Cehalet psikolojisi
Cehalet psikolojisi
Tarih: 17.1.2018 10:17:52
Hedef (GÜNDEM)

Bir insan neden cehalette ısrar eder?

Aristo, “Her insan doğası gereği bilmeyi ister” der. Yani bilme isteği varoluşsal bir dürtüdür. Ancak her insanda bu dürtünün şiddeti farklıdır. Neleri bilebileceğimizi büyük oranda içinde yaşadığımız kültür belirliyor.

/resimler/2018-1/17/1019377081519.jpg
Cehalet psikolojisi: Bir insan neden cehalette ısrar eder?

Bizim kültürümüzde ise atalarımızın çok güzel bir sözü vardır: “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp”. Benim kanaatime göre bu söz günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumda. Çünkü artık internet ve diğer bilgi ulaştırıcıları sayesinde öğrenmekle ilgili bir problemimiz kalmadı. Hatta ortalıkta öyle bir bilgi bombardımanı var ki öğrenmek istemesek bile sürekli yeni bir şeyler öğrenmek zorunda kalıyoruz. Hayat artık neredeyse öğrenmek üzerine kurulu ve bu, sosyal hayatımızın da bir parçası haline geldi.

Sosyal medyada geçirdiğimiz süre boyunca bir teflon tavanın nasıl kullanılması gerektiğinden tutun da limonla güzelleşme sırlarına kadar bütün bilgiler ekranımızdaki yayın akışında bir parmak darbesiyle gözümün önünden geçiveriyor. Youtube başlangıçtaki öncelikli amacı olan müzik yayını yapmaktan ziyade bize sürekli bir şeyler öğretmeye çalışan vloggerlar(video bloggerları) ile dolu artık.

Öğrenmek nefes alıp vermek gibi hayatımızın bir parçası haline geldi ve farkına varmasak dahi sürekli yeni bir şeyler öğreniyoruz. Dolayısıyla öğrenmek artık bizler için kaçınılmaz bir yaşam tarzı oldu dersek abartmış olacağımızı sanmıyorum(İronik bir şekilde şu anda siz bile bu yazıyı okurken yeni bir şeyler öğreniyorsunuz). Öğrenmek artık bir problem değilse peki nedir problem? Aslında bir değil iki tane çok büyük problemle karşı karşıyayız: Cehalet külliyatı ve cehalette ısrar etmek.

Birinci büyük problem; Cehalet Külliyatı

Öğrenilmiş cehalet, Cehaletin de artık bir külliyatı oluştu. Bir sürü kitap okumuş olabiliriz. Ama önemli olan kitapların sayısından ziyade hangi kitapları okuduğumuzdur. Eskiden az sayıda kitap vardı ama onlar doğru bilgileri içeriyordu. En azından o kitapları yazanlar doğruyu arıyorlardı. Günümüzdeyse çok sayıda kitap, internette milyonlarca bilgi var ve hangisinin doğru ve faydalı bilgiyi içerdiği şüpheli durumda. Kendisini bombayla patlatan intihar komandosu da o aşamaya gelene kadar pek çok kitap okumamış mıydı?

Günümüzün sorunu bilgiye ulaşamamak değil, doğru bilgiye ulaşamamak. Maalesef kitaplarda, videolarda ve diğer bilgi yayma araçlarında zararlı bilgilerin sayısı son derece fazla. Peki neden böyle oldu? Eskiden kitaplar bilgi aktarmak için yazılırken günümüzde propaganda aracı ya da reklam amacıyla da yazılabiliyorlar. Kapitalizmin geldiği bu son noktada en iyi “eser”in değil en iyi reklam yapan “ürün”ün satın alındığı bir gerçek. Kapitalizm sayesinde kitaplar “eser”den “ürün”e terfi etti. Böylece ürünlerimizi daha efektif pazarlayabiliyor, onlara daha karlı fiyatlar koyabiliyoruz.

Tolstoy ya da Dostoyevski çağımızda yaşıyor olsalardı ve aynı eserleri şimdi yazmış olsalardı hiç reklam vermeden bu yoğun rekabet ortamında yine geniş okuyucu kitlelerine ulaşabilirler miydi acaba? Eseri ya da bilgiyi geniş halk kitlelerine ulaştıran en önemli kriter reklam olduğuna göre doğruluğu herkes tarafından kabul edilen bilgilerin en doğru bilgi olamayacağı aşikar. Çünkü burada kriter bilginin doğruluğu değil reklam bütçesinin çokluğu.

Piyasada var olan arz talep döngüsü doğal olarak bilgi talep edeni bilgilendirmek değil, mutlu etmek üzerine kurulu. Bu yüzden sadece kitap değil, tüm bilgi ulaştırma araçları kişileri aydınlatmayı değil mutlu etmeyi amaçlıyor. İğneyi şimdi kendime batırıyorum; Bir kurumsal eğitimci olarak itiraf etmem gerekir ki kurumsal eğitimlerde eğitimcinin amacı katılımcıyı bilgilendirmekten ziyade öncelikli olarak mutlu etmektir. Çünkü katılımcı o eğitimden bir şeyler öğrense dahi, eğer mutlu değilse memnun olmuyor ve tekrar gelmiyor. O yüzden eğitim piyasası da tıpkı yayıncılık, internet ve klasik medya gibi egolara hitap eden, kişileri mutlu eden ama çoğu zaman aslında pek de bilgilendirmeyen eğitimlerle dolu.

Gerçekten bir şeyler öğretmeyi çoğunlukla kimse göze alamıyor çünkü öğrenmek acı verici bir süreçtir. Kişi yeni bir şey öğrendiğinde beyninde ekstra nöronlar çalışır. Yeni bir bilgi öğrenen kişi eski bilgiyi bırakmak zorunda kalabilir. Bu bazen alışkanlıkları bırakmayı da gerektirebilir. Bu çoğumuz için zordur. Hal böyle olunca ironik bir şekilde cehalet sistem tarafından teşvik edilmekte. Çünkü haz ve mutluluk sağlayan uyuşturucular vermek bilgiyi vermekten daha karlı.

İkinci büyük problem: Cehalette Israr.
Gerçek bütün bıçaklardan daha çok acıtır…

İkinci büyük problem ise kişinin doğru bilgiyi öğrendiği halde cehaletinde ısrar etmesidir. Çünkü eski alışkanlıklarını bırakmak, konfor alanından ayrılmak ona zor gelmektedir. Bir insan bilmeyebilir. Ancak bilmediği şeyi öğrendiği halde hala cehalette ısrar ediyorsa büyük hata yapıyor demektir. Öyleyse yazının başındaki atasözünü şöyle değiştirebiliriz: ‘Bilmemek ayıp değil, cehalette ısrar etmek ayıp…´

İnsanda beş tane bilme hali vardır:

1- İnsan bir şeyi bilebilir.

2- İnsan bir şeyi bilmeyebilir.

3- İnsan bir şeyi bilmediğini bilebilir.

4- İnsan bir şeyi bilmediğini bilmeyebilir.

5- İnsan bir şeyi bilmediğini bilmediği halde o şeyi bildiğini zannedebilir.

Bu hallerin hepsini zaman zaman yaşarız. Bilmediğini bilmeyen kişi gaflet halindedir. Bu kişi bir gün bilmediğini farkedebilir. Bu durumda bilmediğini bilmeyen kişinin o şeyi öğrenmesiyle yaşadığı duruma ise ‘hayret´ denilir. Hayret etmek, bilmediğini bilmeyen kişinin o şeyi öğrendiğinde içine düştüğü durumdur. Çünkü kişinin bu konuyla ilgili en ufak bir bilgisi olmadığı için öğrenince hayrete düşer. Platon´a göre de felsefe yapmanın arkhesi(başlangıcı) hayrettir(pathos). Bilmek insanı insan yapan en önemli erdemlerden biridir. Bilmediğini bilmek ise daha büyük bir erdemdir. Bir kişi bilmediğini de bilmeyebilir. Amma ve lakin kişi hem bilmez hem de bilmediği konuda ahkam keser ve bilene de muhalefet ederse işte o en cahil kişidir. Yukarıdaki beşinci durum en vahim durumdur.

Kişi bilmediğini bilmiyor ve bilgi geldiği halde öğrenmemekte ısrar ediyor ve burnunun dikine gidiyorsa eskiler buna cehli mukaab derler. –Ki cehaletin en tehlikeli hali de budur. Akıllı insan bilmediğini bilmediği bir şeyi öğrendiğinde hayret ederken, ahmak insan inat etme yolunu seçer.

Peki cehallette ısrar etmenin arka planında yatan etki nedir?
Cehalet külliyatı, kişinin cehalette ısrar etmesinde kendisine oldukça yardımcı oluyor. Çünkü bu tarafta kendi verilerini destekleyen, kendi içlerinde tutarlı ama aslında doğru olmayan pek çok bilgi kaynağı var. Örneğin; şu anda piyasada dünyanın düz olduğuyla ilgili bazı yazılar ve videolar dönüyor. Bu yazı ve videolar birbirilerini destekler nitelikte olsalar bile bu onların doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ama dünyanın düz olduğuna inanmak isteyen bir kişi kendisini bu cehalet külliyatına hapsederek onlarca videonun arasında dünyanın düz olduğuna inanarak ömrünü geçirebilir.

Bir sosyal psikolog olan Leon Festinger 1957 yılında bilişsel uyumsuzluk teorisini ortaya atmıştır. Bu teori bugüne kadar henüz yanlışlanmadı. Teoriye göre insan beyni birbiriyle çatışan düşüncelerle karşılaştığında ekstra nöronların çalışmasıyla beyin zorlayıcı bir sürece girmektedir(Yukarıda kısmen bahsetmiştik). Doğal olarak düşünme ve bilgileri karşılaştırma eylemi esnasında beyinde pek çok nöron aktif hale gelir ve bu da kişiyi rahatsız eder.

Bu yüzden insanlar yeni bilgiyi almamak ve kendi düşüncelerinde tutarlı olmaya çalışırlar. Düşüncelerde tutarlı olma isteği toplumun geneline yayılmıştır. Tutarlı davranışlar sergileyen insanlar doğal olarak bize daha güvenilir gelir. Ama bir bilim insanının tutarlı olmaya değil tutarsızlığa ihtiyacı vardır. Çünkü bilim tutarsızlık sayesinde ilerler. Günlük hayatta ise işler böyle yürümez. Eğer herhangi bir zıt fikirle karşılaşırsak tutarlı ve dengeli bir hale gelebilmek için kendimizi kandırabilir ve karşılaştığımız yeni fikri gerçek olmasına rağmen kabul etmeyebiliriz.

İnsanların büyük bir kısmının yıkılmaz inançlar geliştirmesi bu sebeptendir. Ne kadar inançlı bir hayat yaşarsak kafamız o kadar rahat eder. Beyin her zaman tutarlı olmaya çalışır ama diğer taraftan bizi ilerletecek olan şey ise tutarsızlıktır. Tutarlı olmaya çalışmak yaratıcı zihinlerin katlanamayacağı bir şeydir. Bilim insanları ise her zaman tutarsızlığın peşinde olmuştur.

Yanlışlanabilen teoriler bilimi ilerletir.
Bireysel anlamda ise tutarsızlık kişiyi ilerletmekle birlikte konfor alanından çıkartır. İnsanların büyük kısmı bu konfor alanından çıkmak istemez ve inançlarını sorgulamadan yaşamaya devam ederler. Kişilerin özellikle inanç boyutundaki fikirlerini değiştirmeleri çok zordur. Peki günün birinde inançlarına ters düşen bir bilgiyle karşılaşırlarsa ne olur? Burada da geri tepme etkisi (backfire effect) devreye giriyor.

Geri tepme etkisi Brendan Nyhan ve Jason Reifler tarafından öne sürülen bir sosyal psikoloji kuramıdır. Buna göre insanlar inançlarına ters düşen bir bilgiyle karşılaştıklarında beyinleri otomatik olarak bunu reddediyor. Yeni gelen bilgi ne kadar gerçek ve eskisini yıkıcı ise kişi eski inancına o kadar sıkı sarılmaktadır. Halbuki bilmeyi bilgelik düzeyinde arzulayan kişi inanmaya değil anlamaya çalışmalıdır. Ama pek çoğumuz anlamaya çalışmak yerine önceki fikre ne kadar çok emek vermişsek onu o kadar çok savunma ihtiyacı hissediyoruz.

Sırf o emekler boşa gitmesin diye gerçeğe gözümüzü kapatabiliyoruz. Hele ki söz konusu olan yıllardır savunduğumuz bir düşünceyse savunma tepkimiz de yıkılmaz dağlar kadar güçlü oluyor. Bu hiç mantıklı olmasa bile! Çünkü pek çoğumuz için rahat etmek gerçeği bilmekten daha iyidir. İşte bu yüzden toplumu az sayıda insan değiştirir. Konfor alanlarından çıkabilen cesur insanlardır onlar.

Beyin yapısı gereği her zaman basit olan şeye doğru kaymaktadır. Bu yüzden pek çoğumuz doğru bildiklerimizi destekleyen verilerle karşılaşırken beyin bunu otomatik olarak hafızaya alma eğilimi gösterirken, doğru bildiğimiz şeyleri desteklemeyen verilerle karşılaştığında bu yeni bilgiyi hafıza almıyor ve unutma eğilimi gösteriyor.

Mesela Alman ırkının üstün ırk olduğunu düşünen bir neonazi, bir zencinin atletizmde tüm beyazları geçerek şampiyon olmasını ya da matematik olimpiyatlarında şampiyon olmasını görmezden gelebilir. Buna karşılık bir Alman aynı başarıyı gösterdiğinde neonazi bunu uzun süre hatırlayacaktır. Bunu bilen pek çok bilim insanı yanında not defteriyle gezer. Çünkü doğada öne sürdükleri teze ters bir bilgiyle karşılaşırsa beynin bunu unutacaklarını bilirler. Böylece unutmamak ve laboratuvarda bu zıt veriyi araştırmak için not alırlar.

Bilge kişi hiçbir fikre sıkı sıkıya tutunmaz. Çünkü bilir ki yarın daha iyisi gelebilir.
Sokrates, “Tek bir şey biliyorum o da hiçbir şey bilmediğimdir.” demiş. Hepimiz bu sözü zaman zaman duymuşuzdur. Halbuki Sokrates´in sözünün orijinali şöyledir: “Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir ama isteğim araştırmaya devam etmektir.” Cümlenin ilk kısmıyla belki bazılarımız, cehaletimizin onaylandığı varsayımına kapılıyor olabiliriz. Öyle ya sonuçta Sokrates bile hiçbir şey bilmiyorken biz neden bir şeyler öğrenmek için uğraşalım ki! Cümlenin ikinci kısmıysa bu şekilde düşünenlere cevap olacak niteliktedir. Bilmiyor olabiliriz ama bize düşen araştırmaya devam etmek olmalıdır.

Bertrand Russel´ın güzel bir sözüyle yazıyı bitirmek istiyorum:

“Fikirlerim için ölmeyi göze alamam çünkü yanılıyor olabilirim.”
Yazar Cem Özüak indigo dergisi

Anahtar Kelimeler: Cehalet, psikolojisi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yalnız bir adam.... (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kuran´ı Kerim ile aramız açıldı. (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Bilmediğimiz kahramanlardan biri. (26 Ağustos 2018 - Pazar)
KARINI SEVİYORUM ARAMIZDAN ÇEKİL !.. (25 Ağustos 2018 - Cumartesi)
TARİKATLARIN TÜRK DÜŞMANLIĞI (29 Temmuz 2018 - Pazar)
GELDİ BOR´UN PAZARI - 1 (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Ey İnsan (06 Temmuz 2018 - Cuma)
HEKİMLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI (12 Nisan 2018 - Perşembe)
DEĞERLİ ARKADAŞLARIM, (09 Nisan 2018 - Pazartesi)
ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ... (16 Şubat 2018 - Cuma)
İcra İflas Kanunu Madde 82/4 (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
O´nun Hiçbir Zorunluluğu Yoktu… (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Güne dair seçmeler (05 Aralık 2017 - Salı)
Tarihten Özel Bir Anı !.. (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
TEOG GİDİYOR, YERİNE NE GELİYOR? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Merve Kavakçı Büyükelçi oldu. (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Bir Öğretmenin Ağlatan Hatası (04 Haziran 2017 - Pazar)
KOMPLO TEORİLERİ (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kumpas timi sinyal verdi (01 Haziran 2017 - Perşembe)
KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Vatan sağolsun (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Çanakkale´nin gayrimüslim şehitleri (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
Japon Gelenekleri (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Değerini anlayan bilir.. (15 Ocak 2017 - Pazar)
"Suikastçıyı tanıyorum" (23 Aralık 2016 - Cuma)
Rus casuslarının peşindeki iksir: Kefir (15 Aralık 2016 - Perşembe)
30 Ağustos Zafer Bayramı (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
Yaralı Kuş (02 Ağustos 2016 - Salı)
ALDATAN PUT (31 Temmuz 2016 - Pazar)
Ahlaksızlara kapak olsun (02 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Kim bu adam? (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
"27 Mayıs darbeyse, 4 Mayıs ne?"... (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
VE TANRI KADINI YARATTI... (22 Nisan 2016 - Cuma)
İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ GÜN... (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
Bilmemek ayıp değil (13 Mart 2016 - Pazar)
resimdeki kadını hatırladınız mı? (07 Mart 2016 - Pazartesi)
“Tatlıya Bağlayalım“ (21 Şubat 2016 - Pazar)
Gökçe Fırat´tan tarihi hatırlatma (05 Şubat 2016 - Cuma)
OSMANLININ 444 YIL SÜREN AŞAĞILIK YAŞAMI (04 Şubat 2016 - Perşembe)
İRANLI BİR GAZETECİNİN UYARILARI. (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
Cebinizdeki 50 tl (12 Ocak 2016 - Salı)
Ve insan (30 Aralık 2015 - Çarşamba)
KAZI BAĞIRTMADAN YOLMAK (29 Aralık 2015 - Salı)
Elebaşı Seyit Rıza (17 Kasım 2015 - Salı)
*PARİS´TE BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ* (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
SAHTE ALKOL VE İÇKİ ZEHİRLENMELERİ (04 Kasım 2015 - Çarşamba)
REŞİT GALİP (24 Ekim 2015 - Cumartesi)
