Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


BAŞARISIZLIĞIN SEBEPLERİ VARDIR-1-

BAŞARISIZLIĞIN SEBEPLERİ VARDIR-1-


Her başarısızlığın nedenleri vardır. En önemli nedenlerden birisi ise kendisinden başkasını tanımamaktır. Bir hedefe ulaşmak için. Önce kısa vadeli bir plan yapılır. Bu süre içerisinde hedefe ulaşılamamış ise. Süreyi gözden geçirip nerede hata yapıldığına bakılır. Eksikler ve yanlışlıklar tespit edilir. Tekrar bir planlama yapılır.

Yine başarıya ulaşılamamış ise. Bu sefer dışarıdan yardım istenir. Çünkü yanlış giden bir şeyler var demektir. Devlet yönetiminde ise planların mecliste görüşülmesidir. İktidarın başarısız olması biz biliriz. Biz yapar isek olur demesinden kaynaklanıyor. Bu gün geldiğimiz noktaya bakıldığında bunu açıkça görebiliyoruz.

Ergenekon meselesinde olduğu gibi, barış sürecinde olduğu gibi, Suriye meselesinde olduğu gibi. Bir işe girişilirken ülkenin menfaati ve milletin menfaati göz önünde bulundurulur. Ergenekon meselesinde ne oldu? Ülkenin milli ordusu yıpratılmaya çalışıldığı aşikâr idi. Mecliste muhalefet bu olayın yanlış olduğunu dile getirdi.

Fakat eleştiriler dikkate alınmadı. İktidar bu davalara müdahil oldu. Davaları açanlarla birlikte hareket edildi. Sonuç da gerçekler ortaya çıktı. Yargılananlar berat etti. Kim zarar gördü? Ülke ve millet zarar gördü. Muhalefet haklı çıktı. Orduya güç ve güven kaybettirildi. Ülke madden ve manen zarar gördü. Adalet yara aldı.

Güven kaybı oldu. Ordunun tecrübeli, deneyimli elemanları tasfiye edildi. Berat eden davalılara tazminat ödendi. Ülke 15 Temmuza maruz kaldı. Hâlbuki muhalefet defalarca uyardı. Bu cemaatin araştırılması için önergeler verildi. Bu önergelerin hiç birisine itibar edilmedi. Cemaati kötülemekle suçlandı.

Muhalefetin haklılığı yine kanıtlandı. Bizi kandırdılar denildi. Hâlbuki verilen öneriler partizan zihniyeti güdülerek hareket edilmeyip de görüşülmüş olsaydı. 15 Temmuz yaşanmazdı. Fakat iktidar kendi ikbalini göz önünde tutarak olaylara ciddi bir yaklaşım göstermedi. Çünkü izledikleri yol yaptıkları planlar yanlışlar üzerine yapılmıştı. Kendi ikballerini koruma amaçlı planlar ve programlardı.

Bir ülkenin ordusu devleti yönetenler tarafından yıpratılması düşünülemez. Güçlü ordu demek, güçlü devlet demektir. Cemaatin kendilerini kandırdığı söylendi. Neden kandırıldınız? Biz biliriz! Biz yaparsak olur! Diye kendi bildiğinize kararlar alır. Kimseye danışmazsanız işin olacağı başarısızlıktır.

Bir elin nesi var? İki elin sesi var diye boşuna söylememişler. İktidar ülkenin menfaatini düşünerek ve olayları birilerine danışarak yürütmüş olsaydı. Bu gün ülkenin durumu çok farklı konumda olurdu. Ben olayım bir olayım düşüncesi yerine. Biz olalım bende içerisinde olayım düşüncesi hâkim olsaydı. Ülke bu durma gelmezdi.

Gelelim barış sürecine. Önce Öcalan ile bir anlaşma yapıldı. Bir süreç başlatıldı. Bu süreç hakkında kimseye danışılmadı. Bilgide verilmedi. Kandil ve mahmurdan PKK militanlarından bir gurubun gelerek barışa katkıda bulunmaları kararlaştırdı. Bu PKK militanları Habur sınır kapısında davul zurnalarla karşılandı. Tutuklanmasınlar diye sınır kapısına seyyar mahkeme kuruldu. 

Bu militanlar pişmanlık yasasından faydalandırıldı. Militanlar ben pişmanlık yasasından faydalanmak için gelmedim. Sayın liderimiz Öcalan´ın emri üzerine barışa katkı sağlamak için geldim. Demesine rağmen. Tutanaklara pişmanlık yasasından faydalanmak için geldi şeklinde geçildi.

Sonuç da bunların örgütün lehine propaganda yaptıkları ve örgüte eleman topladıkları anlaşıldı. Hata yapıldığı anlaşıldı. Aradan zaman geçti. Öcalan ile bir anlaşma daha yapıldı. PKK militanlarının sınır dışına çıkmaları konusunda anlaşıldı. Kontrolsüz silahları ile sınır dışına çıkacaklardı. Bu yanlıştı! Silahlarını teslim ederek ve çıkanların kayıt alına alınması gerekirken. Silahlarınızla çıkında nasıl çıkarsanız çıkın denildi. PKK militanlarından bir guruba basın bir fotoğraf karesi verildi.

Çıkıyorlar diye! Hepsi o kadar çıkmadılar. Bu süreçte suya düştü. Hâlbuki bu olay uzmanlardan kurulu bir heyet tarafından kontrolü ve kayda alınarak yapılsaydı. Netice alınırdı. Sonuç olumsuz neticelendi. Dönemin başbakanı Davutoğlu ?çıkmadıklarını biliyorduk. Millette infial uyandırmasın diye açıklamadık? dedi.

PKK örgütü iktidarı kandır. İktidarda milleti kandırdı. Neden? Bu konu meclise danışılsaydı. Kontrolü çıkış yapılırdı. Biz yaparsak olur denildi. İşte iktidarın kimseye sormadan, fikir alışverişinde bulunmadan böyle işler yapması başarısızlığını getirmişti. Böyle olaylarda mutlaka birilerine danışmak gerekir. El elden akıl akıldan üstündür. Bu konuya yarında devam edeceğim. Saygılarımla

Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 29-09- 2017 Mustafa KOÇAL   

 



  • Perşembe 14 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu
  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

21.11.2019

  • İMSAK 06:25
  • GÜNEŞ 07:52
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:34
  • AKŞAM 17:57
  • YATSI 19:18
  • BIST 100

    106.629%-0,15
  • DOLAR

    5,6965% -0,01
  • EURO

    6,3144% 0,08
  • GRAM ALTIN

    269,30% -0,19
  • ÇEYREK ALTIN

    444,345% -0,19