Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


DENENMEYEN, TABU GÖRÜNEN HER ŞEY DENENDİ…

DENENMEYEN, TABU GÖRÜNEN HER ŞEY DENENDİ…


* Çalışanlar, kötülük düşünmeye zaman bulamazlar, tembeller ise kötülüklerden kurtulamazlar. Hazret-i Ali (Radıyallahü anh)

                * Büyük insanlar hiç yakınmadan bütün acılara katlanırlar. (Friedrich Van Schiller)

                DENENMEYEN, TABU GÖRÜNEN HER ŞEY DENENDİ…

                Rehine Kurtarmaya Giden Âlemci Gazeteciler!

                Terör örgütü PKK’nın rehin aldığı 13 kişiyi Gara’da şehit etmesi üzerine muhalefet “NEDEN BU KİŞİLER, PKK İLE GÖRÜŞME YAPILIP KURTARILMADI” eleştirilerini yönelttiler…

                Sözcü gazetesi yazarı Sayın Saygı Öztürk, 1996’da Zap Kampına gidip 8 rehin askeri PKK’nın elinden kurtaran o dönemin Refah Partisi Van Milletvekili Fethullah Erbaş ile röportaj yapmıştı…

                Muhalifler, Erbaş’ı örnek gösterdi. Oysa aynı kesimler aynı Erbaş’ı geçmişte bir hain ilan etmişlerdi…

                HEM DE ÖYLE BÖYLE DEĞİL.

                1996 yılı Ağustos ayıydı.

                REFAHYOL HÜKÛMETİ kurulalı henüz altmış iki gün olmuştu.

                Her gün şehit haberleri geliyordu.

                Olay, gazetelere “FETHULLAH ERBAŞ, PKK’YI SELAMLADI” şeklinde YANSITILDI.

                “BÜTÜN MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR, BİZ IRKÇI DEĞİLİZ” sözlerinden PKK’LILARA “ARKADAŞ” dediği varsayımı çıkarıldı.

                “HADDİ AŞARAK PKK İLE PAZARLIĞA GİRİŞMEKLE”, terör örgütüne alet olmakla, PKK ile flört etmekle suçlandı.

                Neticede istediği propagandayı yapamayan PKK sözünde durmadı, ailesi gelen ikisi dışında askerleri vermedi. Onu da Erbaş’a değil, Kızılhaç’a teslim etti…

                Teslimatı takip etmek için Dohuk’a bazı gazeteciler de gelmişti.

Ne var ki otelde bir hafta yemişler içmişler, PAHALI VİSKİ FATURALARINI ödemeden gitmişlerdi...

İçki faturasını da Erbaş’a yüklemişlerdi. Mesut Barzani yönetiminin üstlendiği fatura, Ankara’da Erbaş’ı bekleyen siyasi faturadan daha ağır değildi.

Refah’lı milletvekilinin mağarada sözde PKK bayrakları altında çekilmiş fotoğrafı başkente bomba gibi düşmüştü…

“PKK BAYRAKLARI ALTINDA GÜLDÜ” haberleri yapıldı.

“PKK BAYRAKLARI ALTINDA OTURMAK BİZİM TERCİHİMİZ DEĞİLDİ. AMACIMIZ ASKERLERİ ALIP DÖNMEKTİ” dese de kurtaramadı.

Gazetecilere “BE ZALİMLER. BİZ BURAYA BİRLİKTE GİTTİK, BU İŞİ BİRLİKTE YAPTIK. AMA SONUÇ BU OLDU” diye isyan etse de dinletemedi…

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı, soruşturma başlattı.

Dokunulmazlıkları olmayan Akın Birdal ve İhsan Arslan gözaltına alındılar…

DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fethullah Erbaş’ın milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması için harekete geçti.

Erbaş “EĞER KAMUOYU TATMİN OLACAKSA, BENİ ASSINLAR” diye serzenişte bulundu…

Örgüt, üç ay sonra askerleri serbest bıraktı. Fethullah Erbaş gitti aldı geldi. Aileler evlatlarına kavuştu. Erbaş bu sefer de “ERLERİN SAĞ TESLİM EDİLDİĞİNE DAİR HAZIRLANAN TUTANAĞI İMZALAMAKLA” suçlandı..

Fethullah Erbaş’ı aradım.

“DÜN SİZİ HAİN İLAN EDENLER BUGÜN KAHRAMAN DİYE LANSE EDİYOR. NE DİYORSUNUZ?” diye sordum…

“O dönem medyayı Çevik Bir yönlendiriyordu. Ağzımdan burnumdan getirdiler. Sindirmek için her şeyi yaptılar. Davalar açtılar. Bir general, Ömer Vehbi Hatipoğlu’ndan ‘O KÜRT’ÜN KAFASINI PARÇALAYACAĞIZ’ diye haber gönderdi. Ben Türk’üm. Babam Ereğlili, annem Türkmen aşiretindendir. Bugün o görüşmeyi örnek gösterenler, aleyhimde bir şey olsa yine yerden yere vururlar.”

Erbaş, o yılların çok acıklı olduğunu söylüyor. Küçük çocuğu kanser hastasıymış.

Bir yandan onun tedavisiyle uğraşırken diğer bir yandan medya ile mücadele etmiş…

Aleyhinde çıkanları çocukları görmesin diye gazete alamaz, televizyon ve radyoları açamaz olmuş.

O günlerden bugünlere hem Türkiye’de hem bölgede çok şey değişti. Denenmeyen, tabu görünen her şey denendi…

Ama bir kesimin kaypaklığı ve samimiyetsizliği hiç de değişmedi.

Bugün “DİPLOMATİK YOLLAR ZORLANMALIYDI” diye akıl verenlerin, pazarlık yapılsa geçmişteki gibi “PKK İLE MASAYA OTURDULAR” diyeceklerinden hiç şüpheniz olmasın…

Generalden Fırça..

PKK’nın kaçırdığı askerleri almaya gidenleri ikinci turda takip eden gazetecilerden biri de Deniz Zeyrek’miş.

“1996’DA BEN DE ORADAYDIM” diye yazdı köşesinde.

Sonra Habertürk’te ilginç bir itirafta bulundu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun kınama açıklamasında PKK demediği için eleştirilmesine değinirken “Niye terörist diyorsun, PKK demiyorsun diyorlar. Ben hiç unutmuyorum 1996’da, 8 askeri getirdik. Onunla ilgili yazımda terör örgütü yerine PKK ifadesini kullandığım için bir tuğgeneral telefon edip bana bağırmıştı. Bunların amacı da örgütün isminin geçmesi diye” dedi…

                O zamanlar öyleydi. PKK, propaganda yapmak için her yolu deniyordu.

Hainleri o dönem PKK demek, bugün PKK dememek cesaretlendiriyor…

                Kur’ân Ne Diyor?

                “… Ey inanan kişi! Sen fenalığı en güzel şekilde sav…” (41. Fussilet Sûresi, Âyet/ 34)

                “Mü’min kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. (Hadis-i Şerif)



  • Pazartesi 16 ° / 2 ° Güneşli
  • Salı 22 ° / 2 ° Güneşli
  • Çarşamba 22 ° / 5 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

12.04.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.393%-1,65
  • DOLAR

    8,1965% 0,51
  • EURO

    9,7564% 0,55
  • GRAM ALTIN

    457,20% -0,45
  • Ç. ALTIN

    754,38% -0,45