Açılım!...
Açılım!...
Tarih: 12.7.2013 17:30:13
Hedef (GÜNDEM)
 
 OSMANLI "AÇILIM" YAPTIĞI HER YERİ KAYBETTİ! 

(Girit yerine Güneydoğu adını koyun ve bu süreci yeniden değerlendirin size ne kadar tanıdık gelecek)

YIL: 1909

İttihat ve Terakki mensubu Edirne mebusu Haşim Bey, ağustos ayında Girit’te Rumlar tarafından hunharca öldürülen Osman Efendi (Koraşaki) ile Hüseyin Ağa (Subaşaki) adlı iki Türkün naaşlarını kartpostal yaptırıp devlet erkânına gönderdi.

Mesajı açıktı: Girit elden gidiyor!

Osmanlı Devleti ise, dört büyük ülkeye güvenip, açılım yaparak sorunu çözeceğini umuyordu. Oysa Girit’te daha önce kaç kez açılım yapmıştı…

Kafanız fazla karışmasın; en iyisi olayları baştan yazalım…

Osmanlı ordusu Akdeniz’in en büyük adalarından olan Girit’i 1645-1669 yılları arasında Venediklilerden aldı.

Adanın Müslümanlaştırılması konusunda farklı bir metot uyguladı: Balkanlarda “şenlendirme” adıyla yaptığı zorunlu iskânı bu kez adada uygulamadı. Fakat zorunlu olmasa da Girit, Türk göçü aldı. Bu arada Osmanlı, Kapıkulu askerinin evlenme yasağını kaldırdı. Bunlar Rum kızlarıyla evlendi. Bazı Rumların da din değiştirmesiyle Girit nüfusunda Müslüman sayısı kısa sürede çoğaldı.

Anımsatmalıyım: İhtida eden Rumların bir bölümü, 823-963 yılları arasında adaya egemen olan Müslüman Araplar idi. Bizans’ın zoruyla Hıristiyan olmuşlardı. Bu gerçeği saklamayanlardan biri de, Giritli ünlü yazar Nikos Kazancakis (1883-1957) idi. El Greco’ya Mektuplar eserinde Arap soyundan (Abadyotlardan) geldiğini iftiharla yazdı. Dünyaca ünlü ressam El Greco da (1541-1614) Giritliydi. Neyse…

1700’lü yıllarda ada nüfusunda Rumlar ve Türkler hemen hemen eşitti. Adanın dili Rumca, Arapça, Türkçe karışımı olan, yerel halkın Giritçe dediği dildi. Bu dil Rumca’ya yakındı. Bunun sebebi, Osmanlı idaresinin Türkçe’ye gerekli özeni göstermemesiydi. İlginçtir; Girit’te Türk dilinin unutulmamasını sağlayan Horasan kökenli Bektaşi tekke ve zaviyeleriydi.

Türk ve Rumlar arasında yıllar içinde akrabalık sayısı arttı. Et ve tırnak gibi oldular. Ancak ne zaman Osmanlı ekonomisinde duraklama ve gerileme dönemi başladı; Girit’te isyanlar patlak verdi. Bunda, Ortodoksların hamiliğine soyunan Rusya’nın payı büyüktü. 1768’de Çariçe Katerina’nın kışkırtmasıyla, ticari filoya sahip zengin tüccar Yanis Daskoloyanis önderliğinde Rumlar (Sfakyalılar) ayaklandı.

Osmanlı isyanı bastırdı; Daskoloyanis ve arkadaşları idam edildi ama 100 yıldır et ve tırnak gibi yaşayan Rumlar ve Türkler arasında güven kaybı başladı. 

Ne yazık ki, yaşanılacak sonraki tarihsel süreç adanın bu iki halkını birbirine düşman edecekti.

Bunun içsel olduğu gibi dışsal nedenleri de vardı. Öncelikle, siyasi, sosyal ve ekonomisi altüst olan Avrupa yeniden kuruluyor; yeni ittifaklar oluşturuluyordu.

Bu nedenle 1821’de Mora Yarımadasında başlayıp Girit’e sıçrayan isyan Avrupa’dan çok destek buldu. Bu desteğin siyasi yanı gibi kültürel yanı da vardı; Rönesans’la birlikte Batıda antik Yunan hayranlığı başlamıştı.

Rumların camilere, tekkelere, çiftliklere, vakıflara saldırmasını; Türk köylülerini öldürmesini Avrupa seyretti. Kılı kıpırdamadı. Can güvenlikleri kalmayan köylerdeki Müslümanlar şehirlere göç etti. Ancak Rumlar şiddeti her geçen gün artırdı. Osmanlı, Mısırdaki Kavalalı Mehmet Ali Paşadan yardım alarak ayaklanmayı ancak 4 yılda bastırabildi. Cephe savaşları için eğitilen askerler küçük çetecilerle başa çıkmakta zorlanmıştı.

İsyanın bastırılması ve Osmanlının Doğu Akdeniz’e tekrar hâkim olma ihtimali, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın hoşuna gitmedi. Bu üç devlet Osmanlıdan Yunanlılara, Sırbistan ve Romanya’da olduğu gibi prenslik vermesini istedi. Avrupa’da da büyük bir kamuoyu baskısı vardı. Şair Lord Byron, ressam Delacroix, yazar Victor Hugo vs. gibi aydınlar eserlerinde Yunan isyanına destek çıktı.

Kuşkusuz mesele sanatçılarla çözülmedi; İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları Mora’daki Navarin Limanındaki 57 Türk gemisini batırıp sekiz bin Mehmetçiki şehit ettiler.

Avrupa Konseyi: Osmanlı şaşkındı; ne yapacağını bilemedi. Çünkü Yeniçeri Ocağını daha yeni tasfiye edip, Asakir-i Mansure-i Muhammediye teşkilatını kurmuştu. Savaşacak askeri gücü yoktu. Sonuçta Osmanlı, Yunanistan’ın bağımsızlık talebinden vazgeçmesi ve kendisine her yıl belli miktarda vergi vermesi karşılığında, Mora Yarımadasında Yunan Prensliği kurulmasını kabul etti.

Aradan çok geçmedi. Rusya da Osmanlıya iki yandan saldırdı. Erzurum’u, Edirne’yi aldı. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın ilerleyişinden memnun olmadı. Taraflar bir masa etrafında buluştu. Buradan ne karar çıktı dersiniz; Yunanistan’ın bağımsızlığı!

Enosis (birleşme) için ilk adım atılmış oldu…

Girit Rumları fırsatı kaçırmadı; Yunanistan’la birleşmek için hemen ayaklandılar. İsyan bu kez çabuk bastırıldı. Rumlar Avrupa’dan da gerekli desteği bulamadı. Çünkü emperyal devletler, hasta adam Osmanlıyı nasıl paylaşacakları konusunda henüz hemfikir değillerdi.

Öyle ki, Osmanlı; İngiliz ve Fransızların Avrupa Konseyi’ne alınma sözüyle Rusya’ya savaş açtı. Ruslar da sıcak denizlere inme hülyasından hiç kopmadı. Giritli Rumların umudu da Rusların bu hülyasıydı… Her fırsatta ayaklandılar ve her isyanda bir siyasi hak elde ettiler. Nasıl mı? Açılımın birinci aşaması: Genel af çıkarıldı.

RUSLAR dindaşları Yunanlıları, İngilizlere kaptırmamak için, Çar II. Aleksander’ın yeğeni Grand Düşes Olga’yı Yunan Kralı Georgios ile evlendirdi. Bu düğünde bir dedikodu çıktı; Ruslar çeyiz olarak Girit’i Yunanlılara verecekti! Dedikoduya o kadar inanıldı ki, Girit’in fanatik milliyetçi dağlıları Sfakyalılar, Mihail Korakas önderliğinde ayaklandılar. 16 Ağustos 1866da Selino kazasındaki Müslümanları kadın çocuk demeden öldürdüler. Osmanlı ordusu çetecilerin peşine düştü. Tam isyanı bastıracakken devreye İngiltere ve Fransa girdi.

Teklifleri şuydu: Girit Yunanlılara verilemezdi ancak Osmanlı da Girit Açılımı yapmalıydı.

Nasıl olacaktı bu açılım?

1. İlk şart, askeri harekât hemen durdurulmalıydı.

2. Ayrıca silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı.

Tanıdık geliyor mu? Devam edelim:

3. Girit yoksuldu; ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı.

4. İdari reformlar da yapılmalıydı; Padişahın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı olmalıydı.

5. Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu kaldırılmalıydı.

Osmanlı açılımı kabul etti. Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü. Müslümanlar, “Bu açılım ne kadar güzelmiş,” demeye başladı.

Açılımın ikinci aşaması: Jandarma yeniden düzenlendi. Osmanlı’nın 1878de Ruslara yenilmesi Girit’te yeni bir ayaklanmaya neden oldu. Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular.

Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Onların bastırmalarıyla, diğer Osmanlı vilayetlerinden farklı, Girit’e özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı.

25 Ekim 1878deki bu Halepa Sözleşmesi/Açılımı şöyle olacaktı:

1. Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı.

2. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı.

3. Hıristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı.

4. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti.

5. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti.

Osmanlı bu açılıma da “Evet” dedi. “Yeter ki kardeş kanı dursun,” diyordu. Fotyadi Paşa, Sava Paşa, Kostaki Anthopulos Paşa, Nikolaki Sartinski Paşa gibi isimleri sırasıyla Girit’e vali atadı. Diyeceksiniz Artık bu açılım adaya sükûnet getirmiştir! Hayır… Açılımın üçüncü aşaması: Avrupa’ya müdahale hakkı 1885-1888de Girit iki ayaklanmaya daha sahne oldu. Fakat, en büyük isyan 1896da oldu. Artık taraflardan biri asker değildi; Ağride, Kaliveste, Resmoda, Hanyada vd. 250 yıldır birlikte yaşayan komşular birbirine silah sıkmaya başladı. Girit yanıyordu. Tabii yine beklenen oldu; İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya olaylara müdahale etti. Asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e gönderdiler.

Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar.

1. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı.

2. Bu Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batıdan silah ve asker yardımı isteyebilecekti.

3. Hemen genel af ilan edilecekti.

4. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı.

5. Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı.

Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. Başkent İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Ancak 25 Ağustos 1896 Nizamname / açılımı Girit’ten kopuşu hızlandırdı.

Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile gezip, kimseden korkmadan Türkleri öldürmeye başladı. Bu cinayetler sonucu, Amcaoğlu Hüseyin, Bedeloğlu Mehmet, Bunacuoğlu Selim Ağanın çoban oğlu, Yanatoğlu Halim, Salih Kaziyatoğlu, Güldanoğlu Hüseyin, Muradoğlu Hasan, Osman Korethaki gibi yüzlerce Türk öldürüldü. Resmolu Hüseyin Subaşaki gibi Türkler şehit edildikten sonra, hıncını alamayan asiler tarafından kafatası bıçak ve sopalarla delik deşik edildi. Türkler korunaksızdı.

Girit’in Hıristiyan valisi, kasten Osmanlıdan asker yardımı istemiyordu; Türklerin Girit’ten gitmesini istiyordu. Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Tek tek öldürmeler kısa zamanda toplu katliamlara neden oldu. Elida, Ahladina, Nisiya, Balyovici, Sika, Lisinsi, Mulina, İskalavos, Handra, Akriba, Lamnon, Ziru gibi Türk köyleri yakılıp yıkıldı; Müslüman ahalisi öldürüldü. Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık.

Hanya ve Resmo’da altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu. Giritli Müslümanlar, açılım gereği Osmanlının Girit’e asker çıkaramayacağını anlayınca, İran Şahı Muzafferiddin Handan yardım istedi! Sadece Girit’te değil Yanya’daki feryatlara Avrupalının kulağı kapalıydı.

Sonunda Osmanlı, 18 Nisan 1897de Yunanistan’a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan etti. Türk ordusu Atina’ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay’ın isteği ve İngiltere’nin baskısıyla II. Abdülhamid Türk ordusunu durdurdu. Yapılan barış görüşmelerinde galip Osmanlı, bırakın bir avuç toprak almayı, savaş tazminatını bile alamadı. Aksine Girit’teki nüfuzunu kaybetti…

Açılımın dördüncü aşaması: Girit Özerk / Otonom ilan edildi.

Diyeceksiniz ki, Osmanlı ordusu, Yunanlıları yenince Girit’teki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer! En acıklısı Girit’te yaşandı. Türkler, Rumları kesecek iddiasıyla Avrupa devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya) adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı! O halde Girit’te Türk askerine gerek var mıydı? Diyorlardı ki, Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı!

Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor…

1. Avrupa’nın bu kandırmasıyla Türk askeri 1898de Girit’ten çekildi.

2. Ada özerk ilan edildi.

3. Giriti’n kaderi, Avrupalılara bırakıldı. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini güvence altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit’e böylece barış gelecekti. Harika!

4. Tabii bu arada bir şart daha ileri sürüldü: Girit valisini seçme hakkı Osmanlı padişahına bırakıldı. Ancak istisnai bir durum vardı; büyük devletlerin o valiyi onaylaması gerekiyordu. Yoksa kendileri atama yapacaklardı. Ne oldu dersiniz; Osmanlının karşı koymasına rağmen Prens Otto Girit Valisi yapıldı.

Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi.

Rumlar hemen adaya Yunan bayrağı çekti. Hani barış gelecekti; beyaz güvercinler uçacaktı adanın üzerinde? Osmanlı büyük bir diplomasi başarısıyla (!) bayrağı indirtti. Karşılık olarak, Avrupa ülkelerinin ve Yunanistan’ın tepkisini çekmemek için, İstanbul’da sahnelenen Girit adlı tiyatro oyununu sansürledi. Şaka gibi…

Ve sonuç: Toprak Kaybı

OSMANLI, Avrupalı dört devletin oyalayıcı sözlerine, teminatlarına ve “açılım masallar”na hep inandı. Bunun karşılığında Girit’i kaybetti.

Bu da şöyle oldu: 1910’da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı.

Anadolu’nun birçok yerinde mitingler yapıldı; Türkler, Girit’te savaşmak için gönüllü asker olma müracaatında bulundu; Yunan malları boykot edildi, gemileri Osmanlı limanlarına sokulmadı; Osmanlı konuyu Lahey Hakem Mahkemesine götürmek istedi vs. vs. Bunların pek yaptırımı olmadı. Girit onca açılıma rağmen 1913’te Osmanlının elinden kuş olup uçtu, gitti!

Giden toprağın yüzölçümü 8.336 kilo metre kare idi.


                                                  Prof. Dr. METE GÜLMEN

Silah bırakacak denilen PKK Van`da uzun namlulu silahlarla cenaze töreni yapıyor. Açılım geldiği son nokta TSK silahsız, Van silahlı PKK`lıların denetimi altında!

Kaynak : http://www.21yyte.org/fikir-tanki/576/vanda-pkklilar-ellerinde-kalesnikof-ile-cenaze-toreni-yapiyorlar
 
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Cumhuriyete sahip çıkmak (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
Dünya lideri olmak... (03 Eylül 2019 - Salı)
"HADİ LEN" (29 Ağustos 2019 - Perşembe)
Tetikçi Prof. Dr. Cemil Koçak kimdir? (03 Ağustos 2019 - Cumartesi)
“YIRTIN O DİPLOMALARI” (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
KARGA BOKU (21 Temmuz 2019 - Pazar)
Entelektüel olmak (11 Temmuz 2019 - Perşembe)
Erdoğan yargıdan kaçtı (10 Mayıs 2019 - Cuma)
Güzelliği algılayabiliyor muyuz? (04 Nisan 2019 - Perşembe)
Fransız Kimyacı Lavoisier (08 Mart 2019 - Cuma)
Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz (03 Mart 2019 - Pazar)
Cengiz TOPEL... (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Gündeme dair fıkra gibi (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Zülfü Livaneli´den doğru bir tespit. (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
İzmir´in Dağlarında Çiçekler Açar (07 Aralık 2018 - Cuma)
OSMANLICILIK OYNAYANLAR,BU YAZIYI OKURLAR MI? (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
ZEYTİN SİNEĞİ İLE BİYOLOJİK MÜCADELE: (29 Kasım 2018 - Perşembe)
Öğretmenler gününüz kutlu olsun (25 Kasım 2018 - Pazar)
DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
SAVARONA (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
Para Pul Olunca ... (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Bandırma´nın Martıları (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Başkent (26 Ekim 2018 - Cuma)
ANDIMIZIN YAZARI (23 Ekim 2018 - Salı)
Cumhuriyet kadını (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
İŞTE O SAPIKLAR (08 Ekim 2018 - Pazartesi)
UZAYA DOĞRU GİDERKEN (30 Eylül 2018 - Pazar)
Yalnız bir adam.... (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kuran´ı Kerim ile aramız açıldı. (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bilmediğimiz kahramanlardan biri. (26 Ağustos 2018 - Pazar)
KARINI SEVİYORUM ARAMIZDAN ÇEKİL !.. (25 Ağustos 2018 - Cumartesi)
TARİKATLARIN TÜRK DÜŞMANLIĞI (29 Temmuz 2018 - Pazar)
GELDİ BOR´UN PAZARI - 1 (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Ey İnsan (06 Temmuz 2018 - Cuma)
HEKİMLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI (12 Nisan 2018 - Perşembe)
DEĞERLİ ARKADAŞLARIM, (09 Nisan 2018 - Pazartesi)
ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ... (16 Şubat 2018 - Cuma)
İcra İflas Kanunu Madde 82/4 (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
Cehalet psikolojisi (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
O´nun Hiçbir Zorunluluğu Yoktu… (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Güne dair seçmeler (05 Aralık 2017 - Salı)
Tarihten Özel Bir Anı !.. (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
TEOG GİDİYOR, YERİNE NE GELİYOR? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Merve Kavakçı Büyükelçi oldu. (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Bir Öğretmenin Ağlatan Hatası (04 Haziran 2017 - Pazar)
KOMPLO TEORİLERİ (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kumpas timi sinyal verdi (01 Haziran 2017 - Perşembe)
KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Vatan sağolsun (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Çanakkale´nin gayrimüslim şehitleri (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
Japon Gelenekleri (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Değerini anlayan bilir.. (15 Ocak 2017 - Pazar)
"Suikastçıyı tanıyorum" (23 Aralık 2016 - Cuma)
Rus casuslarının peşindeki iksir: Kefir (15 Aralık 2016 - Perşembe)
BÜYÜK GURUR (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
KORKUYORUM!....( I ) (08 Kasım 2016 - Salı)
Daha çok hatırlamak (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
ÇARE (02 Ekim 2016 - Pazar)
30 Ağustos Zafer Bayramı (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
