Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


ATATÜRK YIPRANMIŞ MANEVİ DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKTI…

ATATÜRK YIPRANMIŞ MANEVİ DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKTI…az<4


‘Atatürk Vatandır!’

                Yıl 1919… Mondros ateşkes antlaşması henüz daha imzalanmamıştı… Dünya devletleri büyük başlar vatanımızı dört bir yandan işgal ettiler. Yetmedi Türk’ü Anadolu’dan atmanın, belki de tarih sayfalarından silmenin büyük hesaplarını yaptılar. Boğazların yönetimi İngilizlere verildi.

                İstanbul’u aralarında pay etti İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar. Sevr’e giden yolu hazırlamakla meşgul bu devletler (itilaf devletleri) vatanımızın her köşesini işgal etti. Samsun, Maraş, Antep, Urfa, Adana, Mersin, Konya, Kars, Antalya, Ege, Trakya, Musul, Suriye işgal altında. Doğu illerini Ermeniler, Ege’yi Yunanlılar kan gölüne çevirdi, soykırım uygulamaktaydılar. Türk Milleti yorgun, harap, tükenmiş… Belki de tarihte hiç olmadığı kadar kötü bir durumdaydı..!

                “Gazi Atatürk, Samsun’a ayak basmadan 6 ay önce, düşman donanmasının 61 parça gemisi Boğaz’a yerleşmişti. Rıhtımda yaveri Cevat Abbas ve dostu Rasim Ferit birlikte olduğu bir zamanda “ANADOLU’YA GEÇMENİN ÇARESİNE BAKMALI” diyen Atatürk, o esnada gözleri boğazı dolduran dev zırhlılara kaymış olan Cevat Abbas’a “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!” der.” (Erol Mütercimler, Fikrimizin Rehberi: Gazi Mustafa Kemal).

                “TÜRK MİLLETİ ESARET ALTINDA KALMAKTANSA SAVAŞARAK ÖLMEYİ TERCİH EDER” diyerek 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Kutlu davanın lideri oldu. Giriştiği her savaşı kazandığı gibi Kurtuluş Savaşını da her şeyden aziz saydığı milletiyle birlikte kazandı. Zorlu mücadele günlerinde atılan bütün adımları meclisten geçirdi ve her sonucu mecliste tartıştı.”

… Bu açıklamamla, ulusun gözünde, gerçeği açıkça aydınlatabilecek bir ortamın doğmasına yardım edebildiysem vicdani görevlerimden birini yapmış olduğuma inanacak ve gönül huzuru duyacağım” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk) diyerek her ayrıntıyı milletine anlattı.

                Sevr ile Müslüman Türk’ü yok etmenin hesaplarını yapanlara, Lozan ile her Müslüman, Vatanının hakiki sahibidir, öz evladıdır diyerek dünyaya kabul ettirdi. İşgal günlerinde, işgalcilerle birlik olanları mübadele ile gönderilmesini sağladı. Müslüman Türk olduğu için ezilenleri yurda alarak kurtulmasını sağladı. “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!” sözüyle herkesi bir şemsiye altında topladı. Atası Oğuz Kağan gibi…

                Lozan’dan kısa bir süre önce söyledikleri vatanımızın içinde bulunduğu manevi çöküntüyü de ortaya koyuyordu.

                “Avrupa’dan nasihat almak, bütün işlerini Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin?

                TARİH BÖYLE BİR OLAY KAYDETMEMİŞTİR..!

                … Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye Halkı ahlak bakımından da düşüyordu. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu “maneviyat’ıyla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu’yla Batı’nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batı’ya yaklaştığımızı zannettiğimiz takdirde, asıl mayamız olan Doğu “maneviyatı’ndan tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki, bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten başka bir sonuç beklenemez.“ (Attila İlhan, Hangi Atatürk?).

                Gazi Atatürk, milli ve manevi değerlerini yitirmiş bir topluluk olmayacağımızı dünyaya haykırıyordu. Yıpranmış manevi değerlerimize sahip çıktı. Türk tarih tezini oluşturması için Türk Tarih Kurumunu kurdu. Eğitimi millileştirdi, tek bir çatı altına topladı. Eğitim seferberliği ilan etti.

                Diyanet’i kurdu ki milletim değerlerini en güzel şekilde öğrensin istedi. Kuran tefsir kitabını Elmalılı Hamdi Hocaya yazdırdı. 9. cilt olarak hazırlanan bu eser 10 bin takım basılmış ve Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden ücretsiz olarak dağıtılmıştır. (Rahmetli Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk).

Mehmet Akif’e meal görevini verdi. Radyo yayını başladı, Mevlid-i Şerif yayınlattı. Rıfat Hocayla hatim okumayı savaş günlerinde bile sürdürdü. Meclisi milletin manevi önderleri Hocalarla, Cuma Namazı sonrası kurbanlar keserek, dualarla açtı. Ramazan aylarının manevi iklimine çok değer verirdi!

                Hafız Yaşar bir hatırasında şöyle anlatır:

“Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı… Ramazanlarda bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Veli ve Zincirlikuyu Camilerinde Şehitlerimizin ruhuna hatm-i şerif okumamı emrederdi.

O günlerde civar kasaba ve köylerden gelenlerle cami hınca hınç dolardı.” (Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk).

                Milli ve manevi değerlerimize en çok ihtiyaç duyduğumuz bu ahir zaman günlerinde her iki değerimize de hak ettiği değeri vermek, sahip çıkmak, yaşamak ve yaşatmak hepimizin borcu olmalıdır. Canları ve malları ile mücadele eden aziz Gazilerimiz ve Şehitlerimiz için…



  • Cuma 38 ° / 23 ° Güneşli
  • Cumartesi 37 ° / 23 ° Güneşli
  • Pazar 29 ° / 17 ° Güneşli

Balıkesir

14.08.2020

  • İMSAK 04:39
  • GÜNEŞ 06:13
  • ÖĞLE 13:18
  • İKİNDİ 17:06
  • AKŞAM 20:13
  • YATSI 21:41
  • BIST 100

    1.085%-1,39
  • DOLAR

    7,3825% 0,57
  • EURO

    8,7331% 0,63
  • GRAM ALTIN

    463,26% 0,49
  • Ç. ALTIN

    764,379% 0,49