Melisa GÖNEN-GENÇ KALEM


FARKINDA MISINIZ ?

FARKINDA MISINIZ ?


 Kararsızız karanlık olmaya yakın, toplumla her an iç içeyiz yalnız kalmaya muhtaç, geleneksele özlem duyuyoruz modern olmaya bağlı kalarak ve tüm bu parçaların toplamından oluşan biz kalabalıkların içinde yalnızlaşma ihtiyacı içindeyiz.

Ancak  sosyal medyanın insanları bir elektrikli süpürge gibi içine çekip hapsetmesiyle, kapitalizmin bizi tüketmeye zorlamasıyla, reklamların ihtiyaç listelerimizi değiştirip tüketimimizi fazlalaştırmasıyla bizler aslında içinde olmak istemeyeceğimiz bir hayata yöneliyoruz.

Yaşam alanımıza baktığımızda hem ihtiyacımız olmayan hem de aslında istemediğimiz birçok nesne var hayatımızda. Böyle yaşayan bizlerin zihnindekiler de çevresindekiler dee bizlerin dünya yükünü hafifletemiyor.

  Bunun üzerine öncelikle ihtiyacımız olan yorgunluğumuzla, düşüncelerimizle baş başa kalabileceğimiz bir özel alana sahip olmak... Hayır hayır, ihtiyaç listesi hazırlamaya hele de böyle bir liste başıyla listemize başlamaya hiç mi hiç gerek yok! Çünkü gerekli malzemelerimizden biri olarak evimizi kullanacağız, sadeleşmeye bu noktadan başlayacağız.

Kendimizle ve en yakınlarımızla birlikte paylaştığımız evimiz bizlerin zamanının en güzel bölümünü geçirdiği bir dinlenme alanı niteliğinde ve gözlerimizin en aşina olduğu yaşam alanı. Bir atasözü var:"Üzüm üzüme baka baka kararır." Gözlerimiz yeni bir güne başladığında daha ferah bir güne uyanabilsin diye, güne başlarken gözlerimizin baktığı odayı değiştirmek ve sadeleştirmekle başlamalı daha sonra kendimizi iyi hissettiğimiz şekilde hayatımızdaki diğer etkenleri şekillendirerek yaşam alanımızı genişletmeliyiz. Zaten karmaşık olan dünyada sadece gözlerimizi değil zihnimizi dinlendirebileceğimiz bir sadelik içinde yaşamak, minimalleşmek herkesin ihtiyacı!

 Gün geçtikçe tanık olduğum konuşmalardan da tespit ettiğim üzere büyük ve ihtişamlı evler yerine küçük ve bahçeli evler insanların zihin listesinde ilk üçte. İnsanlığın ilk zamanlarındaki gibi bitkilerle, doğayla iç içe olmak ve kendince üretip tüketmek çoğunluğun düşüncesi. Bu yazıyı okurken sizler de hayalinizdeki bu sade ve doğal yaşamın haritasını hayalinizde çizdiğinizin veya canlandırdığınızın farkında mısınız ?

Kimininki verandalı ve büyük ağaçların gölgesinde beyaz bir ev...  Kimininki bahçesinde çeşit çeşit hayvanlarla donatılmış bir ev... Bazıları da taze çiçeklerin güvencesinde ahşap bir ev hayal etti belki de.

Gün geçtikçe modern dünyanın içinde yaşamanın gereği sandığımız şeylerden uzaklaşarak kendimiz için daha doğal olan şeylere yaklaşıyoruz. Sadelik dedim, minimalleşme dedim. Hepsi tamam da doğa nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. Doğadan daha sade olan bir şey tanımıyorum ben şahsen. O değil mi, yabancı bir şey-bir araba, karaya vurmuş bir gemi-etrafında ölüp kaldığında onu kendine katan, kendi rengine boyayan? O değil mi her şeyin zamanını bilen, her şeyi sonsuzmuş gibi sunup sonrasında toprağa katan?

İşte bizlerde ondan ilham alıp evimizde, hayatımızda gereksiz ne varsa ondan vazgeçmesini öğrenmeliyiz; aksi halde hayatımıza kattığımız gereksiz her şey gün geçtikçe yaşamımızı hazmedilemez bir hale getirecek. Bu yüzden hayatımıza müdahale eden her şeyi tespit edebilmeli ve bunları azaltmanın bir yolunu bulmalıyız ki gün geçtikçe hazmedemediğimiz şeyler yaşamımıza ağrılar, sancılar olarak geri dönmesin. Bunun üzerine söyleyeceğim şu ki:"Gereklilik" ve "ihtiyaç" kavramlarının yüce anlamlarını anlayıp bu kelimelerin getireceği sadelikte de dinlenmeyi deneyelim bir de. Doğadan ilham alabilenlere selam olsun...     

Melisa Gönen 28/08/2019



  • Salı 17 ° / 10 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 15 ° / 6 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

19.11.2019

  • İMSAK 06:23
  • GÜNEŞ 07:50
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:35
  • AKŞAM 17:58
  • YATSI 19:19
  • BIST 100

    107.703%0,80
  • DOLAR

    5,7225% -0,30
  • EURO

    6,3407% -0,28
  • GRAM ALTIN

    269,76% -0,68
  • ÇEYREK ALTIN

    445,104% -0,68