Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


BU ŞİDDET NE?

BU ŞİDDET NE?


 

Demokratik bir ülkede mi yaşıyoruz? Yoksa sıkıyönetim ilan edilmiş bir ülkede mi yaşıyoruz? Sokağa çıkan karşısında polisi buluyor. Gaziantep esnafı bir olaydan dolayı seslerini duyurmak için. Protesto etmek amaçlıda değil. Sadece seslerini duyurmak için. İlgili kurumun öne gitmek için toplanıyor. Topluca yürüyüşe geçiyorlar.  Polis önlerini kesiyor. Hiç kimsenin elinde taç, sopa, Molotof falan yok. Polise dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Dinleyen kim? Polis bu topluluğu dağıtmak için. Esnafın üzerine yürüyor. Amirlerinde birisi sırtında biber gazı bidonu bulunan polise sık lan sık diye bağırıyor. Polis şaşkın, iki derede bir arada kalmış. Amir polisin ensesinde tutuyor. Polisi salıyor! Sık lan sık diye avazı çıktığı kadar bağırıyor. Amirin gözleri gözbebeğinden fırlamış ağzı bir karış açılmış, çenesi aşağıya doğru sarkmış. Öyle bir bağırıyor ki. Sık lan sık diye bağırıyor. Polis şaşkınlık içersinde sağ sola sallanarak gaz sıkıyor. Fakat nereye çıktığının farkında bile değil. O bağıran amirin suratını kim görse korkardı.  Bu vatandaşlar bu muameleyi hak etmiyor. Ellerinde taş, sopa veya her hangi bir kesici alet dahi olmayan. Bu vatandaşalara böyle muamele yapılması yanlıştır. Şiddet daima şiddeti doğurur. Kediyi bir yere kadar kovalarsın. Kaçacak yeri kalmayınca insanın üzerine sıçrar. Bunu anlatmışken hemen İzmir deki olayı hatırladım. İzmir de ve ülkenin birçok yerinde milli eğitim sistemini protesto etmek için gösteriler vardı. İzmir de polisin sıktığı biber gazından kaçan göstericiler. Konak belediye binasına giriyor. Polislerde arkalarından binaya girmeye çalışıyor. Konak belediye başkanı kapıya dikildi. Kollarını açtı. Bayan bir belediye başkanı idi. polislere giremezsiniz dedi. Kolların öyle açmış ki. Adeta polise beni çiğnemeden buraya giremezsiniz der gibi idi. Polisler geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Gezi parkı olaylarında polisin uyguladığı şiddetten kaçanlar otele sığınmışlardı. Polisi otele sokmadılar. Sonradan bu otel için iktidar. Sığınanlara kucak açtı diye koça söylemediklerini bırakmadılar. Şimdi konak belediye başkanı için ne söyleyecekler göreceğiz.  Artık ülke öyle bir hale geldi ki. Kazaen 10 kişi toplu olarak yürüse karşılarında polisi bulacaklar. Sıkıyönetimde dahi vatandaş bu kadar baskı altına alınmadı. Yargı polisin vatandaşın kolunu arkaya doğru kıvırmasını tahrik olarak kabul etti. Bu polisin vatandaşın kolunu arkaya doğru kıvırmasını yasaklamak demektir.

Diğer illerdeki eylemlerde de polisin aşırı güç kullanması vardı. Şu kış gününde insanlar normal halde dahi üşürken. Polisin sıktığı su ile yerlerde süründüler. Sırılsıklam oldular. Bu vatandaşlardan birileri hastalanıp Allah korusun ölürse hiç kimsenin vicdanı sızlamayacak mı? Avrupa da polis eylem yapanları koruyor. Yürürlerken yanlarında yürüyor. Onların içersine provokatörler girmesin diye adeta çember oluşturuyorlar.  Yürüyenlere sataşanlar olursa onları ikaz ediyor. Bizde tam tersi oluyor. Eylem yapanlar hırpalanıyor. Onlara saldıran olursa, saldıranlar korunuyor.

Milletvekilini dahi gözaltına almaya kalkıştılar. Muhalefet partilerinden olduğu için. İktidar partisinin milletvekillerinde birinin çocuğu bir polisle tartışmıştı. O tartıştığı polisi bulabilmek için. Polisleri topladılar milletvekilinin oğlu tek sır halinde dizilen polislere tek tek baktı. Amir pozisyonunda olan kişide, acele etme dikkatli bak diye talimat veriyordu. Bu olay Hatay da olmuştu hatırlarsanız. İktidar partisinin milletvekilinin oğlu için polise onur kırıcı bu olay yapılıyor. Öbür tarafta muhalefet partisinin milletvekili gözaltına alınmaya çalışılıyor.  Milletvekilinin oğlu da babasını korumak için olayın içersine giriyor. Milletvekilinin oğlunun koluna iki polis giriyor. Yaka paça gözaltına alınıyor.

Kimin eşeğine binerlerse onun düdüğünü çalıyorlar. Böyle olaylar yaşanırken birde iç güvenlik yasası çıkarıyorlar. Şayet o yasa meclisten çıkarsa vatandaşın işi daha da zorlaşacak.  Sizlere geçenlerde İstanbul da olan bir olayı hatırlatacağım. Bir kadın terörist polis kulübesine elinde makineli tüfekle ateş açtı. Kaç mermi attığını hatırlamıyorum.  Çok da mermi attı. Polislerde karşılık verdiler. Kadın elini kolunu sallayarak olay yerinde uzaklaştı. Polislerden yaralanan falan yok. O polislerden hiç birisi bu ateş eden kandına mermi isabet ettiremiyor. Bu haberi dinlerken aklımdan hiçbir şey geçmedi. Sonra bu nasıl olur diye düşündüm. Polis kulübesi hedef alınarak ateş ediliyor. Polisler de karşılık veriyor. Kadın elini kolunu sallayarak oradan uzaklaşıyor. Kendilerine ateş eden birisine, karşılık veriliyor. Amma polislerin hiç birisi kadına isabet ettiremiyor. Ve bu kadın yakalanmadı. Siz bundan bir şey anladınız mı?  Bu olayı sonradan irdelediği de bir senaryo yazıldığını o senaryonun oynandığına kanaat getirdim. Yanlışta düşünmüş olabilirim. Kadının yaralanmaması ve yakalanmaması beni bu düşünceye sevk etti. İç güvenlik yasasının tartışıldığı bir dönemde olunca insanın kafası karışıyor. Medeni ve demokrasinin olduğundan bahsedilen bir ülkede polisin bu kadar şiddet uygulaması hoş karşılanmaz. Ondan sonrada bu ne şiddet dedirtirler. Bu olaylar gerilime artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Saygılarımla.

                                                              14 – 02 – 2015 Mustafa KOÇAL

 



  • Pazartesi 16 ° / 7 ° Bulutlu
  • Salı 17 ° / 10 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 15 ° / 6 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

18.11.2019

  • İMSAK 06:22
  • GÜNEŞ 07:48
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:35
  • AKŞAM 17:59
  • YATSI 19:20
  • BIST 100

    105.380%1,54
  • DOLAR

    5,7493% 0,11
  • EURO

    6,3585% 0,13
  • GRAM ALTIN

    270,98% -0,31
  • ÇEYREK ALTIN

    447,117% -0,31