• Perşembe 13 ° / 2 ° Bulutlu
  • Cuma 8 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cumartesi 8 ° / 3 ° Bulutlu

Balıkesir

20.02.2020

  • İMSAK 06:26
  • GÜNEŞ 07:49
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:27
  • AKŞAM 18:56
  • YATSI 20:14

TÜM FELAKET VE KÖTÜLÜKLERİN GERİSİNDE YALAN, YALANA HİZMET VARDIR?

İnsanların başına gelen tüm felaket ve kötülüklerin gerisinde ?YALAN VE YALANA HİZMET? vardır!..

İnsanların başına gelen tüm felaket ve kötülüklerin gerisinde ?YALAN VE YALANA HİZMET? vardır!..

                Yalan; İnsanın ayıbı rezilliği, iğrençliğidir. Çünkü her kötülüğün kılıfıdır. Hz. Muhammed Efendimizin (s,a.v.) en tiksindiği şey YALANDIR; ?Doğruluk sükûnet, yalan ise şüphedir!.. Şüphe vereni terk et!..?. Şüphe ise, diken üstünde yaşamaktır!.. Bu sebeplerle, kesinlikle anlaşılmıştır ki yalan, hedefe atıldıktan sonra geriye fırlayıp sahibini vuran kötü bir silâhtır!.. Üzüntü sorunlarımız bile mutluluğun kendimize ve başkalarına karşı gösterdiğimiz doğruluğa bağlılığa dayandığını çözümlemiştir!.. Yalan, bundan dolayı bir hastalıktır, bir zaaftır, gerçeği ve hakkı çalan bir hırsızlıktır.

                Elbette yalancının şerefi değil, iğrençliği, rezilliği, her yerde saygınlığını yitirmesi kredisinin kesilmesi? olacaktır. Akıllı insan, yalan söylerken, kendinden utanır. Çünkü kendine karşı suç işlemiş olur; tanığı da kendisi olduğu için hiç utanmaz, mutlu anlarında anar, mutluluğunu üzüntüye, ezikliğe çevirir. İşte Allah´ın yalan hakkındaki hükümleri bundan dolayı çok şiddetlidir: (22. Hac Sûresi, 30. Âyet ) ?Yalan sözden sakının!..? (51. Zâriyât Sûresi, 10-11. Âyetler): ?Kahrolsun o yalancılar! Onlar, bir cahillik içinde bulunan gafillerdir!..?. (16. Nahl Sûresi, 116. Âyet) Allah´a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar!..?. (20. Tâhâ Sûresi, 61. Âyet) ?Yalan uyduran gerçekten ziyana uğramıştır!..?. (40. Mumin Sûresi, 28. Âyet): ?Allah, haddi aşan bir yalancıyı hidâyete erdirmez!..?. (29. Ankebût Sûresi, 3. Âyet: ?Allah, özüyle sözü bir olanı ve yalancıyı mutlaka ortaya çıkacaktır!..?

Montaigne, ?Yalancının ağırlığını ve korkunçluğunu bilsek, onu öteki suçlar kadar öfke ile kovalarız..? der. Fe´ne´lon, yalancıyı lânetler: ?Yalan söyleye bilen bir kimse, insan sayılmaya layık değildir!..?. Bernard Russell daha da öfkelidir yalana: ?Yalanlara inanmaktansa dünyanın batmasını isterim!..?.

                İnsanların başına gelen tüm felaket ve kötülüklerin gerisinde ?Yalan ve yalana hizmet? vardır!.. Yalan öyle bulaşıcıdır ki, azı çoğu olmaz, bir söyleyen bir daha söyler; tüm kötülerin silâhıdır. İnsan da duygularla düşünenlerin sınırları olmadığından, sonsuzu kadar uzanabildiklerinden hep aşağılıklarla en yükselirler arasında aralarında boğuşup durmaktadır. İşte bu sapkınlığı ile en uygun olarak küçük çıkarları uğruna en büyük doğruları kaybetmektedir!..

                Hz. Muhammed´in (s.a.v.) hadislerini toplayan ?KÛTÜB-Ü SİTTE´nin yazarları, râvilerden bazılarının ?Dürüstlükle bağdaşmayan en ufak hareketlerini,? -örneğin, yakalamak için deveye ot uzatıp vermeyenleri bile- görünce, onlara sormaktan bile vazgeçmişlerdir?

                Tevfik Fikret, doğruluğu sık sık boşuna övmemiştir:

                ?Güzel düşün, iyi duy; yanılma, aldanma;

                Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma??

                Herkes, VEFA´nın âşığıdır; vefa ancak doğrulardadır. Doğruluğu ilke edinmemiş aileler de ve toplumlarda, tüm felaketler onları bekler. Ne güven, adalet, ne yükselme, üretim fazlalığı ve zenginlik, ne de mutluluk olmaz.

George Herbert, bu tehlikeyi haykırıyor: ?Bana bir yalancı göster, sana bir hırsız göstereyim!..?. Tüm olumlu işlerin dayandığı doğruluktur.

Özellikle Kur´ân, insanları hep özü ve sözü ile doğru olmağa çağıran âyetlerle doludur; Öbür dünya da pek ağır cezaların ve en güzel nimetlerin yoksun olmanın, yalancıları beklediğini bildirirler: (22. Hac Sûresi, 30. Âyet): ?Yalan sözden kaçının!..?. (16. Nahl Sûresi, 105. Âyet): ?Yalan söyleyenler, ?İFTİRA ATANLAR´ ancak Allah´ın Âyetlerine inanmayanlardır; İşte onlar, yalancıların ta kendileridir!..

                Bırakalım şimdilik öbür dünyayı, bu dünyada bile doğru olmayan ne maddi nede manevi mutluluğa sürekli bir biçimde kavuşamaz, bunlar doğru olanların doğal haklarıdır.

Çünkü başkasının hakkına saldırmayan, ulusunu, ülkesini seven ve kalkınmasını isteyen, düzeni bozmayan, ölçü ve tartısını noksan yapmayan. Hak ölçüsünde pahalı satmayan, vergisini kaçırmayan, rüşvet yemeyen, ibadetini bile doğruluğunda arayan iyi niyetli olan insanlar.

Doğruluğun akıllılık olduğunu kavrayan, zenginliği başkasının malına göz dikmekte değil, çalışmakta bulunan, çalışırken işin ve işçinin hakkını veren, helâl ile haramı ayırt eden ancak ve ancak doğru insanlardır?

                Bu hak dostları bilirler ki, doğru olan bir şey hiçbir zaman gecikmeyecektir; Gerçeğe yardım ettikçe, bilirler ki kendilerine de yardım gecikmeyecektir. Namuslu adamı ?kandırmak kolaydır. Çünkü toplum içinde asıl olan iyi niyettir; kendini bilmek güç, fakat kendini yalanlarla aldatmak kolaydır ve yalancı sonunda başta kendini aldatmış olur;

                Gerçek zamandan de değerlidir; kişi ve toplum mutluluğu hep doğruluktadır?

                Gerçek ve doğruluk, evrenseldir!..