BOZA
BOZA
Tarih: 18.8.2018 12:03:47
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

                Karanlık kış gecelerinde derinden gelen bir ses duyuyorduk:

"Bozaaaa! boozaaaa!"

                Her akşam, her gece geliyordu  ses . Daha önce işitmediğimiz bir sesti. Kış aylarımızı şenlendiriyordu.

                Soğuk kış akşamlarında ders çalışırken, kitap okurken, televizyon seyrederken, çay içerken, konuşurken geliyordu.          

                O zamanlar Çağdaş Sokak´ta oturuyorduk.  Burası uzun bir sokaktı. Akşam olunca kaloriferler, sobalar yanardı. Ortalık dumana keserdi.

                Ankara´ya usul usul kar yağıyordu.

                Geçim sıkıntısı, günlük dertler ve soğuklar bunaltıyordu.                            Dondurucu Ankara gecelerinde içimizi ısıtan bir sesti bozacının sesi.

                Evliya Çelebi, "Boza, beden gücü ve sıcaklığı verir. Açlığı giderir." derdi.

                Evet, açtık. Ekmek zor geliyordu evimize, ama ´bozaaaa´ sesi geliyordu.

                Boza, bize yabancı bir sözcüktü. Ne olduğunu bilmiyorduk. Merak ediyorduk. Peki, neydi bu boza denilen şey.

                Bir gün babama sordum,

                "Nedir bu boza baba?"

                "Boza, bir tür içecektir. Kökeni çook eskilere dayanırmış. Adamın sesinin kuyunun dibinden geliyor gibi olması da bence buna dayanır. Ama ben de yıllar oldu içeli. Tadını unuttum. Darı ya da arpadan yapılır diye biliyorum."

                Annem,

                "Bir yiyecek ya da içecek olabilir." diyerek söze karıştı.

                Babam,

                "İçecek." dedi.

                Kardeşim,

                "Merak ediyorum." dedi. "Nasıl bir şeydir acaba?  Bir kere tadına baksak!"

                 Bu ses kışın sesiydi. Sokaktan çevreye yayılan "Booozaaa!" kışın habercisi sayılırdı.

                Biz sıcacık evimizde, odamızdayken onun sesini duyardık. Bu yanık ses içimizi ısıtırdı. Yüreğimize mutluluk yayar, apayrı bir sıcaklık verirdi.

                Evet, insan bir şeyi çok merak ediyorsa o merakını gidermelidir.

                O akşam yine bozacının yanık sesini duyduk. Kardeşimle tartışmaya başladık. Hangimiz aşağı inecek, hangimiz bozacıdan boza alacaktı.

                Ses, gittikçe yaklaşıyordu.

                Fırından ekmek almaya, bakkaldan, marketten öteberi almaya hep ben gönderilirdim. Genelde bu mücadelede yenik ayrılan ben olurdum. Ne yapsam, ne kadar inat etsem de... Sonunda gitmek zorunda kalırdım.   

"Neden ben gidiyormuşum?" diye sorunca da,

"Sen büyüksün. O, küçüktür." denirdi.

                Hangi yaşta olursam olayım her zaman büyük olmak zorundaydım.

                Oysa kardeşimle aramızda yalnızca dört yaş vardı. Anladığınız gibi ben sonsuza dek büyük kalacaktım.

                Bu kez ben on üç yaşındaydım, kardeşim dokuz... İkimiz de büyük sayılırdık. Ancak yine de piyangonun bana çıkacağından adım gibi emindim.

                Bozacının sesi iyice yaklaştı.

                Evin içine dek geldi.

                Kim gidecekti şimdi?

                Kura mı çekecektik yoksa? Aman! Çok sıkıcı olurdu. Hiç de içimden gelmiyordu. Kâğıt bulacaksın, kâğıtlara isimleri birer birer yazacaksın. Bu karda kışta...

                Bozacının sesi gittikçe yaklaşmıştı. İkimizden biri inmeliydi artık. Yoksa bozacıyı bu upuzun sokakta yakalayamazdık. Üstelik soğukta onca yolu yürümek zorunda kalacaktık.

                O anda annemin aklına bir şey geliverdi. Bir bana bir de kardeşime parmağını uzatarak sayışmaya başladı:

"Ya şundadır

Ya bunda

Keçe külah ba - şın - da..." diyerek sayışmayı tamamladı.

                İnanamıyordum. İlk kez bana değil kardeşime çıkmıştı. Bu kez kardeşim ebe olacaktı. Bağışlayın yanlış oldu. Ebe değil, boza almaya gidecekti.

                Kardeşim hiç itiraz etmedi. Hemen bir çırpıda giyindi. Boza almak için üç katlı apartmandan merdivenleri bir koşu inmeye koyuldu.

                Kardeşim kısa bir zaman sonra geldi. Elinde bir bakraç vardı. İçinde de boza. Hemen baktık. Önce rengine, şekline, görünüşüne... Rengi sapsarıydı. Boz renk de denebilirdi. Güzel bir şeye benziyordu. Ne çok katı ne de sıvı bir içecekti. Kıvamlıydı.

                Önce kardeşim tadına baktı.

"Hımmm bu ne böyle. Biraz ekşiymiş." dedi.

                Ben baktım.

"Ekşi, ama biraz da tatlımsı. Fena değil." dedim.

                Babam baktı.

"İnsanın ağzında sonradan güzel bir tat bırakıyor." dedi.

                Babamın böyle söylemesi en başta annemi ve hepimizi etkilemişti.

                Annem de içti.

"Gayet güzelmiş." dedi.

                Hepimiz cam bardaklara doldurup içmeye koyulduk. Bol bol, doya doya içtik.

                Sonraları "Boozaaaa!" sözünü her akşam yine duyduk. Ara sıra alıp içtik.

                O kış, yanık sesli satıcı sokağı bir baştan bir başa dolandı durdu.

                Hem gecelerimizi şenlendirdi, hem de hüzünlendirdi.

                "Boozaaaaa!"

                Artık bozanın ne olduğunu biliyorduk.

Anahtar Kelimeler: BOZA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MÜSLÜM (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
GÖZYAŞI ÇAYI (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
ÖYKÜ (27 Eylül 2018 - Perşembe)
BİR KUŞ GÖZLEMCİSİNİN NOTU (18 Eylül 2018 - Salı)
ORHAN KEMAL (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
ŞİİR TANKERİ (14 Temmuz 2018 - Cumartesi)
DİL (24 Haziran 2018 - Pazar)
PENCERELER (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
NECATİ TOSUNER (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ANLATAMIYORUM (13 Nisan 2018 - Cuma)
YAZIN (15 Mart 2018 - Perşembe)
14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ (14 Şubat 2018 - Çarşamba)
ASİYE (HAYATA DOKUNABİLMEK) (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
UYKUNUN BEKÇİLERİ ( RÜYALAR ) (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KALEMİNİN DEĞDİĞİ YER (26 Kasım 2017 - Pazar)
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
ALLI TURNAM (07 Eylül 2017 - Perşembe)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU (06 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Reklamlar

/resimler/2018-11/16/1115535144577.gif

 /resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

 

/resimler/2018-6/14/1717156314892.gif

/resimler/2018-6/14/1724418446949.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir Hava Durumu
Bugün
Sağanak
11°
Pazar
Sağanak
16°
10°
Pazartesi
Bulutlu
18°
Salı
Fırtına
21°
10°
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Allah`a hakiki abd olan, başkalarına abd olamaz.

Bediüzzaman Said Nursi
1922 Son Osmanlı Sultanı Vahideddi`nin Yurt Dışına Çıkarılması
1922 Şarköy ve Müreftenin Kurtuluşu
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler