Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


ADALET OLMADAN AHLAKTAN DA MUTLULUKTAN DA BAHSETMEMİZ İMKÂNSIZDIR…

ADALET OLMADAN AHLAKTAN DA MUTLULUKTAN DA BAHSETMEMİZ İMKÂNSIZDIR…


Devletin halkını din ve inanca çağırması devletin temelini sağlamlaştırır.

                                                                                              İbn-i Haldun

ADALET OLMADAN AHLAKTAN DA MUTLULUKTAN DA

BAHSETMEMİZ İMKÂNSIZDIR…

                Adalet..

                Adalet, ahlak ve siyaset anlayışımızın olmazsa olmazıdır…

                Adalet olmadan ahlaktan da mutluluktan da bahsetmemiz imkânsız. O yüzden her fırsattı şu minvalde sözler söyledik:

                “Eflatun’a göre, insanda akıl, öfke ve şehvet olmak üzere üç meleke ve her bir melekeye karşılık gelen bir erdem var. Aklın erdemi bilgi, öfkenin erdemi yiğitlik, şehvetin erdemi ise iffet…

Bu üç erdemin mutabakatı ve insicamından meydana gelen bir değer temel erdem ise ADALET.

                Eflatun, mutluluğun adalete, doğruluğa uygun davranmakla ortaya çıkacağını, mutsuzluğun ölçüsüzlük ve adaletsizlikten kaynaklandığını düşünüyor. Hazlardan, mal mülk, şöhret ve güç sahipliğinden mutluluk sadır olamaz…

                Eski Yunan filozoflarının, kutsal metinlerin erdeme dayalı mutluluk anlayışını Müslüman düşünürler de sürdürdü. Mutluluğu dört temel erdemle (hikmet, iffet, cesaret ve adalet) bağlantılı olarak ele aldılar. Onlardan Batılılardan farklı olarak, gerçek mutluluğun dünyevi değil uhrevi olduğuna da inandılar.”

                Adalete dayanmayan bir siyaset anlayışı, bizim için hükümsüzdü. Ülkemizin adalet ve esenlik diyarı olmasını istediğimizi, milletimize en çok yakışan “GÜÇ LÜ BİR DEMOKRASİ”’nin ancak ADALET sayesinde temin edilebileceğini, teröre karşı mücadelenin KÜRT KARDEŞLERİMİZE ÖZENE VE ADALETE DAYALI OLMASI GEREKLİLİĞİNE İNANDIK VE BELİRTTİK…

“Güçlü bir demokrasinin olmazsa olmazlarından birisi de elbette evrensel hukuka yaslanması ve liyakate dayanması. Siyasi faaliyetin nihai amacı, hukuk ve adaletin gerçekleşmesi; hukukun amacı ise insanın eşitliğini ve muhteremliğini güvence altına alan adaletin temini…

Toplum, hür ve eşit vatandaşların varlıklarını ifa ettikleri ilişkiler ağı olarak görülmeli; insanlar, sivil toplum örgütlerini serbestçe kurabilmeli; devlet, vatandaşları arasında asla ayrım yapmamalı, her kesime karşı eşit mesafede durmalı, hakem olmalı. Hepsinden önemlisi EMANET EHLİNE VERİLMELİ…

Güçlü demokrasi, sosyal adalet sağlanmadan ayakta kalamaz. Bu nedenle devlet, her zaman mağdur ve mağdurların yanında yer almalıdır, yoksulların kol gezdiği ama zengin bir ülkeden yana olmadığımızı göstermeli, bölüşümün adil olması için elden gelen yapılmalı…

Adalet vurgusunu, aslında olmayan ama aranan yani içi pek dolu olmayan bir “YÜCELTME” gibi görüp analiz etmeye çalıştı. Rahmetli merhum Aydın Menderes’in şu sözlerine dayalı:

“İnsan hakları, hürriyetler, hukuk devleti, demokrasi gibi kavramları tek bir kelime ile ifade etmek istersek bu adalet olur…

                Batı’nın adaleti ile İslâm’ın etkisi altındaki Doğu’nun adaleti birbirinden çok farklıdır… Adalet, Şark’ta a priori, Batı’da ise a posteriori bir kavramdır. Şark’ta (Doğu) adalet, hayatın anlamı, bu ve öbür dünyanın anahtarı, huzurun tek bayrağıdır. Bunun içindir ki adalet, uygulansa da uygulanmasa da zihinlerde ve vicdanlarda her zaman var olmuştur.

                Batı’da ise durum, tam tersinedir… Roma, adaleti değil düzeni esas alır ve acımasızdır. Bütün feodal otoriteler de kilisenin kendisi de öyledir. Sanayileşmeye geçişte, Batı’nın emperyalizmi de acımasızdır. Herkesin adaleti bir kenara bırakıp birbirini ezip, hakkını yediği bir düzenin devamı, toplumsal kesitler arasında bir güç dengesizliğinin devamına bağlıdır…

                Batı’da insan hakları, demokrasi, hukuk gibi (hepsi adaletle ilintili) kavramlar, çifte standartlı bir uygulamaya konu olurlar. Adalet, Batılıların kendi aralarında gereklidir. Başka toplumlara ve insanlara tam tersini yaparlar. Hâlbuki İslâm, adaleti bütün insanlar için emretmektedir.

                ADALET HEM TALEP ETMEK HEM DE UYGULAMAK AÇISINDAN FITRİ BİR OLAYDIR!

İslâm’da fıtratın dinidir. Kendisinin bir yaratıcısı olduğuna inanmayan, bütün insanların bu yaratıcı önünde eşit olduğunu göremeyen insan, adaletten çok zulme meyyal olur…

                Gücün temerküzü şirke yol açar. İslâm bunu istememektedir.”

                Bura insanı, toplumumuz adalete hep Mevla’nın tanımı gereğince baktı: “Adalet nedir? Bir şeyi Lâyık olduğu yere koymak. Zulüm nedir? Lâyık olmadığı yere koymak…”

                Cumhuriyet tarihimizdeki milleti dışlayan menfi yanları düzeltmek isteyen merkez seçmeninin en önem verdiği değer, hep adalet oldu. Merkezin sözcüsü olmak isteyen siyasi aktörler “ADALET’i Partilerine isim yapmakta hiç tereddüt etmediler…

                Bir zamanlar “ADALET” pankartı altında bir yürüyüş yapılıyor. “ADALET” kavramına pek aşina olmayan kesimlerin onu tek slogan haline getirmelerinden memnundum. Lakin amaçları nedir tam olarak anlayamadığım gibi iki sebepten menzili maksuda ulaşamayacaklarına inanıyorum…

                Birincisi, terörle ayrım çizgilerini netleştiremiyorlar. İkincisi, darbeciliğe ve milletimizin, adalet kavramının kanlı bıçaklı düşmanı FETÖ’ye karşı açık bir tavır ortaya koymuyorlar..!

                Kur’ân Ne Diyor?

                “Ey Muhammed! İnkâr edenin inkârcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize’dir; O zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz…” (31. Lokmân Sûresi, Âyet/ 23)



  • Pazar 3 ° / -1 ° Bulutlu
  • Pazartesi 3 ° / -6 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 1 ° / -11 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.524%-1,43
  • DOLAR

    7,4627% 1,38
  • EURO

    9,0376% 0,77
  • GRAM ALTIN

    438,70% 0,27
  • Ç. ALTIN

    723,855% 0,27