Ömer Dede KILIÇ (Köy Esintileri)


DOSTLUK ÜZERİNE

DOSTLUK ÜZERİNE


Dostluk, bir insanın dara veya herhangi bir sıkıntıya düştüğü durumlarda bir arkadaşının, bir akrabasının veya iyi kalpli tanımadık bir insanın düşene her türlü desteği vermesidir. Bu gün bir komşum şöyle bir laf etti. Çok üzüldüm. Arabasıyla evin önünden geçerken yavaşladı tebessüm ederek selam verip eski dost düşman olmaz. Ömer abi ben senin her zaman dostunum dedi. Söyleyen çok sevdiğim bir komşumdu. Yine de kendisinden Allah razı olsun. Bir büyüğüne, bir hastaya maddi destek sağlamıyorsa da, manevi destek te takdire şayan bir harekettir. Şuradan peşinen söylüyorum benim mahallede hiç kimse ile belki dost olmadığım insanlar olabilir ama kimseyle bir düşmanlığım yoktur.

                Hemen burada bir arkadaşımın rahmetli babasının oğluna söylediği güzel bir sözü geldi aklıma. Eğer arkadaş dediğin, dost dediğin” çamura düştüğünde çamurdan bütün tehlikeleri göz önüne alarak çekip çıkarıyorsa bu arkadaşın peşini bırakma “dermiş. Ne kadar anlamlı bir söz. Bunu hemen paraya pula bağlamayalım. Paradan puldan başka yapılacak birçok hoş hareket vardır. Mesela bugün televizyonu kaldırıp yerine koyacak bir tanıdık aradı gözüm ama bulamadı. Çünkü bu günümüzün insanı sadece selam verip geçiyor. Durup ta bir ihtiyacın var mı diye sormuyor ki. Burada rahmetli kayınpederimin güzel bir sözü de benim için çok anlamlı gelmişti. Birbiri ile yiyip içmedikten sonra o akraba veya o dost değil, kuru kuruya dostluk ve akrabalık olmaz derdi. Çünkü paylaşmak, ortak değerlerde buluşmak bir insana farklılık kazandırmıyordu. Bir başka yaklaşımda rahmetli annemin oğlum biz yaşlandık, sen ise hasta çöpün çöpe faydası olacak zamana geldik derdi. Bu sözlerin ne kadar anlamlı olduğunu yaşadıkça hepimiz görüyoruz.

                Bu yazımı okuyanların içinde Parkinson hastası veya yakını Parkinson hastası varsa çok iyi bilirler. Bundan yaklaşık üç hafta önce rutin kontrol ve pil ayarı için gittiğim İstanbul’a yine tek başıma gitmiştim. Randevu saatini beklerken çok af buyurun lavaboya gitme ihtiyacı hissettim. Lavaboda o kadar kötüleştim ki anlatamam. Bir pantolonumu çekmek bu kadar mı zordu. Uğraşıyorum kopçayı yerine takamıyorum. Vücudum öyle katılaştı öyle hareketsiz hale geldim ki. İnanın bir pantolonu çekmek için tam yarım saat uğraştım. Bir türlü çekemedim ağlıyorum. O sıra bir vatandaşın kapıya vurmasıyla bütün gücümü toplayarak çekip dışarı çıktım. Dışarıya çıkınca da bir köşeye çekildim, rahatlayana kadar ağladım. Sonra doktorumun yanına vardığımda ne oldu sana böyle Ömer Bey diye sorduğunda bir şey yok desem de anlamıştı. Bana çok güzel bir ayar yaptı. Allah kendisinden bin kere razı olsun, Başak hocam için para pulun önemi yoktu. Onun için hastasının kendini iyi hissetmesi, onu mutluluğuydu. Üç yıldır alamadığım nefesi şimdi alıyordum. Aldığım nefesin yediğim yemeğin tadı bir başkaydı. Kafamın içi boşalmış, daha sağlıklı düşünebiliyordum. Bu sefer de sevinçten ağlıyordum. Dağa taşa haykırmak istiyordum ben iyiyim diye. Sanki yeniden doğmuştum. Kimseyi suçlama haddini kendimde bulmuyorum. Ama Ankara’da pil ayarı yapan hocam para uğruna program attıktan sonra üç gün sonra tekrar gel deyip gönderiyordu. Üç gün sonra vardığımda tekrar bozduğunu hissediyordum. Ama hastanın tek doktor ne hakkı olabilirdi ki. Üç yıl boyunca o doktorun ıstırabıyla yaşadım. Aileme yakınlarıma ne kadar anlattıysam hiç kimse anlama zahmetine katılmadı. Kimselere derdimi anlatamadım.  Yine Parkinson hastaları çok iyi bilirler. Eğer hastaya yapılan ayar yerinde değilse insanda tahammülsüzlük yapıyor. Alıngan oluyor, asabileşiyor. Hasta daha az düşünüp, daha çabuk karar veriyor. Daha az konuşup, kısa kısa cevap veriyor. İnsan daha teferruatlı düşünemiyor. Çünkü başındaki ağrı, ağırlık hastayı daha sağlıklı düşündürmüyor. Böyle hastalara tahammül etmek ancak sabırlı ve hoşgörülü insanların işidir. Eğer bir doktor para uğruna bir hastayı bu durumlara düşürüyorsa hastanın bunda ne kabahati olabilir ki.

                Yine dostluk üzerine şöyle dense toplumda daha çok beğeni ve takdir toplamaz mı?

Yaşlı ve hasta bir tanıdık görüldüğünde hal hatır ettikten sonra sizi daha iyi gördüm yerine “ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİRİM YÂDABENİM YAPACAĞIM BİR ŞEY VARMI ALLAH AŞKINA ÇEKİNME SÖYLE. Yanlış anlaşılmasın para puldan bahsetmiyorum. Geçenlerde sabah kalktım, kahvaltı yapacağım evde ekmek kalmamış. Kendimde rahatsızım yürüyemiyorum. Olacak ya o gün arabanın yakıtı da bitmiş, bir ekmek aldırıp, sabah kahvaltı yapacağım. Dışarı çıktım gözüm küçük çocuk veya mahallenin gençlerini arıyordu. Neyse ki fazla beklemedim. Komşunun oğlu arabasıyla bir yerlere gitmek üzere iken beni görüp Ömer amca nasılsın deyip hareket edeceği sırada yeğenim “Sağ ol yeğenim ben iyiyim de kahvaltı yapacağım bir ekmek aldıracaktım. Ömer amca ben biraz geç döneceğim deyip gaza basıp sürüp gitti. Bu gencin yerinde ben olsam şöyle derdim. ( Ben kendim yıllarca hiç kimseyi kırmadan incitmeden herkesin iyiliğine koştum.) “Ömer amca birazcık işim var bekleyebilirsen alır getiririm” dese veya iki dakikalık yol alıp gelse kendi işine iki dakika sonra gitse ne kaybederdi ki.

                Yine dostluk üzerine bir başka örnek. Mesleğime ilk atandığım yıllar, keskin ilçe merkezinde çalışıyorum. Sabah içime giderken mahallenin yaşlılarına hep sorardım. Bir ihtiyacınız var mı? Diye.  Varsa bir ihtiyaçları alır getirir, o şirin yaşlıların duasını alırdım. O yaşlıların tebessümleri beni ne kadar mutlu ederdi ki anlatamam.

                                                                                                 30.06.2020 Ömer KILIÇ



  • Cumartesi 32 ° / 17 ° Güneşli
  • Pazar 32 ° / 19 ° Güneşli
  • Pazartesi 30 ° / 18 ° Güneşli

Balıkesir

11.07.2020

  • İMSAK 03:53
  • GÜNEŞ 05:44
  • ÖĞLE 13:19
  • İKİNDİ 17:15
  • AKŞAM 20:45
  • YATSI 22:27
  • BIST 100

    114.809%-0,85
  • DOLAR

    6,8684% 0,11
  • EURO

    7,7716% 0,29
  • GRAM ALTIN

    397,12% -0,21
  • ÇEYREK ALTIN

    655,248% -0,21