Orhan ORGARUN (Uzaktan Gelen yakın Sesler)


ERMENİ SORUNLARI ÜZERİNE (11)…

Bir takım hain satılmış nesepsizler, ağız birliği etmişler ve Ermenistan ile emperyalizmin plağını çalıp duruyorlar!


Şahsen Ben Bir Tarihçi Değilim..

                Tarih ilmi hakkında eğitim almadım; akademik yeterliliğim veya kariyerim hiç de yok. Buna rağmen, mevcut günümüzde yaşayıp gördüğüm bazı olaylardan sonra başta ERMENİ MESELESİ ve PKK KONUSUNDA araştırma yapmayı ve bunların sonuçlarını köşemde makaleler şeklinde siz pek değerli okurlarıma sunmayı kendime görev addettim!

                Tarih boyunca Ermeniler, yaşadıkları dönemlerin olağan siyasi ve toplumsal düzeni olan derebeylik, yani belirli bölgelerde belirli ailelerin nüfus sahibi olmaları sistemi dışında, hiçbir zaman bağımsız, birleşik ve sürekli bir devlete hiçbir zaman sahip olmamışlardır.

                Ermeni tarihçilerinin Ermeni Krallıkları olarak nitelendirdikleri Ermeni Beylikleri, aslında her zaman bir “SUZERAİN’E” bağlı “VASSALLAR” olarak yaşamışlar ve yabancı devletler arasında tampon bölgeler oluşturmuşlardır. Ermeni Beylikleri ya da Prensliklerinin birçoğu da bölgeye hâkim olan yabancı devletlerce kurdurulmuştur, Ermenileri kendi saflarına çekmek ya da bir diğer güce karşı kullanmak isteyen hâkim devletler, kendilerine yakın buldukları Ermeni ailelerini bu beylik ya da prensliklerin başına getirmişlerdir. Örneğin, Arap Halifeleri, Bagrat ailesinden AŞOT’u ve ARDRUZU’ni ailesinden HAÇİK GAİK’i prens yapmışlardır. Prens ya da Bey unvanı verilen Ermeni ailelerinden bazılarının da Ermeni değil, Pers soylu olduklarını belirtmek gerekir.

                Bu husus Ermeni tarihçi Kevork Aslan’ın şu sözleriyle de doğrulanmaktadır.

                “Ermeniler, derebeylikler halinde yaşamışlardır. Birbirlerine vatan hisleriyle bağlı değildirler. Aralarında siyasi bağlar yoktur. Yalnızca yaşadıkları derebeyliklere bağlıdırlar. Vatanseverlikleri de bu nedenle bölgeseldir. Birbirleriyle bağlarını siyasi ilişkiler değil, dilleri ve dinleri oluşturur.”

                Bizanslılar, 452 yılında Chalcedoine (Kadıköy) meclisi toplantısından sonra Ermenilerin inançlarına müdahale etmek ve onların milliyet şuurlarını ortadan kaldırmak için her türlü baskıyı yapmışlar ve hatta onlara sürgün hayatı yaşatmışlardır. Ermeniler, bundan yaklaşık altı yüz yıl sonra Selçuklu hâkimiyeti altına girdikten sonra ise tam manasıyla hürriyete ve adalete kavuşmuşlardır.

                Ermeni tarihçisi Matieus, Selçuklu Türkleri idaresindeki Ermenilerin huzurlu hayatını şöyle anlatır: “Melikşah’ın saltanatı, Allah’ın lütfuna mazhar oldu. Hakimiyetinde ki uzak ülkelere kadar yayıldı ve Ermenilere huzur verdi. Dünyanın hâkimi Melikşah, sayısız askerlerden mürekkep ordusu ile Romalıların memleketlerini fethe girişti. Kalbi Hıristiyanlığa şefkatle dolu idi. Geçtiği ülkelerin halkına bir baba gibi davrandı. Bütün Ermeni ve Rum beldeleri, onun kanunlarını tanıdı.”

                Malazgirt Savaşı esnasında Bizans ordusundaki Ermenilerin ordudan ayrılıp Türklerin yanında yer aldıkları ve Anadolu Selçuklular tarafından fethedilirken Türklere yardım ettiklerini, bizzat Ermeni tarihçiler yazmaktadırlar.

                Yazar Orhan Pamuk’un bir ödül uğruna: “TÜRKLER BİR MİLYON ERMENİ’Yİ ÖLDÜRDÜLER…” şeklindeki sözleriyle o zamanlar yeniden başlatılan “ERMENİ MESELESİ” ve “SOYKIRIM” tartışmasının alevlendiğini siz değerli okurlarımızla birlikte şahit olmuştuk. İşin acı ve insanın yüreğini burkan tarafı ise Ermeni Diasporası’nın borazanları, Marksist kılıç ortakları, ödül avcıları, yabancı istihbaratların paralı uşakları, kuyruk acıları derinden gelen bir takım HAİN SATILMIŞ NESEPSİZLER…

                Ağız birliği etmişler ve Ermenistan ile Emperyalizmin “PLAĞINI” halen mevcut günümüz dahil olmak üzere çalıp duruyorlardır.

                Tabi bütün bu güruhun tezleri, hayali suçlamaları, tamamen tahrip edilmiş bilgileri, UTANMAZ İTİRAFLARI ve SAHTEKÂRLIKLARI hiç de yeni değildir; İlk de değildir, son da olmayacaktır. Fakat bu görüşleri bilmek, anlamak ve idrakine varmak da yeterli değildir. Asıl olması gereken, bütün bu yapılanlarda nereye varılmak istendiğini anlamak, kavramak ve eğer doğru tabirse, millet olarak ona göre “GARD” almaktır. Tabii “gard” alabilmek için de, “MESELE’Yİ” derinlemesine doğru ve çok iyi bilmek gereklidir!

                Çünkü yıllardan beri “AYAKLARIMIZA DOLANAN” birçok millî problemimizin menşe’inin de, bu “MESELE’NİN” net ve inkâr götürmez izlerini görmek pekalâ mümkündür.

                Ermeniler 600 yıl boyunca Osmanlı Devleti topraklarında dinlerine, dillerine gelenek ve göreneklerine müdahale edilmeden, hak ve hukukları gözetilerek eşit vatandaşlar olarak refah içinde yaşamışlardır; Osmanlı Devletin de uyumlu ve huzurlu yaşadıklarından dolayı da kendilerine bu özelliklerinden dolayı MİLLET-İ SADIKA (sadık millet) denmiştir.

                Bu güzelim Türk topraklarında yaşayan bir çok etnik gruba devlet dairelerinde idareler verilmiş, yönetim kadrolarına alınmış, bakanlar, doktorlar, mimarlar, mühendisler, maliyeciler, sanatçılar, tercümanlar, müzisyenler yetişmiş, bu devletin öz ferdi olarak kabul edilmiş hiçbir ayrım yapılmamıştır, ancak Osmanlı topraklarında huzur ve güven içinde yaşamlarını sürdüren Ermenilerin kendi içlerinde/aralarında başka hesapları varmış ki, kendilerine tanınan bu hak, hukuk ve adaleti hiçe sayarak, daha fazla tolerans ve itiraz düşüncesiyle, 3 Mart 1878’de AYASTEFENOS ANTLAŞMASI gereği, Osmanlı Devleti’nin topraklarını bölüp kendi devletlerini kurmak (Günümüzde PKK’da aynı duruşu paylaşıyor.) için Rusların, İngilizlerin ve Fransızların da desteklediği bu antlaşma ile, Amerika’nın o günkü tali yardımlarıyla Osmanlı’yı daha zor durumda bırakacak faaliyetlere başlamışlardır..

                “Bizim düşüncelerimizde, hislerimizde, sinemizde büyük bir boşluk vardır; O DA TARİH BİLİNCİ BOŞLUĞUDUR. BİZ TARİHE TAPAN, FAKAT TARİHİ BİLMEYEN BİR TOPLUMUZ…” (Prof. D. Kemal Karpat)

                “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Tarihi yazan, tarihi yapana sadık kalmaz ise değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk)



  • Cumartesi 14 ° / 2 ° Parçalı bulutlu
  • Pazar 14 ° / 3 ° Fırtına
  • Pazartesi 16 ° / 6 ° Bulutlu

Balıkesir

07.12.2019

  • İMSAK 06:39
  • GÜNEŞ 08:08
  • ÖĞLE 13:05
  • İKİNDİ 15:30
  • AKŞAM 17:51
  • YATSI 19:15
  • BIST 100

    108.869%0,19
  • DOLAR

    5,7886% 0,66
  • EURO

    6,4034% 0,20
  • GRAM ALTIN

    271,56% -0,49
  • ÇEYREK ALTIN

    448,074% -0,49