(Uzaktan Gelen yakın Sesler) Orhan ORGARUN


BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ HARİTASI İÇİNDE KIBRIS ADASININ BULUNDUĞUNUBİLİYORMUYUZ?

BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ HARİTASI İÇİNDE KIBRIS ADASININ BULUNDUĞUNUBİLİYORMUYUZ?


         Gazze’de yaşayan halk İsrail’in uyguladığı ablukalar sayesinde kendi ülkelerinde adeta bir açık hava hapishanesi içinde yaşamak zorunda bırakılmıştı. Gerçi günümüz dünyasında da olaylar hiç farklı değil. Bir virusle dünya ekonomisinden tutun insane yaşamına kadar bütün insanlık tehdit edildi.

         Biz yine Gazze de yapılanlara bir bakalım kendi topraklarında sömürülerek yaşamak zorunda bırakılan bir halk.. Ve türlütürlü bahanelerle işgal edilen topraklar sömürülen insanlar ve saldırılar.

         İsrail vatandaşı olmuş Filistinlilerin durumu da Gazze’de yaşayanlardan hiç farklı bir boyutta değil. Sözde İsrail vatandaşı ama özde hiç bir hakka sahip değiller. İsrailliler diledikleri gibi bu yaşayan halkın evlerine binalarına el koyabiliyorlar, yaşamalanlarını tarumar edip, Yahudi yerleşimcileri buralara bir güzel yerleştiriyorlar Gerçi her kez yaşadığı coğrafyalara bakarsa hep bir değişim hep bir işgal durumu var dünya üzerinde. Yanlız bura da dünyanın ve insanlığın dikkat etmesi gereken nokta bu işgal devamlı tek taraflı olması.

         Filistinliler seslerini dünya halklarına duyurabilmek için30 Mart 2018 tarihinde buyapılan işgale karşılık Gazze sınırında “BÜYÜK DÖNÜŞ YÜRÜYÜŞÜ” gösterileri yapıyorlardı. Göstericilerin bu eylemlerde iki talebi vardı; Gazze’ye 2006’dan buyana uygulanan ablukanın kaldırılması 5 milyondan fazla Filistinlinin kendi topraklarına dönebilmesi…

         Filistin meselesiyle Kıbrıs meselesinin ne alakası var diyebilirsiniz. Filistin, vatan toprakları bir kez elden çıktımı bir daha geri dönmesinin zorluğunu ve hatta imkansızlığını gösteren ibretlik bir tablodur.

         Garantörlük biterse Kıbrıs Filistin olur!

         Bu tablodan hem Birleşik Kıbrıs hayali kuran Kıbrıs Türk’ü çok ibret almalı, hem de topraklarının kıymetini bir türlü bilemeyen, celladının aklıyla hareket eden Türkiye’nin müflis insanları daha çok ibret almalıdır. Ama ibret almaktan o kadar uzağız ki!..

         Bu noktada rahmetli Yaser Arafat ile rahmetli Rauf Denktaş’ın bir diyalogunu anlatmadan geçemeyeceğim.

         Arafat, Denktaş’a diyor ki, “SİZ ÇOK NASİPLİSİNİZ, ÖLDÜĞÜNÜZ ZAMAN GÖMÜLECEĞİNİZ BİRVATANTOPRAĞI VAR; AMA BEN ÖLDÜĞÜMDE GÖMÜLECEK BİR PARÇA TOPRAĞIM YOK.”

         Ve her ikisi de vefat ediyor gerçekten de Arafat’ın dediği oluyor!

         KKTC’i, Filistin olmaktan kurtaran ve de bugüne kadar da muhafaza eden Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı düzenlemesi, Rumlara ve Yunan’a haddini bildirmesi, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda garantörlük hakkının bulunması ve de Türk askerinin 1974’ten buyana Ada’da güvenliği sağlaması. Türkiye’nin garantörlüğü tartışma konusu yapılır, hatta iptal edilir ardından da Türk askeri ve Türk yerleşimciler Ada’yı terketmek zorunda kalırsa, Kıbrıs aynen hatta daha da kötü bir şekilde 1974 öncesine döner.

         Yarım kalan katliamlar tamamlanır, Kıbrıs Türk’ü Filistinlinin kaderini 2021 yılında onlar gibi yaşıyabilir.

         Bir süredir sessizliğe bürünen müzakere süreci dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın şok çıkışıyla yeniden hareketlenmişti. Esasen Kıbrıs müzakere süreci yerine Kıbrıs’ın altın topside Rum’a Yunan’a ve perde arkasında İsrail’e topside sunulma süreci başlamış desek yanlış olmaz!

         Diyeceksiniz ki İsrail de nereden çıktı şimdi?

         Kıbrıs’ın tamamının İsrail’in ARZU MEVUT hedefinde olduğu, büyük İsrail devleti haritası içinde Kıbrıs Adasının da bulunduğunu biliyormuyuz? Bu bakış açısıyla bakarsanız, İsrail’in Kıbrıs doğalgazına ve petrolüne neden çöreklendiğini, Kıbrıs doğalgazına neden “İSRAİL GAZI” dendiğini İsraillileri devlet desteğiyle neden KKTC’den, Rum kesiminden yoğun bir şekilde toprak satın aldığını daha iyi anlarsınız!

         Dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta Türkiye’nin garantörlüğünün ve tek taraflı müdahale hakkının ortadan kalkmasını, Türk askerinin Ada’dan çekilmesini ve Rumlara daha fazla toprak vermeyi öngören GUTERRES ÇERÇEVESİ’ni 2 Mayıs’ta Rumlara teklif etmişti!

         Dönemin B.M. Genel Sekreteri Guterres’in adını taşıyan çerçe ve belgesinin kabulü durumunda KKTC’ine yüzbinlerce Rum yerleşecek, Türklerin nüfusu dörtte bir oranında dondurulacak, en az 100 bin Türkiye kökenli vatandaş Ada’dan ayrılmak zorunda kalacak, Türkiye vatandaşları Ada’ya artık SHENGEN vizesi ile girebilecek, KıbrısTürk’ünün mülkleri eskiden Rumlara aitti denilerek elkonulacak, kuzeyde hiç bir yatırım yapılamayacak, zaten zordurumda olan ekonomi tamamen çökecek ve eğitim iflas edecek, Kıbrıs Türk’ü zorunlu göçe tabi tutulacak!

         Rumlar bu teklife çok şaşırdılar ve bu teklife oldukça sevindiler, hatta en radikallerinden AKELpartisi hemen Kabul edilmesini istedi. AKEL’in lideri Kipri anu, “AKINCI’NIN ÖNERİSİNİ KABUL ET. GUTERRES ÇERÇEVESİYLE GARANTİ ANTLAŞMASI’NIN LAĞVEDİLECEĞİ, MÜDAHALE HAKLARINA SONVERİLECEĞİVE GÜZELYURT’UN RUM YÖNETİMİ ALTINDA OLACAĞI ÇOK NETTİR” dedi!

         Ama dönemin Rum lideri Anastasia disişi sağlama almak içinTürkiye’nin bu noktada garantisini istedi!

         Akıncı’nın Meclis’e danışmadan ve de hiç kimseyle paylaşmadan attığı bu ilkesiz adım, KKTC’de tepkilerle karşılandı. Yazılı açıklama yapan dönemin KKTC 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmek, Türkiye ve KKTC’nin, Türk ulusunun geleceğini, güvenliğini tehlikeye atmak demektir. Bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Rum tarafına yaptığı son öneri asla Kıbrıs Türk Halkı ve Türkiye tarafından desteklenemez” dedi!

         Dönemin KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Akıncı’nın Kabul ettiğini duyurduğu Guterres çerçevesinde çok sayıda belirsizlik bulunduğunu belirterek, “İçerisinde her türlü muğlâklıklar bulunan ve herkesin kendine gore yorumladığı bir belgeyi Cumhurbaşkanı Akıncı’nın stratejik bir paket anlaşma olarak ilan etmeyi önereceğinden daha once haberimiz yoktu. Üzülerek söylemeliyim ki hükümet olarak biz bunu basından öğrendik” dedi!

         Rahmetli Prof. Dr. Haydar Baş’ın, Kıbrıs’I değerlendiren 30 Eylül 2016 tarihli “KIBRIS SON DÖNEMEÇTE” başlıklı yazısındaki şu tespitlerini iyice görmemiz gerekir:

         “Eğer devam eden Kıbrıs müzakereleri Rumların ve Batı’nın istediği gibi geçerse, ikisi tarafından bir sorun olarak görülen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti federal bir yapı içersinde asimile olacaktır… Egemenlik, bağımsız yasama gücünü ifade eder. Siz, Rumlar izin vermediği için Avrupa Parlamentosu’na tamsilci dahi gönderemezken, hangi eşithaklarda federal yapıdan bahsedeceksiniz?

         Her müzakere sürecindeTürkler iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitlik üzerine kurulu bir Kıbrıs derken; Rumlar adanın tek hâkimi olma derdindedir. Mevcut tablo, Rumların egemenliğinde onlardan hak dilenen bir avuç Türk’ün tablosu…

         Batı’nın Müslüman Türk’e olan hasmane yaklaşımı ve değişmez politikası ortadayken, Kıbrıslı Türk’ün tek yolu tanınmayı sağlaması ve ekonomik güce sahip olmasıdır!”

         Büyük devletlerin büyümesinin sınırları vardır, çünkü bir sure sonar kendi ağırlıklarının yükü altında kalırlar, hastalanır ve yok olurlar…

         Rahmetli Prof. Dr. Haydar Baş bu yaptığı tespitlerde çok haklıydı.



  • Cumartesi 14.6 ° / 11.6 ° Moderate rain
  • Pazar 17.4 ° / 12.3 ° Hafif yağmur
  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar

Balıkesir

16.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.410%-0,16
  • DOLAR

    9,2572% 0,87
  • EURO

    10,7854% 1,05
  • GRAM ALTIN

    526,36% -0,73
  • Ç. ALTIN

    868,494% -0,73