Mustafa KOÇAL (BALIKESİR RÜZGARI)


HERKES KENDİ İNANCINDAN SORUMLUDUR

HERKES KENDİ İNANCINDAN SORUMLUDUR


Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Herkes kendi inancından Allah’a karşı sorumludur. Müslümanlık Allahın emir ve yasaklarına uymaktır. Emirleri İslam’ın 5 şartı ile imanın 6 şartında bildirilmiştir. Yasaklar ise peygamber efendimizin hadislerinde bildirilmiştir. İslamiyet’te baskı yoktur. Allah korusun baskı insanı dinden çıkarır. Adapazarı’nın karasu ilçesinde İsmail ağa cemaatinin görevlendirdiği sakalı din adamları. Plajlara giderek oradaki kadınlara örtünmelerini söylemişler. Birisi kalkarda ben Müslüman değilim derse ne yapacaklar? Birde bildiri dağıtmışlar. Kadınlar dışarı çıkmayacak. Çalgılı düğünlere katılmayacaklar. Müzik dinlemeyecekler. Erkeklerle bir arada oturmayacaklar. Gibi bildiri dağıtmışlar. Bazılarına şeriat gelecek o zaman mecburen örtüneceksiniz demişler. Bakın içki içmek haramdır. Bir kişi içki içiyorsa, içkinin haram olduğunu bilerek içerse, cezasını çekecektir. Fakat içkide haramı olurmuş derse işte o zaman imandan olur. Böyle plajlara gidip de baskı uygulamak yanlıştır. Birsi sana ne ben Müslüman değilim derse. O kişi boşu boşuna günaha sokmuş olursunuz. Bir kadına gidip de toplum içersinde örtünün demek o kişinin onuru ile oynanmış olunur. Herkes kendi inancından sorumludur. Hiç kimse bir kulun cehennemlik veya cennetlik olacağını bilemez. Allah bağışlayıcı ve af edicidir. Allahın hoşuna gidecek bir şey yapar Allah o kulu af eder.

Bu sakalı din adamları bugünlerde ortalıkta çokça görünmeye başladılar. Biliyorsunuz Soma da bir facia yaşadık. O zamanda Somaya diyanetten din adamları gönderildi. Ocak önünde yakınlarını bekleyenler ağlıyorlar, feryat ediyorlar. Yakını ocaktan cansız çıkınca bu feryatları daha artıyor. Orada bu sakalılar devreye girmişler. “Bizim de yakınımız ocakta biz ağlamıyoruz. Çünkü onlar şehit oldular. Onlar sayesinde bizde şehitlik mertebesi kazandık. Ağlar, feryat edersen, isyan edersen Allah’a şirk koşmuş olursunuz” diye telkinlerde bulunmuşlar. Müslümanlıkta yalan söylemek var mı? Orada acı tavan yapmış. Orada söylenecek acınızı anlıyorum. Bizde üzülüyoruz. Başınız sağ olsun. Allah sizin yakınınızı bizden daha çok sevmiş ki ona böyle bir şehitlik mertebesine layık görmüş denile bilinir. Allaha şirk koşuyorsun demek insanları daha da üzüntüye sevk eder.

Tayyip Erdoğan Almanya’ya cumhurbaşkanlığı seçimi için gittiğinde. Bu sakallı tayfa Almanya’ya Tayyip Erdoğan’dan önce gittiler. Oradakilere neler söylediler bilinmiyor. Allah kullarını af edicidir. Yeter ki af dilensin.  Allah her kusuru af ederim buyurmuştur. Yalnız kul hakkını af etmeyeceğini buyurmuştur. Ne zaman nerede yardım edeceği. Sıkıntıdan kurtaracağını kimse bilemez. Üç kişi ava gidiyor. Şiddetli yağmur yağmaya başlıyor. Geliyorlar bir mağaraya sığınıyorlar. Biraz sonra bir kaya yuvarlanıyor. Mağaranın ağzını kapatıyor. Uğraşıyorlar bir türlü kayayı yerinden oynatamıyorlar. Birisi “Yarabbi benin yanımda çalışan bir kâhya vardı. Bir gün benden para istedi. O gün benimde üzerimde param yoktu. Şimdi param yok iki gün sonra vereyim dedim. Bana kızdı çekti gitti. O gittikten sonra onun için sürüden bir koyun tutum. Onun için o koyunu ayırdım. Koyunda dişi imiş, kuzuladı ondan ürediler bir sürü oldu. Bir gün bu kâhya paraya ihtiyacı olmuş. Geldi ağa ben şu zaman senin kâhyandım. Sende şu kadar bir alacağım kalmıştı. Onu verir misin dedi. Bende senin bende para alacağın yok. İşte su gördüğün sürü senin al sürüyü helalleşelim dedim. Sürüyü aldı gitti”. Yarabbi bundan hoşnut oldu isen bizi buradan kurtar diyor. Kaya biraz açılıyor.

İkinci şahıs “Yarabbi beni dükkânım var. Bir gün güzel bir kadın geldi. Kocam yatalak üç çocuğum var. Çocuklarım açlıktan ölecekler. Bana biraz erzak yardımı yapar mısın dedi. Bende kendini bana teslim edersen yaparım ederim dedim. Çıktı gitti. İki gün sonra tekrar geldi. Kocama anlattım. Kocam sen bilirsin benim halimi görüyorsun dedi. Sana kendimi teslim etmeye geldim dedi. Sen yukarıya çık. Ben kapıyı kapatıp geleyim dedim. Kapıyı kapattım yukarı çıktım. Kadına elimle dokundum. Kadının titrediğini fark ettim. Benden korkuyor musun dedim. Hayır, senden korkmuyorum Allahtan korkuyorum dedi. Hemen aşağıya gel dedim. İstediği kadar yiyecek verdim. Ne zaman ihtiyacın olursa gel dedim”. Yarabbi bu hareketimden hoşnut oldu isen bizi buradan kurtar diyor. Kaya biraz daha ayrılıyor.

Üçüncüsü “Yarabbi ben çobanlık yapıyorum. Annem, babam yatalak her gün onların yemeklerini yediriyorum. Sütlerini ve sularını içiriyorum. Ondan sonra yatıyorum. Bir gün geç geldim. Annem babam uyumuşlar. Uykudan uyandırmadım. Bir elimde süt bir elimde su uyanırlarda içeceklerini isterler diye sabah kadar bekledi. Sabah uyandılar bu ne hal dediler, geç geldim. Uyanırsınızda içeceklerinizi istersiniz diye bekledim dedim. Oğlum biz senden razıyız. Allah’ta senden razı olun dediler”. Yarabbi benim bu hareketimden hoşnut oldu isen bizi buradan kurtar diyor. Kaya güldür diye yuvarlanıyor. Allahın insanı ne zaman nerede sıkıntıdan kurtaracağını kimse bilemez. Böyle baskılarla kimsenin inancını değiştiremezsiniz. Allah yardımını esirgemediği kullarında eylesin. İnsanlar kendi inançlarında sorumludur. Ne olacağını kimse bilemez. Saygılarımla.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!  30 – 06  - 2014 Mustafa KOÇAL.

 

 



  • Çarşamba 17 °C / 9 °C Parçalı bulutlu
  • Perşembe 16 °C / 10 °C Bulutlu
  • Cuma 16 °C / 10 °C Güneşli

Balıkesir

13.11.2019

  • İMSAK 06:17
  • GÜNEŞ 07:43
  • ÖĞLE 12:58
  • İKİNDİ 15:38
  • AKŞAM 18:03
  • YATSI 19:23
  • BIST 100

    104.149%0,17
  • DOLAR

    5,7633% -0,26
  • EURO

    6,3501% -0,23
  • GRAM ALTIN

    270,98% 0,01
  • ÇEYREK ALTIN

    447,117% 0,01