*BAŞKA ÇÖZÜM YOK* (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
TERÖRÜN BELİ KIRILDI MI? (08 Ekim 2015 - Perşembe)
OKUMAYA DEĞER ...Paradigma.. (06 Ekim 2015 - Salı)
*NEREYE* (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
İhanet ettiler (02 Ekim 2015 - Cuma)
Milletim Uyan! (01 Ekim 2015 - Perşembe)
SUSKUNUM (27 Eylül 2015 - Pazar)
Tükendim (26 Eylül 2015 - Cumartesi)
YENİ DİNİ MERKEZ (20 Eylül 2015 - Pazar)
BİLİYOR MUSUNUZ? (18 Eylül 2015 - Cuma)
Herşey vatan için (11 Eylül 2015 - Cuma)
BUNU MU İSTİYORSUNUZ? (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
BAGFAŞ (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Hikâyenin adı 600 Milyar Dolar (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Dayamışsın sırtını Devlete… (28 Ağustos 2015 - Cuma)
TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI (25 Ağustos 2015 - Salı)
65 TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI… (22 Ağustos 2015 - Cumartesi)
KAÇAN DELİLER! (15 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Neden boğularak ölünür (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
İNSAN SUDA NEDEN BOĞULUR.. (04 Ağustos 2015 - Salı)
Evet Kürt kardeş!... (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Ay Vurunca Yüzüme (19 Temmuz 2015 - Pazar)
ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER? (Alıntı) (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
Onkolog kanser olursa (11 Temmuz 2015 - Cumartesi)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (10 Temmuz 2015 - Cuma)
*BİLİNEN TARİHİN BİLİNMEYEN YANLARI* (08 Temmuz 2015 - Çarşamba)
İsim koyarken aklınızda bulunsun (07 Temmuz 2015 - Salı)
Malatyalı Şeker imam (05 Temmuz 2015 - Pazar)
Barış Manço (05 Temmuz 2015 - Pazar)
*TÜRKİYE´Yİ ATEŞE ATMAK…* (30 Haziran 2015 - Salı)
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR (30 Haziran 2015 - Salı)
Çayın Faydaları Nelerdir? (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
BALKAN KAHRAMANI ENVER BEY-1 (28 Haziran 2015 - Pazar)
*HAFTANIN İĞNELERİ* (27 Haziran 2015 - Cumartesi)
Bu oyun halen devam ediyor mu? (25 Haziran 2015 - Perşembe)
HAYATA DAİR ÖĞÜTLER (24 Haziran 2015 - Çarşamba)
Vatana Aşklarını Feda Edenler (23 Haziran 2015 - Salı)
*TİMSAH GÖZYAŞLARI…* (21 Haziran 2015 - Pazar)
*YENİ TÜRKİYE´NİN SAVAŞI* (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
YAZIKLAR OLSUN! (20 Haziran 2015 - Cumartesi)
HAYATLAR... (19 Haziran 2015 - Cuma)
SANA MEKTUP (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
KIZMAK YOK (16 Haziran 2015 - Salı)
Dahi, deli, Albert Einstein (09 Haziran 2015 - Salı)
KIRIM (07 Haziran 2015 - Pazar)
SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK? (06 Haziran 2015 - Cumartesi)
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE deVAR MIYDI? (05 Haziran 2015 - Cuma)
Emniyet’ten ziyade TSK’da etkinler (02 Haziran 2015 - Salı)
ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ (30 Mayıs 2015 - Cumartesi)
*ŞEYTAN AMERİKA* (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
" PİL YİYİN! Daha Faydalı!... (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Varsın gülmesin... (31 Mart 2015 - Salı)
BİZİM ÖLÜMÜZDE VATAN KURTULUR (21 Mart 2015 - Cumartesi)
Nazım Hikmet`in Necip Fazıl`a mektubu: (14 Mart 2015 - Cumartesi)
Ömer Hayyam (13 Mart 2015 - Cuma)
BETER geldi geçti... (09 Mart 2015 - Pazartesi)
ZEYTİNYAĞI (27 Şubat 2015 - Cuma)
BÜYÜK İSKENDER`İN 3 İSTEĞİ (10 Şubat 2015 - Salı)
Yakıştım.. (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İBB Pankartı (26 Aralık 2014 - Cuma)
Sarıkamış... (23 Aralık 2014 - Salı)
Mezar taşı... (11 Aralık 2014 - Perşembe)
Açlık (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Nokta... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
BASIN ARKA KAPIDAN!.. (02 Aralık 2014 - Salı)
BİR PİRİNÇ TANESİ ... ( ! ) (27 Kasım 2014 - Perşembe)
Soyguncu (18 Kasım 2014 - Salı)
Hayvan oğlu hayvan gazi (04 Kasım 2014 - Salı)
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ” (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
HERKES SEYREDİYOR (07 Ekim 2014 - Salı)
Parasız seyahat (04 Ekim 2014 - Cumartesi)
Kürtaj (02 Ekim 2014 - Perşembe)
Fareler (28 Eylül 2014 - Pazar)
26 Eylül Türk Dil Bayramı (26 Eylül 2014 - Cuma)
Anahtar (15 Eylül 2014 - Pazartesi)
Kadın (07 Eylül 2014 - Pazar)
O.... çocukları (25 Ağustos 2014 - Pazartesi)
BAYRAM TEBRİĞİ ( AZİZ NESİN) (29 Temmuz 2014 - Salı)
Diş Teli Kullananlar Bayramda Neler Yapmalı? (28 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Zeytin öyküsü (26 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Sonsuz Sifa, Kuva-i Milliye Mustafa ile birlikte (23 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Üç adayın ortak noktası...! (21 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Hasan Fahri Polat` tanıyalım: (14 Temmuz 2014 - Pazartesi)
``Ülke bölünüyor`` (13 Temmuz 2014 - Pazar)
Ders (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
Cemaat ve Barzani (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
LAFIN BİTTİĞİ YER.... (16 Haziran 2014 - Pazartesi)
BİR ŞEHRİN YERLİSİ OLMAYI GÖZE ALMAK (14 Haziran 2014 - Cumartesi)
Kızılbaş (27 Mayıs 2014 - Salı)
*İYİ HAFIZ!* (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
*SOMA’DA KARA ÖLÜM* (20 Mayıs 2014 - Salı)
DEVRİM Mİ? İHTİLAL Mİ..? (18 Mayıs 2014 - Pazar)
Kim Kime? (17 Mayıs 2014 - Cumartesi)
*14.MAYIS.2014 - BASIN BÜLTENİ* (16 Mayıs 2014 - Cuma)
YAZMAK YA DA YAZMAMAK (09 Mayıs 2014 - Cuma)
ATATÜRK`TEN BİR ANI (20 Nisan 2014 - Pazar)
SEÇİM SONUÇLARI (07 Nisan 2014 - Pazartesi)
Eğitim mi önemli cibilliyet mi? (17 Mart 2014 - Pazartesi)
BİZİM HİÇ Mİ SUÇUMUZ YOK? (14 Mart 2014 - Cuma)
ADALETE AĞIT!... (10 Mart 2014 - Pazartesi)
ÇOK YANLIŞLAR YAPTIN SANCAK BEYİ ÇOK (06 Mart 2014 - Perşembe)
GİZLEDİLER.... (21 Şubat 2014 - Cuma)
Malatyalı Orospu Kezban... (15 Şubat 2014 - Cumartesi)
BU KAVGA BİTMELİ (06 Şubat 2014 - Perşembe)
Yerli malı, yurdum malı !... idi (22 Ocak 2014 - Çarşamba)
KİME OY VERMEYECEĞİM? (13 Ocak 2014 - Pazartesi)
Konu: Başbakan ve oğlu... (10 Ocak 2014 - Cuma)
NELER OLUYOR ? (03 Ocak 2014 - Cuma)
EVLADA ÖĞÜT (02 Ocak 2014 - Perşembe)
Yeni yılda Önemli olan bunları yapabilmek (30 Aralık 2013 - Pazartesi)
BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISI (25 Aralık 2013 - Çarşamba)
EMPERYAL SAVAŞ (19 Aralık 2013 - Perşembe)
İffet Anıtı, Akdamar... (10 Aralık 2013 - Salı)
ATATÜRK`TEN ŞEYHE DERS... (10 Aralık 2013 - Salı)
YALAKALIK NEDİR? (04 Aralık 2013 - Çarşamba)
ENGEL BEDENLERDE Mİ - YÜREKLERDE Mİ? (03 Aralık 2013 - Salı)
TAŞLAR YİNE BAĞLANDI MI ACABA? (29 Kasım 2013 - Cuma)
BU BÜROKRATLAR SİZİN BAŞINIZI YİYECEK (27 Kasım 2013 - Çarşamba)
Kahin (21 Kasım 2013 - Perşembe)
Aldanma oğul!... (17 Kasım 2013 - Pazar)
BİTİRİN PİYASALARI DA GÖRÜN GÜNÜNÜZÜ (11 Kasım 2013 - Pazartesi)
BU MİLLET AYAKTA UYUMUYOR (31 Ekim 2013 - Perşembe)
Yaşasın Cumhuriyet (29 Ekim 2013 - Salı)
ZÜLFÜ Livaneli`den dehşet bir yorum! (26 Ekim 2013 - Cumartesi)
BAYRAM BUDUR... (14 Ekim 2013 - Pazartesi)
Günün konusu (04 Ekim 2013 - Cuma)
Gençlere... (02 Ekim 2013 - Çarşamba)
YÜRÜ YA KULUM!... (01 Ekim 2013 - Salı)
BİR KÖYÜN "YOKOLUŞ" ÖYKÜSÜ (30 Eylül 2013 - Pazartesi)
KAYBETTİKLERİMİZ (28 Eylül 2013 - Cumartesi)
İŞTE SON DURUM!.. (10 Eylül 2013 - Salı)
Ne idik !, Ne olduk ?... (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
DOMUZLAR KÖRFEZİ ÇIKARTMASI (28 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Romantik Şeytan (26 Ağustos 2013 - Pazartesi)
Rabia (24 Ağustos 2013 - Cumartesi)
Topal Osman... (22 Ağustos 2013 - Perşembe)
Kızıl elma (21 Ağustos 2013 - Çarşamba)
Gemi azıya almışlar... (20 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim zamanımızda okul (19 Ağustos 2013 - Pazartesi)
SİZİN DIŞ POLİTİKANIZI SEVSİNLER (15 Ağustos 2013 - Perşembe)
Bayramlar mı eski, yoksa biz mi yaşlandık? (10 Ağustos 2013 - Cumartesi)
YILKILMASIN MI BU KEPAZE DÜZEN !...? (09 Ağustos 2013 - Cuma)
KORKUNUN AYAK İZLERİ (07 Ağustos 2013 - Çarşamba)
İşte haber size… (06 Ağustos 2013 - Salı)
Kimse var mı, orada ?... (06 Ağustos 2013 - Salı)
Korku !... (04 Ağustos 2013 - Pazar)
AHLAKIN SUKUT ETTİĞİ DÜZEN (30 Temmuz 2013 - Salı)
Türk yurdu neresi? (26 Temmuz 2013 - Cuma)
Basın vesayet altında (25 Temmuz 2013 - Perşembe)
BU UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk...) (24 Temmuz 2013 - Çarşamba)
İbretlik Ders (23 Temmuz 2013 - Salı)
POSTALSIZ DARBELERİN MÜSEBBİBİ SENSİN!.. (22 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Tilkinin orucu (21 Temmuz 2013 - Pazar)
Gerçek sevgi.. (20 Temmuz 2013 - Cumartesi)
HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR.. (18 Temmuz 2013 - Perşembe)
Yargılanacaksınız!... (17 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Horoz ve Tilki Hikayesi! (16 Temmuz 2013 - Salı)
Şair Solmaz Akça`dan (15 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Dost olmalı (14 Temmuz 2013 - Pazar)
Açılım!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
hayat!... (12 Temmuz 2013 - Cuma)
İki ayyaş!... (10 Temmuz 2013 - Çarşamba)
Ben Ağladım! (28 Ekim 2011 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
6.2718
EURO
7.3437
Reklamlar

 

/resimler/2018-6/14/1717156314892.gif

/resimler/2018-6/14/1724418446949.gif

 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir Hava Durumu
Bugün
Parçalı bulutlu
28°
16°
Cumartesi
Parçalı bulutlu
28°
15°
Pazar
Parçalı bulutlu
28°
15°
Pazartesi
Güneşli
31°
15°
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Erlerle sohbet seni de erlere katar.

1842 Sultan İkinci Abdulhamid han`ın doğumu
1950 Askerlerimizin Güney Kore`ye gidişi.
2006 Fıtına
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları