Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


ESKİ DOSTLAR DÜŞMAN OLDU

ESKİ DOSTLAR DÜŞMAN OLDU


İktidar kiminle dost oldu ise. Sonra ayni dostlarla düşman oldu. İsrail ile başlayalım: İktidar İsrail ile dost idi. ülkemizin tarım girdilerinin nerede ise tamamı İsrail'den geliyordu. İnsansız hava uçakları İsrail'e yaptırılıyordu. Sınırlarımızdaki mayınlı arazinin temizlenme işlemini. İktidar İsrail'e vermek için meclise kanun teklifi getirdi. Uzun süren tartışmalardan sonra kanun teklifi kabul edilmedi. Kabul edilmiş olsaydı ne olacaktı? O araziyi 49 sene kullanma hakkına sahip olacaktı. Kabul edilmemesine tepki gösteren iktidar. Bunlar Yahudi düşmanı” demişti. Ayni zamanda Tayyip Erdoğan'ın oğlunun gemileri İsrail mallarını taşıyordu.  Şimdi hala taşıma işlemi devam ediyor. Filistin'in hamiliğine soyunuldu. Arap ülkelerinin liderliği özlemi nedeni ile İsrail ile aramız bozuldu. Şimdi İsrail ile düşman olundu. İktidar muhalefetin İsrail ile birlikte olduğunu ima ederek.  Muhalefeti vatandaşa şikâyet ediyorlar.

Gelelim Suriye dostluğa. Suriye bakanlar kurulu ile Türk hükümetinin bakanlar kurulu birlikte bakanlar kurulu toplantısı gerçekleştirdiler. Ben şimdiye kadar böyle bir şeye şahit olmadım. Asi nehri üzerinde birlikte baraj temeli attılar. Birlikte iki ülke arasındaki vizeler kaldırıldı. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan Gaziantep de yaptığı konuşmada. Suriye ile vizeyi kaldırdık. Suriyeli kardeşlerim gelecek Gaziantep de alışveriş yapacak. Kim kazanacak? Gaziantepli vatandaşım kazanacak” diye vizenin kaldırılmasını ballandıra ballandıra anlatmıştı. Fenerbahçe takımını Suriye'ye götüren Tayyip Erdoğan aile boyu maş izlemişlerdi.  Yine Esat ailesi ile birlikte aile boyu tatil yapmışlardı. Sonra Suriye ile düşman olundu. Öyle bir düşmanlık yaratıldı ki harp etmek dahi göze alındı. Esat'ı kısa zamanda deviriyorlardı. Ve Şam da Cuma namazı kılmaya gidiyorlardı. Bu düşmanlık bizi maddi ve manevi çok büyük Zaralar verdi. Bir uçağımız gitti. İki pilotumuz şehit oldu. Hatta Suriye ile savaşa girmek için. İki bakan ve MİT müsteşarı plan dahi yaptılar. Suriye tarafına üç dört adam göndeririz. Şah Süleyman türbesine iki füze attırırız. İki, üç füzede topraklarımız attırırız. Bunu bir savaş nedeni sayarız” diye söz ettiler. Bu da dinlemeye takıldı. Dönemin başbakanı bu dinleme olayına çok kızmıştır. Dostluktan nerelere gelindi. Dost iken birden düşman olunmasının nedeni ne olabilir? Hem İsrail hem de Suriye ile bir menfaat ilişkilerimiz mi vardı? Bu menfaat bozulunca mı bu durumlar meydana geldi?

Gelelim gülen cemaati ile olan düşmanlık meselesine: Senelerce can ciğer kuzu sarması idiler. Bütün atamalar iktidar tarafından yapılıyor. Orduya kumpas kuruluyor. Kozmik odalara dahi giriliyor. Türkçe olimpiyatlarını birlikte yapıyorlar. Gülene gel artık bu hasret bitsin çağrıları yapılıyor.  İktidarın üs kademe yöneticileri her fırsatta gülen hocaya methiyeler düzüyorlar. Bir dediklerini iki yapmıyorlar. Muhalefetten cemaati eleştirenlere ataş püskürüyorlar. Orduya kurulan kumpas yüzünden Ergenekon ve balyoz davaları başlıyor. Generaller, akademisyenler, gazeteciler, rektörler gözaltına alınıyor. Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyorlar. Ordudan gözaltına alınan muvazzaf subaylar için. ordu içindeki karuzatları (pislik) temizliyor” diyorlar. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan ben bu davaların savcısıyım” diyor.

