Anahtar Kelimeler: Fitre
  • Salı 17 ° / 5 ° Güneşli
  • Çarşamba 18 ° / 2 ° Güneşli
  • Perşembe 14 ° / 4 ° Bulutlu

Balıkesir

25.02.2020

  • İMSAK 06:19
  • GÜNEŞ 07:42
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:31
  • AKŞAM 19:02
  • YATSI 20:19

Fitre

NAMAZI DOSDOĞRU KILINIZ FİTRE (SADAKA-İ FITIR) ZEKÂTI VERİNİZ?

Fitre?

                Halkımızın FİTRE diye adlandırdığı vecibeye dini terim olarak SADAKA-İ FITIR denilir.

                İslâm, cemaat arasındaki muhtaçları çeşitli yollardan gözetmeyi Müslüman zenginlere farz kılmıştır. Sadaka-i Fıtır da bu vecibelerden biridir. Dinimiz kudreti yetenlere yılda bir defa olmak üzere 1667 gr. buğday veya bunun nakit olarak karşılığını, ya da 3334 gr. üzüm, hurma veya bunlardan birinin nakit olarak karşılığını fakire vermelerini vâcib olarak kılmıştır.

                Fitre´nin Verilme Vakti?

                Bayramın birinci günü fecir doğduktan sonra başlar. Yani fecir doğmadan edâsı vâcib değildir. Bununla beraber arzu edenler fitrelerini bayram gününden önce de verebilirler. Nitekim halkımız arasında cari olan şekil de budur. Ramazan ay´ı içinde herkes fitresini muhtaçlara verir.

                Sadaka-i Fıtır...

                Sadaka-i fıtır; ?fıtrat? (yaratılış) sadakasıdır. Halk dilinde buna fitre denilir. Nisâba malik olan babaya kendisi için fıtra vermek vâcib olduğu gibi, bâliğ olmayan küçük çocukları için de fıtra vermesi vâcibdir. Eşinin fıtrası için koca, büyük evlâdın fıtrası için baba mükellef değildir. Yerde, bir hânede bulundukları takdirde, kişinin; eşinin ve büyük evlâdının fıtrasını vermesi (istihsânen) câizdir. Müftâ bih olan budur.

                Hanefî mezhebine göre: Sadaka-i fıtır, velâyet ve nafakaya bağlıdır. Kişinin, velîsi olduğu ve nafakasını temîne mecbur olduklarının fıtrasını vermesi vâcibdir. Babasının bulunmaması halinde, fakir oğlundan olan torunlarının fıtrasını dedesinin vermesi lâzımdır.

                Ramazân-ı Şerîf´te oruç tutmayana, hastaya, seferde olana ve oruç tutmayacak derecede ihtiyâr olana da fıtra vermek vacib olur. Fıtra mâlî bir ibâdettir. Vâcib olduktan sonra hac ve kurban gibidir. Ödemedikçe ömür boyu borç olarak kalır.

                Fıtranın vucûb vakti; imsâk saati ile bayram namazı arasındaki vakittir. Fukarânın bayram ihtiyacının karşılanması ve onlara yardım edilmesi için fıtranın daha önceden verilmesi de câizdir.

                Fıtrayı bayram namazından sonraya bırakmak mekruhtur. Müstehab olan namazdan evvel verilmesidir. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz ?Bayram namazından sonra verilen fıtra, diğer sadakalardan (nâfile) bir sadakadır. Lâkin bayram namazından evvel verilen fıtra, Hakk Teâlâ´nın katında makbûl bir sadakadır.? buyurdular.

                Sadaka ve Zekâtı Kimlere Vermeli?

                * Sadaka ve zekâtı nemalandıran, yani sadaka ve zekâtı iyilikte kullanan kimseleri seçmeli, onları gözetmelidir.

                * Dünyadan yüz çevirip yalnız âhiret için çalışan muttaki; Allâh´tan korkan fakirleri seçmelidir.

                Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: ?Yalnız müttakilerin (Allâh´tan korkanların) yemeğini ye. Senin yemeğini de yalnız müttakiler: Allâh´tan korkanlar yesin.?

                Çünkü onlara yapılan yardım, onların takvalarını artırmağa hizmet eder. Bu sâyede yardımda bulunan da ecir kazanır. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:

                ?Yemeğinizi müttakilere; Allâh´tan korkanlara yedirin. Sadakalarınızı da mü´minlere verin.?

