Davranış biçimi...
Davranış biçimi...
Tarih: 31.7.2012 02:37:58
Zeki KARADENİZ (NETLİ-YORUM)





Toplumsal aymazlık noktasında çoğu kez tarif yaparken kendimizide işim içine koyarız, Ama gelin görün ki, Dün yaşadığım bir olay bana ``Pes bu kadarı da olmaz`` dedirtti.

Neydi bu  olay!...
Yakın dost, Yol arkadaşı Önder Balıkçı ile sabah Erdek`ten geldiğimiz Bandırma`da günlük periyodig ziyaret ve haberlerimizi derledikten sonra Edincik üzerinden Erdek`e dönmek için yola çıkmıştık.

Edincik`teki küçük ziyaretlerin ardından paso manzara, yakıt tasarruflu Düzlerdeki kavşağa doğru inerken gözüm Tatlısu dolaylarında bir duman hareketine takıldı.

`` Hocam bu kesin orman yangını`` diyerek gaza dokunmam bir oldu.
Aşağıyapıcı`dan Beyaz evler plajına geldiğimizde gördük ki, Alevlerin yükseldiği nokta bu bölgenin konutlardan sonraki bölümü. Hatta yangının ortasında birde ev var.

Yangının bulunduğu alana ulaşmak için verdiğimiz çaba az değil, Buna karşın yinede ortalama 500 mt kadar uzakta yol bitti.
Arabayı stop edip kameralarımız ile yola koyulduğumuzda antrenmansızlığımız bir kez daha ortaya çıktı.

Yangın mahaline geldiğimizde gördük ki, burada bulunan su deposu, Yangın söndürme amaçlı dizayn edilmiş olsa, şu anda bu yangından söz etmemiz mümkün olmazdı.

Etrafta yaşayan yazlıkçılar Kurtuluş savaşında ki gibi eline kazma, kürek ne geçti ise atlamış yangının içine, Kıyafet uygunsuzluğu, Damacana ile taşınan sular hep kaygıları ortadan kaldıracak küçük bir kıvılçım parçasını bastırmak.
Ama ne mümkün...

Alevler bittiği dendiği noktada yeniden yükseliyor ve adeta önüne kattığı fidanlıkları dev bir ejderha gibi yutuyor.

İlk müdahaleyi yapan köy yangın tankerleri yanma tehlikesine rağmen içlerde kalan bir evi kurtarmanın mutluluğunu yaşıyor.

İlk kez gördüğüm bir hanım elindeki telsiz ile iş makinası ve olay yerine daha sonra intikal eden Orman itfaiyelerini yönlendirme, plan ve koordinasyonunu yürütüyor.

Tam bir savaş alanı gibi....

Sözünü ettiğim su deposunun çevresinde yükselen aleverin ferini almak isteyen iş makinası, Depo`nun tahliye borusunu patlatıyor ve yüzlerce ton su hiçbir işe yaramadan vadiye akıp gidiyor.

Arazinin ulaşım anlamında kifayetsiz oluşu alevlerin sıçramasında önemli faktör oluşturuyor ve yorgun düştüğümüzde kendimizi alevlerin gerisine çekiyoruz.

Dönüş yolunda bizim gibi yorulup izleme moduna geçenler her kez gibi ayni sorunun yanıtını arıyordu.

Kim yaktı ?
Neden yaktı ?
Yıllardır buralarda oturuyoruz bir suyumuz yok, Suyumuz olsaydı yangın olmazdı !...

Sahil ile arasında yarın günlük mesafe olan, İnsanların yaşam kaygısı bir bir dizeleniyor...
İçlerinde hala bahçe su hortumu ile söndürme işlemi yapanlar var.

Bireysel yakınmaları bırakıp söndüğü sanılan alevlerin atladığı diğer vadiyi karşıdan izlemek üzere yaklaşın 6 km lik bir daire çizerek Şekersu tesislerinin bulunduğu karşı tepeye geçiyoruz.

Bu arada alevlerin içinde gördüğümüz orman işletme müdürü Tuncay Akgün`e GSM telefon ile alevlerin koordinatlarını vermeyide ihmal etmiyoruz.

Nede olsa biz alevleri karşı yakadan tümüyle gözlemleme olanağımız var.

