Erhan GÖÇMEN


CUMHURBAŞKANLIĞI İLE BELEDİYELER ÇALIŞMASI ÇOK BENZER!

CUMHURBAŞKANLIĞI İLE BELEDİYELER ÇALIŞMASI ÇOK BENZER!


Ne yazık ki ülke olarak bir türlü beceremediğimiz uzlaşmacı siyaset anlayışı adına eksikliklerimiz çok fazla.  Bunu perlomento dahil olmak üzere cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber belediyelerimizin pratikteki çalışmalarına baktığımızda görüyoruz. Maalesef ülkemizde hangi siyasal bölümde olursa olsun yönetimler olarak hep iktidarda olanların sözlerinin geçtiğine şahit oluyoruz. Hele hele belediye meclislerinde başkanla beraber meclis çoğunluğunu elinde bulunduran her kim partili olursa olsun eften püften sorunlar dışında en küçük bir uzlaşı olmadan dediklerini uygulayan, yapan  gerçeği de var ortada.

    Her ne dense bunları çok fazla dert edinmiyoruz, yaşanan aksaklıkları bir şekilde sineye çekip yürürken gözümüzü hep merkezi yönetimlere yani iktidar tarafından ayıramıyoruz. Halbuki bu belediye çalışmalarından da çok mağdur olanlar var, zarar görenler kadar cebini ve çevresini dolduranlarda var.

 Ve her açıdan baktığımızda İktidar ve muhalefet uygulamaları arasında hiç fark olmadığı gibi davranışlarda çok benzer oluyor. Örneğin ister muhalefet isterse iktidar olarak hangi taraftan olursa olsun  kamuya veya belediyelere personel alınırken liyakat ve tecrübe gibi özel ve gerekli durumlar maalesef ciddiye alınmadan yandaş siyasetçiler kadrolara yerleştiriliyor. İktidarlar tarafında olduğu gibi belediyelerin de önemli iş alanları yine kendi partililerine ayrılıyor. Örneğin bir festival yapılacaksa yine kendi siyasi tarafında olan sanatçı, yazar, gazeteciler davet ediliyor. Ben Eskişehirliyim. Örneğin Eskişehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan mumyalar müzesine baktığımızda çok belirgin şekilde siyasi taraf olan kişilerin mumyalarını görüyoruz. Halbuki Eskişehir’de en az iktidar belediyesi kadar muhalefete mensup binlerce vatandaş da yaşamakta. Hatta böyle bir yazıyı ben bir zamanlar Bandırma Belediyesi içinde yazmıştım. Demem o ki bir belediye tüm halkına dönük hizmetler verebilirse ülkemizin birlik ve beraberliğine katkılar yapılmış olur.  Yoksa oylar gelecek diye hep yandaşlara hizmet sunulması çağdaş bir belediyecilik anlayışına sığmadığını düşünüyorum.

 Diğer taraftan merkezi yürütme dediğimiz Cumhurbaşkanlığı sisteminde de benzer şekilde taraftarları memnun etme çabaları var. Atamalar, ihaleler, görevlendirmeler gibi maddi destekli çalışmalarda hep kayırıcı bir anlayış içinde olduklarını görüyoruz.

  Ne yazık ki iktidarlar olsun belediyeler olsun açtıkları ihalelerde de genellikle yandaş uygulamalara tanık oluyoruz. Burada yazmak istemiyorum ama gerçekten Türkiye olarak ipin ucunu kaçırmış durumdayız..

  Kimse kendisini kandırmasın, elinde meclis çoğunluğu olan hangi partili  olursa olsun aynı Cumhurbaşkanlığı sisteminde olduğu gibi ya mensubu olduğu partisinin isteklerini ya da kendi düşünceleri doğrultusunda hareket ettiklerini görüyoruz.

   Aslında geçmişten de hatırlayacağımız gibi ister yerelde isterse merkezi yönetim olarak iktidara kim gelirse gelsin genel manada diyorum, hep kendi taraftarlarına sanki borçları varmış gibi bir yandaşlık çalışması içinde oldukları  görüyoruz..

   Aslında bu uygulamalardan tas tamam hepimiz dertliyiz, bunları yaşıyoruz ama çözüm noktasında gelindiğinde kendi partimizin yaptıklarını hep görmezden gelerek karşı tarafları suçluyoruz. Gerçekten de bu gün bu konularda en çok tartışılan Cumhurbaşkalığı sistemi olarak ortaya çıkmakta.  Artı ve eksileri ile tartışmaların yapılması doğal ancak  belediye başkanlıkları ile ilgili tartışmaların odağına kimse girmek istemiyor. Çoğumuz kendi partimizin olumsuzluklarını görmek istemiyoruz. Gören veya dile getiren olursa da bu kez parti yönetimlerinin devreye girerek dışlanma korkusu ile  karşılaşmak tehlikesi de var ortada.

    Siyasi hayatımızın bu kadar ağır olumsuzluklar içinde yürümesinin bence  en önemli hususlarından birisinin çağdaş demokrasi içersinde olmazsa olmaz olan uzlaşmacı zihniyetten çok uzaklarda olmamıza bağlıyorum. Ve bunun düzeltilmesi adına da ne siyasi kurumlarımızda bir iç çalışma yani bir eğitim çalışması ne de başta STK’lar olmak üzere basın vayın kuruluşlarımızda ciddi, bir önerme ve de çalışma olduğunu görüyoruz. Her şeyi oluruna bırakmış durumdayız.

     Bir de buna ilaveten yıllardır hemen hemen  pek çok kişinin beklediği, istediği millet vekili seçimleri için ön seçim şartının hala olmaması da düşündürücü. Demem o ki siyasetin üzerinde bir şeklide başkanların etkisinin olduğunu yani vekillerin kendi özgüvenine uyarak kendi düşüncelerini açıklamak yerine başkanların isteği doğrultusunda görüşler vermeye çalıştıklarına şahit oluyoruz.  Ne yazık ki buda yapıcı, özgün fikirlerin önünü açılmasını önlediğinden sıradan siyasetle hem siyasetimiz zayıflatıyoruz hem de çözümler bulabilmekte zorlanıyoruz hatta bulamıyoruz da.

   Sonuç da olan güncel yaşamımıza oluyor. Ana sorunlar çözülemeyince diğer sorunların çözümü de zorlaşıyor. Hatta olamıyor da. Ve ne yazık ki yıllar boyu hep aynı konular etrafında dönüp dolaşıp çözümler bekliyoruz.

Erhan Göçmen      30 temmuz 2020 



Meral Göcmen
30.07.2020 23:38:06
Son derece dogru bir tespit. Bu durumlardan hepimiz sikayetçiyiz. Kolay kolay da vazgeçilmez.

  • Çarşamba 30 ° / 17 ° Güneşli
  • Perşembe 30 ° / 18 ° Güneşli
  • Cuma 33 ° / 19 ° Güneşli

Balıkesir

05.08.2020

  • İMSAK 04:26
  • GÜNEŞ 06:05
  • ÖĞLE 13:20
  • İKİNDİ 17:11
  • AKŞAM 20:25
  • YATSI 21:56
  • BIST 100

    1.092%0,43
  • DOLAR

    7,0555% 2,27
  • EURO

    8,4103% 3,00
  • GRAM ALTIN

    462,10% 3,39
  • ÇEYREK ALTIN

    762,465% 3,39