Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


ADALET TALEBİ, İNSANLIĞIN ORTAK BİR TALEBİDİR…

ADALET TALEBİ, İNSANLIĞIN ORTAK BİR TALEBİDİR…


                İnanmak istemeyen hiçbir mantık inandıramaz.

                                                                        Cenab Şahabeddin

                                              ADALET TALEBİ, İNSANLIĞIN ORTAK BİR TALEBİDİR…

                Adalet..

Adalet talebi, insanlığın ortak bir talebidir. Adaletin sağlanmasını istemek, insanlığın asırlara sâri bir arzusunun dışavurumudur. Bu konuda kredi sonsuzdur. Sık sık ve her fırsatta adalet istemeyi yadırgatacak hiçbir engel yok. Akan tarih, adaletin gerçekleşmesi bir yana adaletsizliği derinleştiren gelişmelerle yüklü. Ama sorun, istemekle adaletin gerçekleşmediğidir.

                Bunun derin sebepleri var. Şimdi bunlara bir göz atıp bakalım.

                Adaletin, modernlik öncesi orijinal anlamı başlıca iki hususu vurguluyor. İlki, “KONUMLANDIRICI” bir fonksiyon görüyor ve her bir “PARÇANIN” “BÜTÜNÜN” uyumunu bozmayacak şekilde konumlanmasını ve sınırlandırılmasını anlatıyor. Buna göre, adalet, düzenin sağlanması ve belli bir “ÇEVRİMİN” sürdürülebilmesinin garantisi olarak temellendirilir.

                Yani burada adalet bağımsız bir değişken değildir. Düzenin sağlanmasını ve çevrimin sürdürülmesini mümkün kılan bir araçtır. Belki de adaletin “STATİK” ve “MEKANİK” dünyasını düşündürür. Eğer dağıtımı iyi yapılıyorsa sonsuza kadar mükemmelen işleyebileceği varsayılır.

Meselâ eski kaynaklarda, daire-i adaletin anlattığı budur.

                Adaletin bir de “DİNAMİK” bir boyutu mevcuttur. Bu da “ADÂLET” çarkının aksaması ve bu düzenin bozulmasıyla alâkalıdır. Onu iki şey aksatabilir. Zulüm ve had bilmezlik. İlki yukarıdan aşağıya; diğeri ise aşağıdan yukarıya doğru işler. Adalet krizlerinde hangisi baskınsa onun üzerine gidilir. Eğer zulüm yok, ama parçalar isyan hâlindeyse bastırılırlar. Değil; zulüm varsa, zalim bertaraf edilir.

                İlginç olan husus, adaletin kadim anlamı ile eşitlik düşüncesinin bağdaşmamasıdır.

                Geleneksel olarak adalet, tarihsel ve kültürel olarak bazı eşitsizliklerin meşru görülmesine dayanır. Parçaların bütün içindeki konumlandırılması yatay değil dikey bir konumlandırmadır. Eşitlik, adaleti bozan bir etki olarak telâkki edilir. Günlük dilde “AYAKLARIN BAŞ OLMASI” hâli bir had bilmezlik olarak değerlendirilir ve adalete aykırı olarak bulunur.

                Modern dünya ise adaleti eşitlik ile ilişkilendirdi. Modern insanın zihninde “EŞİTSİZLİK” aynı zamanda “ADÂLETSİZLİK” olarak görülür. Bunun doğurduğu kendine özgü olan sorunlar vardır. Zaman zaman eşitliğin aynılaştırıcı etkilerine dair şikâyetler duyarız. Bu şikâyetler, eşitliğin başlı başına gayri âdil olabileceğini de imler bize…

                Ama daha da önemlisi, modern dünyadaki eşitsizliklerin önlenemez artışı ve yoğunlaşmasıdır.

                Eşitliğe dayalı bir adaleti sağlayabilmek için hukukilik ilkesi geliştirildi. Buna göre, hukukun işleyişi ancak gayri şahsî tutulan işlemlerle; yani nesnel bir hukukla sağlanabilirdi. Gelin görün ki, hiçbir şey kâğıt üzerinde olduğu gibi işlemiyor.

                Buradaki tuhaflık şurada: Modern dünya eşitsizlikleri bir yandan derinleştiriyor; bir yandan da bunu telâfi etmeye çalışıyor. Sıkıntı bununla da sınırlı değil. Eşitsizliklerin derinleştirilmesi ile bunların telâfi edilmesi arasındaki mesafe ve açık sürekli olarak büyüyor. Bana kalırsa işin gerçekten de acı veren tarafı bu. Aktüel tarihin ele avuca sığmaz çeşitlilikleri, siyasal, ekonomik ve kültürel düzeylerde çıkar temelli seçmeci öncelikler ile karartılıyor ve hukukun formel olan kalıplarında çoğu sefer karşılığını bile bulamıyor.

                Bu ikisi karşı karşıya geldiğinde ise, formel yapılardaki boşluklar, bizzat profesyonel hukukçular tarafından şeytani bir şekilde kullanılıyor. Modern dünyanın ürettiği eşitsizliklerle, bunu telafi edici pratikler arasındaki açığın ortaya çıkardığı birikim ise sadece “ADÂLET” çığlığını biraz daha canhıraş hâle getiriyor.

                İnsanların gözü bağlı adalet heykellerine bakıp; YAHU ÇIKAR ŞU BAĞI DA BİRAZ DÜNYÂNIN AHVÂLİNİ GÖR” diye haykırası geliyor.

Heyhat; her çığlık biraz da nafile makamından değil midir?...

                Kur’ân Ne Diyor?

                “Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Çünkü O, aşırı gidenleri sevmez.” (7. A’râf Sûresi, Âyet/ 55)



  • Pazar 3 ° / -1 ° Bulutlu
  • Pazartesi 3 ° / -6 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 1 ° / -11 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.524%-1,43
  • DOLAR

    7,4627% 1,38
  • EURO

    9,0376% 0,77
  • GRAM ALTIN

    438,70% 0,27
  • Ç. ALTIN

    723,855% 0,27