Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


DİNİNE SAHİP ÇIKACAK NESİL

DİNİNE SAHİP ÇIKACAK NESİL


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Dinine sahip çıkacak nesil yetiştirmek. Dinine sahip çıkacak nesil yetirmek için. O yetişecek nesle örnek olmak gerekir. Dindar nesil nasıl yetişir. Dindar nesli yetiştirmek için. Dindarlığı bütünü ile yaşayanların örnek olması gerekir. Bu gün ülkemizde dindarlığı yaşayanlar her geçen gün azalıyor. Dindar olabilmek için önce imanın 6 şartına inanacaksın. Bu imanın 6 şartına inanan Müslüman olur. Bu birinci şart imanın şartına inanmaktır. İkinci şartı ise İslam’ın 5 şartını yerine getirmektir. Bu 5 şartı yerine getiren borcunu ödemiş olur. Bu 5 şartı yerine getirmeyende Müslüman’dır. Fakat dindar değildir. İslamiyet’in vazgeçilemezi olan birde İslami ahlak vardır. Bu İslami ahlak yaşantımızın her anında yer alır. İmanın 6 şartını kabul eden, İslam’ın 5 şartını yerin getiren ve İslami ahlak kurallarına göre yaşayan kişi dindardır.

İslami ahlak yaşantımızın her anında uyacağımız bir İslami kuraldır. Başlıca bazı kurallarını görelim. İnsanları sevmek vardır. Yaratandan dolayı yaratılanı sevmektir. Dini, mezhebi, rengi ne olursa olsun ayrımcılık yapmamak vardır. Siyah tenliyi de beyaz tenliyi de yaratan Allah’tır.  İnsanlara şefkatli davranmak vardır. Bilhassa yönetici pozisyonunda olanlar. Burada adaletin timsali Hazreti Ömer’den bir örnek vereceğim. Hazret Ömer birisini vali tayin etmek için makamına çağırtır. Vali tayin edilecek kişi Hazreti Ömer’in makamına gelir. Konuşurlarken küçük bir çocuk makam odasına girer. Hazreti Öner hemen kalkar çocuğu sever, okşar çocuğu gönderir. Vali atanacak zat “ya Ömer sen bu çocuğu sevdin okşadı öptün” der Ömer “evet” der. Vali olacak zat “benim 5 çocuğum var. Şimdiye kadar hiç birisini sevmedin öpmedim”. Hazreti Ömer “kendi çocuğuna şefkatli davranmayan halka hiç şefkatli davranmaz. Seni vali atamaktan vazgeçtim” diyerek adamı gönderir. Yöneticinin vatandaşına şefkatli davranması gerekir. İnsanları aşağılamak, horlamak, dalga geçmek yoktur. Devlet malını çarçur etmek, devlet malını hor kullanmak yoktur. İnsanlar arasında ayrımcılı yapmak yoktur. Herkese adil davranmak vardır. Yine adaletin timsali Hazreti Ömer’den bir örnek verelim. Makamında çalışırken devletin mumunu yakarmış. Makamın da şahsi işini yaparken devletin mumunu söndürür kendi şahsi mumunu yakarmış. Bizim yöneticilerden bir tanesi böyle bir şey yapar mı?

Hırsızlık ve birilerinin hakkını yemek kesinlikle yoktur. Rüşvet ve yolsuzluk yoktur. Bunları yapanlara göz yumanlarda ayni suçu işlemiş sayılır.  Allah, üzerinde kul hakkı olanları af etmeyeceğini buyurmuştur. Ulemalardan birisi şöyle diyor. “Bir kişi bütün Peygamberlerin ibadetlerini yapsa üzerinde en küçük bir hak varsa. O hak üzerinde olduğu müddetçe cennete giremeyecektir” diyor. Birde böyle bir kişi yönetici ise yetimlerin hakkını koruyacağı yerde yetim hakkı yemişse suçu daha da büyüktür. Birde böyle davrananları bilerek görmezlikten gelmek ayni suçu işleyenler ile eş değerdedir.

Birde komşu hakkı vardır. Bir gün peygamber efendimiz konuşmasında komşu hakkından bahseder uzun uzun anlatır. Ashabından birisi “peygamber efendimiz biraz daha anlatsaydı. Komşunun komşusunun mirasçısı olacağın kanaatine varacaktım” der. İslamiyet’te adaletli davranmak vardır. Peygamber efendimizin bir sözünü hatırlayalım. “Kâfirlerin iktidarı bile, eğer adilse, devam edebilir. Fakat müminlerin iktidarı, eğer adaletsiz ise, mutlaka yok olur” buyurmuştur.

Dindar nesil yetiştirecek olan ülkenin yöneticiler önce kendileri dindar olacak ki. Yetiştireceği nesil dindar olarak yetişsin. Günümüzde her şeyin para olduğu bir dönemde dindar nesil yetiştirmek zordur. Üzüm üzüme bakarak kararır derler. İnsanlar önce kendilerini yönetenleri kendilerine örnek alırlar. Veya şöyle de diyebiliriz. Yöneticilerin vatandaşına örnek olması gerekir.

Ülkemizde yolsuzlukları araştırma komisyonu. Rüşvet ve yolsuzluğa adı karışmış kişiler hakkında yüce divana gönderilmelerine gerek yoktur kararı verdi. Ortada o kadar görüntü ve malzeme ve para varken. Ayrıca ses kayıtları varken bu kararın verilmesinin kesinlikle İslami ahlakla bağdaşan bir yanı yoktur. O ele geçirilen paralar komplo kurmak için başkaları tarafından kondu ise. O paralar neden? Yolsuzluğa adı karışanlara faizi ile birlikte iade edildi?  Ne imiş? Paraları aramaya gelen polisler koymuş. O zaman o parlar neden devlete kalmadı? Hiç değilse cari açık kapatılırdı. Burada bir gariplik yok mu? Bu siyasi bir karardır. Yukarıda ki peygamber efendimizin sözlerine uyan bir karardır. Dindar nesil bu şartlar altında yetişmez. Gelecek nesiller bu günleri görüp buna göre kendilerine yön vereceklerdir. İslami ahlak kurallarına uygun yaşamayanlara dindar denilmez. Dindar nesilde ortama uygun yetişir. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!

Yaşasın Atatürk milliyetçiliği!

Yaşasın Türk milleti!

Yaşasın Atatürk’ün askerleri!

Yaşasın Atatürk sevdalıları!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 07 – 01 – 2015 Mustafa KOÇAL

 



  • Pazartesi 16 ° / 7 ° Bulutlu
  • Salı 17 ° / 10 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 15 ° / 6 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

18.11.2019

  • İMSAK 06:22
  • GÜNEŞ 07:48
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:35
  • AKŞAM 17:59
  • YATSI 19:20
  • BIST 100

    105.380%1,54
  • DOLAR

    5,7491% 0,11
  • EURO

    6,3580% 0,12
  • GRAM ALTIN

    270,98% -0,31
  • ÇEYREK ALTIN

    447,117% -0,31