Günün Duası..

İçkiden sakınınız. Çünkü o, her kötülüğün anasıdır.

Allahım! Bize cennet kokularını koklat, onun nimetlerinden bizi rızıklandır!

                Kur’ân Ne Diyor..

                Ey iman edenler, size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin. Şayet sadece Allah’a ibadet ediyorsanız O’na şükredin. ( 2. Bakara Sûresi, Ayet/72)

                Hadis-i Şerif..

                İçkiden sakınınız. Çünkü o, her kötülüğün anasıdır.

                Esmaü’l Hüsna..

                Er-Rahîm (celle celâhühû) “Pek ziyade merhamet sahibi olan, Verdiği nimetleri iyi kullananları, daha büyük nimetler vererek mükâfatlandıran, yarattığı büyük varlıklar için hayır ve rahmet irade eden, ahirette yalnız Mü’min kullarına acıyan, onları koruyan, esirgeyen ve bağışlayan demektir. Rahim ismi Allah (c.c.)’dan başka varlıklar için de sıfat olabilir.

                Bir Güzel Söz..

                Dostların kalbini kırmakla, düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun. (Hazret-i Ali Radıyallahü anh)

                Bir Soru Bir Cevap..

                Oruçlunun Kumar Oynaması Orucuna Zarar Verir mi?

                Müslüman her zaman ve her yerde haramlardan sakınmalıdır. Özellikle de başta oruç olmak üzere yoğun olarak ibadetle geçen Ramazan ayında daha dikkatli davranmalıdır. Orucu bozan şeyler arasında kumar oynamak bulunmamakla beraber, oruçlu kimsenin tüm günahlarından sakınarak oruç ibadetinin maksadına uygun hareket etmesi gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır.

“HER KİM YALAN SÖYLEMEYİ VE YALANLA AMEL ETMEYİ BIRAKMAZSA, O KİMSENİN YEMESİNİ İÇMESİNİ BIRAKMASINA ALLAH’IN HİÇ İHTİYACI YOKTUR.” (Buhârî, Savm, 8.) Oruçlu olan kimsenin yalan konuşmaktan ve yalanla iş yapmaktan uzak durduğu gibi kumara oynamak vb. haram şeylerle uğraşmaktan da uzak durması gerekir.

Bir Menkıbe..

Sakın Kızmayın.

Birgün bir kabile reisi Peygamberimizi aleyhissalâtü vesselâm efendimizi ziyarete gelir. Ayrılırken de ”Efendim, bana bir nasihat verin!” der.

Peygamber efendimiz de buyuruyorlar ki: “SAKIN KIYMAYIN!”

Kabile reisi, bu kısa nasihate şaşırın. Köyünün yolunu tutar. Köyüne gelince ne görsün. Köydekiler silahlanıyorlar. Onlara telâşla sorar:

                - Hayrola ne oldu?

                - Komşu kabilenin hayvanlarından birkaç tanesini bizim gençler çalmışlar. Onların da silahlanıp buraya geleceklerini düşündük. Müdafaa için silahlanıyoruz.

                - Vay, demek bize hücuma karar vermişler ha.

                Deyip kabile reisi de silahlanır. Tam o anda aklına Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselâmın nasihatı gelir.

                Hemen tevbe edip silahını pusatı çıkarıp, köylülere der ki:

                - Ben şimdi karşı kabileye gidip görüşme yapacağım. Engel olmak isteseler de verdiğimiz karar karardır.

                Karşı köye yaklaşınca, diğer kabilenin adamları, merak edip onu reislerinin yanına götürürler.

                Onların reisine selâm verip der ki:

                - Bizim gençler sizin hayvanlarınıza zarar vermişler. Biz haksısız. Bütün zararı ben tazmin edeceğim. Sakın bu yüzden kan akmamalı.

                Diğer reis bu âlicenaplık karşısında o kadar memnun olur der ki:

                - O zaman ben de bütün zararı bağışladım.

                Böylece kan akmadan aralarında sulh olur.

                RAMAZAN AYI..

                Son derece haklı olarak “ON BİR AYIN SULTANI” diye adlandırılan mahyaların bu aya özgü iltifatlarla donandığı, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise Cehennem azabından kurtuluş olan RAMAZAN-I ŞERÎF, bütün ayların içinde en nadide olanıdır.

                Bu ay Arabî ayların dokuzuncusudur ve kıymeti bakımından bütün zaman dilimlerinin en başında yer alır. Zira oruç nimeti bu aya has olarak farz kılınmıştır. Kur’ân-ı Kerîm bu ayda indirilmiştir. Bin aydan daha hayırlı olduğu haber verilen KADİR GECESİ yine bu ayın içinde gizlidir.

                Tam bir maneviyat iklimi olan üç aylar, kendisine biçilen değer itibariyle saygı ve hürmete layıktır. Kulluğumuzu yeniden gözden geçirmemiz için bir vesiledir. Rahmânî isteklerin, şeytanî isteklere galebe çaldığı bu mümtaz vakitler, NEFS-İ EMMÂREYİ besleyen kötü emellere gem vurmayı, böylece arınmayı kolaylaştıran vakitlerdir.

                Gelişiyle Mü’min gönülleri sermest eden bu mübarek vakitleri ihya edebilene ne mutlu!

                Bu sıcak günlerde gafletle, günahla tükenen kalbini rahmet ırmağının huzuruyla canlandırana ne mutlu!

                ORUÇ NEDİR?

                Oruç, Allahü Teâlâ Hazretlerinin insanlara ihsan buyurduğu nimetlere şükretmeye bir vesiledir. Çünkü, oruç, insanı yemekten, içmekten ve şehevi arzulardan engeller. Bu istem ve duygular nimetlerin en yükseği ve büyüğüdür. Bu nimetlerden muayyen vakitlerde mahrum olmak, insana bu nimetlerin kıymetini öğretir. Nimetler kaybolduğu zaman kıymetleri bilinir ve anlaşılır. İşte bu hal, insanı, nimetleri taşımaya ve kıymetlerini bilmeye götürür ve Allah’ın nimetlerinden dolayı şükretmeye vesile olur.

                Nimete şükür ise, hem şeriat yönünden, hem de akıl yönünden farzdır. Bu hususta, Cenab-ı Hakk Oruç Âyetinde umulur ki şükredersiniz” buyurarak işaret etmektedir.

                Oruç, ikinci fecirden itibaren güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten Allah Teâlâ’ya yakınlık niyetiyle nefsi menetmektir. Cenab-ı Allah orucun kendisine ait olduğunu ve mükafâtının da kendi katında olduğunu belirtmiştir. Oruç nefislerimizi terbiye ve teskin etmenin en güzel yoludur. Oruç içine riya karıştırma korkusu olman bir ibadettir. Oruç kulun Allah adına dünyalık zevk ve arzularını terk edişidir.




  • Cumartesi 17 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 23 ° / 7 ° Sağanak
  • Pazartesi 18 ° / 10 ° Bulutlu