• Pazartesi 15 ° / 1 ° Bulutlu
  • Salı 12 ° / 5 ° Bulutlu
  • Çarşamba 13 ° / 4 ° Bulutlu

DÜŞMANI EN ÇOK OLAN DİNLERDEN BİRİ İSLÂMİYETTİR

DÜŞMANI EN ÇOK OLAN DİNLERDEN BİRİDE İSLÂMİYETTİR…

 TESELLİ BULUNMAZDI

Meşhur Uhud harbinde karışmıştı ortalık,

Müminlerden çok şehit verildi bir aralık.

        “Şehitler arasında, Peygamber de var.” diye,

Asılsız bir söylenti, gelmişti Medine’ye.

Bunu duyan Müminler, döndüler hep şaşkına,

Uhud’a yöneldiler, Resûlullah aşkına.

Bunlardan biri dahi, Sümeyra Hatun idi,

Bu, mücâhide hatun, yollarda seğirtirdi.

Hazret-i Sümeyra’nın, kalbinde tek arzu var:

“İnşallah Resûlullah, şimdi hayattadırlar.”

Vardı savaş yerine, gördü hep şehitleri,

Kocası, kardeşi ve yatıyordu pederi.

Duâ okuyup gördü, Allahın Resûlünü,

Unuttu birden bire, cümle üzüntüsünü.

 

Dedi: “Ya Resûlallah, babam, kocam, kardeşim,

Şehit düşmüşlerse de, gam değil benim için.

Benim derdim Sen idin, Hamdolsun Rabbimize,

Sen hayatta oldukça, gam değil onlar bize.

Seni kaybetse idik, gözyaşım hiç durmazdı,

Yaralı kalbimize, teselli bulunmazdı.”

                                                         Orhan Orgarun

DÜŞMANI EN ÇOK OLAN

DİNLERDEN BİRİDE İSLÂMİYETTİR…

                Yeryüzünde düşmanı en çok olan dinlerden biri de İslâmiyet’tir.

                İslâm Kardeşliği:

                İslâm Dinine göre Kurân’a bağlanan ve Allah (c.c.)’a inanan bütün Müslümanlar kardeştirler.

Buna dair Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Müminler ancak kardeştirler. O halde iki kardeşinizin arasını (bulup) barıştırın. Allah’dan korkun. Tâ ki, esirgenesiniz.“ (49. El-Hucurât Sûresi, 10 Ayet)

                Yeryüzünde düşmanı en çok olan dinlerden birisi de  İSLÂMİYET’tir. Bütün küfür ehli, Müslümanları Kur’ân’dan soğutmak için ellerinden gelen bütün kötülükleri yapmaktadırlar.

Mâdem ki Rabbimizin emrine göre bütün mü’minler kardeştirler, öyle ise Kur’ân’da birleşmek mecburiyetindeyiz. Kur’ân’dan başka Hak Kitab ve İslâm’dan başka da hiçbir Hak Din yoktur.

Bu bakımdan da hepimiz toptan Kur’ân’ın şaşmaz hükümlerine bağlanmalıyız. Mü’minlerin birbirlerinden ayrılmamaları için çok gayret göstermeliyiz.

                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde mealen; “Mü’minler birbirlerine perçinlenerek kenetlenmiş kurşun levhalar gibidirler; diyerek diğerini tahkim ve takviye ederler.

                Yine; “Hakiki Müslüman, O kimsedir ki, onun elinin ve dilinin şerrinden diğer bütün Müslümanlar emîn olurlar.” buyurmuştur.

                Bu ilâhi düsturlar, cemiyet hayatımızın temel direkleridir. Zira, insan dünyaya yalnız olarak gelir, ama toplu yaşar, yalnız başına yaşayamaz. O halde bir insanın, şahsına karşı vazifeleri olduğu gibi, cemiyetine karşı da pek çok vazifeleri vardır. Şahsının ve içinde yaşadığı cemiyetin huzurunu kaçıracak, onu tehlikeye düşürecek içte ve dışta pek çok düşmanlarının bulunduğunu unutmamalıdır. Kin, garaz, tefrika ve fitne, Millî ve Dinî varlığın en büyük ve çok zararlı düşmanlarıdır. Bu bakımdan her zaman en şiddetli ihtiyacımız ve en büyük kuvvetimiz olan Birlik dâiresinde toplanıp, kardeşlik hislerimizi uyandırmak ve kuvvetlendirmektir. Birlik ve kardeşlik dışında; huzur, emniyet, rahat, müdâfaa ve saadet değil, bil’akis felâket vardır. Öyle ise hemen Allah (c.c.)’ın hayat ve huzur verici düsturlarına, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) emniyet ve selâmet bahşeden Sünnet ve emirlerine eşsiz kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in insanlar için tek ve halaskâr olan ilahî emirlerine dönelim.

İslâm Kardeşliği, İman ve Vatan Birliği içinde toplanalım, kaynaşalım, Kur’ân’ın İlahî kurallarına kalesine sığınıp her birlikte çalışalım; ilim, fen, sanat, teknik ve ahlâkta daima yükselmeğe ve iki cihanın saadetini elde etmeye gayret edelim. Allah (c.c.) bu şekilde hareket eden kimsenin daima yardımcısı olur.

                Askerî disiplin, nasıl ki ordunun temel nizâmını teşkil ve te’sis ediyorsa, İslâmî disiplin de milletin temelidir. Askerî disiplin, astın üste kayıtsız şartsız itaatı ve tâlîmâtlara uymasıdır.

İslâmî disiplin ise; Allah (c.c.)’a tüm gelen Peygamberlere ve son tebliğci olan Peygamberimiz (s.a.v.) ve Kur’ân’a tam bir ita’at ile kayıtsız şartsız teslîmiyet daire içinde millet fertlerinin birbirlerini kardeşlik duygularıyla sevmesi, sayması ve bunu sevgi bağlarıyla Dinî varlığını ve Millî bünyesini daima kuvvetli tutmalarıyla mümkündür. Bu kardeşlik gevşediği zaman disiplin zayıflar, fertler birbirlerinden çözülür, neticede Dinî ve Millî bünye de zamanla zayıflar ve dağılır. Müslümanlar, birbirinden ayrılmaz tek bir vücudun parçaları ve çalışma yapısı gibidirler.

                Hepsi birbirlerine kardeşlik bağlarıyla bağlı kaldıkça soylu ve kuvvetli bir millet olabilirler, ayrıldıkları zaman ise cemiyet çözülür, sonunda da ne kendileri kalır ve ne de birlikleri…

                Kur’ân Ne Diyor?

                “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.” (8. Enfâl Sûresi, Âyet/ 28)