Yaralı Kuş (02 Ağustos 2016 - Salı)
ALDATAN PUT (31 Temmuz 2016 - Pazar)
Ahlaksızlara kapak olsun (02 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Kim bu adam? (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
"27 Mayıs darbeyse, 4 Mayıs ne?"... (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
VE TANRI KADINI YARATTI... (22 Nisan 2016 - Cuma)
İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ GÜN... (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
Bilmemek ayıp değil (13 Mart 2016 - Pazar)
resimdeki kadını hatırladınız mı? (07 Mart 2016 - Pazartesi)
“Tatlıya Bağlayalım“ (21 Şubat 2016 - Pazar)
Gökçe Fırat´tan tarihi hatırlatma (05 Şubat 2016 - Cuma)
OSMANLININ 444 YIL SÜREN AŞAĞILIK YAŞAMI (04 Şubat 2016 - Perşembe)
İRANLI BİR GAZETECİNİN UYARILARI. (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
Cebinizdeki 50 tl (12 Ocak 2016 - Salı)
Ve insan (30 Aralık 2015 - Çarşamba)
KAZI BAĞIRTMADAN YOLMAK (29 Aralık 2015 - Salı)
Elebaşı Seyit Rıza (17 Kasım 2015 - Salı)
*PARİS´TE BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ* (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
SAHTE ALKOL VE İÇKİ ZEHİRLENMELERİ (04 Kasım 2015 - Çarşamba)
REŞİT GALİP (24 Ekim 2015 - Cumartesi)
*BAŞKA ÇÖZÜM YOK* (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜN BELİ KIRILDI MI? (08 Ekim 2015 - Perşembe)
OKUMAYA DEĞER ...Paradigma.. (06 Ekim 2015 - Salı)
*NEREYE* (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
İhanet ettiler (02 Ekim 2015 - Cuma)
Milletim Uyan! (01 Ekim 2015 - Perşembe)
SUSKUNUM (27 Eylül 2015 - Pazar)
Tükendim (26 Eylül 2015 - Cumartesi)
YENİ DİNİ MERKEZ (20 Eylül 2015 - Pazar)
BİLİYOR MUSUNUZ? (18 Eylül 2015 - Cuma)
Herşey vatan için (11 Eylül 2015 - Cuma)
BUNU MU İSTİYORSUNUZ? (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
BAGFAŞ (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Hikâyenin adı 600 Milyar Dolar (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Dayamışsın sırtını Devlete… (28 Ağustos 2015 - Cuma)
TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI (25 Ağustos 2015 - Salı)
65 TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI… (22 Ağustos 2015 - Cumartesi)
KAÇAN DELİLER! (15 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Neden boğularak ölünür (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
İNSAN SUDA NEDEN BOĞULUR.. (04 Ağustos 2015 - Salı)
Evet Kürt kardeş!... (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Ay Vurunca Yüzüme (19 Temmuz 2015 - Pazar)
ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER? (Alıntı) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Onkolog kanser olursa (11 Temmuz 2015 - Cumartesi)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (10 Temmuz 2015 - Cuma)
*BİLİNEN TARİHİN BİLİNMEYEN YANLARI* (08 Temmuz 2015 - Çarşamba)
İsim koyarken aklınızda bulunsun (07 Temmuz 2015 - Salı)
Malatyalı Şeker imam (05 Temmuz 2015 - Pazar)
Barış Manço (05 Temmuz 2015 - Pazar)
*TÜRKİYE´Yİ ATEŞE ATMAK…* (30 Haziran 2015 - Salı)
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR (30 Haziran 2015 - Salı)
Çayın Faydaları Nelerdir? (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
BALKAN KAHRAMANI ENVER BEY-1 (28 Haziran 2015 - Pazar)
*HAFTANIN İĞNELERİ* (27 Haziran 2015 - Cumartesi)
Bu oyun halen devam ediyor mu? (25 Haziran 2015 - Perşembe)
SEVGİLİ (25 Haziran 2015 - Perşembe)
HAYATA DAİR ÖĞÜTLER (24 Haziran 2015 - Çarşamba)
Vatana Aşklarını Feda Edenler (23 Haziran 2015 - Salı)
*TİMSAH GÖZYAŞLARI…* (21 Haziran 2015 - Pazar)
*YENİ TÜRKİYE´NİN SAVAŞI* (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
YAZIKLAR OLSUN! (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
HAYATLAR... (19 Haziran 2015 - Cuma)
SANA MEKTUP (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
KIZMAK YOK (16 Haziran 2015 - Salı)
Dahi, deli, Albert Einstein (09 Haziran 2015 - Salı)
KIRIM (07 Haziran 2015 - Pazar)
SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK? (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE deVAR MIYDI? (05 Haziran 2015 - Cuma)
Emniyet’ten ziyade TSK’da etkinler (02 Haziran 2015 - Salı)
ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ (30 Mayıs 2015 - Cumartesi)
*ŞEYTAN AMERİKA* (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
" PİL YİYİN! Daha Faydalı!... (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
HAYALLER PARİS, HAYATLAR, MUŞ... (19 Nisan 2015 - Pazar)
YAZ YAZABİLİRSEN ÜSTADIM (09 Nisan 2015 - Perşembe)
HAYALLERİ ÇALAN A.Ş, ORTAKLARI AKP+CEMAAT. (08 Nisan 2015 - Çarşamba)
HER YER KARANLIK, PÜR NUR O MEVKİ. (02 Nisan 2015 - Perşembe)
Varsın gülmesin... (31 Mart 2015 - Salı)
BİZİM ÖLÜMÜZDE VATAN KURTULUR (21 Mart 2015 - Cumartesi)
Nazım Hikmet`in Necip Fazıl`a mektubu: (14 Mart 2015 - Cumartesi)
Ömer Hayyam (13 Mart 2015 - Cuma)
BETER geldi geçti... (09 Mart 2015 - Pazartesi)
ZEYTİNYAĞI (27 Şubat 2015 - Cuma)
BÜYÜK İSKENDER`İN 3 İSTEĞİ (10 Şubat 2015 - Salı)
Yakıştım.. (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İBB Pankartı (26 Aralık 2014 - Cuma)
Sarıkamış... (23 Aralık 2014 - Salı)
Mezar taşı... (11 Aralık 2014 - Perşembe)
Açlık (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Nokta... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
BASIN ARKA KAPIDAN!.. (02 Aralık 2014 - Salı)
BİR PİRİNÇ TANESİ ... ( ! ) (27 Kasım 2014 - Perşembe)
Soyguncu (18 Kasım 2014 - Salı)
Hayvan oğlu hayvan gazi (04 Kasım 2014 - Salı)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
HERKES SEYREDİYOR (07 Ekim 2014 - Salı)
Parasız seyahat (04 Ekim 2014 - Cumartesi)
Kürtaj (02 Ekim 2014 - Perşembe)
Fareler (28 Eylül 2014 - Pazar)
26 Eylül Türk Dil Bayramı (26 Eylül 2014 - Cuma)
Anahtar (15 Eylül 2014 - Pazartesi)
Kadın (07 Eylül 2014 - Pazar)
O.... çocukları (25 Ağustos 2014 - Pazartesi)
BAYRAM TEBRİĞİ ( AZİZ NESİN) (29 Temmuz 2014 - Salı)
Diş Teli Kullananlar Bayramda Neler Yapmalı? (28 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Zeytin öyküsü (26 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Sonsuz Sifa, Kuva-i Milliye Mustafa ile birlikte (23 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Üç adayın ortak noktası...! (21 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Hasan Fahri Polat` tanıyalım: (14 Temmuz 2014 - Pazartesi)
``Ülke bölünüyor`` (13 Temmuz 2014 - Pazar)
Ders (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
Cemaat ve Barzani (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
LAFIN BİTTİĞİ YER.... (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
BİR ŞEHRİN YERLİSİ OLMAYI GÖZE ALMAK (14 Haziran 2014 - Cumartesi)
Kızılbaş (27 Mayıs 2014 - Salı)
*İYİ HAFIZ!* (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
*SOMA’DA KARA ÖLÜM* (20 Mayıs 2014 - Salı)
DEVRİM Mİ? İHTİLAL Mİ..? (18 Mayıs 2014 - Pazar)
Kim Kime? (17 Mayıs 2014 - Cumartesi)
*14.MAYIS.2014 - BASIN BÜLTENİ* (16 Mayıs 2014 - Cuma)
YAZMAK YA DA YAZMAMAK (09 Mayıs 2014 - Cuma)
ATATÜRK`TEN BİR ANI (20 Nisan 2014 - Pazar)
SEÇİM SONUÇLARI (07 Nisan 2014 - Pazartesi)
Eğitim mi önemli cibilliyet mi? (17 Mart 2014 - Pazartesi)
BİZİM HİÇ Mİ SUÇUMUZ YOK? (14 Mart 2014 - Cuma)
ADALETE AĞIT!... (10 Mart 2014 - Pazartesi)
ÇOK YANLIŞLAR YAPTIN SANCAK BEYİ ÇOK (06 Mart 2014 - Perşembe)
GİZLEDİLER.... (21 Şubat 2014 - Cuma)
Malatyalı Orospu Kezban... (15 Şubat 2014 - Cumartesi)
BU KAVGA BİTMELİ (06 Şubat 2014 - Perşembe)
Yerli malı, yurdum malı !... idi (22 Ocak 2014 - Çarşamba)
KİME OY VERMEYECEĞİM? (13 Ocak 2014 - Pazartesi)
Konu: Başbakan ve oğlu... (10 Ocak 2014 - Cuma)
NELER OLUYOR ? (03 Ocak 2014 - Cuma)
EVLADA ÖĞÜT (02 Ocak 2014 - Perşembe)
Yeni yılda Önemli olan bunları yapabilmek (30 Aralık 2013 - Pazartesi)
BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISI (25 Aralık 2013 - Çarşamba)
EMPERYAL SAVAŞ (19 Aralık 2013 - Perşembe)
İffet Anıtı, Akdamar... (10 Aralık 2013 - Salı)
ATATÜRK`TEN ŞEYHE DERS... (10 Aralık 2013 - Salı)
YALAKALIK NEDİR? (04 Aralık 2013 - Çarşamba)
ENGEL BEDENLERDE Mİ - YÜREKLERDE Mİ? (03 Aralık 2013 - Salı)
TAŞLAR YİNE BAĞLANDI MI ACABA? (29 Kasım 2013 - Cuma)
BU BÜROKRATLAR SİZİN BAŞINIZI YİYECEK (27 Kasım 2013 - Çarşamba)
Kahin (21 Kasım 2013 - Perşembe)
Aldanma oğul!... (17 Kasım 2013 - Pazar)
BİTİRİN PİYASALARI DA GÖRÜN GÜNÜNÜZÜ (11 Kasım 2013 - Pazartesi)
BU MİLLET AYAKTA UYUMUYOR (31 Ekim 2013 - Perşembe)
Yaşasın Cumhuriyet (29 Ekim 2013 - Salı)
ZÜLFÜ Livaneli`den dehşet bir yorum! (26 Ekim 2013 - Cumartesi)
BAYRAM BUDUR... (14 Ekim 2013 - Pazartesi)
Günün konusu (04 Ekim 2013 - Cuma)
Gençlere... (02 Ekim 2013 - Çarşamba)
YÜRÜ YA KULUM!... (01 Ekim 2013 - Salı)
BİR KÖYÜN "YOKOLUŞ" ÖYKÜSÜ (30 Eylül 2013 - Pazartesi)
KAYBETTİKLERİMİZ (28 Eylül 2013 - Cumartesi)
İŞTE SON DURUM!.. (10 Eylül 2013 - Salı)
Ne idik !, Ne olduk ?... (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
DOMUZLAR KÖRFEZİ ÇIKARTMASI (28 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Romantik Şeytan (26 Ağustos 2013 - Pazartesi)
Rabia (24 Ağustos 2013 - Cumartesi)
Topal Osman... (22 Ağustos 2013 - Perşembe)
Kızıl elma (21 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Gemi azıya almışlar... (20 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim zamanımızda okul (19 Ağustos 2013 - Pazartesi)
SİZİN DIŞ POLİTİKANIZI SEVSİNLER (15 Ağustos 2013 - Perşembe)
Bayramlar mı eski, yoksa biz mi yaşlandık? (10 Ağustos 2013 - Cumartesi)
YILKILMASIN MI BU KEPAZE DÜZEN !...? (09 Ağustos 2013 - Cuma)
KORKUNUN AYAK İZLERİ (07 Ağustos 2013 - Çarşamba)
İşte haber size… (06 Ağustos 2013 - Salı)
Kimse var mı, orada ?... (06 Ağustos 2013 - Salı)
Korku !... (04 Ağustos 2013 - Pazar)
AHLAKIN SUKUT ETTİĞİ DÜZEN (30 Temmuz 2013 - Salı)
Türk yurdu neresi? (26 Temmuz 2013 - Cuma)
Basın vesayet altında (25 Temmuz 2013 - Perşembe)
BU UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk...) (24 Temmuz 2013 - Çarşamba)
İbretlik Ders (23 Temmuz 2013 - Salı)
POSTALSIZ DARBELERİN MÜSEBBİBİ SENSİN!.. (22 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Tilkinin orucu (21 Temmuz 2013 - Pazar)
Gerçek sevgi.. (20 Temmuz 2013 - Cumartesi)
ANKARA (19 Temmuz 2013 - Cuma)
HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR.. (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
BU "BOP" ÖN KOLTUKTA YENİR.. (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
MASUM ÇOCUK GÖNLÜ (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
BAŞLIK PARASI (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
Sen yine yoksun (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
"MÜBAREK" BİR ADI, "TENEKE" TAŞIR MI? (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Yargılanacaksınız!... (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
AFFEDERİM DEMİŞTİM HATIRLIYORSAN (16 Temmuz 2013 - Salı)
Horoz ve Tilki Hikayesi! (16 Temmuz 2013 - Salı)
Afet (16 Temmuz 2013 - Salı)
Merhaba !... (15 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Şair Solmaz Akça`dan (15 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Dost olmalı (14 Temmuz 2013 - Pazar)
hayat!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
İki ayyaş!... (10 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Bu resimlere iyi bakın (16 Kasım 2011 - Çarşamba)
Ben Ağladım! (28 Ekim 2011 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.7125
EURO
6.3154
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

MEVLANA (R.A)
1922 Bandırma`nın kurtuluşu
1939 Ruslar`ın polonya`yı işgali
2006 Yarın akşam mübarek Beraat Kandili
2006 Havaların Soğumaya başlaması
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler