• Perşembe 14 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

21.11.2019

  • İMSAK 06:25
  • GÜNEŞ 07:52
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:34
  • AKŞAM 17:57
  • YATSI 19:18

MUKADDES MİHRABI, CEHLİN ELİNDEN ALIP EHLİNİN ELİNE VERMEK ZAMANI GELMİŞTİR?

Gazi Mustafa Kemâl Atatürk´ün Kur´ân hassasiyeti?

Gazi Mustafa Kemâl Atatürk´ün Kur´ân hassasiyeti?

                Kim ne derse desin, Gazi Atatürk emsali olmayan eşsiz bir liderdir.

                Türk tarihinde İslâm dini konusunda entelektüel düzeyde ciddi ciddi bizzat çalışan tek devlet adamı Gazi Mustafa Kemâl Paşa hazretleridir. Kur´ân-ı Kerim´i bu konunun uzmanlarına Türkçeye tercüme ve tefsir ettirmiştir. Elmalılı Hamdi Yazır tefsir ve tercümesi, binlerce bastırılarak ücretsiz dağıtılmıştır.

                Hafız olması ve tecvidin inceliklerini bilmesi hasebiyle, onlarca camide önce Kur´an´ın Arapçasını sonra Türkçesini nasıl okuyacaklarını bizzat göstermiştir. Eline Kur´ân´ı alıp tane tane Kur´ân´ın nasıl okunması gerektiğini göstermiştir hafızlara.

                O, Kur´an-ı Kerim´in nazm-ı celilini de daima zevkle ve huşu ile dinlemiştir. Bilhassa Ramazan aylarında buna çok özen gösterirdi. Bu konuda Hafız Yaşar Okur şöyle diyor:

                ?Ramazanların Atam için çok büyük önemi vardı. Ramazan gelir gelmez incesaz heyeti Çankaya Köşkü´ne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazlardı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kur´ân-ı Kerim´den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi. Ruhen çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı. Ramazanlarda bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhuna hatm-i şerif okumamı emrederlerdi? Büyük Atatürk birçok vesilelerle şöyle demiştir:

                - Mukaddes mihrabı, cehlin elinden alıp ehlinin eline vermek zamanı gelmiştir. Bunu, dini davranışlarına daima düstur yapmışlardır. Peygamber Efendimizden (s.a.v.) de büyük takdirle bahsederlerdi. O devirler için hep ?Hz. Peygamber´in zaman-ı saadetlerinde?? diye saygı kelimeleri kullanırlardı. Ayrıca Peygamber Efendimizin (s.a.v.) dirayetli bir DEVLET ADAMI, iyi bir BAŞKUMANDAN olduğunu da sık sık tekrarlardı.

                Atatürk´ün Kur´ân dinlemeyi sevdiğine dair, Florya Cumhurbaşkanlığı Köşkü´nde cereyan eden bir olayla ilgili hatırasını da Mahmut Baler şöyle anlatıyor:

                ?Atatürk, Hafız Yaşar´a hiddetle bağırdı:

                - Sen nerdesin be adam! Hafız nerde diye ne zaman sorsam seni bulamazlar, hastadır derler. Ama yalan, sen temaruz ediyorsun. Yani yalan yere hastalanıyorsun. Senin bir şeyin yok.

                Hafız cevap vermeye hazırlanırken:

                - Yeter, kafi, fazla konuşma! Bir iskemle al, masanın sonundaki köşeye otur, dedi.

                Atatürk, güzel sesle okunan Kur´ân´ı dinlemeyi çok severdi. Hafız´dan uşşak makamında bir Kur´ân okumasını istedi. Hafız ayağa kalkarak:

                - Hangi sureyi emredersiniz? diye sordu.

                - Ne istersen onu oku, dedi. Hafız okumaya başladı.

                Atatürk:

                - Dur, hicaz makamına geç, dedi.

                Hafız birden bire hicaz makamına geçemedi. ?Hııı? hı? diye makamı biraz aradıktan sonra buldu ve okumaya devam etti. Sonra Atatürk, yüzünü bana çevirerek:

                ?Mahmut Bey, Kur´ân okur musunuz? diye sordu.

                - Okurum, Efendim.

                - Buyurun, okuyun.

                Ben gençliğimde iken ezberleyip hafızamda olan bir sureyi, besmele çekerek tatlı bir makamla okumaya başladım. Kendileri de, etraf da şaşırdı. Biraz sonra bana da:

                - Hicaz makamına geçin, dedi.

                Ben hüzzam makamıyla okumaya başladığım sureyi musikiyle olan alakama dayanarak, hiç duraklamadan hicaz makamına geçtim ve okumaya başladım. Hafız´a dönerek:

                - Bak buraya! İşte zeka ile aptallığın mukayesesi! Sana Kur´ân oku, dedim. Hangi sureyi istersiniz, diye sordun. Bu şarkı değil ki beğendiğimizi okuyalım; Allah´ın kelamı? Ne diye soruyorsun. Nereden istersen oradan oku. Sonra, hicaz makamına geç, dedim. Makamı bulmak için Kur´ân´ın azametini berbat ettin. Şaşkın herif! Diye, beni takdirle gösterdikten sonra tekrar, işte zeka ile şaşkınlığın mukayesesi, diyerek Hafız´ı susturdu.