ANLATIM
ANLATIM
Tarih: 16.6.2016 02:18:43
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikaye)

Ali Püsküllüoğlu´nun Türkçe Sözlüğünde Anlatım için şu tanım yapılmış:

Anlatım, bir düşünceyi, duyguyu, tasarıyı, konuyu söz ya da yazı ile dile getirme işi.

Yıllardır okuduğum (1994 yılından beri) kitaplardan en beğendiğim kısımları küçük bir ajandam vardır, oraya not ederim. Bunlar benim için Edebiyatın kutsal metinleridir. Bugüne değin okuduğum kitaplardan kimi Anlatım Örnekleri´ni sizinle paylaşmak istiyorum.

"Çiçekli deresinin beri yanı Şahinin kayası... Şahinin kayası sarp, yüce, dümdüz, göğe ağmış yosunlu bir kayadır. Şahinin kayası efsanelere karışmıştır. Destanlarda söylenir. Kayanın yüzünden aşağılara doğru bir pınar kaynar, Şahinkaya pınarı... Dört bir yanını yeşil, küçük ağaçlar, kokulu yarpuzlar sarmıştır. Üç kavak boyu yukardan, sarptan kokular gelir. Köpüklü su iner, kayanın duvar gibi yüzünden.

Şahin meraklısı bir genç varmış eskiden. Kayanın yüzündeki delikler, şahin yuvası. Şahinlerin civciv çıkarma zamanı, bir şahin yavrusu almak ister. Şahin yuvası duvar gibi düz kayalığın orta yerinde. Ne alttan çıkılır, ne üstten inilir. Delikanlı uzun, kalın bir ip bulur, tepedeki en kalın ağaca bağlar. Şahin yuvasına doğru sarkar. Yavruyu alır koynuna koyar. Bu sırada ana şahin işten haberdar olur. Hışımla gelir, kanadıyla ipe çarpar, ipi kılıç gibi keser. Delikanlı, koynunda şahin yavrusu, aşağı düşer, parça parça olur."           

Yaşar Kemal ( İNCE MEMED)

"Bu görüşlerimin içtenliğine yürekten inanmış biri olarak, herkese şunu söylemek isterim: Kitapları seviniz; onlar, yaşamınızı daha çekilir hale sokacak, size dostça hizmet ederek, düşüncelerin, duyguların ve olguların dolaşık ve gürültülü karmaşasında yolunuzu bulmanıza yardım edecek, kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve aklı, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır." 

Maksim Gorki (EDEBİYAT YAŞAMIM)

"Bu konuşmayı, sık sık karşılaştığım zorluklara örnek olması için anlatıyorum. Birçok insan anlamamasına karşın anlıyormuş gibi davranır. Böyle insanların kafaları, sonunda, akıl yürütmelerini bozan, mantık zincirinde kopukluklar ve karmaşıklıklar yaratan belirsiz, yanlış bilgilerle dolar. Gertrude´un en iyi yanı hiç bir zaman anlıyormuş gibi davranmamasıydı. Açık ve seçik anlayamadığı herhangi bir kavram onu kaygılandırıyor, tedirgin ediyordu.

 Andre Gide ( PASTORAL SENFONİ)

"Hamza zararsız deli. Durup dururken gereksiz yere gevrek gevrek güler. Kahvede uyuyanların burnuna üfürü üfürüverir... Kimilerinin çayının içine çaktırmadan kesmeşekerler atar... Kızı kaçanların kapısında teneke çalar... Köye yabancı geldiğinde kendini muhtar olarak tanıtır... Kendisine sorulmadan her şeye karışır, herkesten önce konuşur, abuk sabuk sözleriyle köylüyü güldürür..."

 Muzaffer İzgü ( BİR MAYIS POLİS BAYRAMI )

  "Bırakmadınız Zengin Olayım" adlı öyküden.

"O sıralarda yirmi dört yaşlarındaydım ancak. O zamanki yaşamım da sıkıntılı bir düzensizlik ve yabaniliğe varan bir bir yalnızlık içinde geçiyordu. Hiç kimseyle görüşmüyor, hatta konuşmaktan kaçınıyor, gitgide daha çok kendi köşeme çekiliyordum. Elimden geldiğince dairemde kimsenin yüzüne bakmamaya çalışıyordum. Bu arada daire arkadaşlarımın da bana yalnızca tuhaf adam gözüyle değil - bana öyle geliyordu kuşkusuz- aynı zamanda bir iğrenmeyle baktıklarının da farkındaydım. Kafamdan türlü düşünceler geçiyordu: Neden benden başka biri kendine iğrenmeyle baktıklarını düşünmüyordu? Örneğin bizim daire arkadaşlarından birinin iğrenç, çiçek bozuğu, hatta haydut´a benzer bir yüzü vardı. Eğer benim öyle biçimsiz bir suratım olsaydı kimsenin yüzüne bakmaya cesaret edemezdim herhalde. Hele birinin sırtındaki elbise o derece eskimişti ki, kokudan yanına varılamıyordu. Ama bunlardan hiçbiri kendisine iğrenerek baktıklarında umursamıyordu. Ne elbisesi, ne çiçek bozuğu yüzü, ne de bir başka iğrençliği ilgilendirmiyordu başkalarını. Ne biri, ne de öteki kendisine iğrenerek bakılmasına aldırmıyorlardı. Kim bakarsa baksın, hepsi birdi onlar için. Yeter ki bu bakan kişi amirlerinden biri olmasın."

 Dostoyevski ( YERALTINDAN NOTLAR )

"Ailenin tek öğünü akşam yemeğiydi... Johnny´nin küçük erkek ve kızkardeşleriyle birlikte olabildiği tek öğündü bu. Johnny için savaştan farksızdı bu birliktelik. Kendisini çok ama çok yaşlı hissetmesine karşın kardeşlerini dünyasından bezecek kadar gencecik buluyordu. Akıllarının bir karış havada oluşuna, zıpırlıklarına dayanamazdı.

Akıl sır erdiremezdi onlara. Kendi çocukluğu çok gerilerde kalmıştı. Saçma ve şımarıkça bulduğu bu genç ruhların patırtısından kafası şişen sinir küpü yaşlı bir adam olup çıkmıştı. Böyle zamanlarda, bir gün gelip onların da ekmek parası uğruna çalışacağını düşünerek kendini avutur, ağzını bıçak açmaksızın suskun suskun yerdi yemeğini. Çalışmak, onların keskin yanlarını törpüleyerek, tıpkı kendisi gibi ağırbaşlı ve oturaklı bir hava verecekti. Diğer tüm insanlar gibi Johnny de kendini ölçü sayarak tüm evreni bu ölçüye göre değerlendirirdi."

  Jack London ( ALINTERİ )

"Bahçelerde de, türküsüz çalışma diye bir şey yoktu. Ekimden şubata kadar zeytin toplardık; şubat mart arası, yaz yoz otları ayıklama çağıydı; nisandan temmuza tütüne verirdik olanca gücümüzü, sonra kuru üzüme, sonra incire. Ve dağlar taşlar nağmelerimizle yankılanır, inlerdi... Gündüzler yorucu, geceler boğucu olurmuş; umurumuzda değildi: Ekmek derdimiz yoktu çünkü ve çünkü ölümün dehşetiyle yüz yüze gelmemiştik henüz!"

 Dido Sotiriyu ( BENDEN SELAM SÖYLE ANADOLU´YA)

"Her şey derin bir sessizliğe bürünmüştü Moskova´da. Yalnız, ara sıra, karlı sokaklarda tekerleklerin çıkardığı gıcırtılar duyuluyordu. Artık pencerelerde ışık kalmamış, sokaklardaki fenerler de sönmüştü. Bir süre sonra; kiliselerden yükselen çan sesleri uykuya dalmış kentin üzerinde yankılanmaya başladı. Demek ki sabah oluyordu."

 Tolstoy ( KAZAKLAR )

/resimler/2016-6/16/0226050325497.jpg

 

Anahtar Kelimeler: ANLATIM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
Reklam

avşa adası otelleri

/resimler/2017-8/6/1412348536800.jpg

/resimler/2017-7/18/1544492830074.gif 

/resimler/2017-6/30/1631369773436.jpg

/resimler/2017-6/30/1623242107579.gif

kutlu creative

/resimler/2017-1/24/1114325571192.jpg 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
04:25 06:14 13:23 17:10 20:12 21:46
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Taş avı öldürmez ve düşmanı helak etmez, ancak göz çıkarır ve diş kırar.

Hz. Muhammed
Çorbanızı kısık ateşte pişirerek lezzetini artırabilirsiniz. Pişirme esnasında çorbanıza ekleyeceğiniz su mutlaka sıcak olsun. Çorbalarınızda tuzu fazla kaçırırsanız bir patatesin kabuklarını soyun ve dörde bölerek çorbanın içine atın. Patatesler yumuşa

Çorba Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları