Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)


HAKKARİ'DE BİR MEVSİM

HAKKARİ'DE BİR MEVSİM


     Trt'de yıllar, yıllar önce bir edebiyat programına ünlü eleştirmen ve yazar Fethi Naci konuk olmuştu. Sunucu, konuğuna yarışma bölümü için kura çektiriyordu. Kurada benim de adım çıktı. O zaman hangi yazarı ya da şairi sormuşlardı, anımsayamıyorum. Fakat adresime postayla gönderilen kitabın adı Hakkari'de Bir Mevsim'di. Kapağı kapkaraydı. Mor dağlarla çevrili evlerin olduğu resimler görünüyordu bir de kapakta. Açtım kitabı, 17 yaşın heyecanıyla öyle sevindim ki... Kitabın yazarı bir de imzalamıştı bana yapıtını. Oldukça güzel, değişik bir yazıyla da  not düşüvermişti,

            "Taylan Köşker adlı okur için...

            Görmeden yazdığımız..."

            İmza. Ferit Edgü...

            Elimde bulunan kitabı inceledim. Yine şaşkınlığımı gizleyemedim. Çünkü kitap değişik bir tarzda yazılmış bir anlatı kitabıydı. Anlatı, şiir şeklinde kısa cümlelerle başlıyor, öyle sürüyor ve bitiyordu. Bana yabancı gelen bir anlatım tarzını seçmişti yazar. Ama o denli kısacık metinlerle ne kadar yoğun ve etkileyici bir anlatımı olduğunu okudukça daha da iyi kavramıştım. Melih Cevdet Anday, O (Hakkari'de Bir Mevsim romanının diğer adı) adlı yapıt için şunları söylemiş yayınlandığı günlerde,

"“O’yu [Hakkâri’de Bir Mevsim] sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü’nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü ‘O’ gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor.”

            Severek okuduğum kitap "Hak. kentim, çileli gözlerin, cüzzamlı derin

ve kar ile devam eder adın..." diye başlıyordu ve okuduktan sonra bana yeni Ferit Edgü yapıtları için de yeni kapılar açtı.

            Hakkari'de Bir Mevsim'de, kısa süreliğine Hakkari'nin bir köyüne öğretmenlik yapmak için gelen bir yazarın duyguları, öfkeleri, umutları yalın, yapmacıksız ve yoğun bir biçimde ustalıkla anlatılır. Yazar, köyde karşılaştığı insanları, onların psikolojisini, iç dünyalarını da ustalıkla yansıtır. Herşeyden önce bir yazarın, aydının İstanbul'dan sonra geldiği hep karlarla ve dağlarla çevrili yaşamını içimize işleyen sesiyle, tüm lirizmiyle duyumsarız. Yazıyla ilgili serüvenine de tanık oluruz. Masa başında geceleri gaz lambasında yazdığı yazılar, yazarın nerede olursa olsun, ister bir dağın karşısında, ister deniz kıyısında, isterse bir ormanın yanında da olsa dört duvarın arasındaki yalnızlığı... Belki kimi zaman bunalsa da güzel ve derin yalnızlığı...

            Kitapta doğa-insan-kültür ilişkisi olağanüstü şiirsel bir yalınlıkta verilmiştir.

            Ferit Edgü, kitabın bazı bölümlerinde şunları yazmış,

            "Bu kitapta yazılı olanları anlamakta güçlük çekebilirsin .Çünkü anlamak ortak bir dil gerektirir. Ortak dil ise ortak yaşam/ortak bilgi/ortak birikim/ortak düş kimi yerde, ortak düşüş demektir. Ama diyebilirsin ki bana yabancı olanı arıyorum ben... Öyleyse yolun açık olsun... Ama gene de bu kitabı okurken elinin altında, büyük gezginlerin sözlükleri, andaçları bulunsun derim...

            kafka, karabasanlarında gördü belki seni, ama adlandıramadı

            ya da girmedin onun düşlerine)

            bilseydi, senin gibi bir yer var yeryüzünde

            en korkunç kitabın konusu sen olurdun.

            tolstoy bilseydi seni

            soyluluğundan bin beter utanırdı.

            ve kimbilir belki yazarlığından

            -şimdi benim utandığım gibi-

            avvakum bilseydi yakınında senin gibi bir kent olduğunu,

            kafkasları aşıp çile çekmeye sana gelir,

            senin mağaralarında yaşardı.

            dostoyevski sürülseydi sana

            yer üstünden notlar'ı yazardı

            ya da suç ve suç'u...

            Yine kitabın en çok etkilendiğim konuşmalarından birkaçı,

            alaaddin geliyor. gece.

            hoca benim kardeş hasta, diyor.

            nesi var? diyorum.

            ateşi var çok, diyor. ölecek.

            ilaç vereyim mi? diyorum.

            hayır portakal ver, diyor.

            portakal yememiştir hiç...

            hadi çocuklar,dersimiz oyun. dışarı çıkalım. hep birlikte bir kardan adam yapalım. burnuna koyacağımız havuç yok, ama bir tezek parçası koyarız. göz olarak koyacağımız kara zeytinlerimiz yok, ne yapalım biz de gözlerini oyarız. eline vereceğimiz süpürge yok, ama bir çifte veririz. dergilerdeki kardan adamlara benzemeyecek ama aldırmayın, bizim kardan adamımız da böyle olur, deriz soranlara. soran olursa.''

            Kitapta bir de Süryani Kitapçı karakteri vardır. Yazar ne zaman Hakkari'ye gitse oradaki Süryani kitapçıdan kitaplar alır. Sonra kitapta bir bölümde şunlar anlatılır,

            "... biliyorsunuz garip kitaplar satıyordu. eski, anlaşılmaz, yabancı dillerde, artık modası geçmiş kitaplar... kuşku uyandırdı çevrede. gençler bir gece dükkanına girip kitaplarını kapının önüne çıkardılar ve ateşe verdiler.

... süryani, diz çöküp yalvarmaya başladı, yakmayın kitapları, yakmayın kitapları, hepsini size veriyorum, okuyun onları, hiç değilse okuduktan sonra yakın... (!!)"

            Sonraları Hakkari'de Bir Mevsim'i tiyatro sahnesinde izledim. Çok sonraları  öğretmenliğe başladığım yıllarda gözümle gidip gördüm. İyi ki de gittim ve gördüm oraları. Van'dan sonra Hakkari'ye gidersiniz. Bir de Hakkari'nin girişi, kocaman bir köprü, Sümbül Dağları, Zap Suyu, dolambaçlı, uçurumlu yolları, utangaç, hep gülümseyen, saygılı insanları, bir de yanık türküleri...

            Bir de bu güzel yapıtın filmini de yapmışlar. Her edebiyat uyarlaması gibi başarılı bir film olmuş diyebilirim. Başrolde büyük ustalar oynamışlar, Genco Erkal, Erkan Yücel, Şerif Sezer, Macit Koper, Erol Demiröz...

            Erol Demiröz (Ramazan), dağların karşısına oturmuştur. Yanında Hoca diye hitap ettiği yazara rüzgarların ıslıklarına, apak karlara karışan sesiyle ve inceden gülüşüyle şunları söyler,

            Allah bu dağları yaratırken, dağlar ağlamış, hem de çok ağlamış

            Bize kim bakacak demiş?

            Bizi bu kadar karlı, bu kadar ıssız yaratıyorsun.

            Hiç kimse gelmez bu dağlara, demiş.

            Allah dağlara bizleri göstermiş, demişki bunlar çaresizdir, hiç çareleri yoktur.

            Bunlar burada oturur, size bakar demiş

            Dağlar beklemiş, dağlar ağlamış...

            Sonra biz bu dağlara konmuşuz işte...

            Yazarın yanına sık sık gelen gizemli yabancının söyledikleri de beni çok etkilemiştir. Bir gün yine gelir. Yazar hastalanmıştır o aralar. Gizemli yabancının adı Halit'tir. Halit'i Erkan Yücel, olağanüstü oyunculuğuyla canlandırmıştır.

"İç şunu hoca. Dağlardan ot getirdim, senin için kaynattım. İyi gelir." der.

            Çocukları düşünde damda oyun oynarken gördüğünü söyler yazar. Onlara denizi sorar. Denizi bilmediklerini söyler çocuklar. O da karların üzerine bir sopayla denizin dalgalarını çizer. Bir de gemi... Sonra köpekler..." diye konuşmasını sürdürürken Gizemli yabancı sözünü keserek,

"Dediğin gibi değil hoca, kötü bir düş görmişsen." der. " Köpekler havladı, doğru. Sonra bir tüfek sesi duydum. Noluyoruz diye dışarı vurdum. Çünkü ben geceleri uyumam. Sonra seni gördüm. Bana çocuklar nerede diye sordun. Ben de sana uykudalar dedim. Bir düş mü gördün, hasta mısın diye sordum. Çocuklara birşey olmasın dedin. Köye kurt indi dedin, ama köpekler kurtları uzaklaştırdı. Çocuklar uyuyor merak etme dedim sana. Sonra yatağına uzanıp daldın. Ateşin var. İç bunu. Yarına birşeyin kalmaz. "

" Halit, sakın düş gören sen olmayasın?"

"Olabilir hocam. Hepimiz düş görüyoruz. Belki de düşü gören bendim. Peki mavzeri kim ateşledi?"

"Mavzeri mi?"

"Evet. Çünkü bu sabah gece dayandığın duvarın dibinde, karın üzerinde bunları buldum. Sen gene de aldırma hocam. Kim bilir belki de ben düş gördüm, kendine iyi bak, zayıf düşmüşsün..."

            Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine...

            Hakkari'de Bir Mevsim, herşeyden önce benim için yazma eylemiyle örülü, bol geceli, bol karlı, şiirsel derinlikte yazılmış ve kısa, özlü sözcükleriyle bir başyapıttır.



  • Salı 13 ° / 3 ° Sağanak
  • Çarşamba 16 ° / 2 ° Bulutlu
  • Perşembe 14 ° / 5 ° Bulutlu

Balıkesir

10.12.2019

  • İMSAK 06:41
  • GÜNEŞ 08:11
  • ÖĞLE 13:06
  • İKİNDİ 15:30
  • AKŞAM 17:51
  • YATSI 19:15
  • BIST 100

    108.011%-0,71
  • DOLAR

    5,7963% -0,23
  • EURO

    6,4224% -0,12
  • GRAM ALTIN

    272,90% 0,01
  • ÇEYREK ALTIN

    450,285% 0,01