                ?Yemeğin ile Allah için sevdiğin kimseye ziyafet ver.?

                * Bilhassa ilim sahibi olan fakirleri seçmelidir. Çünkü bunlara vermek ilimde kendilerine yardım etmektir. Allâh rızasını kazanmak niyeti ile ilim tahsili en büyük ibadettir. İbn-i Mübarek sadakalarını bilhassa âlimlerin fakirlerine verirdi. Kendisine niçin böyle yaptığı sorulduğunda buyurdular ki:

                - ?Ben, Peygamberlikten sonra ilimden daha üstün bir rütbe olduğunu zannetmiyorum.

                Âlimlerden biri bir ihtiyaçla karşılaşınca onun ile meşgul olur da okuyamaz. Onun ihtiyacını temin edip okumasını sağlamak daha makbuldür.

                Fitre (Sadaka-i Fitr): Ramazan Bayramı sabahı nisab miktarı mala sahip olan müslümanların vermekle mükellef oldukları bir sadakadır.

                Bir müslümana fitrenin vacib olması için nisap miktarı malı olması gerekir. Fitrenin nisabı Zekâtın nisabı gibidir. Yalnız fitre nisabında zekât´da olduğu gibi malın büyüme (çoğalma) şartı aranmaz. Yine fitre´de farklı olarak zekât gibi nisab miktarı malın üzerinden bir sene geçme mecburiyeti de yoktur. Ramazan Bayramı sabahı nisab miktarı mala sahip olan kimsenin fitre vermesi vacibdir.

                Fitre Ramazan Bayramı´nın birinci günü sabah vaktinin girmesiyle vacib olur. Bayram Namazına kadar verilmesi gerekir.

                Fitrede Nisab: Her zekât veren mükellefe fıtır sadakası vermek vacib olduğu gibi, zekâtta nisaba girmeyen bazı mallara sahip olmak bakımından da fıtır sadakası yine vacip olur.

Örneğin; bir kimsenin asıl ihtiyaçları dışında nisap miktarı değerinde fazla eşyası olursa, yine ihtiyaç dışı ev ve arazisi olursa, bunlar üzerinden yıl geçmese bile zengin sayılır. Fıtır sadakasını vermek icap ed er. Fıtır sadakasını bayramdan sonra vermek caizdir. Daha faziletli olan onu bayram namazından önce vermektir.

                Sadaka-i fıtır (fıtre); Ramazan-ı Şerîf´in sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisâp miktârı (80. 18 gr. altın veya ona denk miktarda) bir mala mâlik bulunan her müslümanın vermesi vâcip olan bir sadakadır.

                Zekâtın farz olmasından önce, orucun farz kılındığı sene vâcip olmuştur. Sadaka-i fıtır, orucun kabulüne, ölüm ânının sıkıntılarından ve kabir azâbından kurtuluşa vesîledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesinden onların da istifâde etmelerine bir yardımdır. Bu yönüyle sadaka-i fıtır, insânî bir vazifedir.

                Her Müslümanın kendisi ve fakir olan küçük çocuğu için Sadaka-i fıtır; fitre vâciptir.

                Büyük çocuğunun ve zengin olan çocuğunun fitresi babasına vâcip değildir.

                Sadaka-i Fıtır, Ramazan Bayramı´nın birinci günü fecr-i sâdıkın doğuşundan (sabah namazı vaktinin girmesinden) itibâren vâcip olur. Fakat fakirler, bununla bayram namazından evvel noksanlarını tedârik edebilsinler diye önce de verilebilir.

                Sadaka-i fıtır (fitre), Ramazan Bayramı´nın birinci günü fecrin doğuşuyla vâcip olduğundan fecirden önce çocuk dünyaya gelse onun için de sadaka-i fıtır vâcip olur. Şayet fecirden sonra doğarsa bir şey lâzım gelmez.

                Bir kimse, büyük evlâdının fitrelerini onların izinleriyle verebilir. Kendi âilesi, idâresinde bulunduğu takdirde ?âdeten izin bulunduğundan- izinleri olmaksızın vermesi de kâfidir.

                Bir kimse kendi fitresini, fakir olan eşine, babasına veya oğluna veremez!

