Hedef (GÜNDEM)


ERDEK VE İSMAİL TİKVEŞLİ ( KOMÜNİST İSMAİL)

ERDEK VE İSMAİL TİKVEŞLİ ( KOMÜNİST İSMAİL)


/resimler/2018-8/31/1806429992905.jpg

Yürüyenler, ilk kez 25 Temmuz 1965´te ERDEK´te sergilendi. Koltuğumun altında yirmi kadar taze çizimle İstanbul´dan Bandırma´ya vapur ile yola çıktım. Geminin burun altında, üçüncü mevki kamaraların bulunduğu yerdeki penceresiz çay ocağının tahta sıralarına yerleştikten sonra, yol boyu "Kapitalin Özeti"ni kocaman gözlerle okuyup bitirerek Erdek´e büyük güven duyguları içinde vardım. Orada koskoca Cumhuriyet Meydanı´nın tam ortasında bulunan büyük çınar ağaçlarının gölgesinde yere, üçer metre aralıklarla bir üçgen yapacak biçimde üç adet ahşap direk diktim. Üst yanlarından birbirlerine ikişer tane enli tahta ile göz hizasında bağladım onları. Böylece üstlerine çizimlerimi kolayca asabileceğim dokuz metre uzunluğunda, çevresi dolaşılabilen bir sergi alanı elde ettim. Üçgenin tam ortasına yere çaktığım bir kazığa da direkleri tepelerinden telle bağladım ki sistem sağlam olsun, sallanmasın diye. En başa serginin adını ve Gençlik Dergisi´ne verdiğim açıklamamı koydum ve ardından çizimlerimi sıraladım. Alandan geçen kalabalık serginin çevresinde kümelenmeye başladı. Bu kâğıt üstüne sinek pislemiş gibi küçük siyah noktacıklardan oluşan soyut biçimlere bakanlar, onlardan gerekli siyasal sonucu çıkarıyor ve bunu, sergi sahibi ile yani orada mutlu bir biçimde dikilen benimle paylaşıyor, tartışıyorlardı. İçlerinden biri bu ilgiyi sürdürdü, oradan hemen ayrılmadıİSMAİL TİKVEŞLİ adlı Balkan göçmeni bir oto tamircisi, bana, yani oraya sergi getiren bu devrimci yalnız adama sahip çıktı. Bilgi yüklü, düzgün konuşan alçak gönüllü bu kişi Türkiye İşçi Partisi ilçe yöneticisi olduğunu gizli bir övünçle söylüyor, kentin tüm sosyal yapısını ve orada yaşanan sömürü düzenini ayrıntılarıyla, örnekleriyle, rakamlarla ve sergiden kaynaklanan, bana duyduğu dostane güvenle anlatıyordu.
 
Buraya kadar çok güzel, bundan sonrası ise ilginç!
İki gün sonra, sabah alana geldiğimde, bizim serginin hemen yanı başında, aynı sistemle kurulmuş, aynı üçgen yapıda, ama ahşapları düzgün ve boyalı çok şık başka bir serginin durduğunu hayretle gördüm. Şaşırdım çünkü benim sergim, bir imkansızlık sonucu o gün orada alelacele icat ettiğim ve uyguladığım bir sistemle oluşmuştu, örneği yoktu, olamazdı. Aynı yöntemle kurulan bu yeni serginin pırıl pırıl panolarında ise Amerikan Haberler Merkezi tarafından hazırlandığı duyurulan, Amerika Birleşik Devletleri´nin dünya ve Türkiye politikasına ilişkin övücü yazı ve resimler vardı. Bir sonraki günün sabahı ise şaşkınlığım artarak sürdü. Çünkü Amerikan sergisindeki tüm panolar kaldırılmış yerlerine Amerika´daki balıkçılığı anlatan masum resimler konulmuştu. Olan biteni daha sonra Tikveşli´den öğreniyordum. Dediğine göre, Erdek´in bir kulüpte örgütlü ticaret erbabı bizim sergiyi "komünizm propagandası yapılıyor´ gerekçesi ile Cumhuriyet Savcılığı´na şikâyet etmiş. Bazı partililer de misilleme olarak Amerikan sergisini ?Amerikan propagandası yapılıyor´ diye aynı biçimde şikâyet konusu yapmışlar. Lüks Amerikan sergisinin panoları işte bu tepki nedeniyle değiştirilmişmiş. Bizim sergiye ise dokunan olmamıştı.

Sergi sonrası İstanbul´a dönecek yeterli param kalmamıştı cebimde. Orada gözüme ilişen bir banka şubesinin, süslü afişlerle çevrelenmiş camlı kapısından içeri daldım ve kredi istediğimi söyledim. Banka memuresi pek şaşırdı ve nazikçe bunun olanaksızlığını anlatmaya çalıştı. Ben ısrar ettim, ?Afişlerinizde halka ve ihtiyaç sahiplerine hizmet ve kredi verdiğiniz yazılı, benim de ihtiyacım var ki sizden bunu istiyorum.´ dedim ve ekledim: ?Hem ben şu karşıkı serginin çizeriyim.´ Bunun üzerine çağrılan banka müdürü de kredi veremeyeceklerini kesin bir dil ile bildirdi. Ben vazgeçmiyordum. ?O zaman size Yürüyenler sergisinden bir çizim satayım´ dedim. ?Alamayız´ dediler. Ben, banka duvarlarına asılmış kalın çerçeveli resimleri göstererek, ?Bunları nasıl satın aldınız?´diye sordum. Bana, ?Bu kararı genel müdürlük verebilir...´gibilerden işi yokuşa süren yanıtlar vermeye başladılar. ?Afişleriniz doğru söylemiyormuş demek...´ diye mırıldanarak, keyfi kaçmış bir suratla çıktım oradan. Olayı benden dinleyen Tikveşli çok bozuldu. ?Böyle bir serginin çizerini biz burjuvaziye muhtaç eder miyiz hiç!´ diye çıkıştı bana. Onun verdiği küçük bir kredi ile İstanbul´a döndüm.

Yıllar geçecek, devran değişecek, çok şey toz olup havaya karışacak ama, 1995 yılında insanı duygulandıran bir değerbilirlik örneği yaşayacaktım. Kadirşinas şair Adnan Ardağ otuz yıl aradan sonra, düzenleyicisi olduğu yeni bir Erdek Şenliği´nde o günleri hatırlayarak, beni sergi açmak üzere davet edecekti. Erdek´e yeni bir sergi ile gidecek ve orada oto tamircisi dostum İsmail Tikveşli ile onun kamyon kasasından bozma işyerinde, Türkiye´deki siyaseti yana yakıla konuşacaktık.
TAN ORAL

 



  • Salı 17 ° / 10 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 15 ° / 6 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

19.11.2019

  • İMSAK 06:23
  • GÜNEŞ 07:50
  • ÖĞLE 12:59
  • İKİNDİ 15:35
  • AKŞAM 17:58
  • YATSI 19:19
  • BIST 100

    107.519%0,63
  • DOLAR

    5,7167% -0,40
  • EURO

    6,3339% -0,38
  • GRAM ALTIN

    269,86% -0,65
  • ÇEYREK ALTIN

    445,269% -0,65