Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)


BİR SÖYLEŞİ VE YANITLARIM

BİR SÖYLEŞİ VE YANITLARIM


Geçtiğimiz yıl Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğrencilerinden bir grup benimle bir söyleşi yapmıştı. Bir rastlantı sonucu elime geçen bu söyleşiyi okudum. Bana değerli geldi ve yayınlamak istedim. Bu arada Tmolos Edebiyat Dergisi'nin sahibi ve geçenlerde kaybettiğimiz Ömer Akşahan'ı sevgi ve saygıyla anıyorum...

 

1. Özgeçmişiniz Hakkında Kısa Bir Bilgi

 

            19 Ağustos 1978 yılında Ankara'da doğdu. Çocukluğunun büyük kısmı Kırşehir'de geçti. Kırşehir'e bağlı Boztepe ilçesi Harmanaltı köyünde ilkokula başladı. Orada önce bir dönem okuduktan sonra Kırşehir Cumhuriyet İlkokulunda okudu. İlkokulu burada bitirdi. Ortaokul birinci sınıfı Kırşehir Kale Ortaokulunda okuduktan sonra ailesiyle birlikte Ankara'ya taşındı. Ankara'da yaşamaya başladılar. Ankara'da Aydınlıkevler semtinde İnönü Lisesi'nde okudu. Ortaokul ikinci sınıfta başladığı İnönü Lisesi'nde beş yıl okudu. O zamanlar İnönü Lisesi'nde ortaokul ve lise birlikte okutuluyordu.

            Lisede edebiyat derslerine yoğun bir şekilde ilgi duymaya başladı. Özellikle öykü ve romanlarla, şiirlerle yoğun bir okuma sürecine girdi.

            Liseyi bitirdikten sonra Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sınıf Öğretmenlği bölümünde okudu. 2002 yılında mezun olduktan sonra Ağrı ili Diyadin ilçesinin Taşkesen köyünde öğretmenliğe başladı. Burada üç yıla yakın görev yaptıktan sonra Bolu iline atandı. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde tezli yüksek lisans yapmaya başladı. Bolu'nun Dörtdivan ilçesi Çavuşlar İlkokulunda 4 yıl görev yaptı. Yüksek lisansını başarıyla yaparken teze geçtiği yıl öğrenimini yarım bıraktı. Daha sonra  İstanbul'a atandı. İstanbul Küçükçekmece Kanarya İlköğretim okulunda iki yıl öğretmenlik bir yıl da ortaokul kısmında müdür yardımcılığı yaptı. Sonra yeniden öğretmenliğe geçerek 2011 yılında Silivri ilçesi 80. Yıl Cumhuriyet İlkokulunda görev yapmaya başladı. Halen de aynı okulda görevini sürdürmektedir.

             4 yıldır düzenli olarak yazı yazmaktadır. İlk öyküleri Trt Kent Radyo'da Yazar Ethem Baran ve eleştirmen Çiğdem Ülker tarafından değerlendirilerek başarılı bulundu. Özellikle Altın öyküsünün yazar Ethem Baran tarafından ders kitaplarına girecek kadar beğenildiği söylendi. Balıkesir Bandırma gazetesinde, Kırşehir Çınar Gazetesinde üç yıldır düzenli olarak yazıları çıkmaktadır. Edebiyat Haber ve Kitap Eki'nde de ara sıra yazıları yayınlanmaktadır.

            İzmir Ödemiş'te iki ayda bir yayınlanan Tmolos Edebiyat Dergisi'nde yazıları yayınlanıyor. Şehir Edebiyat Dergisi'nde iki tane öyküsü, Güncel Edebiyat Dergisi'nde de bir öyküsü yayınlanmıştır.

            Çocuk Edebiyatı alanında yazdığı iki adet öykü ve iki adet romanı bulunmaktadır.

            Roman: Kitaplıktaki Kelebek, Kar Ve Kurt...

            Öykü: Beyaz Tünel, Öteki Ada...

 

2. İlk kez çocuklar hakkında yazmaya nasıl karar verdiniz?

