Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


2013 SENESİ OLAYLARINI HATIRLAYALIM 1

2013 SENESİ OLAYLARINI HATIRLAYALIM 1


Barış süreci için destek mitingleri düzenleyen Tayyip Erdoğan güney doğu Anadolu da düzenlediği bir mitingde “ karşımıza hiç kimse milliyetçilikle gelmesin biz Türk milliyetçiliğini ayaklarımızın altına almış bir iktidarız” dedi.

Bu söylemden sonra Türklüğü aşağılayan söylemler arkası arkasına gelmeye başladı. Anayasa komisyonu başkanı Burhan kuzu “bu ülkede Rumlar var, Yahudiler var. Onun için anayasada Türk kelimesini kullanamayız” diyerek Türklüğün tartışmasının yolu açıldı.

Adıyaman AKP milletvekili Mehmet Metiner “Türkçülük ayağımızın altıdır”. Bülent Arınç “ Türkçülük herkesi kapsamayan bir noktaya gelmişse. Türklüğe devam edemeyiz. Ben Türküm demelerini ve Türkçülük yapmalarını kabul edemeyiz”. İstanbul il başkanı “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk”. Eski milli eğitim bakanı Ömer Dinçer “olmayan Türklüğü üretmeye çalışıyorlar”.

Merkez karar yönetim kurulu üyesi profesör unvanlı bey efendi “Türk ırkı diye bir ırk yoktur” dedi. Dikkat edecek olursanız. Bu sözleri söyleyenlerin hepsi üst düzey yönetici ve çoğu da parti kurucusu olması, partinin kuruluş amacının Türklüğü yok etmek olduğunu gösteriyor. Valiliklerden ve bazı kamu kuruluşlarının tabelalarından TC kaldırıldı. Ne mutlu türküm diyene ibareleri kaldırıldı. Çocuklarımızın milli şuur ile yetişmesine katkısı olan andımız kaldırıldı. Ne imiş ırkçılık içeriyormuş. Danıştay andımızın ırkçılık içermediğin söyledi.

Andımızın kaldırılmasına kılıf bulmak için ırkçılık içeriyor denilmiştir. Andımızı kaldırmakla bir taşla iki kuş vurdular. Terör örgütünün isteği yerine getirildi. Andımızda Atatürk ve Türk kelimesi geçtiği için kaldırıldığıdır. Manevi değerlerimiz yok edilmeye çalışılıyor.

İktidar andımızın kaldırılmasına kılıf olarak ırkçılık içeriyor diyor ya. Esas ırkçılığı iktidar kendisi yapıyor. “Suriye ve Mısırda Müslüman kardeşlerimiz öldürülüyor” deniyor. İyide öldürende, ölende Müslüman değil mi? Müslüman, aralarında ki tek ayrılık mezhep ayrılığı yani mezhep çatışması var. Bu ülkelerde bir tarafı tutmak demek mezhep ayrımcılığı yapmaktır.

Laik bir ülke ırkçılık yapmaz. Bütün din ve mezheplere eşit mesafede olması gerekir. Mezhep çatışmaları kör kuyu gibidir. Yanan mezhep ateşinin söndüğünü zannedersiniz.  Nasıl kör kuyuyu doldurduğunuzu zannedersiniz bir müddet sonra doldurduğunuz kuyunun çöktüğünü görürseniz. Söndüğünü zannettiğiniz mezhep ateşi de hiç beklenmedin bir anda yine ateşlenir. Onun için bu olaya hiç karışmamamız gerekirdi. Girdik Suriye batağına çıkamıyoruz.

Başbakan “doğuya gönderecek komutan bulamıyoruz. Ordunun morali bozuk” diyor. Orduyu dişleri ve tırnakları sökülmüş aslana çevirdikten sonra böyle konuşmanın hiçbir anlamı kalmamıştır. Barış süreci aman engellenmesin diye her türlü taviz verildi. Örgüt istedi karakol yapımları durduruldu. Örgüt istedi karakollar boşaltıldı.

Asker kışlaya çekilerek dağlar terör örgütüne terk edildi. Artık doğu kontrolden çıkmıştır. Hele Kasım ayında Diyarbakır’da başbakanın Barzani ile buluşması, başbakanın Kürdistan halkına selam göndermesi. Şivan perverin ülkeye davet edilip Kürtçe türküler söylemesi.

Kürtçe söylediği türkünün Türkçe anlamı “kan emici Türkiye den Kürdistan’ımızı koruduk” demesi çok anlamlıdır. Artık Kürdistan’ı telaffuz etmeye alıştık. Türkiye Cumhuriyeti BMM si kürsüsünde biz Kürdistan milletvekiliyiz deniyorsa. Buna hiç kimse ses çıkarmıyorsa. İktidar ile örgüt ayni noktada birleştiler demektir.

İstediklerini tek tek faaliyete geçirmeye başladılar. Kendimizi korumak için öz güvenlik gücümüz olmalıdır, diyorlardı. Öz güvenlik güçlerini oluşturdular. Yol kesip kimlik kontrolü yapmaya başladılar. Polise dahi çekilmezseniz müdahale edeceğiz diye talime vermeye başladılar.

Esnaftan vergi adı altında para topluyorlar. Diyarbakır belediyesine Kürtçe tabela asıldı. Kimsenin sesinin çıktığı yok nasıl çıksın? Demokratik paket diye ortaya attıkları pakette Kürtçe isimlerin asılmasına izin verildi.

Başbakan doğudaki mitinglerde “birlikten beraberlikten bahsediyor. Bizim yaptıklarımızı diğer partiler yapamaz” diyor. Nabza göre şerbet veriyor. Diyarbakır konuşmasında “dağdakilerin evlerine döndüğünü, hapishanelerin boşaldığını yeni Türkiye’de hep beraber yaşayacağız” diyor.

Batıdaki konuşmalarında “biz ne dedik? Tek dil, tek vatan, tek bayrak, tek millet dedik” diyor. Bunun adına çifte standart denir. Nabza göre şerbet vermek denir. Yarın ayni konuya devam edeceğim. Saygılarımla.

                                                                               07- 01- 2014

                                                                               Mustafa KOÇAL

 

 



  • Çarşamba 15 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 11 ° / 0 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 13 ° / 0 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

29.01.2020

  • İMSAK 06:47
  • GÜNEŞ 08:13
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:06
  • AKŞAM 18:30
  • YATSI 19:51
  • BIST 100

    119.895%0,08
  • DOLAR

    5,9584% 0,29
  • EURO

    6,5556% 0,09
  • GRAM ALTIN

    301,02% 0,41
  • ÇEYREK ALTIN

    496,683% 0,41