ALİ YALÇIN BAŞKANA YALAKALIK DİZ BOYU
ALİ YALÇIN BAŞKANA YALAKALIK DİZ BOYU
Tarih: 21.9.2019 14:31:18
Ömer Dede KILIÇ (Köy Esintileri)

              Sıcak bir sonbahar ayının ikinci haftasıydı.  Okullar açılmış, öğrenciler sevdiklerine kavuşmuş, öğretmenler ise ebedi çocuklarıyla buluşmuşlardı. Evde yalnız yaşayan, eski sayman ve yıllarca öğretmenlik yapmış Parkinson hastası Ömer baba, hem şehir merkezinde resmi işlerini halletmek, hemde eski dostlarını, eğitim ve öğretim yılının açılışı nedeniyle ziyaret için düşmüştü yollara.

                Maalesef düşenin dostu olmuyordu. Hayırsız evlatları ve vefasız eşi tarafından yalnız ölüme terk edilen Ömer Babanın yolu uzuyordu. Çünkü; hayırsız  evlatlar hem maddi hemde manevi her türlü dışlamanın yollarını iyi öğrenmişlerdi. Bir arkadaşının Allah rızası için verdiği ve verirken de bununla sadece ekmek alacaksın diyerek  sıkı sıkıya tembih edilerek aldığı  harçlığını yol parası yapamazdı. Bu yüzden dolmuşa binemezdi. Yürüyecekti. Ama nasıl. Çünkü,  sol ayağının kemikleri dejenere olmuş şişmişti. Ama yürümesi gerekiyordu. Çünkü yapılması gereken işleri vardı. Bazen oturarak, bazen ayakta bir yere tutunarak ta olsa valiliğe varmıştı.

                Hasta baba sevildiği, sayıldığı yere gidiyordu. Yıllarca beraber çalıştığı arkadaşlarını görmek biraz olsun evlatların vefasızlığını gideriyordu. Çünkü hasta baba zararlı bir insan değildi. Faydalı, bildiklerini saklayan değil, paylaşan biriydi

            Günlerden Eylül´ün 19 Perşembe idi. O gün eski çalıştığı Milli Eğitim Müdürlüğünde çalıştığı ve halen görevli bulunan Ahmet ÇALIK adlı bir arkadaşına denk gelmiş, biraz sohbet ettikten sonra askerlik borçlamasıyla ilgili bir sorununun olduğunu eski çalıştığı kurumun sorununu çözemediğinden bahisle hasta babadan yardım istemişti. Hasta baba hiç üşenmemiş, tamam deyip beraberce eski kurumun yolunu tutmuşlar, neticede arkadaşının işini halletmenin mutluluğunu yaşıyordu. Daha sonra sevildiği , sayıldığı odalarda bulunan arkadaşlarını ziyaret etmeye başlamıştı. Sohbet ederken Milli Eğitim eski beraber çalıştığı, yıllarca kendisine saygı duyan ve milli eğitim camiasında adam yerine konulmayan okullarda unutulmuş, dışlanmış hademe olarak çalışan ve daha sonra yine amiri  Ömer Şef tarafından adam yerine konularak yetiştirilen ve sonra da yine aynı amirinin telkiniyle sendika işyeri temsilciliğine getirilen  Cemal ÇELİK giriyordu. Arkadaşlar birazdan valiliğe memursen genel başkanı Ali YALÇIN başkan gelecek, herkes dışarı çıksın karşılama yapacağız diye emri vaki bir şekilde deyince; odada bulunan arkadaşlarımın sözlerine değil kendime üzüldüm. Çünkü Cemal ÇELİK için herkes “ YALAKA” tabirini kullanıyor hiç kimse kılını kıpırdatmıyordu.

Peki Cemal ÇELİK hasta amirinin emekli olmasından sonra ne yapmıştı da bu çirkin lakapla anılıyordu. Hani Cemal ÇELİK, bey çocuğu değil miydi? Hani Cemal´in sayılıyordu. Hani seviliyordu. Efendiliği neredeydi anlamıyordu. Hasta baba bu sevimsiz sözlerle anılan memurunun hatasını kapatmalıydı. Hiç değilse sadece kendisi Cemal´in arkasında durmalıydı. Onun için parkinsonlu ayağını sürüyerek valiliğin doğu cephesine geçtiğinde gördüki Cemal orda bulunan sekiz personele emirler yağdırıyordu. Ömer baba da sekinci kişi olarak sonda bir yer bulup beklerken, beklenen Ali Başkan gelmişti. Ali Başkan çok mütevazi biriydi. Sırayla herkesle selamlaşarak, ve herkesin ayırt etmeksizin hal ve hatırını sorakak hasta babanın yanına geldiğinde Hasta baba Ben eski muhasebe şeflerinden Ömer Dede KILIÇ dediğinde Ali Başkan samimice tuttuğu eli bırakmıyordu. Öyle ya üç yıl olmuştu vefasızların vefasızlıklarına. Hiç kimse hasta babanın elini bu kadar samimi tutmamıştı. Vefalı bir kardeş ancak bu kadar samimi tutabilirdi

O ana kadar sadece Cemal ÇELİK´in itibarı için karşılamaya inen hasta babanın hiç böyle bir düşüncesi yoktu.Doğaçlama olarak başkanım bir sorunum var anlatabilirliyim deyince bu sefer Ali Başkan hasta babaya daha da sarılıyordu.  Ömer baba Ali Başkana Parkinson hastası olduğunu hastalığıhın ilerlemesi amirlerinin itirazlarına rağmen devletime faydalı olamadığı için üç yıl önce emekli olduğunu anlatıyordu. Daha sonra da 100,00 Tl. ye başarılı bir beyin ameliyatı geçirerek sağlığına kavuştuğunu altmış yaşında olduğunu ve beş sene daha çalışabileceğini anlatırken Üyelerinin ‘YALAKA´ tabiriyle anılan Cemal ÇELİK´in amiri ile başkanı ayırmaya çalıştığını görüyordu. Ali YALÇIN  başkanda bırakın kardeşim konuşalım dediğinde anlıyordu hasta baba Cemal ÇELİK´e neden ‘ YALAKA´ diye söylendiğini. Ömer baba memurunun bu hale gelmesine üzülüyordu. Neden, Çünkü Ali Yalçın gibi bir şahsiyet, başkanlıkta ezberleri bozmuş, duruşuyla, çıkışlarıyla sendika başkanlığı konusunda meslektaşlarının gönüllerinde taht kurmuş ( Sadece Milli Eğitimin 200 personeli var) bir başkan  sekiz kişi ile karşılanmamalıydı. Bu üyelerinin başkana olan bir vefasızlığı değildi. Bu Sayın Başkan Ali beye yapılmış bir tepki de değildi. Belli ki, Cemal Çelik nüfusunu üyelerine değil, kendi menfaatlerine kullanmış olmasında yatıyordu.

Eski bir amirin olarak Cemal Çelik, sana tavsiyelerim Nasrettin hocanın eşeğine dönme. Vaktiyle Nasrettin Hocanın Eşeği yattığı ahırdan usanmış hava almak istemiş. Nasrettin hoca´da eşeğini kırmamış seyranlığı açık damın üstüne çıkarmış, hoca tamam deyince yüksek yeri çok beğenen eşek inmemiş hocada sen bilirsin demiş inmiş aşağı.  Eşek yüksek yer hoplamış zıplamış yüksek yerin tadını çıkarırken dam delinmiş eşek düşmüş ölmüş. Hoca da tabii olarak ders veren sözlerini söylemiş “ LAYIK OLMAYANI BÖYLE YÜKSEKLERE ÇIKARIRSAN İNMESİ BÖYLE KOLAY OLUR demiş. Bilmem anlatabildim mi . Nasrettin dediği gibi ‘CEMAL SEN BİLİRSİN.

                Memur Sen Genel Başkanı  Ali YALÇIN Başkanım size en ufak bir sözüm yok, ama işyeri temsilcisi Cemal ÇELİK ile Sendika İl Başkanı Yasin PEKUZ´dan affedersin bir şey olmayacağını sende gördün ve görmelisin. 

                Sayın başkanım bir yazar olarak bu ayıplı iki kişinin derhal görevlerine son verilerek sendikanın onurunu kurtarmalısınız.

                Başkanım bir büyüğün olarak, bahtın açık olsun, gözlerinden öpüyorum.