                Fitreyi bayram namazından sonraya bırakmak mekruhtur. Müstehap olan, namazdan evvel verilmesidir. Çünkü Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ?Bayram namazından sonra verilen fıtra, diğer (nâfile) sadakalardan bir sadakadır. Lâkin bayram namazından evvel verilen fıtra, Allâhü Teâlâ´nın indinde makbûl olan bir sadakadır.? buyurmuşlardır.

                Fitrenin Hikmeti ve Yararları?

                Fıtır sadakası (fitre) nisap miktarı mala sahip olan her bir Müslümanın, zekât alabilecek durumda bulunanlara Allâh rızası için verdiği bir sadakadır. Her ibadetin olduğu gibi fıtır sadakasının da pek çok hikmeti ve yararı vardı:

                * Ramazan ayı boyunca tutulan oruçta bir noksanlık olması hâlinde, fıtır sadakasıyla Yüce Allâh´ın rızası kazanılarak noksanlık tamamlanmış olur.

                * Söz ve davranışlar ile Ramazan boyunca istemeyerek işlenen suçların, Ramazan sonunda fitre vermek suretiyle hayırlı bir iş yapılarak affedilmesi sağlanır.

                * Her Müslüman için, ortak bir sevinç ve şenlik günü olması gereken bayram gününde, fıtır sadakasıyla, fakirlerin ve muhtaçların da bu duygulara ortak olması sağlanır.

                * Farz olan zekât ibadetindeki hikmet ve yararların tamamı fitrede de vardır.

                Kısaca; fitre, sosyal yardımlaşmanın ibadet hâline dönüştürülmüş bir şeklidir. Zira, fitre verilince, bayramda fakirler sevinir, toplum huzur bulur, insanlar arasında sevgi ve dostluk kurulmuş olur.

                Sadaka-i fıtır, İslâm´da önemli yeri olan mali ibadetlerden biridir ve insan fıtratındaki yardımlaşma ve dayanışmanın bir gereği olarak insan varlığının zekâtı kabul edilmiştir. Bu nedenle Sadaka-i Fıtr´a ?CAN SADAKASI? veya ?BEDEN SADAKASI? da denilmektedir.

                Bireyin sadaka-i fıtır ile mükellef olması için öngörülen zenginlik ölçüsü (nisap), zekâtta aranan nisaptır. Ancak sadaka-i fıtırda, zekâtta öngörülen, malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmamaktadır.

                Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı´nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacip olmakla birlikte, fakirlerin bayram ihtiyaçlarını karşılamaları için, Ramazan ayı içinde de verilebilir.

                Hadislerde sadaka-i fıtrın miktarı, buğday, arpa, hurma veya üzümden bir sâ´ (Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemin de kullanılmakta olan bir ağırlık ölçü birimi olup yaklaşık 2.917 gram) olarak belirlenmiştir. Sadaka-i fıtrın bu sayılan maddelerden belirlenmesi, o günkü toplumun ekonomik şartları ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır. Hz. Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulamalar dikkate alındığında, sadaka-i fıtır miktarı ile bir fakirin, içinde yaşadığı toplumdaki orta halli bir ailenin hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. (Din İşleri Yüksek Kurulu)

                Sadakanın Kabul Olmasının Şartları?

                1- Sadaka helâl olan ve şüpheli olmayan maldan verilmelidir. Çünkü Allâhü Teâlâ temizdir, temiz olmayanı kabul etmez. Hadîs-i Şerîf´de: Kim haram malı toplayıp da ondan sadaka verirse hiç ecir alamadığı gibi vebâli de üzerine olur.? buyrulmuştur.

                2- Malının en iyisinden vermeli,

                3- En sevdiği malından vermeli,

                4- En muhtaç ve lâyık olana vermeli,

                5- Söylememeli,

                6- Başa kakmamalı, eza etmemeli,

                7- Maksadı sırf Allâh rızası olmalı,

                8- Verdiği çok olsa da onu az ve ehemmiyetsiz görmeli,

                9- Kişi sıhhatte olup yaşamak ümidini beslerken vermeli,

10- Sadakayı sâdık bir niyet ve gönül hoşluğu ile vermeli,

11- Fakire verirken -evine götürüvermek gibi- onu en ziyade memnun edecek şekilde vermelidir.