BAŞKA DEVLETLERİ KUVVETLENDİREN HÜKÜMDAR-LİDER KENDİSİNİ ÇÖKERTİR…
BAŞKA DEVLETLERİ KUVVETLENDİREN HÜKÜMDAR-LİDER KENDİSİNİ ÇÖKERTİR…
Tarih: 26.11.2016 15:28:03
Orhan ORGARUN (Uzaklardan Gelen Yakın Sesler)

 “Başka devletleri kuvvetlendiren hükümdar-lider kendisini çökertir.”

    Atatürk öncesi Osmanlı´nın, Hitler öncesi Almanya´nın ve Humeyni öncesi İran´ın yaşadığı süreç bu düşüncenin haklılığını hatırlatmaktadır. Üç devlet için de en büyük sorun, yönetimi elinde tutanların halkın çıkarlarını değil, dış güçlerin çıkarlarını ön planda tutmalarıyla çaresiz duruma düşmektedir. Sonuç halkta kurtarıcı beklentisi uyandırmıştır. Atatürk, Hitler ve Humeyni´nin liderliğinde bir şans faktöründen söz edilecekse, bu şans var olan yönetimlerin çaresizliğidir. Ancak bu liderlerin ortaya çıkışında şans faktörünü ön plana çıkarıp yeteneklerini görmezlikten gelmek büyük bir yanılgı olacaktır.

    Her üç liderin varlığı, toplumsal yaşamı köklü bir değişime uğratmıştır. Atatürk´ün ulus, Hitler´in ırk ve Humeyni´nin din temeli rejim anlayışıyla getirilen yeni kurumsallaşma bir önceki kurumsallaşmayı toptan reddedişin ifadesidir.

    Karizmanın çemberi dışında kalanların, sistemin devamlılığı için birer engel olarak kabul edilmeleri, yaşama şanslarını ortadan kaldırır. Onlar merkeze dahil olmayı etmedikleri sürece rejimin gözünde hep yasa dışıdırlar. Vatanı parçalayıp dış güçlere teslim etmek için çalışırlar.

    Karizmatik lider, izleyicilerin gözünde toplumun bekçisidir. Bu nedenle attığı her adım toplum yararına ve kurtuluşuna atılan bir adım olarak görülür. Ülkenin geleceği onun elinde “ O gece gündüz ülkeyi düşünmektedir.” Liderin yüceltilmesine yol açan bu düşünce çoğu kez liderin etrafındaki “dalkavuklar” tarafından özel bir çabayla sürdürülmeye çalışılmaktadır.

    Lidere duyulan sevgiyi çıkarları için kullanan gruplar zaman içinde lideri korkulan kişiye dönüştürmektedirler. Eleştirmez ve sorgulanmaz kararların sahibi olarak lidere yönelik herhangi bir düşüncenin ifade edilmesi demek yaptırımları göze almak demektir. Karizmayı kutsayarak etrafını kuşatanlar tarafından koruma altına alınması tüm karşı görüş çıkışlarının önünü tıkamakta, yasa yoluyla adeta bir zırh giydirilmektedir. Oysaki karizmatik liderin halkın inanç ve sadakati dışında bir koruyucuya ihtiyacı asla ve asla yoktur.

   Atatürk´e duyulan bağlılığı fırsat bilenler, bu bağlılığı kendi statülerini korumanın, sahip oldukları gücü artırmanın bir özel aracı haline getirmiştir. Ölümü sonrasında insanüstü bir varlık olarak göstermek için her türlü yola başvurulmuş, kanunla koruma altına alınmıştır. Her şehirde adına bir caddenin, alanın, bulvarın, parkın, evin, okulun bulunmasının yanı sıra bir heykelin yapılmış olması kurduğu sistemin toplumsal hayata olan etkisinin ölçüsü olarak sanılmıştır.

    Karizmatik lider ve izleyicileri arasındaki bağın lider sonrasında da devam ettiğini göstermesi açısından, Atatürk´ün izleyicileri tarafından sergilenen davranış kalıpları çarpıcı bir örnektir. Çözümsüzlüğe doğru giden her toplumsal sorunla birlikte Atatürk´ün liderliğine duyulan özlem söylemeleri ortaya çıkmakta böylece onun kurtarıcılığına olan gereksinim metafizik alana taşınmaktadır. Bu haliyle Atatürk´ün liderliği kurtarıcı bekleme ruh halinin sevenleri tarafından dışa vurumu olmaktadır.

    Alman toplumuna bedelleri ağır bir savaşın yenilgisini yaşatan Hitler´in lanetlenen bir lider olarak anılması, kendisine bağlı kitlelerin ortadan kaldırmış olsa bile dünyanın bir çok bölgesinde var olan ırkçı hareketlerinin Hitler´in posterlerini taşımaları, Hitler´le mücadelelerini özdeşleştirmeli sosyal bilim çalışmalarının üzerinde durması gereken bir konu olarak varlığını korumaya devam etmektedir.

    Humeyni´ye olan bağlılığını, dünyadaki gelişmeler karşısında gösterdiği tutumla da ortaya koyan İran halkı rejimin devamlılığı için direncini ayakta tutma çabasını sürdürmektedir. Liderlik makamının dini motifleri, Humeyni´yi bütün tartışmaların dışında bırakmaktadır. Şia mezhebinde kaymağını bulan lider bağlılığı kutsallaştırılmaktadır. Heykelleri dini yasaklar nedeniyle yapılmamış olsa da, bütün kamu kuruluşlarında, bulvarlarda, şehit meydanlarında Humeyni resimlerine rastlamak mümkündür. Minnettarlığın ifadesi olarak Humeyni´nin sert bakışlarını yansıtan resimleri İran para birimi riyalin yüzüne yansıtılmıştır. Ölümü hemen ardından kitleler halinde sevgilisini kendilerine zarar verebilecek derecede gösterilen İranlılar için onun liderliği olağan bir bağlılığın ötesine taşımıştır. Cenazesi sırasında her türlü engele, tehlikeye rağmen na´şına dokunma arzusu, kitlelerin lider karşısında duydukları çaresizlikle açıklanabilir.

    Liderler toplumun tamamına “kurtuluş” inancını kazandırma amacı taşırlar. Ulusal motifler önde tutularak hem sınırların dışına hem de içine mesaj ancak iktidarın elde edilmesini takip eden tarihlerde toplumsal bütünleşme amacındaki değişme fikri yeni toplumsal ayrışmalara yol açmaktadır.

    Değişime karşı her ayrıma eylem, lider için ayaklanma anlamına gelir. Ayaklanma olarak nitelendirilecek eylemin imhası için yasal çerçeve hazırlanır. Atatürk´ün, Hitler´in, Humeyni´nin bir savunma aracı olarak “beslemek” ya da “af etmek” yerine “asmak”, “ortadan kaldırmak” yaklaşımlarında benzerlikler hep olmuştur. Atatürk´ün “MİLLİ MENFAAT”, Hitler´in “ÜSTÜN IRK”, Humeyni´nin “TOPLUMSAL VİCDAN” kavramlarından birer savunma mekanizması çıkarmaları bu tezi desteklemektedir.

    Yenilik getirmek isteyen liderler a bu işin altından kalkacak kuvvete sahiptir ya da başkalarına dayanarak böyle bir işe girişirler. Üç lider, yenilik arzularını, taşıdıkları güven duygusunun yanında, varlığından şüphe etmedikleri bir kuvvetten de haberdardırlar. Bu kuvvet, halktan gelen kuvvetten başka bir kuvvet değildir, buna rağmen çelişkili bir durumun ortaya çıkması da muhtemeldir. Lider halka rağmen yenilik yapabilmektedir.

    Üç lider hakkındaki övgü ve yergilerin dayanakları ne olursa olsun, dönemlerini kuşatan koşullardan uzaklaştırılmaması halinde doğruluğu yakın olabilirler. Yaşadıkları tarihi gerçekleri yüzyıl sonrasına taşıyarak, onları geleceğin kâhinleri olarak sunma yanlışı kadar, sıradanlaştırmakta o derece yanlıştır. Tarihin bir döneminde özel ve özgün duygular yaşayan bir toplumun, yıllar sonra aynı duygular içine düşebileceği varsayımı üzerinden yarar sağlayıcı yargılara ulaşmak ise mümkün değildir.

    Toplumsal olayların değişkenliği inkar edilmez bir gerçekliktir. Tarih de öyledir. Değişkendir. İnsan onu belli bir biçimde yakalar yakalamak o gene Proteus gibi biçimini değiştirecektir, o kadar ki bazen tanınması bile güçleşir. Biçimi değiştirilen sunulan olayların nesnel sınırlar içinde tutulmayacağı ispatlandığına göre tarihi olay ve bu olayların kahramanların hâkim söylemelerin etkisinden uzaklaştırılması bir zorunluluk olmaktadır. Gerçek şu ki; egemen söylemlerin olduğu yerde muhalif söylemler de olacaktır.

    Hangi söylem kullanılırsa kullanılsın, tarihi olay ve şahsiyetler kendi dönemlerindeki koşulların dışına çıkarılmadan anlam bulurlar.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AKP HÜKUMETİ NE YAPMAK İSTİYOR… (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
ORHAN UMUTLUDUR YARININDAN… (18 Ocak 2017 - Çarşamba)
BU HESABI YAPMAK ZORUNDAYIZ (06 Ocak 2017 - Cuma)
BU YURDUMU YİYENLER VAR… (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
DEVLETİ ELE GEÇİRME PLANININ DETAYLARI (29 Aralık 2016 - Perşembe)
VATAN HAİNLİĞİNDEN VAZGEÇİN… (27 Aralık 2016 - Salı)
KİMİ KİMDEN AYIRIRSIN… (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
NE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRSEN O OLURSUN… (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
NİYE?! NİYE?! NİYE?! (14 Aralık 2016 - Çarşamba)
DOLAR GELİR… (10 Aralık 2016 - Cumartesi)
DÖVİZ İLE CENNET ARAMAK… (09 Aralık 2016 - Cuma)
HABERİN VAR MI? (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BU KADAR KARAMSAR OLMAMAK LAZIM… (01 Aralık 2016 - Perşembe)
TERÖRÜN ESAS ADI SEVR´DİR, MONDROS´TUR… (28 Kasım 2016 - Pazartesi)
MİLLET OLMANIN GEREKLERİ VARDIR... (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
Hal ve gidiş umut verici değil (27 Ekim 2016 - Perşembe)
YENİ BİR ATATÜRK BULAMAYIZ... (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
´DEVLET MALI DENİZ (07 Haziran 2016 - Salı)
MİLLİ GÜÇLERLE ATATÜRK´TE BULUŞALIM… (02 Haziran 2016 - Perşembe)
Emaneti Ehline Vermek (2) (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Emaneti Ehline Vermek (1) (27 Mayıs 2016 - Cuma)
AYAĞINIZI DENK ALIN, BURASI KİMİN ÜLKESİ? (19 Mayıs 2016 - Perşembe)
KARAKARDANADAM, E.. Rİ.. YE.. CEK.. SİN. (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Sen ey! (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ… (01 Mayıs 2016 - Pazar)
DEMOKRASİ İLE BASIN.. (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
AVRUPANIN TARİH AMACI (23 Nisan 2016 - Cumartesi)
KORKMA, ÇÖZÜM VAR! (22 Nisan 2016 - Cuma)
Şehit.. (20 Şubat 2016 - Cumartesi)
Vatanımıza Sahip Çıkalım… (19 Şubat 2016 - Cuma)
EDEB YA SÖZÜM ONA ÜSDATLAR… (05 Şubat 2016 - Cuma)
ZULÜM, ZALİM… (09 Ocak 2016 - Cumartesi)
İŞTE EY MİLLET ve İDARECİLER! (05 Ocak 2016 - Salı)
TÜRKİYENİN SİYASİ SİTEMİ TIKANMIŞTIR… (17 Aralık 2015 - Perşembe)
RUSYANIN ÖZEL POLİTİKASI (15 Aralık 2015 - Salı)
SICAK PARA… (14 Aralık 2015 - Pazartesi)
CHP´YE NASIL SAHİP ÇIKABİLİRİZ? (10 Aralık 2015 - Perşembe)
YAŞAMIN ANLAMI… (12 Kasım 2015 - Perşembe)
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ DIŞLANIRSA… (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
HALKIN EKMEĞİ (15 Ekim 2015 - Perşembe)
BANDIRMANIN KALBİ, SON KURŞUN ANITI… (17 Eylül 2015 - Perşembe)
TARİHİN OBJESİNE UYGUNLUK DERECESİ (14 Eylül 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜ LANETLİYORUZ (11 Eylül 2015 - Cuma)
23 NİSAN 1923 CUMA GÜNÜ (10 Eylül 2015 - Perşembe)
ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM. (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
ASKER KOMUTANI GÖRECEK BAŞINDA… (03 Eylül 2015 - Perşembe)
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI VE İMAN… (30 Ağustos 2015 - Pazar)
YENİDEN MANEVİYATA DÖNÜŞ… (21 Ağustos 2015 - Cuma)
VATANDAŞIN DEVLETE HİTABESİ … (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
RAMAZANIN ARDINDAN… (04 Ağustos 2015 - Salı)
RAMAZAN BAYRAMI… (17 Temmuz 2015 - Cuma)
BAYRAM SEVİNÇ GÜNÜ DEMEKTİR… (16 Temmuz 2015 - Perşembe)
KADİR GECESİ VE FAZİLETİ (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
DOLU DOLU GEÇEN 99 YILDAN ARTA 9 ŞEY. (10 Temmuz 2015 - Cuma)
ZAMAN VE ZAMANIN DEĞERİ… (09 Temmuz 2015 - Perşembe)
TARİH: 4 TEMMUZ, 2003 (ÇUVAL OLAYI)… (26 Haziran 2015 - Cuma)
İSLAMIN UYUŞTURUCUYA BAKIŞI… (21 Haziran 2015 - Pazar)
MÜSLÜMANLARIN BAYRAMI OLAN CUMA GÜNÜ… (18 Haziran 2015 - Perşembe)
VERGİ (16 Haziran 2015 - Salı)
MİLLİ İRADE… (10 Haziran 2015 - Çarşamba)
ADAMCIKLAŞMAYANLARA ÇOK ÇOK SELAM OLSUN!.. (08 Haziran 2015 - Pazartesi)
TÜRKİYE HARİTASINDA HATAY VE İSKENDERUN!.. (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
FAŞİZM BARIŞI DÜŞÜNMEZ, SAVAŞÇIDIR!... (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
İLK PUTA TAPAN KAVİM! (02 Haziran 2015 - Salı)
HER ÜLKENİN BİR SEMBOLÜ VARDIR… (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
TARAFINI BELLİ ETMEK (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Peygamber Ocağı. (15 Mayıs 2015 - Cuma)
TÜRKLÜK ve VATANDAŞLIK… (14 Mayıs 2015 - Perşembe)
VATAN-BAYRAK-İSTİKLAL VE MEHMETÇİK… (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
VATANDAŞ OLARAK İNSAN… (12 Mayıs 2015 - Salı)
Trafik Kuralları… (02 Mayıs 2015 - Cumartesi)
DÖVİZ İLE CENNET ARAMAK… (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
3.6185
EURO
3.9051
ALTIN
0
BIST
0
 
Reklam

/resimler/2017-1/5/1837547287956.jpg

/resimler/2016-12/29/1449350602861.gif

kutlu creative

/resimler/2017-1/24/1114325571192.jpg

/resimler/2016-6/13/1904120021641.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:14 06:53 13:24 16:55 19:38 21:04
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
FACEBOOK`TA BİZ
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları