ALLI TURNAM
ALLI TURNAM
Tarih: 7.9.2017 22:12:18
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

/resimler/2017-9/7/2215032212329.gif/resimler/2017-9/7/2215032212329.gif

ALLI TURNAM

Sen, yaşamımı etkileyen insansın. Sen, ruhumu bir kez olsun incitmeyensin.

Sana olan borcumu hiçbir zaman ödeyemem. Ölene dek ödeyemeyeceğim.

Sana olan borcumu tıpkı senin nazik, yalın, tane tane konuştuğun Türkçeyle ödeyeceğim. Tertemiz, akıcı, pırıl pırıl  Türkçe´yle yazarak ödeyeceğim.

Yazar Hamdullah Köseoğlu´nun dediği gibi, “Ben ne kadar yazarsam sen de o kadar mutlu olacaksın.”

Bana “Gadanı, belanı alırım.” derdin. “Yoluna ölürüm”, derdin. Ömrüm boyunca, yaşadıkça unutmayacağım.

Köydeki evin her gün yüzlerce insanla doldu, taştı. Gelen giden sürekli senden söz etti.  Seni söyledi, seni andı. Yüce gönüllü Yörük kadını… Çocukluğumu en çok anlayan insan. Seni unutabilir miyim? 

“Bastığın yerlere kurban olurum.” derdin.

“Ben sana…”  deyince sözümü keserek,

“Oyy sus ben sana kurban olurum, sus.” derdin.

Seni unutmayacağım…

Masalları, öyküleri, sözlü kültürü, söz sanatlarını sen sevdirdin bana.

Bunların tohumlarını sen attın.

Allı Turnam sendin.

Allı Turnamı dinlerdik seninle.

 

Allı turnam bizim ele varırsan

Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

Gülüm gülüm.

Kırıldı kolum,

Tutmuyor elim,

Turnalar hey.

Ah gülüm gülüm.

Yar gülüm gülüm.

Kız gülüm gülüm.

Turnalar hey.

 

Seni, toprağımı, yurdumu unutur muyum? Hacı Taşan´ı, Keskin´i unutur muyum?

Köyümü, çocukluğumu unutur muyum?

Köydeki çay o zamanlar gürül gürül akardı. Gürül gürül olmasa da şırıl şırıl akardı.

İçinde minik balıklar yüzerdi. Bir de sülükler vardı.

“Dizlerim ağrıyor, ne olur bana çaydan sülük yakala, getir.”

Sana çaydan sülük tutardım. Sülükleri dizlerine bırakırdın. Dizlerindeki kanı emerdi sülükler. Ağrın, sızın dinerdi.

Siyahlı beyazlı televizyonu unutur muyum?  Sık sık giderdi elektrik.  Gaz lambasını yaktığını unutur muyum?

“Köyün girişindeki köprünün üzerinde, geceleyin, bakkal Hasan amcan bir kurt görmüş.” dediğinde ne denli korktuğumu unutur muyum?

Benim köyde sıkıldığımı bilirdin.  Çevre köylere, illere, ilçelere giderdik. Düğün, cenaze, hastalık bahanesiyle kolumdan tutup götürürdün. Yerköy´e, Kaman´a, Akpınar´a… Tosunburnu,  Körpınar, Taburoğlu´na… Seyrek, Göllü, Yozgat´a… Kırıkkale, Mucur, Hatunoğlu´na…

Tosunburnu köyünde bir düğünde tertemiz yüzlü,  gözleri  güleç, apak  gelinliğiyle  oturmuş  bir gelinle konuştuğumu unutur muyum?

Sen Aziz Nesin´sin, Sen Yaşar Kemal´sin, Muzaffer İzgü´sün…  Sen daha da çok yaşayası Hamdullah Köseoğlu´sun…

 

Ah gülüm

Kırıldı kolum

Tutmuyor elim…

 

Sen toprağımsın, dilimsin, sözcüklerim, cümlelerimsin…

Sen sonsuz, sınırsız, karşılıksız sevgisin…

Sen türküsün, masalsın, ağıtsın, öyküsün, romansın…

Sen Anadolu´sun sen Çınar´sın Kızılırmak´sın…

Toprağına ikimiz için koyduğum sarı çiçeksin…

 

Allı turnam ne gezersin havada

Arabam devrildi kaldım burada

Gülüm gülüm kırıldı kolum

Tutmuyor elim turnalar …

 

Sen Yunus´sun, Hacı Bektaş´sın, Karacaoğlan, Dadaloğlu´sun…

Topraktan öğrenip kitapsız bilensin…

Neşet Ertaş´sın, Pir Sultan´sın, Muharrem Ertaş´sın, Çekiç Ali´sin, Şemsi Yastıman´sın...

Daha da yaşayası İncila Çalışkan´sın, Hüseyin Güney, Aydın Balcı, Koray Avcı Çakman,  Hasan Ali Toptaş´sın…

Sen gülen yüzümsün…

Sen Kırşehir´sin, Harmanaltı´sın, Özbağ´sın, Nevşehir, Hacıbektaş´sın, Yozgat, Ankara, Elmadağ´sın… Köyümsün, çocukluğumsun…

Umumi değil, Hususisin…

Parmağa barnak, öğüte yumuş,  lokmaya sokum, merdivene mertifon, tırnağa dırnak, pazartesi´ye , bazarertesi,  cumartesi´ye cümertesi, kahvaltı´ya gayfelti, küçüğe güççük diyensin…

Çirkin´e “Örneksiz” dediğini unutur muyum? Canavar´a Çanafar deyişini unutur muyum?

Yağmurlubüyükoba´sın, Yerköy´sün, Karaova´sın, Avanoğlu, Çiçekdağı´sın, Boztepe,  Kösefaklı Akçakent´sin…

 

Ah gülüm

Kırıldı kolum

Tutmuyor elim…

 

On beş yaşında gelin olduğunu unutur muyum? Çocukken Karaova köyünde pencereden bakarken evin önünden geçen develerden ürküp içeri kaçtığını anlatışını unutur muyum?

Sen yaşayan tarihtin… Seni unutur muyum?

 

Ne onmamış kulmuşum şu dünyada

Akşam oldu allı turnam dön geri…

 

Deftersin, kalemsin, “Biraz da ders yap.” diyensin. “Yumuşumu tut.” diyensin.

Her arayışımda “Kurban olurum nasıl oldu da aklına geldim.” diyensin. Her aradığımda yarım saat sıkılmadan konuştuğumsun.

Son birkaç haftadır aramadım seni. Bana dargın mı gittin yoksa?

Neşet Ertaş için aradığımda “Neşet Ertaş, o zamanlar çok küçüktü. Bizim köye gelip bulgur toplarlardı. Anasının eteğinden tutardı. Köy köy geziyorlardı.” diyensin.

Şimdi Neşet Ertaş´a komşu mu oldun?

Sen kimliğinde 1933,  gerçekte 1932´de doğansın. 38 depreminde beş altı yaşlarında tıpkı diğer çocuklar gibi toprak damın üzerinde oynayansın…

Muzaffer İzgü gibi sen de Atatürk´ü gördün mü?

 

Ah gülüm gülüm

Kırıldı kolum

Tutmuyor elim…

 

Niksar´da evinde küçük bir serçe gibi hür olan Cahit Külebi´sin.

Çocukluğumda tahtadan kasanın içine civcivler üşümesin diye ampul koyan babaannesin.

Kekliksin, serçesin, sığırcık, kırlangıçsın. Arılar, kuşlar, böcekler, binbir çiçeklersin.

Geleneksin, göreneksin…

Hiçbir zaman elini öptürmeyensin. Hemen iki elini açıp kucaklayansın.

Sevmediğine “Soyka” diyensin.

Bende iyi olan güzelliklerde payı olanlardansın.

Yufka ekmek, patlıcan yemeği, bulgur pilavı, gözleme, çöreksin.

Her sene sorduğumda  altmış yaşındayım, diyensin.

“Oy üşüdüm.”

“İyice kocadım artık." diyensin.

Her zaman şık giyinen, kahverengi, uzun elbiselisin. Sıcacık tutuyor dediğin kapkara hırkayı üstüne attın mı...

Sen üç kulfu bir elhamsın.

Ezan´a ezen, Mezar´a mezer , erken´e er, uçağa teyyare diyensin.

Ayakucuma yat, dizimin dibinde otur.” diyensin.

Sıcacık güneş, kar, kış, boran, dolu, yağmursun. Toprak kokususun…

Ayakların halk ekmek gibiydi…

Leblebi şekeri, çerez, öteberi…

“Arabaya eşeğe biner gibi biniyorsun.” diyensin.

Beni şu yaşamımda kimseye ezdirmeyensin. Bir kez olsun incitmeyensin.

 

Etek sarı

Sen etekten sarısın

Kurban olam Beydağı´nın karısın…

 

Senin ruhun hiçbir zaman yaşlanmadı. Dimdik, ayaktaydın.

Bozkırın kadınısın…

Bu toprağı, içleri sevinç dolu insanları seninle gördüm, seninle yaşadım.

Bir tek sen benimle alay etmedin. Bir de yazarlarım…

 

Ah gülüm gülüm

Tutmuyor elim

Kırıldı kolum…

 

Yalnızca sana değil arkadaşlarına da kurban diyensin…

Eğer beni sual edecek olursan, evvela mahsus selam ederim…

Kalan ömrümce senin için daha iyi, daha güzel, daha çok yazacağım…

Yattığın topraklarda sarı sarı kır çiçekleri açsın…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: ALLI, TURNAM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
Reklam

/resimler/2017-11/13/0916421674863.jpg

/resimler/2017-8/19/1427030074988.jpg

avşa adası otelleri

kutlu creative

/resimler/2017-1/24/1114325571192.jpg 

studio neo

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:14 07:56 13:06 15:38 17:57 19:27
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar