Anahtar Kelimeler: Önlemek Tedavi Etmekten Kolay!
  • Salı 13 ° / 3 ° Sağanak
  • Çarşamba 16 ° / 2 ° Bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Bulutlu

Balıkesir

10.12.2019

  • İMSAK 06:41
  • GÜNEŞ 08:11
  • ÖĞLE 13:06
  • İKİNDİ 15:30
  • AKŞAM 17:51
  • YATSI 19:15

Önlemek Tedavi Etmekten Daha Kolay!

“Ülkemizde bir yılda doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 10’u, prematüre olarak doğmaktadır.

Bu bebeklerin büyük bir kısmı ise, bir kilonun altında yani; 'Aşırı Düşük Doğum Ağırlıklı' olarak dünyaya gelmektedir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Şenol Bozdağ, anlattı.

Anne adayları aynı endişeleri yaşıyor: “Acaba erken doğum yapacak mıyım” Maalesef bazı annelerin korkuları gerçeğe dönüşüyor. Anneler gibi bebekler de bekleyen zorlu bazen uzun ve sıkıntılı bir süreç başlamış oluyor. İlk kez 2008 yılında Avrupa'da yapılan bir sivil organizasyon toplantısında, Kasım ayının ''Prematüre Farkındalık Ayı'' olmasına ve 17 Kasım gününün de ''Dünya Prematüre Günü'' olarak kutlanmasına karar verildi. Gebeliğin 37. haftasından önce doğan tüm bebekler, prematüre olarak değerlendiriliyor. Dünyada her yıl, milyonlarca bebek prematüre olarak doğuyor ve bunlardan bir milyonu birinci yaş gününü göremeden, prematüreliğin neden olduğu sorunlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Hayatta kalan bebekler ise; bazen ciddi ve birçoğu ömür boyu süren sağlık sorunlarıyla yüzleşmek zorunda kalabiliyor.

Çok özel bakım gerektiriyor

Ülkemizde bir yılda doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 10’u, prematüre olarak doğmaktadır. Bu bebeklerin büyük bir kısmı ise, bir kilonun altında yani; “Aşırı Düşük Doğum Ağırlıklı” olarak dünyaya gelmektedir. Bilindiği üzere erken doğan bir bebeğin, zamanında doğmuş bir bebeğe göre tüm organlarının gelişimi ve fonksiyonları daha zayıf ve dış dünyaya adaptasyonu daha zor. Bu bebeklerin, akciğerleri henüz tam gelişmemiş olduğundan, çok özel solunum cihazlarıyla soluk borularına yerleştirilen küçük hortumlar ile yaşama tutunmaya çalışırlar. Dolaşım sistemleri o kadar zayıftır ki, ilaç destekleri gerekebilir. Bağışıklık sistemleri henüz gelişmemiş olduğundan, basit mikroplardan bile kolaylıkla etkilenirler. Beyin damarları kanamaya hassastır. Sindirim sistemleri gelişimini henüz tamamlayamadıklarından, midelerine yerleştirilen sondalarla damla damla beslenirler. Kısacası; biz doktor ve hemşireler, onların yaşama tutunabilmeleri için her türlü yaşamsal desteği dışarıdan sunmaya çalışıyoruz. Bebeklerin anne rahmindeki doğal olarak karşılanan ihtiyaçlarını, suni olarak yaratmaya çalışıyoruz. Ancak bu desteğin, asla anne rahminde sağlanan binlerce fonksiyonları karşılayacak bir destek olamayacağını da iyi biliyoruz. Bu nedenle prematüreliği önlemek; prematüreliği tedavi etmekten daha kolay, daha verimli, daha ucuz ve insanidir.

Uzun dönem takip edilmeliler

Bu bebeklerin sorunları, taburculuk sonrası da devam ediyor. Aileler uzun dönemde; görme, işitme, kronik akciğer hastalığı, algılama, hareket bozukluğu, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlükleri gibi nörogelişimsel sorunlarla da karşılaşılabiliyor. Prematüre bebeğin doğum ağırlığı ve gebelik haftası ne kadar küçük ise, bu sorunlar da o kadar fazla yaşanıyor. Amaç sadece bu bebekleri yaşatabilmek değil, bu bebekleri en az zararla, ileride bir birey olarak topluma en sağlıklı bir şekilde kazandırabilmektir. Bu nedenle bilimin üzerinde uğraştığı en önemli konulardan biri; artık bu bebekleri en küçük gebelik haftasında yaşatmaktan öte en az zararla, en sağlıklı şekilde yaşatabilmek olmaktadır. Bu sebeple prematüre bebeklerin; sağlık ve gelişimsel izlemleri ile tanı ve tedavilerinin, aile merkezli yaklaşımı bilen, prematüreliğin getirdiği biyolojik ve psikososyal risklerini göz önünde bulunduran bir ekip tarafından yapılması gerekmektedir.

Prematüre Bebekler 2. Kez İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nde!

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, “17 Kasım Dünya Prematüre Günü” kapsamında prematüre bebekler ve ailelerini 2. kez ağırladı. Geçtiğimiz yıl gibi bu senede farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Şenol Bozdağ’ın takipli hastaları olan prematüre bebekler, doktor ve hemşirelerin ilgi odağı oldu.

Anne rahminde başlayan hayat hikayelerini, henüz olgunlaşma sürecine ulaşamadan tamamlamak zorunda kalan küçük hatta çok küçük parmak bebeklerin günü… İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, “17 Kasım Dünya Prematüre Günü” kapsamında prematüre bebekler ve ailelerini 2. Kez ağırladı. Farklı yerlerden gelen aileler ve bebekleri, doktorlar ve hemşireler ile keyifli dakikalar geçirdi.

“Çok Özel Bir Etkinlik Oldu”

Etkinliğe katılan ailelerden 3 yaşındaki Rüzgar Yiğit bebeğin annesi Öznur Ertan, “Yiğit 27 haftalıkken 870 gram ağırlığında dünyaya geldi. Erken doğduğu için 103 gün yoğun bakımda kaldı. Çok stresli zamanlar geçirdik. Şenol Hoca dünyanın en iyi doktorlarından birisi, bize tedavi sürecinde çok yardımcı oldu. Kendisine kontrole geliyoruz. Oğlum şu anda çok iyi. Prematüreliğe farkındalık yaratmak için çok güzel bir etkinlikti” açıklamasında bulundu. Etkinliğe geçtiğimiz yıl da aynı şekilde katılan 1 buçuk yaşındaki Ardacan’ın annesi Halime Karacan ise, “Şenol Hoca ile Arda’nın hastalık döneminde tanıştık. Çok özel bir etkinlik oldu” dedi.

“Dünyada 13 Milyon Bebek Prematüre”

Etkinlik kapsamında konuşma gerçekleştiren Doç. Dr. Şenol Bozdağ ise, “Bizler bugün burada 17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nü kutlamak için toplandık. Bilindiği üzere 37 haftadan önce doğan bebekler, prematüre bebek olarak kabul edilmektedir. Dünyada yaklaşık 13 Milyon bebek, prematüre olarak doğmaktadır. Türkiye’de ise 1 buçuk milyon bebek doğmakta ve yaklaşık olarak bu bebeklerin, yüzde 10’u prematüre olarak Dünyaya gelmektedir. Kısacası her yıl, Türkiye’de 150 bin bebek erken doğarak hayata gözlerini açmaktadır. Türkiye’de özellikle, bin gramın üzerindeki prematüre bebeklerin yaşam oranları, şu anki olanaklar ile yüzde 90’a kadar ulaşıyor. 750-1000 gramın arasındaki bebeklerin yaşam oranı ise yüzde 50 olarak kayıtlara geçmiştir. Niçin prematüre olarak doğuyor bu bebekler? Erken doğumların genellikle, anne kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Birçok annenin gerek gebelik öncesi gerekse gebelikte ortaya çıkan hastalıkları; özellikle hipertansiyon, diyabet gibi metabolik hastalıkları, plasentaya bağlı rahatsızlıklar, anne rahmine ait rahatsızlıklar ve rahim ağzı bozuklukları prematüre doğumun en sık sebeplerinden sayılıyor. Çoğul gebelik durumlarında da, prematüre doğum oranları artmaktadır. Biz sağlık çalışanları olarak; gerek doktorlar gerekse hemşirelerimiz ile birlikte bir ekip olarak, prematürenin meydana getirdiği sağlık sorunlarını, multidisipliner bir anlayış çerçevesinde ve mevcut teknolojinin bize sunduğu olanaklar sayesinde aşmaya çalışıyoruz. Prematüre bebek olarak doğmak; hayata 1-0 geride başlamak gibi olsa bile, asla diğer zamanında doğmuş bebeklere yetişemeyecekleri anlamına gelmez. Zaten burada da görüyorsunuz bebeklerimizi, neredeyse yaşıtlarını yakalamış durumdalar. Gerek fiziksel gerekse psikososyal olarak gayet sağlıklılar” açıklamasını yaptı.