Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


BELGELER SAHTE

BELGELER SAHTE


10 Gün önce CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Man adasında ki bir şirket para gönderildiğini iddia ederek dekontları gösterdi. Ve bazı isimle verdi. İsimlerin hepside cumhurbaşkanının yakınları idi. AKP ayağa kalktı. Elinizdeki belgeleri savcılığa verin dediler. CHP elindeki belgeleri savcılığa verdi. Halen belgeler sahte diyorlar. Pekiyi belgeler sahte diyelim. Amma ortada bir para var mı? Var! Kimse para yok diyemiyor. O zaman bu para neyin nesidir? Onu açıklayın o paranın belgelerini ortaya siz koyun. Onu da yapmıyorlar. Ben bu kadar şaşkınlık içersinde olup da, birbirini tutmayan beyanlar da bulunulan bir olayla karşılaşmadım. Söylemleri gözden geçirelim. Para gidişi yok. Para gelişi var. Şirket satmışlar o sattıkları şirketin parası gelmiş. İki gün sonra bu söylemden de vazgeçildi.

Bu sefer yurt içinde bir bankadan diğer bir bankaya para transferi dediler. Belgeleri basına dağıttılar. AKP sözcüsü Mahir Ünal bunlar fotokopi bunun nesini konuşacağız diyor. Bir şeyinin aslı olmadan, fotokopisinin olması mümkün müdür? Mümkün olmayacağına göre. Bu bey efendi fotokopi üzerinde mi konuşacağız? Diyeceğine aslılarını da gördüğümüzde daha detaylı konuşuruz diyebilirdi. Daha birçok konuşan iktidar mensubu var. Hiç birisinin beyanatı birbirini tutmuyor. Söz birliği edilmiş gibi hepsi CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğluna saldırıyor. Belgeler iktidarın istediği yere savcılığa verildi. Şimdi belgelerin aslını görmek istemelerinin tek nedeni bu belgeleri kimin verdiğini bulmaktır.

Bu işlerin bu duruma gelmesinin sebebi kendilerine çok güvenmelerinden kaynaklanıyor. Biz yaparsak olur. Ben yaptım oldu. Düşüncesinin hâkim olmasıdır. Kendilerine yapılan bazı konulardaki uyarıları kesinlikle dikkate almamalarıdır. Danışmanların işin ehli olmamalarının da bu işlerin böyle olmasının rolü vardır. Şimdi bir para meselesi var ortada bu gerçek. Amma gitti diyende var. Geldi diyende. Artık bunun kararını mahkeme verecek. İşin birde kara para aklama yönü de olabilir. Durumu tam olarak öğrenmemiz için bekleyip göreceğiz.

Şimdi gelelim Zarrab olayına. Bu olayın başımıza gelmesinin tek sebebi 17- 25 Aralık operasyonun olaylarının üstünün kapatılması ve 4 bakanın yüce divana gönderilmemesindendir. Yalan ve gerçekler hiçbir zaman gizli kalmaz bir gün mutlaka ortaya çıkar. Tam aydınlatılmamış meselelerde hiçbir zaman unutulmaz. İktidar bu 17-25 Aralık meselesine o zaman darbe demişti. Şimdi o zaman kumpas kurdular deniyor. Kumpas kurulmuş olsaydı. Kumpası kuranlar kendileri malzemesini getirip korlardı. Hani şu Ergenekon davaları başladığı zaman Zir vadisinde toprağa gömülü silahların bulunduğu gibi, denizden tabancaların çıkarıldığı gibi malzemeler koyanlar tarafında bulunmuştu.

İşte esas kumpas budur. Şayet 17- 25 Aralık olayına kumpas deniliyorsa o paraları ve para kasalarını kumpası kuranlar koymuş demektir. Kumpas olduğunu kabul edelim. O paralar neden bakan çocuklarına verildi. Bu para bizim değil. Başkasının parasını bize neden veriyorsunuz demeleri gerekmez miydi? Demek ki kumpas olayı söz konusu değil. Bu gün CHP genel başkanının açıkladığı bir olay var. Bu Zarrab konusunda dönemin başbakanına MİT tarafından rapor verilmiş. Bu rapor o zaman işleme tabi tutulsaydı bu gün bu olay yaşanmazdı.

İktidar ne yapmış dosyanın üzerini örtmüş. Yine söylüyorum biz yaptık oldu ile bu işler yürümez. Biz yaptık oldu. Demişler olayı kapatmışlar. Ayni olay cemaat olayında da yaşandı. CHP cemaat araştırılsın diye meclis başkanlığına önerge verdi. Bu önerge görüşülmeden ret edildi. Ayrıca o dönemin genelkurmay başkanı Başbuğ başbakana. Benim üzerime çok geliyorlar. Bu gün bana yapanlar yarın size de yaparlar diyor. Paşam sende çok alıngansın diye cevap veriliyor. Başbuğun söylediği ve CHP´nin önergesi görüşülmüş olsaydı. 15 Temmuz olayını yaşamazdık. Biz biliriz, biz yaparız. Siz bir şeyden anlamazsınız düşüncesi ülkeyi bu karmaşık günlere getirmiştir.

Şimdi 17- 25 Aralık olayında 4 bakanın yüce divana gönderilmesini engelleyen iktidarın. Bundan sonra izleyeceği yol çok önemli. İktidar kendilerini savunması için Amerikalı bir avukat tutmuş. Bu avukat halk banka müdürü Süleyman´ın rüşvet aldığını söylüyor. Demek ki bu rüşvet işi gerçekmiş. Zafer Çağlayana ve Muammer Gülerin oğlu Barış Gülere de rüşvet verdiğini Zarrab açıkladı. Şimdi bu bakanların yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?

Hem ülkenin itibarını zedelediler. Hem AKP´nin itibarını zedelediler. Neden bunları yüce divana göndermek için teşebbüse geçilmiyor. Halk bankası müdürünün rüşvet aldığını iktidarın avukatı söylüyor. Bu ülkenin ceza almasına sebep olacaktır. Bu cezayı millete değil. Hurmayı yiyenlere ödetin. Yedikleri hurmalar boğazlarını tırmalasın. Bu da meclistekilere ders olsun. İktidardan milletin beklediği bu rüşvet alanları yargılanması yönündedir. Biz milletin dediğini yaparız diyorsunuz. O zaman bu rüşvet alanları gönderin yüce divana. Saygılarımla.

Türkiye laiktir laik kalacaktır. Ne mutlu Atatürkçüyüm diyenlere! Ne mutlu cumhuriyetçiyim diyenlere! Ne mutlu laikim diyenlere! Ne mutlu Türk milliyetçisiyim diyenlere!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 06- 2017 Mustafa KOÇAL   



  • Çarşamba 15 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 11 ° / 0 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 13 ° / 0 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

29.01.2020

  • İMSAK 06:47
  • GÜNEŞ 08:13
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:06
  • AKŞAM 18:30
  • YATSI 19:51
  • BIST 100

    119.895%0,08
  • DOLAR

    5,9584% 0,29
  • EURO

    6,5556% 0,09
  • GRAM ALTIN

    301,02% 0,41
  • ÇEYREK ALTIN

    496,683% 0,41