Buzlu mu olsun, buzsuz mu?
Buzlu mu olsun, buzsuz mu?
Tarih: 31.1.2018 01:18:16
Ahmet ERAYDIN

   Sansürün tarihçesine hiç girmeyeceğim. Sonuç olarak, “egemen din anlayışını ve toplumun genel ahlakını korumak” adına uygulamaya giren ve matbaanın bulunması, yani kitap basımının başlamasıyla birlikte kurumsal hale gelen sansür, sadece kitap, gazete, dergi gibi basılı yayınlar üzerinde baskı kurmakla yetinmemiş ve geçen zaman içinde sinema ve tiyatrodan resim sanatına, televizyondan sosyal medyaya kadar her türden fikir ve sanat üretimi üzerine musallat olmuş, düşüncesini yazıp çizenler hapisle tehdit edilirken, yaratılan korku iklimiyle, tek tek zihinlerin de görünmez kafeslere tıkılması sağlanmıştır. İnsanlar artık, düşündüğünü ifade etmek bir yana, düşünmeye bile korkar hale gelmişlerdir.

   Bu tür ortamlar aynı zamanda ve özellikle medya dünyasında kendi kendini sansürlemeye, yani oto sansüre de neden olmaktadır. Oto sansürün en çarpıcı örneklerini televizyon ya da radyo kanallarında, canlı olarak yayınlanan programlarda görebiliyoruz. Bir televizyon kanalının sabah kuşağında, günlük gazetelerin birinci sayfalarında yer alan haberleri izleyiciyle paylaşan ve format gereği bu haberlerle ilgili birkaç yorum yapan iki gazeteci hanımefendiyi izlerken, istem dışı ortaya çıkan oto sansürün insanları ne hale getirdiğini görerek donup kalmıştım. Okudukları haber İtalya parlamentosunda yaşanan bir olayla ilgiliydi. Berlusconi, konuşma yaptığı kürsüden indiğinde, yerine geçerken yanına yaklaşan bir kadın milletvekili, tebrik ederken yanağından makas almak istemiş. Gazetecilerden biri haberi okumuş, diğeri de istem dışı olsa gerek; “böyle bir şey bizde olabilir mi?” diyerek partnerine pas atmıştı. İki gazeteci bir süre hiç konuşmadan birbirlerine baktılar. Akıllarına gelen örnekleri dile getirmeye çekindikleri belliydi. Benzetme yaparken çareyi, başbakan ve bir iktidar milletvekili yerine ana muhalefet partisinden iki ismi örnek göstermekte bulmuşlardı.

   Basın kanununda yapılan değişikliklerle 1950´lerde basın yayın kurumlarına uygulanan sansür öyle boyutlara ulaşmıştı ki, sansürlenen yazılar nedeniyle bazı gazete sayfaları piyasaya, kısmen ya da tamamen beyaz renkte çıkıyordu. Bu dönemde uygulanan akla ziyan sayısız örnek vardır; ama Lütfi Ömer Akad´ın 1955 yılında çektiği “Kardeş Kurşunu” adlı sinema filmime uygulanan sansür çok ilginçtir. Sansürleme nedeni, filmdeki plaj görüntüleridir. Hayır, sansürleme nedeni, plajdaki mayolu ya da bikinili kadın görselleri değil; plajın, düşmanlarımıza denizden çıkarma yapabilecekleri bir alan gösteriyor olmasıdır.

   Son yıllarda, özellikle televizyona yönelik olarak uygulanan ve adına “buzlama” ya da “mozaikleme” denilen uygulama ile karşı karşıyayız. Kendi evimizde, televizyonun karşısına geçip ağız tadıyla bir film izleyemez hale geldik. Çocuk ve gençlerimizi kötü alışkanlıklardan koruma adına sigara, alkollü içecekler, ticari markalar ve bir miktar kadın memesi gibi müstehcen bulunan bölgeler buzlanırken, her türlü silah, tank, tüfek ve savaş görüntüleri serbestçe yayınlanıyor. Japonya, ABD, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde “buzlama” yapılmadığına dikkat çeken Ekonomi Bakanı da bu konudan rahatsız olduğunu ifade etmiş, ama sadece ticari markalar bakımından. “Televizyon dizilerimizi yurt dışına satıyor ve para da kazanıyoruz. Oyuncu markete girdiğinde bütün raflar sansürleniyor. Bir bakıyorsunuz, oyuncunun dört bir yanına buzlama yapılmış…” diyor. Dizilerimiz yurt dışında yayınlandığında “milli” markalarımızın gizlenmemesi gerektiğini söylemek istiyor. Alışveriş merkezlerinde ya da marketlerde kaç tane yerli marka kaldığından haberi olmasa gerek. Bu konuda karar verenler gerçekten samimi iseler, konuya farklı pencerelerden bakanların tümünü, teknolojiyi de kullanarak tatmin edebilirler. Televizyon kumandalarında nasıl, “dil seçeneği” varsa, aynı şekilde bir de “buzlama seçeneği” eklenebilir ve isteyenin, istediği şekilde film izlemesine olanak sağlanmış olur. Bu kadar basit; filminizi buzlu mu istersiniz, buzsuz mu?      

Anahtar Kelimeler: Buzlu, olsun, buzsuz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
Reklamlar

 /resimler/2018-9/26/1034213116671.jpg

/resimler/2018-9/26/1626050405990.gif

/resimler/2018-6/14/1717156314892.gif

/resimler/2018-6/14/1724418446949.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir Hava Durumu
Bugün
Bulutlu
18°
13°
Pazartesi
Bulutlu
20°
11°
Salı
Bulutlu
21°
12°
Çarşamba
Fırtına
21°
10°
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki !

Mevlana
1860 İlk Hususi Tercuman-ı Ahval`in çıkması
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları