SADAKA-İ CÂRİYE?

Sadaka-i câriye, sürekli ecir getiren sadaka anlamına gelir.

Sadaka-i câriye, sürekli ecir getiren sadaka anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadislerinde sürekli ecir (sevap) kaynağı olan amelleri şöyle belirtir:

                ?İnsanoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bunlardan müstesnadır. Sadaka-i câriye (Süreklilik arz eden sadaka) sahibi kimseler, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanlar ve kendisine hayır duâ eden. Salih bir evlat yetiştirenler. (Tirmizi, ?Ahkâm?, 36.) Bu hadiste zikredilen Sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, aşevi, hastane, okul vb. hayır yerleri içine alır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında gerekse vefatlarından sonra sürekli ecir almaya devam ederler.

                Sadaka Ve Duânın Tesiri...

                Menkıbe dair eserlerin kaydettiği şu hadise, bize sadakanın belayı def ettiğini duâ´nın da kurtuluşa vesile olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. Hâdise şöyle cereyan etmektedir.

                ?Yaşlı kadın üzgün ve bezgindi? Çünkü sırtındaki un çuvalını rüzgar kaptığı gibi havaya kaldırıp denize uçurmuştu. Kadıncağızda bu yüzden Hz. Süleyman (a.s.)gitmiştir. İsteğini dile getirir ve üzgün hâliyle şöyle demiştir;

                - Ben yetimlere bakan fakir bir dul kadınım, çocuklarıma ekmek yapmak üzere sırtımda değirmenden götürmekte olduğum un çuvalını rüzgâr uçurdu. Yavrularım ekmeksiz kaldılar. Bana bir çare!

                Hz Süleyman (a.s.) cevabı kısa olur:

                - Sabret. ?Bunda da bir hikmet vardır.? diyerek sonunu bekle.

                Kadıncağız sıkıntılı, sızlanarak söylenir:

                - Ey Allâh´ın Resûlü. Çocuklarım aç, evimde de hiç un yok!

Ben bunu söylüyorum, sen ise ?Sabret!? diyor ve bunda da bir hikmet olacağını söylüyorsun.

                Hz Süleyman (a.s.),

                - Ben yine aynı şeyi söylüyorum, diyerek kadını teskin etmeye çalışırken, bir grup insan girer içeriye?

İçlerinden biri ziyarete geliş sebebini şöyle anlatır:

                Biz bir gemideydik, çıkan fırtınada gemimiz delinip su almaya başladı. Çoluk çocuk feryat edip ağladık. Bu sırada biri, ?sadaka va´d edin, selavât okuyun? dendi. Biz de, ?Kurtulsak malımızın yarısını sadaka olarak vereceğiz? diye va´d ettik ve salavât okumaya başladık. Selavât-ı şerîfe biterken, havadan uçup gelen bir un çuvalı gördük. Gelip geminin deliğine tıkandı, böylece sağ-sâlim sâhile ulaşmaya muvaffak olduk. Şimdi, va´d ettiğimiz sadakayı vereceğimiz fakiri arıyoruz. Lütfen bize münâsip birini gösterin de malımızın yarısını verelim ona.

Hz Süleyman (a.s.) kadını gösterip;

                - İşte der, sizin geminizin açılan yerini sırtındaki un çuvalıyla kapayıp sizi batmaktan kurtaran fakir. Vereceğiniz sadakanın tam yeridir. Hem de yiyecek için kullandığı un çuvalının bedelini ödemiş olursunuz.

                ? Böylece, yolcuların hepsinin de mallarının yarısını alan fakir kadıncağız, günün en zenginlerinden biri olur. Ancak kadın, utancından Hz. Süleyman´ın yüzüne bir türlü bakamazda der ki:

                - Ey Allâh´ın Resûlü, senin dediğin doğruymuş. Keşke ben de baştan senin gibi düşünsem ve Allâh hikmetsiz iş yapmaz, bunda da bir hikmet vardır.? deyip sabretseydim der, böyle utanılacak duruma düşmeseydim?

                Sadaka Vermek...

                Yedi şey sadakayı ziyâdeleştirir. Yani sadakanın sevabını artırır ve kişinin mertebesini yükseltir:

                1- Sadakayı helâl maldan vermek. Allâhü Teâlâ; ?Kazandığımızın temizinden infak ediniz.? buyuruyor.

                2- Malın çoğalmasını beklemeyip az maldan da sadaka vermek, hatta az maldan verilen sadakanın fazîleti, çok maldan verilenden daha yüksektir.

                3- Sadakayı tehir etmemek. Zirâ geciktirilmesinde ya malın elden çıkması veya başka bir mâni endişesi vardır.

4- Sadakayı malın iyisinden vermek. Malın âdî ve aşağısından vermek cimrilik alâmetidir.

5- Riyâdan, gösterişten sakınmak için sadakayı gizlece vermek.

6- Verilen sadakayı başa kakmamak. Başa kakmak, sadakanın sevâbını yok eder.

7- Sadaka verdiği fakîre ezâ etmemek. Zirâ ezâ haramdır, günâhtır. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki; ?Fakîrin başına kakmak ve ona ezâ etmekle sadakanızı iptal etmeyiniz. (2. Bakara, 264. Âyet)

Gizli Verilmesi Daha Faziletli Olan Sadaka...

Nâfile sadakanın gizli verilmesi daha faziletlidir;

İlki gizlemek gösteriş ve başkalarına duyurmak uzak durun.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ?Allâh ne işittiren (süm´acı)´dan, ne gösteriş yapan (mürâî) den, ne de minnetçiden (başakakandan) bir şey kabul etmez.? buyurmuştur. Sadakasını söylemeye ve elâlem ortasında vermeğe kalkanda riyâ süm´a (gösteriş ve işittirme) peşinde dolaşır, susup gizlemek ise bundan kurtarır.

İkinci olarak, gizlediği zaman insanlar arasında şöhret, medih ve ta´zîm bulunmaz ki bu da nefse zor gelir ve sevabı da çok olur.

Üçüncü olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.); ?Kul gizlice bir amel işler, Allâh da onun gizlice verildiğini yazar, sonra bu ameli açıktan yaparsa gizliden alıp, âşikara yazar. Sonra lakırdısını ederse gizli ve âşikârdan alır riyâ yazar.?

?Kıyâmet gününde kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı o günde Allâhü Teâlâ yedi kişiyi arşın gölgesinde gölgelendirir. Bunlardan birisi de bir sadaka verip sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyen kişidir.? ve ?GİZLİ SADAKA RABB´İN GADABINI SÖNDÜRÜR.? buyurmuştur!

Dördüncü olarak, sadakayı açıkca vermekte onu alan kimseye birtakım zararlar vardır. Açıkça vermekte fakîrin haysiyetine dokunmak fakîrliğini ilân etmek ?ONLAR İFFETLERİNDEN İSTEYEMEZLER.´ Âyetinde medhedilen iffet hâlinden çıkarıp ve ahlâkını bozmak vardır. Halk, fakirin sadaka almasını muhtaç değilken aldı diyerek kötüler ve gıybete düşer. Veren el alan elden hayırlı olması itibâriyle sadakayı açıktan vermekte fakiri küçük görme mânâsı vardır. Hâlbuki Mü´mini zelil kılmak, caiz değildir.

                Sadaka hediye yerindedir. Bir hadîs-i şerîfte ?HER KİME BİR HEDİYE TAKDİM OLUNUR DA YANINDA BİR TOPLULUK BULUNURSA ONLAR O HEDİYEDE ONA ORTAKTIRLAR.? buyurulmuştur.

Binâenaleyh (Bundan ötürü, bunun üzerine, bundan dolayı.) açıktan sadaka verildiği zaman fakirin yanında hazır bulunanlara ondan bir şey vermezse, açıkça verdiğinden dolayı uygunsuz bir hâle düşmüş olur ki, buna sebep olmak da uygun değildir!

                Açıktan Verilen Sadaka?

                Bir kimse halkın da kendisine uyup sadaka vereceklerini ve böylece fakirlerin menfaatlanacağını bilirse sadakasını açıktan vermesi gizli vermesinden daha faziletlidir. Nitekim Resûlullâh (s.a.v.) buyurmuştur ki; ?GİZLİ ÂŞİKÂREDEN DAHA FAZÎLETLİDİR, KENDİSİNE UYULAN KİMSENİN ÂŞİKARE (ameli) DAHA FAZÎLETLİDİR.?

                Hakîm Tirmizî demiştir ki: ?İnsan halktan gizleyerek bir amel işler ve nefsinde onu halkın görmesini arzu ettiği halde bu arzuyu defederse bunun bu gizli ameli âşikar olandan yetmiş kat fazla katlanır.?

                Farz olan zekâtın açıktan verilmesinin daha faziletli olması:

                Birinci olarak, ?Onların mallarından bir sadaka al?? (9. Tevbe Sûresi, 103. Meâlinden âyetle emredilmiştir.

                İkinci olarak zekâtın, gizlice verilmesinde kendine ?zekât vermiyor diye- töhmet ve herkesi sû-i zanna düşürmek tehlikesi vardır. Açıktan vermek bunu defedeceğinden daha fazîletli olur.

Nitekim Resûlullâh (s.a.v.) farz namazlarından başka namazların ekserîsini hâne-i saâdetinde (evlerinde) kılardı.

                Üçüncü olarak zekâtı açıktan vermekte Allâh´ın emrine koşmak vardır.

                Hâsılı farzlarda açıktan yapmak, nâfilelerde ise gizli yapmak daha iyidir.

                Sadakada Tâkip Edilecek Sıra?

                Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashâbına:

                ?Sadaka verin? buyurunca, bir kişi;

                ?Bende bir dînar var.? dedi.

Efendimiz (s.a.v.);

                ?Onu kendine harca.? buyurdular.

Adam;

                ?Bende bir daha var.? dedi.

Efendimiz  (s.a.v.);

                ?Onu hanımına ver.? buyurdular.

Adam;

                ? Bende bir daha var.?

Efendimiz  (s.a.v.);

                ? Onu çocuğuna ver.? buyurdular.

Adam;

                ? Bende bir daha var.? dedi.

Efendimiz (s.a.v.);

                ?Onu hizmetçine ver.? buyurdular.

Adam;

                ?Bende bir daha var.? dedi.

Efendimiz  (s.a.v.);

                ? Onu vereceğin yeri sen daha iyi bilirsin.? buyurdular.

                Bu Hadîs-i Şerîf kişinin âilesine yaptığı harcamanın sadaka olduğunu ve bu harcamada tâkip edilecek sırayı bildirmektedir.

                Bu sıra aynı zamanda SADAKANIN FAZİLETİNİN de sırasıdır?




Anahtar Kelimeler: SADAKA RİYE
  • Salı 22 ° / 2 ° Güneşli
  • Çarşamba 22 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 16 ° / 7 ° Parçalı bulutlu