Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


GELECEKTEN ENDİŞEMİZ VAR

GELECEKTEN ENDİŞEMİZ VAR


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ülkenin geleceğinden endişe duymaya başladık. Emniyet teşkilatı tarumar oldu. Yargı deseniz öyle! Hâkimler ve savcılar yarınlarından emin değiller. Doğu Anadolu ve güney doğu Anadolu’daki olaylar endişe verici duruma geldi. Ülkenin sorunlarını çözecek olan meclis ise savaş alanın dalarmış gibi olaylar yaşanıyor. Hakaretler, küfürler, tekmeler, yumruklar havada uçuşuyor. Parti liderleri birbirlerini acımasızca eleştiriyor. Millet sokaklarda rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile tutuklananların bırakılmasına tepki içi gösteriler yapıyor. Haklılar kaçma ihtimalleri olmadığı, sabit ikametleri olduğu ve delillerin karartılma ihtimali olmadığı için. Serbest bırakılıyorlar.

Ergenekon ve balyoz davalarından tutuklananların kaçma ihtimalleri, sabit ikametleri ve delillerin karatılması olup olmadığı neden dikkate alınmadı?  İçlerinde yurt dışında olanlar vardı. Görevlerini bırakıp döndüler ve teslim oldular. Genelkurmay başkanının kaçma ihtimalimi vardı? Bunlar bu ülkenin vatandaşı değil miydi? Hepsinin evleri, aileleri bu ülkede yaşıyor. Bunların hepsi ülkesi için çalışanlar. İki bakanın oğlu ile şarkıcının kocası ülke için değil kendileri için çalışanlar. Birilerinin serbest kalması, birilerini tutuklu kalması çifte standarttır. Bu olaylar bizi endişeye sevk ediyor.

İki bakan çocuğunun ve şarkıcının kocasının serbest bırakılmasının bırakılması için her şey ayarlanmış. Bunların davasına bakan hâkim o gün izinli oluyor. Yerine bakan hâkim bu kararı veriyor. Bu rüşvet ve yolsuzluk olayının üzerinin örtülerek vatandaş uyutuluyor. Vatandaşların bu olaya inanmasını sağlamak için öyle şeyler söyleniyor ki. Bu olay için devletin kasasından bir kuruş para çıkmadı. Bunun neresi yolsuzluk diyenler oldu. Buna da inananlar var. Canım devletin kasasında çıkan para yok ki bunun neresi yolsuzluk olsun diyorlar. Bunu savunan yöneticilerde var. Ayrıca evlerde yapılan toplantılarda. “Biz düşmanlarımızdan alıyoruz. Fakir Müslümanlara dağıtıyoruz. Dağıtılan makarnalar nerede geliyor, sanıyorsunuz? İşte bu paralar buralardan geliyor” diyorlarmış. Yani biz düşmanlarımızdan aldıklarımız paralarla sizlere makarna dağıtıyoruz deniyormuş.  Müslüman Müslüman’a haram para ile sadaka vermez. Tabii bu söylenen bir iddiadır.

Seçim arifesinde iktidar her şeyi mubah sayıyor. Kasetlere montaj diyenler. Psikolojik üstünlük sağlaması için. Montajlar iktidar için yapılıyor. Balıkesir mitinginde miting alanını kalabalı göstermek için montaj yapıldığını fotoğraflarda gördük. Ayrıca kapalı spor salonunun önündeki park alanına da ki çevre illerden gelen arabaları da gördük. Esas bunlar montajdır.

Mitinglerde bu yolsuzluk ve rüşvet olaylarından bahsedilmiyor. Devamlı muhalefet hedef alınıyor. Başbakan Denizli konuşmasında kılıçtaroğlu için “dört senedir ilk defa doğru bir şey söyledi. Hırsızdan başbakan olmaz dedi” diyor. Yani kılçtaroğlunu hızsızlıkla itham etti. Kılıçtaroğluda ayni şeyleri başbakan için söylüyor. Birbirinizi böyle suçlamaları bırakında, mecliste bekleyen yüzlerce fezleke var. Getirin o fezlekeleri de kimin nesi olduğunu millette görsün.  Neden birbirinizi böyle itham ettiğinizi bilmiş olalım. Üç lider birbirleri ile dalaşırken. Doğu Anadolu ve güney doğu Anadolu da olanları gören yok. Seçimlerden sonra. Özerklik ilan edeceklerini resmen söylüyorlar ve bunun hazırlıklarının yapıldığı iddiaları ayyuka çıktı. İktidarın bu söylemler hiç umurunda bile değil. Varsa yoksa iktidarlarını koruma gayreti içersindeler. İktidar sıkıntıya girdiği an kanun değişikliği yaparak kendisini garantiye alıyor. MİT müsteşarının ifadeye çağrılmasında iktidar sıkıntıya girecekti. Çünkü Oslo da yapılan gizli görüşmeler deşifre olmuştu. Bu görüşmeleri yapanda MİT müsteşarı Hakan fidan idi. Onun için bir gecede MİT müsteşarı için kanun çıkarıldı. MİT müsteşarının ifadeye çağırması başbakanın iznine bağlı hale getirildi. Bu yolsuzluk ve rüşvet olayında da sıkıntıya girdi. Hemen HSYK kanununda değişikliğe gitti. Bu kanun görüşülürken kaba kuvvet kullanıldı. İktidar için bu kanun çok önemli olduğu için mutlaka bu kanunun çıkmasına ihtiyacı vardı. Böyle durumlarda iktidar çoğunluğuna güvenerek, kaba kuvvet kullanarak istediğini mecliste alıyor. Bunun adına da ileri demokrasi deniyor.

Meclisi iş yapama duruma gelmiş. Emniyeti çökmüş. Yargısı yargılıktan çıkarılmış. Hâkimler ve savcılar kendi iradeleri ile karar veremez hale gelmiş. Milletin hiçbir kuruma güveni kalmamış. Millet kime güveneceğini bilemez hale gelmiş. Demokrasi rafa kaldırılmış. Basın baskılarla sindirilmiş. Milletin özgürce haber alma özgürlüğü kısıtlanmış. Milletin okuyacağı gazete dahi birileri tarafından belirlenir hale gelmiş.  Çocukların hangi dershanelere gönderecekleri iktidar tarafından belirlenir duruma gelinmiş. Milletin gösteri ve yürüyüş yapması engellenir duruma gelinmiş. Milletin özgürce haber alması sansürlenmiş. İşte bu durumlar. Bu ülkenin vatandaşı olarak bizleri endişeye sevk etmekte dedir. Saygılarımla.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Atatürk milliyetçiliği! Yaşasın Türk milleti! Yaşasın Atatürk sevdalıları!

Ülkenin ve çocuklarınızın geleceğini düşünerek oyunuzu kullanın.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! 03- 03- 2014 Mustafa KOÇAL

 

 



  • Çarşamba 15 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 11 ° / 0 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 13 ° / 0 ° Parçalı bulutlu

Balıkesir

29.01.2020

  • İMSAK 06:47
  • GÜNEŞ 08:13
  • ÖĞLE 13:26
  • İKİNDİ 16:06
  • AKŞAM 18:30
  • YATSI 19:51
  • BIST 100

    120.592%0,66
  • DOLAR

    5,9524% 0,19
  • EURO

    6,5480% -0,03
  • GRAM ALTIN

    300,64% 0,28
  • ÇEYREK ALTIN

    496,056% 0,28