Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)


GUGUCUK KUŞU

GUGUCUK KUŞU


         "Gu guu cuk!"

         "Gu guu cuk!"

         "Gu guu cuk!"

         Gugucuk kuşu mutluydu. Her gün apartmanın üçüncü katındaki evin balkonuna konuyordu. Anten vardı orada. Oraya kanatlarını, gövdesini sermişti. Oraya yuvasını yapmıştı.

         Balkonu kirletiyordu. Evde oturan kadın kimi zaman söylenerek temizliyordu.Yıkıyordu, süpürüyordu balkonu. Ama yine de kıymazdı onun yuvasına. Bozmazdı.

"Kumrulara dokunulmaz." diyordu kendi kendine. "Eğer onların yuvasını bozarsan sana ilenirler. Bir kuşun ilencine uğramış insan iflah olmaz." diyordu.  Her hafta balkonu yıkayıp süpürürken kendi kendine konuşuyordu:

        "Kuşların ahını alan iflah olmaz."

         Gugucuk Kuşu, bu sözü duyunca içinden gülümsüyordu, seviniyordu. "Bugün de yaşıyorum çok şükür!" diyordu. "Burada ne kadar da mutluyum." diyordu.

         Kimi zaman az ötedeki kocaman dut ağacına konuyordu. Oradan elektrik tellerine, sokak lambalarına... Sonra da biraz uzaklara gidiyordu. Ama çok da değil. Yeniden uçarak, kül renginde kanatlarını açarak geliyordu yuvasına. Yerleşiyordu. Akşamı dinliyordu. Gecenin sessizliğini dinliyordu. Yıldızları, ayı seyrediyordu. Belki yine gülümsüyordu. Yıldızlara bakarak uykuya dalıyordu. Uykusunda güzel düşler görüyordu. Sabah uyanınca yeniden ötmeye başlıyordu:

"Gu guu cuk!"

"Gu guu cuk!"

"Gu guu cuk!"

         Kumrunun sesi. Serçelerin şarkı söylemesi. Güvercinlerin kanat çırpışı...

         Kumru, bu yuvayı eşiyle birlikte yapmıştı. Sağdan soldan topladıkları çerçöple yapmışlardı. Çok güzel günler geçirmişlerdi. Ama eşi yoktu artık. Bir uçup gidivermişti. Gidiş o gidiş... Kumru, bir daha evlenmedi. Başka hiçbir erkek kuşla arkadaşlık kurmadı.  Çifte kumrular gibi yaşadığı sevdalısına sadık kaldı. Yalnız başına yaşıyordu. Eşinden ona kalan iki tane yumurtayla. İki tane küçücük, bembeyaz kar gibi yumurtayla.

         Kumru, yumurtalarının üzerinde yatacaktı. Onları sabırla bekliyordu. Bir gün çatlayacaktı yumurtalar. Yavrular, başlarını uzatacaktı. Açacaklardı ağızlarını. Kumru, gidecekti. Bütün gün aşkla, şevkle çalışacaktı. Dolaşacaktı tüm evreni. Yavrularına yiyecek getirecekti. Erkek kuş yoktu, ama ne de olsa yuvayı dişi kuş yapardı. Kumru, yavrularının çıkacağı günü iple çekiyordu.

         Kumrunun sesi. Serçelerin şarkı söylemesi. Güvercinlerin kanat çırpışı...

         Kumru'nun yuva yaptığı balkonu izleyen biri vardı. Dünyalar tatlısı, hayat dolu bir kız...  Kuşları çok severdi. Hele ki kumrulara bayılırdı. Külrengi tüylerine hayranlıkla bakardı. Adı, Yağmur'du. Gözleri yemyeşildi. Buğday tenliydi. Yuvarlacık alınlıydı. Çok güzel bir kızdı. Kumru'nun bundan haberi bile yoktu. Saatler, günler, aylarca onları izlediğini bilmiyordu.  Eşinin gittiğini, bir daha dönmediğini...   Yakında yavrularının çıkacağını...  Hepsinden haberi vardı Yağmur'un. Pencereden bakardı. Tül perdenin arkasından yüzü görünmezdi. Kumru, geceleri ayı seyredip düşüncelere dalarken izlerdi onu. Gülümseyerek bakardı ona Yağmur. Uyumadan önce Kumru'ya da "İyi geceler!" derdi. Sonra daha bir mutlulukla uyurdu.