 

            Aslında yazı yazma işini yıllardır yapıyorum. Düzenli olarak olmasa da kıyıda köşede kalmış günlük tuttuğum notlar vardı. Sonraları kalemim beni çocuklara yazmaya doğru itti. Çocuklukta köyde kaldığım zamanlarda yaşadıklarım, okuduğum nitelikli çocuk edebiyatı yapıtları beni bu konuda yazmaya yöneltti.

 

3. Çocuklar için yazmanın güçlükleri nelerdir?

 

            Çok klasik bir yanıt olacak ama gerçekten çocuklara yazmak öyle kolay bir iş değil. Çünkü onlara yazarken yaptığınız en ufak bir hata ya da özensizlik ya da yapmacıklık hemen hissedilir. Onlara yazmak bambaşka, yetişkinlere yazdığınızdan çok daha başka boyutlara gitmektir. Fakat bunun yanında güzellikleri daha fazladır. Çocuklara yazarken iki kat daha umutlu yazarsınız.

           

4. Türkiye’deki çocuk edebiyatının en temel sorunları.

 

            Türkiye'de çocuk edebiyatı son on, on beş yılda ciddi bir atağa geçti ve gelişme gösterdi. Bu, olumlu bir durum da denilebilir. Çünkü eserler ne denli çoğalırsa seçenekler çoğalır ve seçme şansınız artar. Fakat şu çocuklara yazmayı kolay bir şey zannedip de herkesin yazmaya kalkışması bana biraz tuhaf da geliyor. Bununla ilgili çok kısa bir şey anlatmak istiyorum.

            Muzaffer İzgü'yü biliyorsunuz çok hoş, gülmece yanı ağır basan ve başarılı çocuk kitaplarına imza atmıştır. Çocuk okuru olmayan bir toplumun yetişkin okuru olmaz sözü de çok sevdiğim ünlü bir sözüdür. Bir gün bir mektup alır. Mektupta şunlar yazılıdır.

            "Değerli yazarımız Muzaffer İzgü, ben yeni emekli olan bir öğretmenim. Baktım çocuk kitapları yazmak baya bir para getiriyor. O yüzden emekliliğimde çocuk kitapları yazmaya karar verdim. Bana çocuk kitapları nasıl yazılır, diye tek tek on madde halinde yazar mısınız?"

            Muzaffer İzgü'nün yanıtı şöyle olur:

            "Kardeşim sen boş ver yazı yazmayı. Sen emekliliğinin tadını çıkar."

            Herkes yazmak istiyor. Bunu anlıyorum. Yazabilirler elbet. Bunu da anlıyorum. Fakat yazmak, oturup anılarını yazmak ya da ben yazsam hayatım bir roman olur demek değildir. Yazmak, bir anlamda süzmek, damıtmak, bir anlamda öze ulaşmaktır. Ve bunun da kendine özgü koşulları, refleksleri vardır. Bir de çalakalem yazmak, sözcükleri, cümleleri gereksiz yere uzatmak, sürekli tekrar tekrar aynı şeyleri yazmak da ayrı sorunlar. Herkes yazsın elbet bu toplumu iyi bir yere götürür. Ama bu kadar kolaya kaçmak değildir yazmak. O yüzden yazılmış onca yapıttan çok iyi seçim yapmak gerekir. Çünkü her kitap çocuk kitabı değil bence. Ayrıca çocuklara yazmak geri dönüşü mümkün olmayacak hatalara da yol açabilir.

 

5. Çocuklar için yazmanın keyifli yanları nelerdir?

 

            Yukarıda da biraz bu konuya giriş yaptım aslında. Yazmak, bir umuttur. Ama çocuklar için yazmak iki kat daha umuttur. En umutsuz olduğunuz anda bile Yaşar Kemal'in dediği gibi umutsuzluktan bile umut yaratmaktır. İnsanoğlu, umutsuzluktan umut yaratandır. Bu yüzden onlara yazarken yeni dünyaya gelen bir çocuğun mutluluğuyla yazarsınız. Çocuk ve kitap biraraya gelince masal olur, düş olur, öykü olur, roman olur. Tüm bunlar dünyaya ilkyazda açan kır çiçekleri kadar güzellikler katar.

 

6. Günümüz çocuklarına vermek istediğiniz en temel mesaj nedir?

 

            En başta vermek istediğim mesaj aslında çok mesaj verme kaygısı gütmekten ya da öğretici olmaktan uzak durmaya çalışıyorum fakat, onların her zaman emekten yana, güçsüzden yana olmalarını isterim. İçlerindeki yaşama sevincinin tüm yaşamları boyunca yüreklerinden çıkmamasını dilerim. Bir de her zaman akıldan, bilimden ve doğadan yana olmalarını isterim elbet. Sait Faik'in yıllar önce söyledikleri de şimdi aklıma geldi:

            "Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi..."

            Sait Faik özetlemiş durumu. Umarım onlara sağlıklı, güzel bir edebiyat ve doğa bırakırız.

           

7. Çocuklarla hiç buluşuyor musunuz? Çocuklar kitaplarınız hakkında bilgileri nasıl öğreniyorlar?

            Onlarla sık sık buluşuyorum. Hem de her gün. Yaptığım meslek gereği hep birlikteyiz. Onlara hep kitaplardan yıllardır söz ediyorum. Benim kitaplarımı da okudular, sevdiler. Daha da iyilerini yazacağıma inanıyorlar. Genelde korku, gülmece ya da serüven kitapları okumak istiyorlar. Ama anlatımı şiirsel kitaplardan hoşlanırım diyenler de var.

 

8. Türkçe öğretmenlerinin kitaplarınızı öğrencilerle hangi ortamlarda nasıl buluşturmalarını istersiniz?

           

            Buna nasıl yanıt vereceğimi bilemedim. Elbet sınıf ortamında coşkulu bir şekilde okunmasını isterim. Yıllar önce ortaokul ikinci sınıftayken -yani şimdiki 7. sınıflar oluyor- Orhan Veli'nin, "Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim, Evkaftaki memuriyetimden, Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi, Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti... Bu şiiri o zaman sınıfta bir öğrenci ders kitabından okumuştu. Öyle etkilenmiştim ki... Günlerce etkisinden kurtulamadım. Şiir, öykü, okumak o zamanlar daha da hız kazandı bende. Bunda o zamanki unutulmaz Türkçe Öğretmenim Umut Yıldırım'ın da etkisi büyük tabi.

 

9. Sivas'taki bir öğretmen adayı çocuk edebiyatı hakkında kendini nasıl geliştirmeli?

 

             Bu yolda yazılmış nitelikli ve zengin eserleri bolca okumalı derim. Teknolojik olanaklardan yararlanarak internetten birçok söyleşi dinleyebilir ve izleyebilir ya da okuyabilir. Sinema, tiyatro izlemeli, resim izlemeli, müzik dinlemeli, hayatı, doğayı, insanları derinliğine gözleyebilmeli. Eğer olanak bulabilirse kitap fuarlarına gidebilmeli.



ali TIRAŞ
4.01.2021 21:44:37
tebrik ederim. başarılarıyın devamını dilerim.

İbrahim ÇEŞMECİOĞLU
4.01.2021 22:19:14
Her zamanki içtenliği,solmamış ve eskimeyecek umuduyla yurdumun geleceğine iz bırakan gerçek bir aydını okudum.Dostu olmak güzel olduğu kadar büyük bir onurdur da benim için.Dilerim kalemi hiç tükenmez..

  • Cuma 29.3 ° / 13.7 ° Bulutlar
  • Cumartesi 34.8 ° / 16.4 ° Dağınık bulutlar
  • Pazar 34.1 ° / 18.8 ° Bulutlar

Balıkesir

17.09.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.419%0,04
  • DOLAR

    8,5940% 0,80
  • EURO

    10,1330% 0,74
  • GRAM ALTIN

    487,98% 1,55
  • Ç. ALTIN

    805,167% 1,55