Tahsin KAVAK (KAVAK YELLERİ)


Cebir sınavının öyküsü

Cebir sınavının öyküsü


Milliyet Gazetesi, ?OLAYLAR VE İNSANLAR? köşe yazarı Hasan Pulur, Tabiat Bilgisi dersinin "bütünleme sınavında, atmacanın kafa kesitini, renkli tebeşirle tahtaya çizemediği için  ?ortaokuldan belge aldığını, okuldan uzaklaştırıldığını? yazar.

   Ayrıca,1976 basımı OLAYLAR VE İNSANLAR kitabında (İMTİHAN ZAMANI BİRKAÇ HİKAYE) başlığı altında şu ilginç sınav öyküsünü anlatır:

    "Eskilerin diliyle tahrir, bizimkilerin ve şimdikilerin ağzıyla kompozisyon sınavı.

 Çocuk, liseyi bitirecek. Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmiş. Ama kompozisyondan çakıyor. Hem de üç defa... Bir haziran, bir eylül, bir haziran daha. Son hakkına giriyor; "Cesareti tarif ediniz."

     Sınav dokuzda başlıyor, on ikide bitecek. Çocuk yazıyor, siliyor. İçinde korku. Bu sefer de çakarsa istikbali sönecek. Kolundaki saatin akreple yelkovanı onunla inat edercesine koşuyor.

     Ve sınavın bitimine yarım saat kala kâğıda bir şeyler yazıp veriyor. Ertesi gün kağıtlar okunuyor. Sıra o çocuğun kâğıdına geliyor:

       "Bu son hakkım. Eğer geçemezsem, lise sondan belge alacağım.

İmtihanın bitimine yarım saat var. Cesaretin tarifini soruyorsunuz: "CESARET,

bu kağıdı bu şekilde boş vermektir."

         İmtihan komisyonunun verdiği notu merak ettiniz mi? Söyleyelim:10

         Lise bitirme sınavımda benim de başımdan geçen ilginç bir sınav öyküm olduğu için bu örnekleri yazdım. Benim sınav öykümü de okuduktan sonra, sizlere demek ki böyle şeyler oluyormuş dedirtmek için.

         Gelelim benim öyküme: Mutlu denk gelişlerle okuma olanağı bulduğum Lisede, edebiyat dersinde çok başarılı, diğer derslerde vasat bir öğrenciydim.

Tüm arkadaşlarımdan yaşça daha büyük olduğumdan olsa gerek, öğretmenlerime karşı saygıda daha titiz ve derli topluydum.

         Lisemiz resmiyet kazanmış, sıra mezuniyet sınavlarına gelmişti. BANDIRMA

ŞEHİT MEHMET GÖNENÇ Lisesi´nin ilk öğrencileriydik ve ilk mezunları olmaya hazırlanıyorduk. Öğretmenlerimiz, bizlere karşı sevecendi. Hoşgörülü ve destekleriyle sınavlarımız iyi gidiyordu..

       Sıra, benim en çok korktuğum CEBİR sınavına gelmişti.

       Büyük bir tedirginlik içinde sınav odasına girdim. 5-6 öğretmenden oluşan sınav kurulu uzun bir masanın çevresine oturmuş sohbet ediyorlardı.

İşaret üzerine masaya giderek soru kâğıdımı aldım. Kara tahtaya yönelip soru kâğıdıma bir göz atınca bende şafak attı: Kâğıttaki soru 7 karekökün içindeki rakamı karekökten kurtarmamı istiyordu.

     Paniklemiş, yıkılmış, mahvolmuştum. Soruyu çözmem olası değildi. Yan gözle yardım umarcasına, sınav masasına baktım. Hocam TAHSİN ÇİZENEL´le göz göze geldik.. O, gülümseyerek kalktı ve yanıma geldi. Sevecen bir yumuşaklıkla:

           -Ne o adaş!. Dedi, Zorda mısın?

           -Hocam, dedim. Ben bunu bir tanesinden kurtarmayı beceremiyorum, yedi tanesinden nasıl kurtaracağım? Dedim. 

