Ozan ERTUĞRUL


Avcı kimdir, sözde avcı kimdir?

Avcı kimdir, sözde avcı kimdir?


Avcı kimdir, sözde avcı kimdir?

Kapıdağ Yarımadasında kimliği belirsiz kişilerce yakılan seyir kulesinin ardından yazdığım ‘Kapıdağ’da hiç bitmeyen vandallık’ başlıklı yazıma pek çok olumlu dönüşün yanı sıra bazı haklı eleştiriler de aldım.

Olayın kızgınlığı ve gündelik yoğunluğun içerisinde yazı yetiştirme telaşı birleşince bazı noktalar gözden kaçabiliyor.

Yazıyı tekrar okuduğumda ‘Sözde Avcı’ kavramını açıklamayı gözden kaçırdığımı fark ettim ve bölgemizdeki bazı avcıların haklı eleştirilerini aldım.

O halde bu yazıda ‘avcı’ ve ‘sözde avcı’ kavramlarına açıklık getireyim.

Avcı kimdir? Avcı kişi: doğa ile barışık, av hayvanlarının üreme dönemlerinde avlanmaya çıkmayan, yalnızca ihtiyacı kadar avlanıp faaliyetine son verebilen insanlardır. Gerçek bir avcı, hem hayvanların çoğalmasına imkân sağlar hem de başka avcıların da avlanmasına olanak sağlar. Örneğin bölgemizde pek çok avcılık kulübü geçmiş yıllarda kendi ürettikleri av hayvanlarını doğaya salarak doğal yaşama katkıda bulunmak için uğraş verdi.

 Benim tepkim 'avcıyım' diyerek sınırsızca ve sorumsuzca hareket eden, av sezonu dışında kaçak göçek avlanan, yavrularını gördüğü halde anne ayıyı vuran, yiyemeyeceğini bildiği halde sırf zevk için avlanması yasak hayvanları vuran, mermileri sivrileştirip "bakalım ağacı delecek mi?" diyerek yarışan, canlı bir kaplumbağaya bile av tüfeği ile ateş etmekten çekinmeyenlerdir. Ben bunlara ‘sözde avcı’ diyorum.

Düşünün; leylek göçmen bir kuş. Eti yenmez… Onu uçarken gördüğünüzde içiniz açılır, uçuşundaki estetiğe hayran kalırsınız. Ama birileri için o hareketli bir hedeftir. Ne yasak dinler ne kural çünkü tüfek onun elindedir ve üstünlük ondadır.

Düşünün; tarihteki adı ‘Ayı Dağı’ olan Kapıdağ Yarımadasındaki Ayı varlığı ne durumda? Bir zamanlar geyiklerin gezdiği Kapıdağ’da, bıldırcınların uçuştuğu, keklik seslerinin ovaları çınlattığı Karadağ’da şimdiki durum ne? Yok.

Avcılık tanımı çok geniş bir kavram... Örneğin; balıkçılık. Geçimini yıllardır balıkçılık ile sağlayan insanların olduğu bir coğrafyadayız. Balık türlerinin nasıl azaldığını ve bir zamanlar palamut memleketi olan Bandırma’da bu yıl doğru düzgün palamut yiyemediğimizin farkındasınız değil mi? Bilinçsiz ve kontrolsüz deniz avcılığı ve kirlilik bunun en açık nedeni. Uzmanlar Marmara denizi bir süre nadasa bırakılmaz ve balıklara üreme ve büyüme şansı verilmezse bu günleri de arayacağımızı vurguluyorlar.

Özetle; hem bizlerin hem de gelecek nesillerin bu av hayvanlarından yararlanmasını sağlamak bizlerin görevi. Bu konuda avcılık derneklerine büyük sorumluluk düşüyor. Aralarında bu kültüre sahip olmayanları eğitmeni ve bu bilinci aşılamalı. Yoksa av hayvanlarından geriye yalnızca fotoğrafları ve dost meclislerinde anlatılacak av hatıraları kalacak.

 Ozan Ertuğrul 04-06-2020



  • Çarşamba 33 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 31 ° / 20 ° Güneşli
  • Cuma 29 ° / 16 ° Güneşli

Balıkesir

08.07.2020

  • İMSAK 03:50
  • GÜNEŞ 05:42
  • ÖĞLE 13:19
  • İKİNDİ 17:15
  • AKŞAM 20:46
  • YATSI 22:29
  • BIST 100

    119.339%0,72
  • DOLAR

    6,8602% 0,04
  • EURO

    7,7411% 0,05
  • GRAM ALTIN

    395,80% 0,52
  • ÇEYREK ALTIN

    653,07% 0,52