                   19.09.2019 Ömer KILIÇ

Anahtar Kelimeler: YALÇIN, BAŞKANA, YALAKALIK, BOYU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
GÜNAHIMI BİLMEDEN GİDİYORUM (20 Ekim 2019 - Pazar)
YÜRÜ MEHMETÇİK TÜRK MİLLETİ SENİNLE (19 Ekim 2019 - Cumartesi)
YOL ARKADAŞLIĞI ( 1 ) (09 Ekim 2019 - Çarşamba)
GÖRDÜĞÜM RÜYA İMİŞ MEĞER. (08 Ekim 2019 - Salı)
FUTBOLDAN SOĞUTULDUK. (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
GÜZ GÜLLERİ GİBİ (03 Ekim 2019 - Perşembe)
EFSANE SAVAŞ KOMİSER. (01 Ekim 2019 - Salı)
YAPAYALNIZ VE MUTSUZ (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
LEZZETİN ADI MEŞHUR ÖMER USTA. (29 Eylül 2019 - Pazar)
SONBAHARA GİRERKEN (25 Eylül 2019 - Çarşamba)
SEHER VAKTİ ÖTEN BÜLBÜLLER. (22 Eylül 2019 - Pazar)
ÇOCUKLUĞA ÖZLEM (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
Sensizliği Yaşıyorum. (13 Eylül 2019 - Cuma)
Köy Havası (11 Eylül 2019 - Çarşamba)
VEDA EDEMEDİM MEHMED´İM SANA (10 Eylül 2019 - Salı)
TIRNAK AĞRISI (09 Eylül 2019 - Pazartesi)
MEZARINA VARDIM ANNEM. (29 Ağustos 2019 - Perşembe)
BU TOPRAKLAR KİMİN (22 Ağustos 2019 - Perşembe)
GÜLDÜRMEDİ FELEK (21 Ağustos 2019 - Çarşamba)
YAD OLMUŞLAR. (17 Ağustos 2019 - Cumartesi)
PARKİNSONLU BABANIN ÇİLE GÜNÜYDÜ (12 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BAYRAM GEÇER, SEYRAN GELİR. (12 Ağustos 2019 - Pazartesi)
KÖY HATIRALARIM (Garib Halil İbrahim) (07 Ağustos 2019 - Çarşamba)
BİR KEZ OLSUN SELAMIMI ALMAMIŞ. (07 Ağustos 2019 - Çarşamba)
GİDEN BİR SEVGİLİNİN ARDINDAN (02 Ağustos 2019 - Cuma)
GÜCENDİM YA (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
GÖRDÜĞÜM RÜYA İMİŞ MEĞER. (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
KÖY HATIRALARIM ( Buğdayımı Çalıyorlar ) (31 Temmuz 2019 - Çarşamba)
BEYHUDE GEÇTİ YILLAR BİLE BİLE (28 Temmuz 2019 - Pazar)
ÇOCUKLUĞUMUN KAHRAMANINA EL VEDA - 1 (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
KAHRAMAN EVLATLAR VARDI. (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
BU CAN KURBAN SANA (13 Temmuz 2019 - Cumartesi)
DERDİME DERMAN LAZIM. (09 Temmuz 2019 - Salı)
ILIK BİR YAZ AKŞAMI (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
BIRAKTIĞINIZ YERDEYİM (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
ÖLÜ DENİZ KIPIR KIPIR (30 Haziran 2019 - Pazar)
BİZİM BURALARDA BAYRAM KARALI GEÇTİ. (05 Haziran 2019 - Çarşamba)
BU SEFER YOL UZUN ÖLÜRÜM BELKİ. (04 Haziran 2019 - Salı)
SABIR VE UMUDUN GETİRDİKLERİ (26 Mayıs 2019 - Pazar)
ACILARIMI SÖYLESEM DOSTLARA (24 Mayıs 2019 - Cuma)
O BİR VEFA ABİDESİ (20 Mayıs 2019 - Pazartesi)
İKİ TAŞ BİR MEZARI ARAR OLDUM. (18 Mayıs 2019 - Cumartesi)
O BİR VEFA ABİDESİ (17 Mayıs 2019 - Cuma)
UMUDA YOLCULUK – 2 (16 Mayıs 2019 - Perşembe)
Prangaya Vurulma (15 Mayıs 2019 - Çarşamba)
UMUDA YOLCULUK-1 (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNADINA AHİLİK (13 Mayıs 2019 - Pazartesi)
BENİ ATAŞLAR İÇİNDE KOYMA. (12 Mayıs 2019 - Pazar)
KARA TOPRAK (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
AĞLADIĞIM GECELERDE YOKTUN (08 Mayıs 2019 - Çarşamba)
Canım Ablama, (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
KAPI GICIRTISI (03 Mayıs 2019 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.8303
EURO
6.4969
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler.

Shakespeare
1840 PTT`nin kurulması
1853 Kırım Harbi`nin başlaması
-Global ısınma yükselen deniz seviyesi 2050 yılında shangai ve deniz kıyısındaki Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak.bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. -Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wringleys marka sakızdır. -Kereviz yerken harcanan ka

İlginç Bilgiler 3