           -Al tebeşiri eline, geç kara tahtaya, yaz bakalım, dedi. Bana soruyu ve çözümü söyleyerek tahtada çözdürdü. Sonuç çıkınca:

            -Tamam mı? Dedi.

             Minnet dolu bakışlarla, saygılı ve kısık bir sesle:

           -Sayenizde tamam  efendim dedim...

            Yanıma yaklaşarak elini omzuma koydu ve:

          -Şimdi gidip cebir sınavına bir şiir yazacaksın ve bugün getireceksin.

Notunu atmıyorum. Şiir gelirse cebir dersinden mezun olursun, gelmezsen kalırsın.

           Sevinçle sınav odasından çıktım ve koşarak eve geldim. Bu kez de içimdeki coşkudan şiire konsantre olamıyordum. Şiir kitaplarını karıştırmaya başladım. Bu, aynı zamanda sakinleşmemi sağladı. Aradığım rehber şiiri de bulmuştum.

Bulduğum şiir RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI´nın TEVFİK FİKRET´in kabri için yazdığı bir şiirdi:

           Dediler ki ıssız kalan türbende

            Vahşi güller açmış, görmeye geldim,

             O cennet bağının hakine ben de,

              Hasretle yüzümü sürmeye geldim.

Örnek kalıbı bulmuştum. Gerisi kolaydı. Hemen kâğıdı kalemi alıp yazmaya başladım:

                Dediler ki cebir imtihanında

                 Kazık sorular varmış, çözmeye geldim

                  O azgın problemlerin üstüne ben de

                   İnatla kafamı yormaya geldim.

 

                    Korkuttun beni hep opsiyonlarla,

                     Parabollarla fonksiyonlarla

                     Cebime koyduğum şu dualarla

                     Başına bir çorap örmeye geldim.

 

Belleğimde bu iki kıtası kalmış şiiri hemen temize çekerek götürüp hocama verdim.

Sıcacık bir gülüşle sırtımı sıvazladıktan sonra, Tamam, dedi. Cebirden mezun oldun.

Hemen git, diğer sınavlarına çalış.

      Liseden mezun olduktan bir yıl sonra YEDEK SUBAY olarak askere gittim. Lise mezunu son yedek subaylardandım. Bizden sonra lise mezunlarından yedek subaylık kaldırıldı. Tankçı asteğmen olarak cebir hocam TAHSİN ÇİZENEL´in elini öpmeye ve teşekkür etmeye Bandırmaya gittiğimde, ?Teşekkür etmeye ve elinizi öpmeye geldim.? dedim.

Elini öptürmedi, yanağımdan öptü ve bana şunları söyledi: "Estağfurullah. Cebir sınavında sana niçin yardım ettiğimi merak ediyorsundur belki. Anlatayım:

Düşündüm ki, Tahsin Kavak,  liseyi bitirince fen fakültesine, fiziğe, kimyaya, mühendisliğe gitmez. Yükseköğrenim yapmasa bile bu haliyle toplum çarkını döndürecek bir dişli görevini yürütür...

        Bu anlattıklarım, yarım asrı geçen bir zaman diliminde (1958) yaşadığım unutamadığım olaylardır.

          Askerlikten sonra Susurluk Şeker Fabrikası´nda işe girdim ve hem çalışıp hem İZMİR İKTİSADİ VE TİCARİ İLİMLER FAKÜLTESİ´n den mezun olarak 38 yıl hizmetten sonra KONYA ŞEKER FABRİKASI TİCARET MÜDÜRÜ olarak emekliye ayrıldım.



  • Çarşamba 15 ° / 6 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 18 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

20.11.2019

  • İMSAK 06:24
  • GÜNEŞ 07:51
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:34
  • AKŞAM 17:57
  • YATSI 19:19
  • BIST 100

    106.785%-0,69
  • DOLAR

    5,6974% 0,00
  • EURO

    6,3100% -0,04
  • GRAM ALTIN

    269,63% -0,03
  • ÇEYREK ALTIN

    444,8895% -0,03