İki Orman itfaiyesi alevlerin bulunduğu noktaya ulaştığında, Alevler bu kez Hamamlı Köyüne doğru yöneldi.
Makilik alanı geçip birkaç zeytinliği yakması ardından gökyüzünde bir homurtu duyuldu.
Tüm gözler bu noktaya çevrildiğinde gördük ki, Umutların tükendiği anda Orman Bölge`nin söndürme halikopteri gelmişti.
İlk sortide kovası dolu idi. Alevlerin üzerine bıraktığı su sanki bizim yüreğimizi ıslattı.
Halikopter alevler üzerinden manevra yapıp yeni sorti için su aldığını Beyazevler plajı arasındaki süre 3 dk geçmiyordu. Gelin birde bize sorun, Sanki dev makinanın suyu alıp dönmesi saatler sürüyordu.
Feri kaybolan alevler yaniden, yeni su gelene kadar yeniden yükseliyordu.

İzleyen herkez yangın bilimcisi oldu.
İsabetli sortilerde ``Bravoooo` isabeti az olan sortilerde ``Tuuhhh, boşa gitti.`` sesleri herkesin yangına odaklandığının göstergesi idi.

İşte o anda ikinci homurtu geldi.

Başımızı Bandırma yönüne çevirdiğimizde değişik bir uçağın geldiğini gördük.
Çok renkli ve değişik uçak alevlerin üzerine doğru seyrettiğinde yangın söndürmeye gelmiş, diye düşündük oda ne, alevleri pas geçti, Umutlar kısa sürmüştü.

Meğer pas geçen uçak gerçekten yangın söndürmeye gelmiş, Önce koordinatları saptayıp, ardından depolarına su basıp alevlerin üzerine püskürtecekmiş...

Az sonra bu uçak yeniden geldi ve bu kez alevlerin üzerine öyle bir dalış yaptıki inanılır gibi değil.
Bu bizi oldukça rahatlattı, Uçak gitti bir daha gelmeyecek derken yine geldi ve bu sortiler defalarca kez sürdü.

Halikopter Bandırma körfezinden, Uçak Erdek körfezinden aldığı sularla karadan ulaşılması mümkün olmayan alevleri öyle terbiye ettiki, herkez derin bir oh çekti.

Alevlerin feri bitsede soğutma sortileri defalarca devam etti.
Bulunduğumuz nokta elbette Bandırma körfezine bakıyordu ve Halikopter herin her dönüşünde su aldığı noktada balık tutan kayıkların o bölgeden neden uzaklaşmadıklarını merak ettik.

Bu ne cesaretti böyle, Halikopter`in denize indiği bölgede pervane rüzgarından büyük bir bölgede dalga hareketleri oluyor ve tehlike ``Geliyorum!...`` diyordu.

Yangın izleme programımızın son bölümünde bu kez Uşağın suyu nasıl aldığını görmek istedik.
En uygun alan Edincik altındaki Samanyulu tesisleri idi.
Gayri faal müessesenin önüne aracı park edip, Dikenli telin üzerinden atlayıp demir ayaklı beton iskeleye yöneldiğimizde İşletmeci Niyazi Gönül`ün bize seslendiğini gördük.




Meger 21 yıl önce vatandaşların kullanması için Petrol Ofisi tarafından armağan olarak yapılan iskelenin fiziki ömrü bitmiş bakımsızlıktan çökmek üzere imiş.

Şanslı günümüzdeyiz ki, Biz bindiğimizde hasar olmadı.
Siper aldığımız alan söndürme uşağının rotasını çok net görüyordu.
O da ne !....
Edincik altında da 10 kadar balıkçı teknesi defalarca sorti yapan söndürme uçağının rotasında çapari yapmaz mı !...

``Pesss ki, Pessss``
Deniz üzerinde üç istavrit tutmak için bu risk göze alınırmı ?

Gerek Halikopter olsun, gerekse uçak 40`ın üzerinde sorti yaparak denizden su aldı.

Bu işlem sırasında, Halikopter bir alanda, Uçak ise uzun bir mesafeden su almak durumunda  kaldı.

Tüm bu işlemler yapılırken gördük ki. Gerek Bandırma körfezindeki Balıkçı tekneleri, Gerek se Edincik altındaki Balıkçı tekneleri bulundukları yerden kıllarını kıpırdatmadılar.

Demek ki balıkçılara ruhsat veren kurum, Denize açılan bu küçük araçlara olağan üstü durumlarda  nasıl davranacakları konusunda gerekli  uyarıda bulunmamış...





Anahtar Kelimeler: 0
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Futbol, futbol olalı böyle zulüm görmedi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Bazı vedalar zordur (25 Kasım 2017 - Cumartesi)
Konuştukça açıldı. (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
" Aklını kullan Edip Ağa" (25 Ağustos 2016 - Perşembe)
Toplumda karşılık bulmak (20 Şubat 2016 - Cumartesi)
Büyükşehir rüyası (03 Mart 2015 - Salı)
Ayna, Ayna söyle bana... (18 Ocak 2015 - Pazar)
Cuma bir şey olmaz, ama Cumartesi!... (26 Eylül 2014 - Cuma)
Ahiret hizmetlerinden gerisi yalan (23 Mayıs 2014 - Cuma)
Angara`nın taşına bak!... (21 Mayıs 2014 - Çarşamba)
Haberiniz var mı? (01 Mayıs 2014 - Perşembe)
İki bebek (11 Kasım 2013 - Pazartesi)
Hayat paylaşınca güzel (09 Kasım 2013 - Cumartesi)
Uyarı (17 Ağustos 2013 - Cumartesi)
Gazetecilik zor meslek (10 Ağustos 2013 - Cumartesi)
Şeytanın gör dediği!... (07 Mayıs 2013 - Salı)
bAnEdİ (2) (30 Mart 2013 - Cumartesi)
bAnEdİ (26 Mart 2013 - Salı)
İmece (14 Mart 2013 - Perşembe)
Kordon bağı (16 Şubat 2013 - Cumartesi)
Umutsuz değilim (29 Kasım 2012 - Perşembe)
Değişim (13 Kasım 2012 - Salı)
Bandırma siyaseten yok!... (02 Kasım 2012 - Cuma)
Bandırma (28 Eylül 2012 - Cuma)
Uçan daire mi ? Yakar daire mi ? (22 Ağustos 2012 - Çarşamba)
Basın`da güven (05 Ağustos 2012 - Pazar)
Sanal kalemşörler (02 Ağustos 2012 - Perşembe)
Hakkımızda (28 Temmuz 2012 - Cumartesi)
Meryem ana kilisesi... (21 Temmuz 2012 - Cumartesi)
Cami avlusundaki veledi zina (12 Temmuz 2012 - Perşembe)
Edincik niye olmasın (23 Haziran 2012 - Cumartesi)
Kurtar’ Ma!... (29 Mayıs 2012 - Salı)
Vah benim sahipsiz kentim vahh (18 Mayıs 2012 - Cuma)
Bir kent`ki sahibi yok (17 Mayıs 2012 - Perşembe)
Fenerbahçe kongresi (08 Mayıs 2012 - Salı)
Küçük bir aneknot (27 Nisan 2012 - Cuma)
Küçük bir özür, (24 Nisan 2012 - Salı)
Balıkesir`den Bandırma ya bakmak (08 Mart 2012 - Perşembe)
Ebru lar ölmesin. (30 Ocak 2012 - Pazartesi)
İpliyormusunuz? İplemiyormusunuz?.. (24 Aralık 2011 - Cumartesi)
Ön sokaklar... (03 Aralık 2011 - Cumartesi)
Basın herkese lazım.. (29 Kasım 2011 - Salı)
Zoru başarmak. (21 Kasım 2011 - Pazartesi)
Güle Güle Büyük fenerli (16 Kasım 2011 - Çarşamba)
Erdek ve siyaset (15 Kasım 2011 - Salı)
Taraftar bilinci yerleşiyor. (14 Kasım 2011 - Pazartesi)
Bandırmaspor ve Medya (10 Kasım 2011 - Perşembe)
Cıvata yalama olmuşsa!... (05 Kasım 2011 - Cumartesi)
Bandırma Gençliği (03 Kasım 2011 - Perşembe)
Burası “Şeref Tribünü” (26 Ekim 2011 - Çarşamba)
Herkezin eli vatandaşın cebinde (19 Ekim 2011 - Çarşamba)
Bandırma Manşet (12 Ekim 2011 - Çarşamba)
Sayfa:
Reklam

/resimler/2017-11/13/0916421674863.jpg

/resimler/2017-11/25/1502214546021.jpg

/resimler/2017-12/9/0919525572697.gif

/resimler/2017-12/4/1259056175366.jpg

/resimler/2017-12/13/0938306259148.jpg

/resimler/2017-12/13/0945295486108.jpg

/resimler/2017-11/28/1017556312309.jpg

avşa adası otelleri

bandırma web tasarım

erdek otelleri

 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:31 08:15 13:15 15:39 17:57 19:28
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar