Murat SERT


Faiz “Şudur” Demekle Faiz “O” olmaz...

Faiz “Şudur” Demekle Faiz “O” olmaz...


İktisatta temel kurallardan biri faizler düştükçe yatırımların artacağı yönündedir. Bu yaklaşım kısmen doğrudur ancak her koşulda geçerlidir denilemez. Yatırımcının yatırım yapabilmesi için faizin düşük olması gerekir. Çünkü düşük faizin yatırım kararını etkilemesinin ardında iki neden vardır. Birincisi; yatırımda kullanılacak kaynaklar yalnızca öz kaynaktan ibaret olmaz. Bunun yanında borçlanarak da yatırım kaynağı kullanılır. Dolayısıyla faizler düşük olursa yatırımcının borçlanmayı göze alması daha kolay olur. İkincisi; Faiz yüksek olursa yatırımcı, yatırım yapmak yerine parasını faiz getirecek şekilde bankaya yatırır ve böylece riski düşük gelir elde eder.

Hükümet, yatırımların artacağı umuduyla bankalara ve merkez bankasına düşük faiz politikasını dikta etmesine rağmen gözden kaçırdığı gerçekler var. Bunlardan biri Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullardır, bir diğeri ise tasarruflardır.  Tüm bu gerçekleri göz ardı edip enflasyon manipülasyonu ve zorlama faiz indirimi uygularsanız bankaların içini boşaltırsınız. 

Önce faiz nedir bunu bir anlamak gerekir. Faiz, bankaların kullandırttığı para karşılığında elde edilen kira geliridir. Bankalar para kiralayarak kar eder ve bu kara faiz derler. Buradaki faizin hangi oranda olacağı ise ekonomik koşullara ve paranın zaman değerine göre belirlenir. Şöyle düşünün, bugünkü 1000 TL ile 3 yıl önce neler alabiliyordunuz 3 yıl sonra neler alabileceksiniz.  Örneğin 3 yıl önce bankadan 10.000 TL kredi çektiniz 1,25 oranla aylık yaklaşık 360 TL ödeme ile 36 ayda 12.960 TL ödersiniz. Ödediğiniz faiz miktarı 2960 TL dir.  Eğer siz 3 yıl önce bankadan çektiğiniz kredi ile o gün dolar alsaydınız Kasım 2016’da 3,30 TL Dolar kurundan 3030 USD alırdınız. Bugün ise 3030 USD karşılığı 17.300 TL civarındadır, bundan da ödediğiniz faizi düşerseniz 4340 TL kendinizi hiç yormadan havadan para kazanmıştınız.

Peki bu para gerçekten havadan mı gelmiştir, hayır. Sizin cebinize giren bu para bankanın zararıdır, paranın zaman değerini yanlış hesaplamasıdır. Bankaların enflasyon oranının ve kur artış oranının altında kredi vermesi onların zararına sebep olur. Ülkemde yıllık enflasyon ne kadar?  2019 için yıllık hedef %12, 2020 için %8,5 öngörülüyor.   Siz gerçekten enflasyonun bu seviyede olduğuna inanıyor musunuz, enflasyonu açıklanan rakamlar üzerinden hissediyor musunuz?  Bir bakan çıkıyor hedef yıllık yüzde on iki diyor bunu bu şekilde çıkartmayan hesaplamayan kim varsa görevden alınıyor, hesaplar yüzde on iki olacak şekilde yeniden yapılıyor, her şey yeniden düzenleniyor enflasyon zorlamayla yüzde on iki çıkıyor.  

Ne demişti merkez bankası başkanına Erdoğan; “Merkez Bankası bağımsızdır' derken, benim milletime bu işin hesabını Merkez Bankası mı ödeyecek? Seçim zamanı sandığa Merkez Bankasının başkanı mı gidiyor? Biz gidiyoruz, hesabı biz veriyoruz. Hesabı biz verdiğimize göre kalkıp ona göre de bizim bu işin planlamasını her şeyini yapmamız lazım. Adımlarımızı da buna göre atmamız lazım”

Eğer öyle ise hadi buyurun 1 Dolar 1 TL yapın, faizi enflasyonu siz emir ile belirleyebiliyorsanız dolar kurunu da belirleyin bitsin bu çile. Piyasa fiyatları arz talep dengesine göre belirlenir, siz bu dengelerin dışında bir fiyat bir oran belirlerseniz ortaya işlem açığı çıkar. Geçmiş dönemlerde yaşadığımız devalüasyonların sebebi neydi? Sabit kur politikası.  Merkez bankasının baskısıyla tutulan kur serbest kalınca bir geçede rekor kırmıştı. Şimdi yine aynı şey faiz oranları üzerinden yapılıyor, faizler zorla düşürülüyor, bu da bankalara görev zararı yazar. Bankalarda hazine güvencesi vardır bankaların zararını kim cebinden ödeyecek? Tabii ki vatandaş.

Faizler düştükçe yatımlar artar varsayımı Türkiye’de tutmaz arkadaş! Bu varsayım için bazı şartlar vardır. Bunlardan birincisi; Ekonomik riskler çok yüksek olmayacak, İkincisi; Kurlar getiriyi geride bırakacak biçimde yükselmeyecek, Üçüncüsü; Siyasal istikrar olacak, Dördüncüsü; Dalgalanma ve enflasyon fazla olmayacak. Bunlar yoksa faiz ne kadar düşük olursa olsun yatırımlar artmayabilir.

Siz ne kadar da yatırım artsın diye faizleri zorla düşürürseniz, kur ve enflasyon gerçeği tasarrufları arttırır. 2008’den beri günümüze gelen yatırım, faiz ve tasarruflar ilişkisine bakarsanız bu gerçeği görürsünüz. Türkiye’de faizlerin düşmesi yatırımı arttırmıyor, birikimler dövize ve altına talebi arttırıyor. Bu nedenle kurun yükselmesi enflasyonu yukarı doğru çekiyor. Zorlamayla düşürdüğünüz faiz oranları batık kredileri ve banka zararlarını arttıracaktır. Gelecek banka sektörü kaynaklı yeni bir ekonomik kriz dalgasını gösteriyor.

Türkiye için ideal faiz oranı ülke koşullarına göre ülke gerçeklerine belirlenmelidir. Maalesef “sandıkta bunun hesabını biz veriyoruz oran şu olacaktır” demekle ekonomi yürütülmez. Bu anlayış sandıktan çıkma günü kurtarma anlayışıdır ve sonun başlangıcıdır.  Manipüle edilmiş rakamlarla devlet yönetenler sadece kendilerini aldatır.



  • Salı 13 ° / 3 ° Sağanak
  • Çarşamba 16 ° / 2 ° Bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Bulutlu

Balıkesir

10.12.2019

  • İMSAK 06:41
  • GÜNEŞ 08:11
  • ÖĞLE 13:06
  • İKİNDİ 15:30
  • AKŞAM 17:51
  • YATSI 19:15
  • BIST 100

    108.011%-0,71
  • DOLAR

    5,7984% -0,19
  • EURO

    6,4266% -0,05
  • GRAM ALTIN

    272,96% 0,03
  • ÇEYREK ALTIN

    450,384% 0,03