Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)


AHLAT AĞACI FİLMİMİZİN UNUTULMAZLARI ARASINA GİRECEKTİR

AHLAT AĞACI FİLMİMİZİN UNUTULMAZLARI ARASINA GİRECEKTİR


                Sinema, müzik, şiir, resim, yaşam da yazmaya dahildir. Ama özellikle sinema...

                Sinemada her şey vardır. Müzik de vardır, Fotoğraf da vardır, Yazın da vardır. Duygu, özlem, sevinç, hüzün, korku, cesaret, yaşam da vardır. Tiyatro da... Hani şu ünlü esin perileri de...

                İzlediğiniz bir film sizi bu denli sarsarsa ne yaparsınız?

                Nuri Bilge Ceylan, her zamankinden daha da fazla sarstı beni bu filmiyle... Oturup da bu film üzerine yazmaktan başka bir yol bulamadım. Kış Uykusu, Üç Maymun, Kasaba, İklimler...  Sanki tüm bunların hepsinden de birer kırıntı birleşti ve bu filmi oluşturdu.

                Hepimizden bir kırıntı var bu filmde.

                Nuri Bilge Ceylan´ın daha önce yaptığı tüm filmleri izledim. Kasaba, Mayıs Sıkıntısı, Uzak, İklimler, Bir Zamanlar Anadolu´da, Üç Maymun, en son Kış Uykusu ve Ahlat Ağacı...

                Ahlat Ağacı, üç saat süren,  her anı bir oya gibi işlenmiş, örülmüş bir türkü...

Evet, hüzünlü, acıtan ama bir o kadar da haz veren upuzun, vahşi ve muhteşem bir türkü. Belki bir ağıt da denebilir...

                Nuri Bilge Ceylan´ın hepimize dokunan tüm filmlerinde olduğu gibi. Ama bu film hepsinden de daha dokunaklı.

                Filmde atanamayan bir öğretmen var. Ayrıca yazar olmak istiyor. Yazdığı hazırda bir roman dosyasıyla memleketi Çanakkale´nin Çan ilçesine geri dönüyor. İlkokul Öğretmeni bir baba ( Murat Cemcir)... En çok insanın içine işleyen de o karakter. İzleyin göreceksiniz.

                Film, Çanakkale´de ve aynı ilin Çan ilçesinde çekilmiş. Filmin her anı, tüm konuşmaları bizi bize anlatır gibi... Yaşamımızın tüm gerçeklikleri birer birer gözümüzün önünden geçiyor.

                İşte yine Yaşar Kemal´in o güzel sözüne gelelim. İnsan gerçeğine yaratarak varırsın. Çünkü o yarattığın gerçek, gerçek olandan daha gerçektir...

                Kimdi o? Balzac mıydı yoksa? Hani şu taşranın bunalımını anlatır romanlarında. İşte bu film de taşranın en sahici bunalımı. Yalnızca bununla da açıklanamaz tabi bu filmden çok bir roman sanatı gibi örülmüş filmi.

                Bizim kendi öz bunalımımız. Bunu kırmak için verdiğimiz mücadele. Bu mücadeleden sonra kaybetmemiz. Hep yenilişimiz. Ama yine deneyip yine yenilişimiz. Sonra da hep bir umutla yaşama yeni baştan sarılışımız...

                Bu filmin adı belki Umut da olabilirdi. Yok yok bence de en güzel ismi Ahlat Ağacı...

                Hele ki o kış sahneleri... Kar yağarken lapa lapa... Ağaçlar, rüzgâr, yapraklar...

Ağaçların yapraklarının rüzgârda sallanırken birer birer düşmesi...

                Tıpkı Zülfü Livaneli´nin Mutluluk romanındaki gibi bir genç kızın düşleri. En yakınımızdaki yaşamın bile bize ne kadar uzak oluşu...

                Bir de filmin müziği... Kaç gündür defalarca dinledim. Bu yazıyı yazarken de dinliyorum.

                Ahlat Ağacı, sinema sanatımızın unutulmazları ( Muhsin Bey, Yol, Züğürt Ağa, Eşkıya, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Masumiyet, Takva, Anayurt Oteli, Hakkari´de Bir Mevsim) arasına girecektir.



  • Çarşamba 16 ° / 2 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 13 ° / 2 ° Bulutlu
  • Cuma 8 ° / 4 ° Bulutlu

Balıkesir

19.02.2020

  • İMSAK 06:27
  • GÜNEŞ 07:50
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:26
  • AKŞAM 18:55
  • YATSI 20:13
  • BIST 100

    119.196%-0,32
  • DOLAR

    6,0858% 0,31
  • EURO

    6,5699% 0,29
  • GRAM ALTIN

    314,76% 0,65
  • ÇEYREK ALTIN

    519,354% 0,65