BENİM DELİLERİM
BENİM DELİLERİM
Tarih: 29.7.2019 03:11:41
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

Aziz Nesin´in yaşamına giren tüm delileri anlattığı bir kitabı vardır. Adı, Benim Delilerim. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek birşeydir delileri yazmak. Fakat yazar bu kitabında yaşayıp bizzat tanık olduğu bütün delileri öyle güzel, öyle çarpıcı anlatır ki sizin de yaşamınıza girmiş tüm delileri düşünüp de yazasınız gelir. Benim yaptığım gibi. Önce bu kitaptan beni etkileyen birkaç deliyi ve sonra da kendi yaşamımdan da tanıklıklarımı yazmak istiyorum. Her insanın içinde de biraz deli olma potansiyelinin olduğunu da buraya ekleyerek...

            Aziz Nesin´in yaşamında karşılaştığı insanlardan biridir genç, delikanlı bir çocuk. Sanırım yayınevi kurduğu günlerden birinde karşılaşmıştır onunla. Çocuk, ona hitap ederken hep "Azzabi!" diye seslenir. Bir gün birlikte birşeyler atıştırırken yine her zamanki gibi ona seslenerek,

"Azzabi!" der. Aziz Nesin de, ona bakıyor ve dinliyordur. Henüz onun bu düşüncelerinin ayırdında değildir.

"Efendim!"

"Büfelerin önündeki dergiler yok mu? diye sorar.

"Evet, var ne olmuş."

"O dergilerin kapaklarındaki kazaklar neden renkli sence?"

"Bilmem." der Aziz Nesin. Neden renkli sence?"

"O dergilerin kapağındaki renkli kazaklarla bana birşeyler anlatmak, ima etmek istiyorlar."

            Aziz Nesin, bu ilginç yorumdan sonra durumu anlamaya başlamıştır. Daha sonra araya biraz zaman girer. Sokakta bir yerde karşılaşırlar. Yavaş yavaş kendini kaybetmeye başlayan çocuk ondan biraz para ister. O da verir. Aradan epey bir zaman daha geçer. Bir yerde yine karşılaşırlar. Bu kez Aziz Nesin´in işi başından aşkındır. Biraz da günlük yaşamdaki sıkıntılardan bunalmış durumdadır. Yine birbirlerini tanırlar. Yeniden ondan para isteyince bu kez Aziz Nesin ona kızar ve söylenir. Para da vermez. Ama iyice kendini kaybetmiş, üstü başı perişan halde biri olmuştur artık. Ve sonra onun bu halini düşünerek çok üzülecektir.

            Yine bir hayranı onu durmadan aramaktadır. Ve her aradığında da hep aynı cümleleri söylemektedir "Hayatım bir problemler potpurisine dönüştü."

            Yaşamında birçok sorunlar yaşadığını anlatırken "Problemler Potpurisi" diye benzetme yapmıştır. Yazar, kitabında dipnot olarak Potpurinin anlamını da belirtmiştir. Potpuri, birçok kısa müzikten oluşan bir derleme anlamına gelmektedir.

            Buna benzer birçok insanı anlatmaktadır kitabında.

            Şimdi bir gazete haberinden söz edelim.

            1960´lı yıllar! Elazığ Akıl hastanesinden  bir personelin ihmali sonucu bütün deliler kaçar, Elazığ´ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. Toplam 423 deli kaçmıştır. Mülki makamlar panikler, Başhekime koşup "Doktor bey ne yapalım?" diye sorarlar.

            O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastanenin başhekimidir. Mutemet Bey : "Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin." der.

Doktor önde birkaç personeli arkasında Kara trencilik oynayarak bütün Elazığ´ı "çuf çuf" sesleriyle dolaşırlar. Başhekimin tahmini tutmuştur. Bütün deliler bu kuyruğa girer, vagon olurlar. Lokomotif, yani başhekim Mutemet bey yönünü hastane´ye çevirince tüm kaçan deliler geri dönmüş olurlar.

            Sorun çözülmüştür. Mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur.

Ancak esas sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar; Hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612´dir.

            Şimdi de kendi yaşamımdan birkaç örnek vermek istiyorum.

            Ankara Aydınlıkevler´de oturduğumuz yıllar... Oranın ünlü caddelerinden biri vardır. Çevreli Caddesi... O caddede bir gün yürürken eskiden beri mahalleden tanıdık bir yüze rastlamıştım. Evet, tanıdık bir yüzdü ve dileniyordu. Neden böyle yapıyor? Ne diye dilenme gereği duyuyor? diye düşünüyordum. Biraz da önceki gördüğüm hallerinden daha fıkara bir hale bürünmüştü artık gördüğüm insan. Tüm bunları aklımdan geçirirken bir anda oradan geçmekte olan yaşlıca ve hayli de şirin bir amca yarı gülerek yarı da kızgınca ona baktıktan sonra bana dönerek,

"Bunun aslında deli meli olacağı yoktu." dedi. "Bu kendi kendini zorla deli etti."

            Yine Aydınlıkevler´den birisini anlatmak istiyorum. Her zaman saçları kısa kesilmiş, kır saçlı birisini görürdüm. Üstü başı hep eski püskü olurdu. Fakat yaz kış  üzerinde gri bir ceket olurdu. Bakışları da biraz aklının eksik olduğunu belli eder gibiydi. Her gördüğümde o anlatılmaz, hüzünlü bakışıyla tanış olsun olmasın herkese gözlerini indirip selam verip geçerdi. Sonradan bir arkadaşımdan öğrendim. Ankara Hukuk´ta okuyormuş önceleri. Birisine kara sevdayla bağlanmış. Ya sevgisine karşılık bulamamış ya da kızı mı vermemişler bilemiyorum. Sonradan yavaş yavaş aklını yitirmiş.

            Yıllar sonra Kırşehir´deydim. Köye gidiyorduk. Kırşehir´i çıktıktan sonra Özbağ adlı bir ilçe vardır. Tam oraya varmadan bir delikanlı, uzun boylu, esmer, iyi giyimli ve yakışıklı bir çocuk yol kenarında bekliyordu. On dokuz yirmi yaşlarında gösteriyordu. Ben de tam ona bakıyordum. Bir anda ellerini kaldırıp birleştiren çocuk gelen giden arabalara bir müzik aleti çalar gibi birşeyler yapmaya başladı. Yanımda oturan kuzenim soru dolu bakışlarımı görünce,

"O, buranın ünlü bir delisidir. Hep yoldan gelip geçenlere böyle zurna çalar." dedi.

            Gencecik bir çocuktu. Hem şaşırmış hem de üzülmüştüm.

            Genelde yurdumun her kasabasında renkli tavırlarıyla yaşayan bir deli vardır. Kimi zaman üzülürüz ama oranın renkli bir yüzü, oranın olmazsa olmaz insanlarındandır oranın delisi. Kimi filmlerde de böyle insanlar başarıyla canlandırılmıştır.

            Yeni bir kitap daha aldım bugünlerde. Kitabın yazarı, Michel Foucault. Adı, Deliliğin Tarihi...

Anahtar Kelimeler: BENİM, DELİLERİM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MÜZİĞİN DİLİ (18 Ekim 2019 - Cuma)
KÜLÜSTÜR (19 Eylül 2019 - Perşembe)
LEYLEKLER DE GİTTİ (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
ŞİİRLİ DÜNYA (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
28. Mektuba Yanıt (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
KEMALETTİN TUĞCU (28 Nisan 2019 - Pazar)
SANATIN GEREKLİLİĞİ (31 Mart 2019 - Pazar)
KARAYILAN KARAYILAN OLMAZDAN ÖNCE (26 Mart 2019 - Salı)
ŞAHİNİM MEMED (01 Mart 2019 - Cuma)
HÜSEYİN GÜNEY´İN ARDINDAN (20 Ocak 2019 - Pazar)
DENİZİ ARAYAN ÇOCUK (11 Ocak 2019 - Cuma)
AĞRI DAĞI HİKÂYESİ (10 Aralık 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ARANIYOR (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
MÜSLÜM (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
GÖZYAŞI ÇAYI (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
ÖYKÜ (27 Eylül 2018 - Perşembe)
BİR KUŞ GÖZLEMCİSİNİN NOTU (18 Eylül 2018 - Salı)
BOZA (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
ORHAN KEMAL (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
ŞİİR TANKERİ (14 Temmuz 2018 - Cumartesi)
DİL (24 Haziran 2018 - Pazar)
PENCERELER (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
NECATİ TOSUNER (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ANLATAMIYORUM (13 Nisan 2018 - Cuma)
YAZIN (15 Mart 2018 - Perşembe)
14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
ASİYE (HAYATA DOKUNABİLMEK) (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
UYKUNUN BEKÇİLERİ ( RÜYALAR ) (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KALEMİNİN DEĞDİĞİ YER (26 Kasım 2017 - Pazar)
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
ALLI TURNAM (07 Eylül 2017 - Perşembe)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.7712
EURO
6.4158
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Çoban uyudu mu kurt emin olur.

Mevlana
1945 Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu.
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.(Çok yalan söyledikleri için olmasın) -İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Bir rivayete görede gözleri açık hapşırı

İlginç Bilgiler 2