Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


DOĞA SÜREKLİ BİR GELİŞME VE DEĞİŞİM İÇİNDE BULUNMAKTADIR…

Evrenin Temel Prensibi Zıtları Tevhit Eden (Birleştiren) Barıştır..


Evrenin Temel Prensibi Zıtları Tevhit Eden (Birleştiren) Barıştır..

                İnsanlık düşünce tarihinin başından beri var olagelen materyalist inançlar, modern zamanlarda madde bilimleri alanında gerçekleşen ilerlemelerin oluşturduğu cazibe zemini üzerinde hızlı bir yayılma göstermiş ve 19. ve 20. y.y.’ın moda inancı haline gelmiştir. Bilindiği gibi materyalist tarihselcilere göre evren maddeden ibarettir.

                Maddeden ibaret olan evren ve bu arada onun bir parçası olan insan ve toplum devamlı bir gelişim (evrim) halindedir. Bu gelişimin temel kanunu da ilk aşaması “ÇELİŞKİ”, ikinci aşaması da “ÇATIŞMA” olan “DİALEKTİK” süreçtir. İşte evren (insan ve toplum) sürekli yenilenmekte olan bu çatışma süreci yoluyla devamlı olarak gelişmektedir.

                Bu husus bir Türk tarihselci düşünür tarafından şöyle ifade ediliyor:

“DOĞA SÜREKLİ BİR GELİŞME VE DEĞİŞME İÇİNDE BULUNMAKTADIR. DEĞİŞME, MADDENİN EN TEMEL ÖZELLİKLERİNDEN BİRİDİR. DEĞİŞME, ÇELİŞKİYE DAYANIR; ONDAN DOĞAR!

Doğayı, karşıt kuvvetlerin çarpıştığı bir savaş alanı haline sokan şey, çelişkidir.

                Doğanın, bir savaş alanı olduğunu söylemek, genel bir hakikati dile getirmektir. Bu şekilde ifade edilen “DİALEKTİK DÜŞÜNCE”, tarihselci inanç sisteminin temel ilkesidir. Bu temel inanca sahip olan felsefeciler ve onların bu inançlarına inanıp tâbi olan tarihselci materyalist ve idealistler, evrendeki her şeyin ve bu arada insan ve toplumun “ÇELİŞEREK ve ÇATIŞARAK GELİŞTİĞİNE” inanmaktadırlar. Bu inanca göre gelişme kesintisiz devam ediyor.

                O halde ÇATIŞMA DA kesintisiz olarak devam ediyor demektir. Yine bu inanca göre insan ve toplumun gelişmesini sağlayan DİALEKTİK süreç de, “SINIFLAR ARASI MÜCADELE, KAVGA VE SAVAŞ” şeklinde gerçekleşmektedir! Nitekim bu temel inanç kaidesini çok kavrayan ve özümseyen 19. ve 20. yüzyılın tarihsel dialektik inananları, tarihsel ilerlemeyi sağlamak adına, gerici olduklarına inandıkları insanlarla mücadeleye girişmişler ve bir inanç sistemi ve felsefesi hesabına tarihin kaybettiği en kanlı, en çirkin ve en vahşi katliamların müsebbibi olmuşlardır!

                Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği (S.S.C.B.)’nin kuruluş yıllarında Kuzey Asya ve Doğu Avrupa halklarının yaşadığı büyük acılar, Kızıl Kemerlerin 1970’li yıllarda Kamboçya da milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan katliamları. Ve oluşturdukları ölüm tarlaları, Kızıl Çin’in halen devam etmekte olan toplu idamları hep, sözünü ettiğimiz dialektik inancın toplumsal hayata uygulanma gayretinin doğal bir sonucudur.

                Tarihsel dialektik düşüncelerin idealist cephesinin temsilcileri de materyalist cephe temsilcilerinden daha masum değildir. Hitler ve Mussolini gibi tarihselci dialektik inanca sahip olan idealistler, Uzak Doğu’yu ve Kuzey Asya’yı kasıp kavuran tarihsel diyalektik inanç sahipleri gibi, kendilerinden farklı düşünen insanlara hayat hakkı tanımamış, tarihin şahit olduğu en kanlı ve zalim eylemlerin uygulayıcısı olmuşlardır. (Dialektik düşüncenin ayrıntıları hakkında bkz: Dialektik Düşünce Tarihi, Selahattin Hilav.)

                Diyalektik düşüncenin karşısında ise barışçı felsefeler (İNANÇLAR) vardır. “BARIŞÇI İNANÇ’a göre, evrenin temel prensibi, ZITLARI TEVHİT EDEN (BİRLEŞTİREN) BARIŞTIR!

                Çelişme ve Çatışma ise temel değil ârızîdir, sekonderdir.

                Evrende mevcut olan barışa insanlığın dikkatini çeken kişiler, hep Peygamberler olmuştur. Peygamberler, evrenin temel prensibinin barış olduğunu, bunun da “EVRENSEL MERHAMET’in her şeyi kuşatmasıyla gerçekleştiğini söylemişlerdir.

                İslam düşüncesinin temel kavramı “TEVHİT”’tir. Bu kavramın zeminini ise “EVRENSEL MERHAMET” oluşturmaktadır. Bu kelimenin Arap lisanında üç temel anlamı vardır.

Bu anlamların birincisi “BARIŞ”’tır. Bu barışın sağlanması için gerekli olan temel tavır ise reel olana, salt gerçekliğe, hakikate teslimiyettir.

Bu teslimiyet olmaksızın barışın sağlanması asla mümkün olmaz…

                “Hayatta hiçbir şeyden korkmayın yalnız, her şeyi anlamaya çalışın.” Marie Curıl

                “Aşağıda olan düşmekten korkmaz.” Buryan

                “Güçlük kolaylıkla beraberdir, kendine gel, ümidi bırakma!

                Akıllı insan bilir ki, ölümün arkasında bile daha güçlü bir hayat beklemektedir.” Mevlana

                Kur’ân Ne Diyor?

                “Artık o gün hiç kimse (Allah’ın) vereceği azab gibi azablandırılamaz. Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.” (89. Fecr Sûresi, Âyet: 25-26)



  • Pazartesi 12 ° / 1 ° Güneşli
  • Salı 18 ° / 3 ° Güneşli
  • Çarşamba 16 ° / 2 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

17.02.2020

  • İMSAK 06:29
  • GÜNEŞ 07:52
  • ÖĞLE 13:28
  • İKİNDİ 16:24
  • AKŞAM 18:53
  • YATSI 20:11
  • BIST 100

    120.792%0,53
  • DOLAR

    6,0501% -0,07
  • EURO

    6,5554% -0,09
  • GRAM ALTIN

    307,57% -0,17
  • ÇEYREK ALTIN

    507,4905% -0,17