BEYAZ TÜNEL
BEYAZ TÜNEL
Tarih: 14.11.2016 23:27:01
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

Kış aylarının uzun sürdüğü köyde her yan çoktan karla örtülmüştü. Minik, bembeyaz kar tozları, yine azar azar dolup, bir araya gelip,  yığın yığın birikmeye geceden başlamıştı. Çoğalmışlar, köyün şirin mi şirin evlerinin, tepelerinin, ağıllarının, direklerinin üzerine yerleşmişlerdi.  Bundan sonra renkler yalnızca bir renge bırakacaktı tahtını. O da beyaz olacaktı. Kimi yerler hep apak kalacak, kimi yerler de ayak izleriyle (kurt, tilki, çakal, tavşan, insan) dolacaktı.

Karın geceden beri yağdığı o sabah, uykusundan uyandı. Bir yıldır bu köydeydi. Soğuk gecelerine, kerpiç evlerine, yüksek yüksek tepelerine alışmıştı.

Kaldığı yer, tek katlı bir evdi. Karşısında bir servi ağacı, ağacın arkasında da  bir koyak vardı. Kış yaz gürül gürül akan murat nehri ağacın oradan görünüyordu. Nehir de donmuştu.

Evin kapısını açtı. Dışarısı epey soğuktu.  Usul usul yağan kar sürüyordu. Kahverengi paltosunu üzerine çekti. Kapıyı kapatıp dışarı çıktı. Yürümeye başladı. Alışılmış köpek havlamaları geliyordu. Yukarıdan geçen kargalar tümüyle beyaza bürünmüş yerlere inat kapkara gövdeleriyle uçuyorlardı.

Yüksek karları yara yara yürüdü. Güçlükle de olsa okula ulaştı.

Okulun kapısını açtı. Okulun her işiyle o ilgileniyordu. Tek öğretmendi. Buraya askerlik görevi için gelmişti. Asıl görev yeri İstanbul´du.

Sınıfa girdi. Sınıf da çok soğuktu. Bir an önce sobanın yakılması gerekiyordu. Bir kovanın içinde hazırda bulunan tezekleri sobanın içine dizdi. Eline ufacık bir lastik parçası aldı.  Hep böyle yakıyorlardı. Buradaki öğrencilerden, onların anne babalarından öğrenmişti soba yakmayı. Eline çakmağını aldı, tam yakacakken son anda bu kararından caydı.  O gün fazla tezek yoktu. Onlar gelince yakmaya karar verdi. Pencereden dışarıya baktı. Gelip gelmeyeceklerinden emin olamıyordu. İkircikliydi.

 Henüz ortalıkta kimsecikler yoktu, ama bekleyecekti. Gelmeleri gerekiyordu. Onlar olmazsa okulun, sınıfın, sobanın hiçbir şeyin tadı yoktu.  Sezgin, Tamer, Dilara, Hatun, Mahmut, Ebru... Çok sevmişti onları... Kısa sürede birbirlerine alışmışlardı. Hepsi bir sınıfta büyüklü küçüklü çocuklardı.

Kar yağışına, soğuklara alışkınlardı. Ama bu kez çok fazla yağmıştı. Geceden beri... Serçeler, kargalar, köpekler bile dışarıda yoktu. Ya da çok azı dışarıdaydı.  Onlar da karınları aç, yavrularına yiyecek bulma derdinde olanlardı. Upuzun kavak ağaçları yapraklarını çoktan dökmüştü. İnce, çıplak, uzun dalları gökyüzüne uzanıyordu.

Dakikalar geçiyordu. Okul saati yaklaşıyordu, ama çocuklardan hala ses seda yoktu. Acaba karda kışta başlarına bir şey gelmiş olmasındı. Ya bir kurt saldırısı olmuşsa...  Karda kışta yolda kalmışlarsa... Tipiye yakalanmışlarsa... İçine bir sızı düşmüştü.

Çocuklar, okullarına yürüyerek gidip gelirdi. Okul, köyün biraz dışındaydı. Köyün altından geçen yolun hemen kenarındaydı. Güle oynaya, türkü söyleyerek gelirlerdi. Büyük sayılırdı köy. Evler genişçe bir alana, tepelere yayılmıştı. Okula uzak değildi evleri. Ancak çok yakın da değildi. Bir yerde ya da tepede buluşurlar, patika bir yoldan geçerek, yokuşlardan çıkarak, inişlerden inerek ulaşırlardı.

Bekliyordu.  Dünyada beklemek kadar zor bir şey yoktu. Ne olduğunu, ne olacağını bilemeden beklemek... Aklından bu düşünceler geçiyordu. 

Dersin başlamasına yaklaşık beş dakika vardı. Artık umudunu kesmeye başlamıştı. Nerede kalmıştı bu çocuklar? Kesin yolda başlarına bir şey geldi diye düşünüyordu. Ne olabilirdi ki? Bir kişi, bir tek kişi gelseydi en azından. Ya da bir kaç kişi Gelip haber verselerdi.

Her şeyi haber ederlerdi. Öğretmenleri ödev versin hemen birbirleriyle haberleşirlerdi.  Anlamadıkları yerleri sorarlar,  danışırlardı. Yarın okullar tatil diyelim, birileri de o gün gelmedi. Hemen haber uçururlardı aceleyle.

Elinde çakmakla pencerenin önünde kalakalmıştı. Gelmeyeceklerdi herhalde. Bugün de ders işlemeyiverirdi. Dönerdi evine. Çayını demlerdi. Elektrikler gitmemişse televizyonu açardı ya da radyoyu. Ya da bir roman açıp okurdu. Kafasından olumsuz düşünceleri atardı. Öyle ya... Bir şey olmamıştır. Ne olacaktı. Bu karda kışta okula gelmekten vazgeçmişlerdir. Başlarına ne gelecek yolda....   Yine de bir türlü rahatlayamıyordu. Merak ediyordu yavrularını. Karnı çok acıkan bir köpek ısırmışsa ya da bir kurt onlara...

Pencerenin önünde oturmuş dalgın dalgın bakarken ansızın kıpırdayan bir şeyler görmeye başladı.  Bir şeyler hareket ediyordu. Bembeyaz kar tanecikleri yürümeye mi başlamıştı yoksa. Kar, nasıl hareket ederdi. Acaba hayal mi görüyordu. Bu kez daha dikkatli baktı. Hayır! Kar taneleri ayaklanmamıştı. Birileri geliyordu. Bir anda öğrencilerin kocaman karların içinden çıkıp,

"Öğretmenim!" dediklerini duydu. Hızla okula girdiler.

"Nerede kaldınız çocuklar? Sizi çok merak ettim."

"Öğretmenim çok zor geldik."

"Öğretmenim tünel kazdık."

"En çok da Mahmut´la Sezgin çalıştılar."

"Ne için çalıştılar?"

"Tüneli açmak için."

Bir anda soğuktan buza kesmiş sınıfın havası değişmiş, ısınıvermişti. Okulun içi şen seslerle, gürültülerle, cıvıltılarla dolmuştu.

Öğretmen, çok sevinmişti. Gülümseyerek sobayı yakmak için yürüdü. Lastiği yakıp tezekleri tutuşturdu. Soba, yanmaya, içerisi ısınmaya başladıktan sonra yeniden pencereye yaklaştı. Çocukların az önce geldikleri yere baktı. Mağara gibi bir oyuktu. Çocuklar yola kadar gelmişler, oradan sanki bir tünel açmışlardı. Bembeyaz bir tünel...

 Sınıfın içi iyice ısınmıştı. Çocukların hepsini ilk derste sobanın başına oturttu. Hepsi birer birer sıraları çekip etrafına sıralandılar. Buza kesmiş ellerini, yanaklarını ısıttılar.

İlk ders Hayat Bilgisi dersiydi.  Hayatın bilgisiydi.  Tüm öğrenciler kar kütlelerinin arasından okula gelmek için nasıl tünel açtıklarını, ellerinin ne denli üşüdüğünü anlattılar. Aralarından en büyükleri Mahmut ve Sezgin´in olağanüstü çabalarını coşkuyla anlattılar. Bir yandan da ısındılar. Bir de okulu çok sevdiklerini söylediler.

Anahtar Kelimeler: BEYAZ, TÜNEL
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AĞRI DAĞI HİKÂYESİ (10 Aralık 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ARANIYOR (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
MÜSLÜM (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
GÖZYAŞI ÇAYI (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
ÖYKÜ (27 Eylül 2018 - Perşembe)
BİR KUŞ GÖZLEMCİSİNİN NOTU (18 Eylül 2018 - Salı)
BOZA (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
ORHAN KEMAL (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
ŞİİR TANKERİ (14 Temmuz 2018 - Cumartesi)
DİL (24 Haziran 2018 - Pazar)
PENCERELER (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
NECATİ TOSUNER (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ANLATAMIYORUM (13 Nisan 2018 - Cuma)
YAZIN (15 Mart 2018 - Perşembe)
14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
ASİYE (HAYATA DOKUNABİLMEK) (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
UYKUNUN BEKÇİLERİ ( RÜYALAR ) (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KALEMİNİN DEĞDİĞİ YER (26 Kasım 2017 - Pazar)
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
ALLI TURNAM (07 Eylül 2017 - Perşembe)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.3710
EURO
6.0755
Reklamlar

/resimler/2018-11/30/1124301829998.gif

/resimler/2018-12/5/1558339717991.jpg

/resimler/2018-12/8/1344013052663.jpg

/resimler/2018-11/30/1127597927815.jpg

/resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir Hava Durumu
Bugün
Sağanak
Salı
Sağanak
Çarşamba
Bulutlu
Perşembe
Bulutlu
10°
-1°
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı?

Mevlana
1273 Hz.Mevlana`nın Ve Üçüncü Murad Han`ın Vefatları
1941 Türkiyede ekmeğin Karne ile Verilmesi
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler