Çocukluğumuzdaki Eski Ramazanlar…
Çocukluğumuzdaki Eski Ramazanlar…
Tarih: 4.6.2016 14:29:11
Zeyyat SAYGIN (ARADA BİR)

/resimler/2016-6/4/1429310667479.jpg

        Ramazan ayı bereketiyle geliyor… Çocuk günlerimizde Ramazan ayının gelmesini iple çekerdik… Ramazan ayı biz çocuklar için özgürlük demekti… Gece sokağa çıkma yasağını teravih namazlarıyla kaldırmak demekti… Hazırlıklar 10-15 gün öncesi başlar, komşu avlularda imece usulü ile böreklikler sac üzerinde kavrulur, gevrek gevrek tepsilerin üzerine yığmacasına doldurulurdu…

      YARIM GÜNLÜK ÇOCUK ORUCU..

      Sahura ilk kalkılacak gece öncesi içimizi çocuksu bir heyecan kaplardı…Gece yarısı davulcunun manileri ve ritimli vuruşları ile sahura kalkmak evde adam sayılmanın sanki ilk işaretleri gibiydi.. Yarım günlük oruçlarla büyüklerimiz tarafından kandırılır, oruca alıştırılırdık..

      SAHUR SOFRASINDAKİ RAMAZAN BÖREĞİ…

       Sahur sofrası… Ortaya kıymalı ya da peynirli koskoca bir tepsi börek gelir, böreğin ortası kesilerek açılır, açılan bu boşlukta buz gibi hoşaf kasesi yerini alırdı.. Bol kaşık.. Tek kase.. Ye babam ye… Kaşıkla babam kaşıkla…

      DAVULCUNUN KARNI TOKTUR AMA ARKADAŞI BÖREK İSTER…

       Davulcular daha ritimli çalarlardı sanki çocukluk yıllarımızda.. Ramazan manilerini dinlemeye doyamazdık…”Ne uyursun ne uyursun?/Uykulardan ne bulursun?/Al abdesti, kıl namazı/Cennet Ala´yı bulursun..” İlk dizeler hazırlık dizeleriydi…Acıkan davulcu karnının isteğini arkadaşının üzerinden dillendirirdi…”Benim karnım toktur ama, arkadaşım börek ister..” Bu sesleniş sahura kalkan mahalle sakinlerine ince bir mesaj demekti… Bahşişini alan davulcunun keyfini pencerelerden yarı uykulu gözlerle izlemek bizler için ayrı bir zevkti…

    UYKUYA ORUÇ TUTTURURDUK…

     Su ile niyetlenir.. Uykumuza yeniden yârim bıraktığımız yerden devam ederdik.. Okul yoksa orucu uykuya tutturur, öğle vakti uyandığımızda orucumuzun yarısı zaten tamamlanmış olurdu… Bilmeden bir şey yediğimizde ağzımızı çalkalayıp orucumuza devam ettiğimiz çok olurdu…

    İFTAR TOPUNUN PATLAMASI AYRI BİR HEYECAN…

     İftara iki üç saat kala sabırsızlandığımız dakikalar başlardı… Fırınların önlerinden mis gibi pide kokuları, karnı acıkmış bizlere topun patlamasını iple çektirirdi… Sofraya getirilen yemeklerle sanki hiç doymayacağımızı zannederdik.. Oysa iki üç bardak soğuk su ve yemek öncesi içilen çorba açlığımızı bir anda giderirdi… Ama çocuk olarak gözümüz açtı işte…

     HANGİ HOCA TERAVİYİ HIZLI KILDIRIRSA…

     İftardan sonra teravih namazının hazırlığı başlardı… İlk işimiz arkadaşlarla “Hangi Hoca teraviyi hızlı kıldırıyor?” sorusuna cevap aramaktı.. Çocukluk işte… Rahmetli Eşekçi Mustafa ve Hafız Hamdiler´in Ramazan anıları ile kulaklarımız doluydu… Keşke Hacı Bekir´in dili olsa da o yılları bir konuşsa… Ulu Cami dillenip te o yılların Hafız Hamdisi´ni bize bir bir anlatsa…

      TERAVİH NAMAZINA DİYE EVDEN ÇIKAR….

   Çocukluk yıllarımızda şimdiki gibi eğlence mekânları fazla yoktu… Namazdan sonra Hal Camii´nde saklambaç ve kovalamaç oynamak; Çınarlı´da camiden çıktıktan sonra rahmetli Meçe´nin soğuk dondurmalarından yemek, Haydarçavuş´a çok yakın ola çay bahçelerinde gidip meşrubat içmek bizim için büyük bir mutluluk kaynağıydı… Kimselere söylemezseniz size çocuksu  bir sır da vereyim… Oyun oynamak için bazı akşamlar teravih namazlarına gitmediğimiz de olurdu.. 

       RAMAZAN AYININ KAZANIMLARI..

       Kutsal bir ay olan Ramazan Ayı´na kavuşmuş durumdayız.. İnançlı insanlarımızda tatlı bir sevinç var… Eski Ramazanlar yeniden yaşanır mı bilemem ama, insan çocukluk günlerinde yaşadığı anılar sımsıcak sanki dün yaşamışçasına belleğinde tutuyor…

      Orucu sadece vücudu ekmeksiz ve susuz bırakmak olarak algılamayıp, tok bir kişi olarak açın halinden anlamak; namaz öncesi alınan abdestlerden temizliğin önemini yakalamak; edilen dualarda “şükür” sözcüğünü bol bol tekrarlamak insanın ruhunu manevi yönden oldukça rahatlatıyor… Namazda saf tutarken unvanlı-unvansız, zengin-fakir, büyük-küçük kimsenin birbirinden farkı kalmıyor…”Eşitlik” kavramının özünü yaşıyorsunuz ibadet boyunca…

      Sözü fazla mı uzattım… Tüm okuyuculara iyi Ramazanlar diyorum…

                                            Zeyyat SAYGIN/ARADA

/resimler/2016-6/4/1439378179438.jpg

Anahtar Kelimeler: Çocukluğumuzdaki, Eski, Ramazanlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tilki kümesi iyi tanıyor diye…. (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Gümüşhane tamam… Sıradaki gelsin…. (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Bir yerde bir hata var ama nerede?.... (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Karşıyaka maçından çıkarken... (17 Eylül 2017 - Pazar)
Ocaklar Ahmet Mekin ile güzel…. (01 Eylül 2017 - Cuma)
Mustafa Hoca transferde yaş tahtaya basmaz... (10 Ağustos 2017 - Perşembe)
Basın yolculuğumdan kısa kareler..... (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Bandırmasporlu meraklı Boyacı…. (12 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Spor yazarları ile Skor yazarları…. (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yedek futbolcuların fısıltıları…. (20 Haziran 2017 - Salı)
13-14 transfer bekliyorum (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
“....Birine bakıp çıkacağız…” (06 Haziran 2017 - Salı)
“Futbolda sözlere çalım atmak..” (31 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Neden mi düştük? (23 Mayıs 2017 - Salı)
Yüreklerimiz Samsun´da…. (17 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Sivas maçı ve son iki maç… (09 Mayıs 2017 - Salı)
“…Sevinmeye vakit yok!...” (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Bandırmaspor´da son vuruş sıkıntısı… (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
“Ah yaşamak var ya!” (21 Mart 2017 - Salı)
Yusuf Hoca´nın Bahri Can satrancı… (13 Mart 2017 - Pazartesi)
"Birlik zamanı" (07 Mart 2017 - Salı)
Feyyaz Hoca gitti mi? (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
Takım 10 kişi kalınca…. (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
“… Neden futbolcu yetişmiyor dersiniz...” (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Denizli horozunu elimizden kaçırdık… (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Samsun galibiyetini yabana atmayın!.... (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
“Cuma akşamı…Nefis bir kar yağıyor…” (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
Sivas yenilgisini hak etmedik…. (18 Aralık 2016 - Pazar)
Feyyaz Hoca Mucizesi…. (12 Aralık 2016 - Pazartesi)
Bandırmaspor´dan yine de umutluyum…. (04 Aralık 2016 - Pazar)
Hava puslu... Elimde Bernard Shaw…. (26 Kasım 2016 - Cumartesi)
Deyvid´in uyandırdığı maç…. (20 Kasım 2016 - Pazar)
Feyyaz Hoca´nın sihirli değneği… (08 Kasım 2016 - Salı)
“İmparator” gitti!... (01 Kasım 2016 - Salı)
Bandırmaspor´un Fincanları….. (17 Ekim 2016 - Pazartesi)
“ŞAKŞAK ”Turizmin Yolcuları…. (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Masaya Edip Cansever´i koydum…. (02 Ekim 2016 - Pazar)
Kızın suratı neden asık? (10 Eylül 2016 - Cumartesi)
"Eylül´de Gel..." (04 Eylül 2016 - Pazar)
“Abi! İzmir´e hazır mısın?...” (28 Ağustos 2016 - Pazar)
Bandırmaspor´da telaşa gerek yok ama… (20 Ağustos 2016 - Cumartesi)
Amigo Yusuf´a Bordo Beyaz renkli çiçekler…. (13 Ağustos 2016 - Cumartesi)
Menajerden telefon var… (30 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Bize Bolu yolları gözüküyor… (16 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Ahmet Muhip Dranas ve “Fahriye Abla”… (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Sahi İzlanda Neresi? (02 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Sevdim be İsmail Hoca´yı… (25 Haziran 2016 - Cumartesi)
Susamışız Be Şampiyonluğa….. (22 Mayıs 2016 - Pazar)
Gerçek Bir Spor Lideri: Obradoviç…. (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Kaptan Kemal´in verdiği fotoğraflar… (07 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Filmin Adı´Ölü Ozanlar Derneği´... (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
Donmamış Betonlar ve 23 Nisan. (24 Nisan 2016 - Pazar)
Adam siyah gözlükleri takmış… (16 Nisan 2016 - Cumartesi)
´´Baba Fahri´´den son bilet... (09 Nisan 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Reklam

/resimler/2017-8/6/1412348536800.jpg

/resimler/2017-8/19/1427030074988.jpg

avşa adası otelleri

kutlu creative

/resimler/2017-1/24/1114325571192.jpg 

studio neo

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:41 07:18 13:03 16:03 18:30 19:54
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar