Murat SERT


Altınsız Olur Ama Ormansız Olmaz

Altınsız Olur Ama Ormansız Olmaz


İktisatta temel kural olarak kaynakların kıt ihtiyaçların sonsuz olduğu varsayımı karşımıza çıkar. Bu düşünce bolca doğal kaynaklara sahip ulusların zengin olduğu düşüncesini doğurmuştur. Elbette bu düşünce sömürgecilik düşüncesinin ana fikrini oluşturur. Oysaki ihtiyaçlar sınırlı kaynaklar sonsuzdur, önemli olan sürdürülebilirliktir.

İnsan, midesinin alabildiğinden daha fazlasını yiyip içemez, en fazla bir elbise giyebilir, sadece bir evde kalıp, bir araba kullanabilir. Tükettiklerimiz bizim kendi sınırlılıklarımız dâhilindedir, yani ihtiyaçlarımız sınırlıdır. Oysaki ihtiyaçlarımızın temel kaynağı olan doğal zenginlikler, biz onu sürdürülebilir bir şekilde işlersek sonsuzdur. Sanayinin başlıca sorunlarından bir tanesi hammaddeyi alıp işleyip çıktılara dönüştürürken mamul madde yanında atık üretmesidir. Bu atık maddeler sürdürülebilir sanayi ve ekonominin ömrünü kısaltan birincil faktördür.

Sürdürülebilirlik demişken şu günlerde ülkece her konuda olduğu gibi yine ikiye bölünmüş durumdayız. Bir tarafta ağaç ve doğaseverler diğer tarafta para severler. Para seven ve savunan tarafın züğürtlerinin cebine bir şeyler girse tamam diyeceğim adamların menfaati var.  Ama Kanadalının altınlarımızı çıkarıp alıp gitmesinin nesini savunuyorsunuz.

Gündem Kazdağlarındaki altın çıkarma faaliyetlerine kilitlenmişken ülkece altın çıkarmanın fırsat maliyetini tartışır olduk. Mevcut iktidar döneminde Kazdağlarını elin Kanadalısı talan ederken, hükümet bundan yıpranmasın, devletlümüze bundan zarar gelmesin diye malum medya çevreleri ve kalemşörleri neredeyse, siyanürü şifa ilan edecek.

Malum çevreler Doğu Akdeniz´de Türkiye´nin doğalgaz aramasını milli bir mesele ve ulusal gurur ilan etmişken yine o malum çevrelerce Kanadalıların altın için çevre katliamını meşru göstermeye çalışmaları oldukça komik. Kanadalı şirket altını alıp giderken bizlere o kesik kütükleri zehirlenmiş toprakları kele dönmüş dağları bırakacak. Madem altın ekonomiye kazandırılsın istiyorsunuz o halde elin Kanadalısını niye savunuyorsunuz, çıkın deyin ki bu altını Eti Maden çıkarsın.

Güce tapmak işte böyle bir şey insanın aklını zehirler, düşünme yetinizi ortadan kaldırır peşine takılıp gittiklerinizin soytarısı yapar. Şu soruyu sormak gerek orada yaşanan çevre katliamını düzeltmek ve kaybedilenleri yerine koymak bizim kaç yılımızı alır ve bize kaç paraya mal olur. Buradaki altın çıkarma faaliyetinin etkileri turizm gelirlerini ne kadar azaltır. Ve en önemli siz o zehirli topraklarda yaşar mısınız? O Kanadalı arkadaşa sormak gerek her yeri ormanlık ve doğal güzellikler ile dolu Kanada´da aynı çevre katliamını yapabilir mi?

Turgut Özal döneminde madencilik için bir toplantı yapılır ve ormanlık alanlardaki maden çıkarma faaliyetleri ve olası çevre sorunları tartışılır. Toplantı sonunda ülkenin yeşil ve ormanlık alanlarının sayısının az olduğunun ve ülkenin ormana ihtiyacı olduğunun sonucuna varılır. O dönem pek çok madencilik faaliyeti askıya alınıp doğa kurtarılmış olur. Atılan bu adım aslında bizim için önemlidir, çünkü o dönemde bugünkü bizlerin geleceği güvence altına alınmış bizlere güzel bir miras bırakılmıştır. Keşke bu mirası aynı şekilde koruyup geliştirip yarına bırakabilsek.

Geçmiş yıllarda Karacabey´de bir seminere katılmıştım orada Karacabey sanayisi ve ekonomisi konuşuluyordu. Tabii ki söz dönüp dolaşıp Bursa sanayisinin Karacabey tarım alanlarını nasıl zehirlediğine geldi. Evet, meşhur Karacabey Soğanı artık zehirli, Bursa sanayisinin atıkları hava, yeraltı ve yerüstü sularıyla Karacabey´i tüketiyor. Salatalarımızdaki soğanda artık Tofaş´ın veya Renault´un yedek parçalarından izler var. Bursa´da temiz ve içilebilir yer altı suyu 72 metreden sonra çıkıyor. Bursa´yı sanayi şehri yapanlar Karacabey tarımını usul usul öldürüyor.

Bizlerin pek çok sanayi ürününe ihtiyacı yok ama yenilebilir bir soğana ihtiyacı var, altını yiyip içemeyiz ama içilebilir bir su, yaşanabilir bir toprak olmadan yapamayız. Altın tükenir bir kaynaktır ama doğa yaşamamız için ihtiyacımız olan her şeyi veren sonsuz bir kaynaktır. Eğer sürdürülebilir bir ekonomi ve sanayi noktasında tercih yapılacaksa doğa ve çevre korunmadan olmaz. Çinliler yıllarca dünyanın üretim üssü olmaktan gurur duydular ama şimdi suları zehirli, havası kirli, toprakları verimsiz.  ?Son balık öldüğünde, son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak? der bir Kızılderili. Kim bilir bu sözü söyleyene kadar kaç ağaç kesildi, kaç canlı öldü, kaç insan yerini yurdunu terk edip başka yerlerde yaşamak zorunda kaldı.

Sonuçta ekonomi toprağa ve doğal zenginliklere dayanıyor, toprak yok edilirse ekonomi sürdürülebilir olamaz. Kanadalı Türkiye´nin altınları olmadan yapabilir ama bizler zaten sınırlı olan doğal güzelliklerimiz ağaçlarımız ormanlarımız akarsularımız olmadan yapamayız? 17 Ağustos 2019 Murat Sert



  • Çarşamba 18 ° / 2 ° Güneşli
  • Perşembe 14 ° / 4 ° Bulutlu
  • Cuma 11 ° / 6 ° Sağanak

Balıkesir

26.02.2020

  • İMSAK 06:18
  • GÜNEŞ 07:40
  • ÖĞLE 13:27
  • İKİNDİ 16:31
  • AKŞAM 19:03
  • YATSI 20:20
  • BIST 100

    114.365%-0,37
  • DOLAR

    6,1494% 0,09
  • EURO

    6,6891% 0,04
  • GRAM ALTIN

    325,37% -0,25
  • ÇEYREK ALTIN

    536,8605% -0,25