AĞRI DAĞI HİKÂYESİ
AĞRI DAĞI HİKÂYESİ
Tarih: 10.12.2018 09:55:25
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

/resimler/2018-12/10/1002012931016.jpg

Ağrı Dağı´nı ilk kez gördüğümde çığlık atmıştım. Tıpkı denizi Antalya´da ilk kez gördüğümde olduğu gibi. O zaman on sekiz yaşındaydım. Ankara ve Kırşehir´de çocukluğu geçen biri olarak denizi ilk kez gördüğüm anda o mavilik, o sonsuz, sınırsız sular beni nasıl da heyecanlandırmıştı.

            Ağrı Dağı´nı da ilk gördüğüm anda da benzer duyguları yaşadım. O zaman henüz yirmi dört yaşındaydım. Öğretmenlik için gitmiştim. Gökyüzü pırl pırıldı daha. Çünkü yaz mevsimiydi. Ağrı´dan Doğubeyazıt´a doğru yaklaşıyorduk. Ve Ağrı Dağı bulutların da üzerinde gibi görünüyordu. Nasıl bir heybetti o. Hala gözlerimin önündedir. Bulut gibi bir dağ. Kimileyin rüyalarıma girer. Kocaman sular, kanallar, köprüler gibi. Okyanuslar, denizler, ırmaklar gibi. O mistik ve görkemli dağ. Ağrı dağı...

            İlk kez gördüğümden beridir gözümü alamadım ondan. Ağrı ile Doğubeyazıt arasında kalan Diyadin´de kaldım. Ağrı´ya giderken seyretmeye doyamazdım. Doğubeyazıt´a gidip dönerken de seyretmeye doyamazdım. Van´a gidip gelirken de.

            Kar yağardı Ağrıdağı´na bakardım. Yağmur yağardı, seyrederdim. Yaz gelirdi, dağın eteği çiçeklenirdi, yemyeşil olurdu bakardım. Toprak damlı evler, insanlar, dağın berisinde Doğubeyazıt´ta bir direğe yuva yapmış leylek ve yavruları... Seyretmeye doyamazdım.

            İlk kez denizi gördükten sonra da aynı duyguları yaşadım. Denizi gördükten sonra da o maviliklerden gözümü alamadım. Şimdi evimin penceresinden her gün bakarım. Kışın gri, mor, yazın yeşil, pembe, ilkyazda sarı da olur her renge bürünür. Yaz aylarında ay vurur üstüne, apak olur. Ben de hayranlıkla bakarım.

/resimler/2018-12/10/1003218868310.jpg

            Ağrı Dağı ve deniz yaşamımın en güzel renkleri olmuştur artık.

             Yaşar Kemal´in romanı Ağrı Dağı Efsanesi, yaşamımda okuduğum en güzel romanlardandır. Başucumda durur. Arada bir göz atarım. Diline, anlatımına hayranlık duyarak okurum. Nasıl hayran olunmaz şu anlatıma, şu büyüye bakın:

            "Ağrı dağının yamacında, dört bin iki yüz metrede bir göl vardır, adına Küp gölü derler. Göl bir harman yeri büyüklüğündedir. Çok derinlerdedir. Göl değil bir kuyu. Gölün dört bir yanı, yani kuyunun ağzı, fırdolayı kırmızı, keskin, bıçak ağzı gibi ışıltılı kayalarla çevrilidir. Kayalardan göle kadar daralarak inen yumuşak bakır rengi toprak belli bir aşıntıyla yol yoldur. Bakır rengi toprağın üstüne yer yer taze bir yeşil çimen serpilir. Sonra gölün mavisi başlar. Bu, bambaşka bir mavidir. Hiçbir suda, hiçbir mavide böyle bir mavi yoktur. Laciverdi, yumuşak, kadife bir mavidir.

 /resimler/2018-12/10/1004070587995.jpg           Her yıl karlar eriyip de bahar gözünü açınca, Ağrı dağında bir ulu tazelik patlayınca, gölün kıyıları, ince kar çizgisinin üstü, keskin, kısa, küt çiçeklerle dolar. Çiçeklerin rengi alabildiğine parlaktır. En küçük çiçek bile mavi, kırmızı, sarı, mor kendi renginde çok uzaklardan bir renk pırıltısı olarak balkır. Ve keskin kokarlar. Gölün mavi suyu, bakır rengi toprağı baş döndürücü keskin kokularla kokar. Ve bu kokular çok uzaklardan duyulur.

            Ve her yıl Ağrı dağında bahar gözünü açtığında, çiçeklerle, keskin kokular, renklerle, bakır rengi toprakla birlikte Ağrı dağının güzel, kederli kara gözlü, iri yapılı, çok uzun, ince parmaklı çobanları da kavallarını alıp Küp gölüne gelirler. Kırmızı kayalıkların dibine, bakır toprağın, bin yıllık baharın üstüne kepeneklerini atıp gölün kıyısına fırdolayı otururlar. Daha gün doğmadan Ağrı dağının harman olmuş yalp yalp yanan yıldızları altında kavallarını bellerinden çıkarıp Ağrı dağının öfkesini çalmaya başlarlar. Bu, gün doğumundan gün batımına kadar sürer. Bu arada, tam gün kavuşurken gölün üstünde kar gibi ak küçücük bir kuş dönmeye başlar. Sivri, uzun, kırlangıca benzer bir kuştur. Gölün üstünde hızla döner. Uzun, ak halkalar çizer üst üste. Ak halkalar tel tel gölün som mavisine düşer, tam günün battığı anda kavalcılar çalmayı keserler. Kavallarını bellerine sokup doğrulurlar. Gölün üstünde bütün hızıyla uçan kuş tam bu sırada göle şimşek gibi çakılırcasına iner, bir kanadını suyun mavisine daldırır kalkar. Böylece üç kere daldırır, sonra da uçup gider, gözden ırar, yiter. Ak kuştan sonra çobanlar da sessiz, birer ikişer oradan ayrılır, karanlığa karışır, çekilir giderler."

/resimler/2018-12/10/1004346213527.jpg

            Ağrı Dağı´nı görmeden önce de okumuştum bu romanı. Ağrı Dağı´nı gördükten sonra da hak verdim yazarımıza. Böyle bir dağın efsanesi yazlmaz da ne yapılır? Hakkari´de Bir Mevsim de Ferit Edgü´nün yazdığı bir başyapıttır. Orada da Hakkâri´nin rengini, kokusunu duyumsarsınız.

            Ağrı Dağı, her daim başı karlı, ama bakarken insanı umutlandıran, bambaşka duygulara sürükleyen, seyir zevki de yüksek bir dağdır. Bir şairimize göre de Ağrı´lılar dağa tutunurlar. Ağrı´nın suyu, bereketi onların bütün yaşamına yansır.

            "Ağrı Dağı dünyanın üstüne oturmuş ayrı bir dünya gibidir, ağır, heybetli. Çok zaman Ağrının başı dumanlıdır. Bazı da bulutların yerini savrulan yıldızlar alır. Top top, dönen, bir boranda esen yıldızlar. Güneş uzun gecelerden sonra Ağrının böğründe bir kıpkızıl ateş harmanı gibi çıkar.

            Ağrı dağı gecelerde daha büyür, ağırlaşır, dünya yalnız Ağrıdaymış gibi gelir insana. Ulu sessizliğini korkunç gümbürtüler parçalar. Bir uçtan bir uca... ağrı dağı ıssızlıkta kaynar. Karanlık gecelerde Ağrı silinmez, geceye karışmaz, daha karanlık, ıssız bir gece gibi evrenin üstünde yürür. Ay ışığında ince bir pırıltıdır, salınır. Gecede korkuludur. Karanlığı duvar gibi. Yıldızsız, silme karanlık gecelerde, çok derinlerde, bin yıl ötelerden gelircene Ağrı dağından koygun, boğuk uğultular gelir.´´

            Ağrı Dağı´nın daha nice romanları, efsaneleri, hikâyeleri yazılır diye düşünüyorum. O dağı gören, o dağın seyrinde sevinen, üzülen, kederlenen, acıkan, doyan, uyuyan, uyanan insan bir daha onun etkisinden kurtulamaz. Ağrı Dağı´nın şiiri de yazılmalıdır ve hatta yazılmıştır da. Hangi şairimiz yazmıştır? Ahmet Muhip Dranas....

/resimler/2018-12/10/1005001370215.jpg

                        Ağrı

           Vardım eteğine, secdeye kapandım;

            Koşup bir koluna sımsıkı abandım.

            Karlı başın yüce dedikleyin yüce,

            Sükûn içindeki heybetin gönlümce.

            Devce yapında ilk rahatlığı duydum.

            Şifası mı ne ki ruha bu ilk yudum

            Hayâl arkasında boş çırpınışların

            Sen uygun bir vakti gelince rüzgârın

            Sonsuzluğa doğru kalkacak sihirli

            Bir gemisin göklerde demirli

            Ve ben rıhtımında bekleyen tek yolcu...

            Düşüncemizin en haksız, en korkuncu;

            Açan o ağulu çiçek delilikte,

            Gir sır mezara cesetle birlikte,

            Şüphe; o bin çeşit çilenin yemişi,

            Yılan ağzındaki elma... Ey, ateşi

            En derin yerinde gizli gizli yanan!

 

            Seyrediyor ruhum kar balkonlarından

            İnsanın göresi olmaz manzarayı

            Ve aklın o uçsuz bucaksız sarayı

            Yıkılıyor... Duygu bir kartal hızıyla

            Fırlıyor engine sevinç avazıyla

            Bulutlar ne güzel bulutlardır onlar,

            Hep öyle başımın üstünde dursunlar

            Menekşe rengi, kan rengi, toprak rengi...

            Asılı kalsın hep bu yağmur hevengi.

            Dünyayı saran bu gece ne gecedir,

            Yıldızlardan yağan ışık ne incedir!

            Yansın o yıldızlar, bitinceye kadar

            En derin uykular, en tatlı uykular... diyerek devam eder şiir ve upuzun, harika bir şiirdir.

            Ağrı Dağı´nın güzelliği, görkemi, etkileyiciliği, efsanesi, şiiri gibi bir yaşam hepimizin olsun...

Anahtar Kelimeler: AĞRI, DAĞI, YESİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
KÜLÜSTÜR (19 Eylül 2019 - Perşembe)
LEYLEKLER DE GİTTİ (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
BENİM DELİLERİM (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
ŞİİRLİ DÜNYA (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
28. Mektuba Yanıt (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
KEMALETTİN TUĞCU (28 Nisan 2019 - Pazar)
SANATIN GEREKLİLİĞİ (31 Mart 2019 - Pazar)
KARAYILAN KARAYILAN OLMAZDAN ÖNCE (26 Mart 2019 - Salı)
ŞAHİNİM MEMED (01 Mart 2019 - Cuma)
HÜSEYİN GÜNEY´İN ARDINDAN (20 Ocak 2019 - Pazar)
DENİZİ ARAYAN ÇOCUK (11 Ocak 2019 - Cuma)
ÇIRAK ARANIYOR (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
MÜSLÜM (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
GÖZYAŞI ÇAYI (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
ÖYKÜ (27 Eylül 2018 - Perşembe)
BİR KUŞ GÖZLEMCİSİNİN NOTU (18 Eylül 2018 - Salı)
BOZA (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
ORHAN KEMAL (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
ŞİİR TANKERİ (14 Temmuz 2018 - Cumartesi)
DİL (24 Haziran 2018 - Pazar)
PENCERELER (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
NECATİ TOSUNER (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ANLATAMIYORUM (13 Nisan 2018 - Cuma)
YAZIN (15 Mart 2018 - Perşembe)
14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
ASİYE (HAYATA DOKUNABİLMEK) (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
UYKUNUN BEKÇİLERİ ( RÜYALAR ) (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KALEMİNİN DEĞDİĞİ YER (26 Kasım 2017 - Pazar)
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
ALLI TURNAM (07 Eylül 2017 - Perşembe)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.6889
EURO
6.2847
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Gülen nar, bağı bahceyi de güldürür;

1520 Yavuz Sultan Selim Hanı`ın vefatı
1922 Emirdağ ve Ezine`nin kurtuluşu.
1980 İran-Irak savaşı başladı
-Her 4 Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. (Sokakta her 4 kişiden 1 imza dağıtıyormuş düşünsenize) -Uyurken televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori yakıyoruz. (Demekli televizyonla uyutuluyoruz) -Bir karıncanın koku alma yet

İlginç Bilgiler 5