         Kumrunun sesi. Serçelerin şarkı söylemesi. Güvercinlerin kanat çırpışı... Sonra gürültü. Hayır gürültüyü yapan kuşlar değildi. Kuşların sesleri insana mutluluk veriyordu. Yaşama sevinci veriyordu. Kumru, gugucuk diyordu. Güvercinler gurruk gurruk, serçeler de bıcır bıcır sesler çıkarıyorlardı. Peki ya insanlar... Korna gürültüsü.  Sonuna kadar DAAAAT!  Tüm mahalleye dinletilen ayarsızca açılan -arabada çalan- müzik... İnsanoğlunun, insankızının icat ettiği en güzel seslerden, en büyük güzelliklerden biriydi müzik. O bile gürültüye dönüşebiliyordu.

         Kapı gıcırtısı, sert kapatılan kapı sesi: "Çaaaat!" Bağırtı... Çağırtı...

İnilti, zırıltı, dırıltı...

         Hurdacııı, Sebzeciii, Balıkçııı...

         Bunlara da alışmıştı Kumru. Hiçbiri onu rahatsız etmiyordu.

         Günlerce çöpler taşıyarak yuvasını iyice güçlendirdi. Yumurtalarının üzerinde yattı. Güneşli sabahlarda, gün batımlarında döne döne öttü... Yaşamın güzelliğine güzellikler kattı... 

         Ama o gün... O gün öyle olmadı.  Başka bir şeydi bu. Korkunç sesler geliyordu. O gün "Gümmm!" diye bir ses duydu. Sonra upuzun başka sesler. Ardından yine gümm, güm, güm. Arkasından klakson sesleri...  Davul, zurna.. Bağırtı, çağırtı...

         Çok yakından geliyordu. Davulun sesi uzaktan hoş gelirdi. Ama yakından pek de öyle hoş gelmiyordu. Mahalledeki erkek çocuğunun sünnet düğünüydü. Gürültülü patırtılı bir hikayeydi...

          Çok korkmuştu Gugucuk Kuşu... Kanatlarını açıp ürküyle bir uçtu. Uçtu gökyüzüne doğru. Gitti, gitti, iyice havalara yükseldi. Nerdeyse bulutlara çıkacaktı. Uzaklara doğru yol aldı. Çoook uzaklara. Öyle korkmuştu ki... Bir daha da geri dönemedi. Bilinmez diyarlara gitti. Terketti yuvasını...

         Kumru'nun ardında bıraktığı yumurtalar öylece kalıvermişti.

         Yağmur, yumurtaları gördü. Ama kumru eksikti. Kumrunun gittiğinden haberi yoktu. Korktuğundan da habersizdi...

         Ertesi gün Yağmur, kuş cıvıltılarıyla uyandı. Balkondan hayat dolu sesler geliyordu. Bu kez yavru kuşlar ötüyordu. Kumru'nun yavruları yumurtadan çıkmışlardı. Yuvarlak antenin içinden iki kırmızı gaga gözüküyordu. Sonuna kadar açılmıştı gagalar. Çığlıkları yeri göğü inletiyordu. Çığlıkları, yaşamın içine tatlıkla akıyordu. İkisi de birer damlacıktı. Tüyleri henüz yoktu. Kıpkızıl bir et parçasına benziyorlardı.

         Kumru, nereye kaybolmuştu acaba?

         Yavruların beslenmesi, büyümesi gerekiyordu. Tüylenmesi, gelişmesi gerekiyordu.  Anne, çok korkmuştu. Peki bir gün gelir miydi? Gelmezse ne olurdu?  Yavrular ne yapardı? Yağmur, tüm bunları düşünüyordu. Acaba onlara kendisi bakabilir miydi? Bir annesine mi danışsaydı? Ya da babasına...

         Bunları düşünüp düşünüp duruyordu.

         Dut ağacı, yapraklarını bükmüştü. Serçeler, şarkı söylemeyi kesmişti. Güvercinler de ürkmüştü, çekip gitmişlerdi. Mahallenin tadı tuzu kalmamıştı.

         Yavru kumrular başlarını uzatmış bekliyorlardı. Ciyaklamayı sürdürüyorlardı. Bu durumu anlatmaya insanın yüreği el vermezdi.

         Zaman çok azdı. Zaman ne denli önemliydi.

         Akşamüstüydü. Gün batıyordu. Bir umar arıyorlardı. Gelen de giden de yoktu. Her yan can sıkıcı bir sessizliğe bürünmüştü. Bir tek arada yavruların ciyaklamaları geliyordu.

         Ertesi gün sabah olmuştu. Güneş doğmuştu. Gökyüzü, mavinin en güzeliydi. Koyu renkli, capcanlı bir maviydi. Ağaçlar, yapraklarını hışırdatıyordu. Güvercinler, kanatlarını çırpıyordu. Serçeler, tatlı sesleriyle ötüyordu. Sanki güzel bir haber verecek gibiydiler. Tabiat anada da bir devinim vardı.

         Kumru, gökyüzünde süzülüyordu. Epey uzaklaşmıştı. Korkuyu unutmuştu. Sessizliğin sesini dinliyordu, düşünüyordu. Birdenbire, yüreğine tıp etti. Yavrular, yumurtadan çıkmışlarsa diye içinden geçirdi. Bensiz ne yaparlar?

         Bir anda hışımla döndü. Kanatlarını hızla çırpmaya koyuldu. Gürültü, patırtı, hiçbir şey umurunda değildi artık. Korkuyu yüreğinden çıkardı. Yalnızca onları düşünüyordu.

         Birdenbire kanat sesleri duyuldu. Hızla gelmişti. Karşı apartmanın çatısına bir kumru konmuştu. Yağmurla kumru bir anda karşı karşıya geldiler. Göz göze...  Kumru, Yağmur'un bakışlarındaki arkadaşlığı yanılmaz bir içgüdüyle anlayıverdi.

         Yağmur, sevinçten zıpladı. Neredeyse o da kumru gibi uçacaktı.

"Gel." dedi. "Gel de bak yavrularına. Nasıl da bekliyorlar seni."

         Anne kumru geliyordu. Tüm cesaretini toplayıp gelmişti. Ağzında yiyeceklerle gelmişti. Yavrularına doğru süzülerek uçtu kumru. Kırmızı gagalar iştahla yemeye koyuldular. Karınlarını doyurdular. Dünyaya,  yaşama "Merhaba!" dediler.

         Daha sonraki günlerde yavrular da büyüyüp uçma denemeleri yaptılar. Sonra yuvadan uçtular da kumru yine yalnız başına mı kaldı yoksa?



  • Çarşamba 30 ° / 17 ° Güneşli
  • Perşembe 30 ° / 18 ° Güneşli
  • Cuma 33 ° / 19 ° Güneşli

Balıkesir

05.08.2020

  • İMSAK 04:26
  • GÜNEŞ 06:05
  • ÖĞLE 13:20
  • İKİNDİ 17:11
  • AKŞAM 20:25
  • YATSI 21:56
  • BIST 100

    1.092%0,43
  • DOLAR

    7,0487% 2,17
  • EURO

    8,4020% 2,90
  • GRAM ALTIN

    460,90% 3,13
  • ÇEYREK ALTIN

    760,485% 3,13