Dilde Sadeleşme Çabaları
Dilde Sadeleşme Çabaları
Tarih: 29.3.2019 09:57:35
Ulaş Töre SİVRİOĞLU

OSMANLICA VE DİL DEVRİMİ TARTIŞMALARI (YEDİNCİ BÖLÜM)

Dilde Sadeleşme Çabaları

Yazımızın bundan sonraki kısımlarında Osmanlı aydınlarının kullanmak zorunda oldukları bu dil hakkındaki görüşlerine yer vermeye başlayacağız. Çoğu kişi Dil Devrimi olayını, Cumhuriyetin attığı bir adım veya “gelenekten kopuş” hareketi olarak düşünüyor. Oysaki Dil Devrimi de diğer birçok reform programı gibi Osmanlıda zaten başlamış durumdaydı.  Aslında sâde Türkçeye sahip çıkışın tarihi, Türkçe üzerinde Arapça-Farsça etkilerinin başlaması kadar eskidir. 11. Asırda yazılmış olan Divan-ı Lügat-i Türk ve 15. Asırda yazılmış Muhakemetü´l Lügateyn gibi eserlerin ana fikri Türkçenin Arapça ve Farsçadan eksik bir noktası olmadığıydı. Yine herkesin bildiği üzere Karaman Beyi Mehmed´in (öl. 1280) bir fermanında “Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahda, bergahda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye” diyerek Farsça yerine Türkçe kullanılmasını emrettiği görülmektedir. Tasavvufî fikirleri nedeniyle 1417´de Halep´te idam edilen ünlü şair Nesimî´nin meşhur bir şiirinde şunları yazdığını görüyoruz.

Hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabî Farisî bilmem, dile minnet eylemem

Sırat-i müstakim üzre gözetirim râhîmi
iblisin tâlim ettiği yola minnet eylemem[1]

Osmanlıda ağdalı dil kullanımın arttığı 18. Asırda belki de buna bir tepki olarak Lale Devri adını verdiğimiz dönemde (1718-1730) kısa süreli bir sadeleşme eğilimi gözlemliyoruz. Dönemin en “popüler” şarkılarını yazan Tamburî Mustafa Çavuş´un (1770-1770) dönemine göre sade bir Türkçeyi tercih ettiği görülmektedir.

İki âhû bir derede su içer
Dertli âhû dertsizlere dert saçar.
Nazlı yârim nasıl benden vazgeçer?
Varsın avcı başka avlar avlasın
Tazıları dağdan dağa yollasın.


Dönemin en meşhur divan şairi olan Nedim´e (1681-1730) kulak verirsek onun da –hem de divan geleneğinden gelmesine rağmen- oldukça sade bir dil kullandığını görürüz.

“Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han´mısın kâfir 
Aman! Dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kâfir” [2]

Demek ki Lâle Devri´nde bu tavrın genel bir eğilim olduğu söylenebilir. Lâle Devrinden sonra dilin tekrar Arapça-Farsça etkisine girmiş ve bu etki giderek artmıştır. III. Selim´in bestelediği Esad Efendi´nin şiirine bakarsak.

"âb u tâb ile bu şeb hâneme cânân geliyor
halvet-i ülfete bir şem´-i şebistan geliyor
perçemi ziver-i duş u nigehi âfet-i hûş
dil-i sevdâzedeye silsile-cünbân geliyor"[3]

19. Asıra gelindiğinde Osmanlıcanın en ağır döneminin yaşanmaya başlandığı görülmektedir. Artık bir cümle ne kadar anlaşılmazsa o kadar edebi, manevi ve politik değer taşımaktadır. Rastgele bir örnek seçerek 1885´de yazılmış İstanköy Rüştiyesi  (Ortaokulu)Kitabesi´ne bakalım

“Bârekallâh bir Şehinşâh-ı ma´ârif-perverin

Sâye-i şevketlerinde cem‘ olup ehl-i yakîn

Yaptılar bir mekteb-i rüşdiye-yi dârü´l-fünûn

Gıpta-bahşây-ı ‘umûm oldu sezây-ı âferîn

Pür ziyâ olsun derûni şu‘le-i ta‘lîm ile

İktisâb-ı feyz ide bunda ‘umûmen dâhilîn

Girdi beş ‘ârif didiler Yûsûfen tarihine

İktibâsı ‘ilm içün gelsün süfûf-ı tâlibîn

Ders-i ‘âmm fâtihü´l-hâc Yûsûf Ziyâ-yı Şirvânî 1303 (1885-86)[4]

İşte Osmanlı aydınlarının dilde sadeleşme hareketine başladıklarından durum buydu. Sonraki yazımızda Şinasi, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin gibi yazarlarımızın dilde sadelik için verdikleri mücadeleleri ele alacağız. 


[1] Diken-balçık içinde biten güle minnet eylemem. Arapça-Farsça bilmediğim dile minnet eylemem. En doğru yol olarak Tanrı´nın yolunu gözetirim, Şeytanın talim ettiği yere de ihtiyacım yok. İlk iki satırdan sonra Nesimî üçüncü satırda bilerek Arapça bir beyit yazıyor ki aslında bu dili de bildiğini ama önem vermediğini anlıyoruz.

[2] 1258´de Abbasî başkentini Bağdad´ı yıkan Moğol Hakanı

[3] Yani aşağı yukarı: “Parıltılı güzelliklerle bu gece haneme sevgilim geliyor. Yalnızlık alışkanlığıma, mahremimi aydınlatan bir ışık geliyor. Perçemi, omuzun süsü ve o afetin tatlı bir bakışı, aşıkın gönlüne Durmaksızın Türlü Belalar Geliyor.”

[4] Yani özetle eğitime önem veren/seven Şehinşah´ın (II. Abdülhamid) yaptırdığı bu okulun, öğrencilerin ilim öğrenmesine faydalı olması temenni ediliyor.

Anahtar Kelimeler: Dilde, Sadeleşme, Çabaları
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
DOLAR
5.6889
EURO
6.2847
Reklamlar

 /resimler/2019-8/30/0133327978785.gif

/resimler/2018-9/30/1528469501556.jpg

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:37 08:20 13:21 15:46 18:04 19:35
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebildiğin kadar yersin?

Mevlana
1520 Yavuz Sultan Selim Hanı`ın vefatı
1922 Emirdağ ve Ezine`nin kurtuluşu.
1980 İran-Irak savaşı başladı
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler