başına 20 altın verildiği bilinmektedir. Ayrıca bu fermanda, deniz kenarındaki dolgu zeminlerin üzerine ev yapmanın yasaklanması ve ahşap-karkas ev yapımı teşvik edilmesi zarar azaltma kapsamında değerlendirilebilir. Günümüze gelindiğinde halen deprem sonrası yıkımın yaralarını sarma zihniyetinden uzaklaşılarak deprem öldürmez,  sağlıksız yapı öldürür bilinci ile devletimizin vatandaşların yapı stoklarının yenileme veya güçlendirme yönünde kredilendirilmesi ve teşvik edilmesi sağlatılmalıdır.

3.4-Deprem sonrası tüm müdahale Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından yapılacak olup; Kaymakamlık makamının ve Belediyemizin bu konu hakkında yasal bir çalışma yapma sorumluluğu olmadığı tespit edilmiştir. Ancak deprem oluşumu sonrasında Balıkesir AFAD merkezinin ilçemize uzaklığı düşünüldüğünde ilk kurtarma çalışmaları için Kaymakamlık makamı, Belediyemizin ve STK’ların işbirliği ile deprem önlemleri biriminin oluşturulması gerektiği tespit edilmiştir.

3.5-Deprem sonrası 85 adet toplanma alanları belirlenmiş olup, toplu yemek dağıtımın yapılacağı alanlar ya da yıkıma yol açmayan depremlerden sonra kent halkında oluşabilecek paniğin azaltılması amaçlı kentimizin belli merkezlerinde (Paşakent Askeri Çamlık, Cinçukuru, Yeni Pazar yeri vb.) çorba, temiz su dağıtımı ve temel ihtiyaçların karşılanması için belediyemizce gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

3.6-Kentimizde özellikle 1999 yılı öncesinde yapılaşmasını tamamlamış; Atatürk Caddesi, Ordu Caddesi, İnönü Caddesi, Kurtuluş Caddesi, Mehmetçik Caddesi, Kaşif Acar Caddesi gibi yüksek katlı yapılaşmalarını tamamlamış yapılar için güçlendirme veya öncelikle yeniden yapımı konularından, vatandaş bilinçlendirilmesi konularına belediyemizce gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır.

3.7- Öncelikle Belediyemize ait parsellerde planlanmak üzere rezerv yapı alanları belirlenerek, şehir merkezinde  riskli olduğu tespit edilen ve açılması - genişletilmesi düşünülen caddelerde yeni yapılan  konutlar ile trampa yöntemi teklif edilmek suretiyle  yoğun yapılaşmanın olduğu yapı bölgelerinde yoğunluğun azaltılması, kentsel dönüşüm uygulanması, kentsel yenilemenin teşvik edilmesi ve kamulaştırma projeleri aynı zamanda depremsellik açısından da değerlendirilerek kentsel dokuya daha sağlıklı yapılar kazandırılması yönünde çalışmalara başlanılmalıdır.

3.7-Kaymakamlık ve STK’lar ile yürütülecek işbirliği çerçevesinde kamu kurumları ve Okullarda deprem tatbikatı çalışmalarının yapılması gerekmektedir.

3.8-Aktif fay zonları incelenerek yerleşim bölgesine gelmesi durumunda planlama çalışmaların içerisinde aktarımın sağlanması gerekmektedir.

Komisyonumuzca alınan tavsiye kararları bu yönde olup; Belediye Meclisine arz olunur.

Komisyon Üyelerimiz Fatma SALI KARABACAKOĞLU, Onur ÇON, Mesut ÖZDEMİR, Murat ATANSOY, Eren ÜLKÜ imzasıyla meclisimize sunuyoruz.

Son olarak; Raporun hazırlanmasında bizlere destek olan Belediye Başkan Yardımcımız Sn. Metin OK’a, İmar ve Şehircilik Müdürümüz Sayın Filiz KAYAOĞLU ‘na, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Yönetim Kurulu Üyesi  Sayın Aysun AYKAN’ a, Zabıta Müdürümüz Sayın Serhat EKİNCİ’ye, İnşaat Mühendisleri Oda Temsilcisi Sayın Mehmet Rıza GÜRER’e ve Parti Gruplarına teşekkür ediyorum.

Tabi; ülke genelinde üst üste yaşanan depremler sonrası biz parti içinde de bu konu hakkında toplantılar yaparak bu konuyu değerlendirdik. Başkanım müsaade ederseniz Partimizin görüşlerini de bildirmek istiyorum.

  • Toplumsal tarihimizde deprem sebebiyle yaşanan bunca acı ve felakete rağmen, deprem konusunda ülkemizde gerekli derslerin alındığını söylemek ne yazık ki hala mümkün değil. Türkiye ciddi bir deprem riski altındadır. Ülkemiz depremlerde insan kaybı açısından dünyada 9’uncu, toplam etkilenen insan sayısı açısında ise 5. Sıradadır. Türkiye nüfusunun yüzde 98’i deprem tehdidi altında yaşamaktadır.
  • Depremin ne zaman olacağının bilinmesi mevcut bilimsel ve teknolojik koşullarla mümkün değil ancak gelişmiş teknolojiler ve rant sevdasından uzak yönetimsel yaklaşımlar ile en şiddetli depremlerden dahi çok az hasarlarla kurtulmak artık mümkündür. Örneğin toprakları ciddi deprem riski altında bulunan Japonya bugün ranttan uzak bir anlayış geliştirdiği yapı teknolojileri ve uyguladığı şehirleşme politikası sonucunda 'deprem değil, bina öldürür' sözünün doğruluğunu tüm dünyaya göstermektedir.
  • Japonya'nın yakın zamanda yaşadığı sarsıcı depremler bize bilim ve teknolojik gelişmelerin yardımıyla her zeminde bina yapılabileceğini ve bu binaların şiddetli depremlere dayanabileceğini göstermiştir. Yani Kentsel Dönüşüm yasası rantsal değil afet dönüşümü olarak uygulanmalıdır. Deprem gerçeği aklımızdan hiçbir zaman çıkmamalıdır. Lüksümüz yok. Tek çıkış yol: Afet odaklı dönüşüm. Bu süreci geciktiren her unsur ülkemizin geleceği ile oynamaktadır.
  • İnsanoğlunun bu konuda şu güne kadar bulduğu tek çare depreme güvenli yapıdır. Çözüm, ticari amacı olmayan gerçek bir kentsel dönüşüm ile deprem güvensiz yapıların deprem güvenli yapılara dönüştürülmesi ya da bundan sonraki yapıların deprem güvenli olup, diğerlerinin rehabilite edilmesidir.
  • 17 Ağustos 99 depreminden bugüne kentlerdeki yapıları depreme hazırlayamayan ve kent sakinlerinin bir an önce güvenli yaşam hakkını sağlayamayanlar bir an evvel kamu bütçesiyle ve toplanan deprem vergileriyle bunları sağlamalı ve hiçbir önceliği bulunmayan milyar dolarlık diğer tüm çılgın projeler terk edilerek, en kutsal bir hak olan “Güvenli barınma hakkı” ivedilikle tesis edilmelidir.
  • Gelin önceliği olmayan projeler yerine, acil olarak şehirlerimizi afete uygun şekilde yenileyelim, bunu iktidarıyla muhalefetiyle birlikte başarabiliriz. Bandırmamızın da  bir çok yeri eski ve güvensiz yapılarla dolu şunu söylemek yanlış olmaz  “vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği tehlikededir”. Devletin asli görevi vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.
  • Başımıza bir iş geldikten sonra harekete geçme zihniyetinden artık vazgeçelim. Elimizde bilimsel gerçekler varken adım atmamak bu ülkenin vatandaşlarını düşünmemektir.
  • Biz İYİ Parti olarak geçici çözümler değil ülke çapında #Deprem Seferberliği İSTİYORUZ
  • Deprem konusu Genel yöneticilerimizin yanı sıra Yerel yöneticilerimizin de öncelikli konusu olmalıdır. Bandırma Belediyesi olarak deprem öncesi ve sonrası için somut projeler geliştirmeliyiz. Büyükşehir Belediyemizle, Kaymakamlığımızla ve AFAD ile birlikte ortak çalışmalar ve planlar yapmalıyız. Okullarımızda ve nüfusun yoğun olduğu yerlerde tatbikatlar yapmalıyız.
  • Öncelikle Bandırma’nın risk fotoğrafı çekilerek çeşitli deprem senaryoları üzerinden hangi şiddetlerde hangi mahallelerimizin önce etkileneceği; etkilenecek mahallelerimizi önceliğe alarak neler yapılacağı tartışılmalıdır.
  • AFAD yetkilileri ve uzman bilim insanları davet edilerek çalıştaylar düzenlenmelidir.
  • Okullarımızda ve başka platformlarda eğitim çalışmaları yapılarak kalıcı deprem bilincini oluşturmalıyız. Çünkü yaralanmaların hatta ölümlerin bir çoğu deprem anındaki panikten ve ne yapılacağını bilmemekten meydana gelmektedir.
  • Yaşanacak büyük bir afet olayında Merkezi Balıkesir’de bulunan AFAD’ın ilçemize kısa sürede yetişmesi mümkün görülmemektedir. İlçemize yakın AFAD Koordinasyon merkezinin kurulması için gerekli girişimlerin yapılması kaçınılmazdır. Bununla birlikte Bandırmamızda bulunan Arama Kurtarma Gönüllüleri ve Dernekleri desteklenmelidir. Kaymakamlığımızla da görüşülerek Gerekirse Belediye bünyemizde AFAD yetişene kadar ki süre için acil müdahale arama kurtarma ekibi kurularak araç, arama kurtarma ekipmanı gibi malzemeler tedarik edilmesi düşünülmelidir. Elazığ depreminde de görülmüştür ki birçok belediyenin deprem ekibi vardır.  Deprem Birimi kurulmalıdır.  Eğitimli derneklerimizin ve gönüllülerimizin bu imkânlardan faydalanması sağlanmalıdır.
  • Ayrıca vatandaşlarımızın da kendi ve ailelerinin güvenliği için kendi imkânlarıyla depreme hazırlanması gerektiğini düşünmekteyiz. Binalarının Deprem Yönetmeliğine uyup uymadığını araştırmalarını, deprem anında devrilecek eşyaları sabitlemelerini, evlerinde deprem hayat üçgeni denilen olası yıkımlarda kendilerini koruyabilecekleri yerleri belirlemeleri ve birkaç gün kendilerine yetecek malzemelerin olduğu deprem çantaları hazırlamalarını önermekteyiz.

Parti grubu olarak bu konuda yapılacak çalışmaların destekçisi ve takipçisi olacağımızı belirtir, saygılarımı sunarım.