Bu mahkemelerde görev alan hâkim ve savcılara methiyeler düzülüyor. İstanbul başsavcısına koruma veriliyor. Başbakan kendi zırhlı arabasını savcıya tahsis ediyor. Cemaat ile öyle dostlar ki. Aralarından su sızmıyor.  İktidar bir anda cemaatin dershanelerinin kapatılmasına karar veriyor.  Bu noktaya birden nasıl geldiler? Bu bilinmiyor! Ne zaman 17 ve 25 Aralık operasyonu yapılıyor. İşler birden tersine dönüyor. Güneyden esen rüzgâr birden kuzeyden esmeye başlıyor. İktidar cemaati suçlayabilmek için. Orduya kumpas kurdular diye açıklama yapıyor. Buraya gelene kadar böyle bir şey yoktu da? Bu operasyondan sonra bu kumpas meselesi ortaya atılıyor. Cemaatçi hâkimlere, polislere operasyon üstüne operasyonlar yapılıyor. Altına zırhlı araba verdikleri başsavcının altında arabayı alıyorlar. Görevden alıp düz savcı olarak Bolu'ya tayin ediyorlar. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan bizi kandırdılar” diyor. Cemaate ne istediniz de vermedik” diye de sitem ediliyor. Demek oluyor ki cemaatle iktidar arasında bir menfaat ilişkisi varmış. Cemaate Haşişi denildi! Paralelciler denildi! Şimdi milli güvenlik kurulu toplantısında terör örgüt olarak kabul edildi. Dostluktan düşmanlık nerelere kadar geldi. Aralarında çok önemli bir menfaat ilişkisinin olduğu ortaya çıkmış oldu. Mecliste bu cemaat hakkında araştırma komisyonu kurulmasını teklif eden muhalefetin bu teklifi iktidar milletvekillerinin oyları ile ret edildi. Madem bu cemaat terör örgütü ise neden ret ettiler.  Daha büyük yolsuzlukların çıkmasından korktular demektir. Şimdi cumhurbaşkanı gittiği ülkelerde cemaatin okullarını kapatın çağrısı yapıyor. Biz size okul açarız, cami yaparız diyor. Okulları kim açacak Bilal'ın vakıfları açacak. Yine iş döndü dolaştı geldi, menfaate. Oralardaki cemaat okullarını kapattıracaklar. Onların yerine Bilal gidip okul yapacak. Gördünüz mü? İş nerelere geldi. Sık muhabbet tez ayrılık getiri derler. Bu ayrılıklar düşmanlık getirdi. Ayrılmayla kalınmadı. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye cumhuriyeti! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Türk milliyetçiliği! Biz doğuştan Türk'üz Türk olarak yaşadık Türk olarak öleceğiz. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 25 – 05 – 2015 Mustafa KOÇAL  



  • Cuma 16 °C / 10 °C Güneşli
  • Cumartesi 15 °C / 6 °C Güneşli
  • Pazar 15 °C / 7 °C Parçalı bulutlu

Balıkesir

15.11.2019

  • İMSAK 06:19
  • GÜNEŞ 07:45
  • ÖĞLE 12:58
  • İKİNDİ 15:37
  • AKŞAM 18:01
  • YATSI 19:22
  • BIST 100

    104.665%0,85
  • DOLAR

    5,7535% 0,07
  • EURO

    6,3493% 0,13
  • GRAM ALTIN

    271,17% -0,24
  • ÇEYREK ALTIN

    447,4305% -0,24