HİNDİ´NİN DOSTLUĞU
HİNDİ´NİN DOSTLUĞU
Tarih: 6.4.2016 17:20:09
Taylan Özgür KÖŞKER (Güne Özel Hikayeler)

 /resimler/2016-4/6/1723279575552.jpg

Hava, çok sıcaktı. Bozkır, kavruluyordu. Güneş, köyün üzerinde yükselmişti. Cayır cayır yakıyordu. Gelincikler, papatyalar kurumuş, dökülmüş, tohum olmuştu. Gelecek yıl ilkyaza yeniden açacaktı. 

Her yan upuzun sarıya kesmişti. Tarlalar, olgunlaşmış başaklar biçilmeyi bekliyordu.

Cemile Nine tandırlıkta yufka ekmek  yapıyordu. Tandırlık, evin hemen ötesindeydi.  Çok güzel kokular geliyordu. Taze ekmek kokusu tüm köye yayılıyordu.

Cemile Nine, becerikli ellerle hamuru oklavayla iyice inceltiyor, sonra "şalp, şalp!" diye havada çevirip saca -şeklini bozmadan- koyuyordu. Hemen ardından elinde ufak bir değnekle kuru sapları, samanları sacın altındaki ufacık kuyuya sürüklüyordu. Ateş daha da harlanıyordu. 

Deniz´e seslendi:

"Koş gel sana yumurtalı katmer yapacağım! İstersen  Defne  de gelsin, birlikte yersiniz." 

Defneyle bir kuş meselesi yüzünden darılmışlardı. Deniz, bir kuş yakalamış, ama sonra onu özgür bırakmamıştı. Defne de bırakması için üstelemişti. Deniz de inat edince birbirlerine küstüler. O yüzden onun gelip gelmeyeceği konusunda kararsız kalan Deniz,

"Gelir mi dersin nine?" dedi.

"Gelir canım niye gelmesin?"

Deniz, gidip Defne´yi çağırdı. Hiç konuşmadılar.

Tandırlığa geldiklerinde ninesi,

"Nerede kaldınız çocuklar?" dedi.

"Geldik geldik buradayız Cemile teyze." dedi Defne.

"Hoş geldin güzel kızım. İkinize de yumurtalı katmer yapıyorum. Oturun da yiyin bakalım"

Nine, becerikli ellerle hamuru açtı, arasına yumurta kırdı. Yeniden hamuru yarım daire biçiminde kapattı. Sacda pişirdi. Deniz de Defne de katmerin arasını açtılar. Sıcak, buğusu tüten yumurtanın soğumasını bekleyip yediler.

Çok güzel olmuştu. Birer tane de patlıcanlı ve ıspanaklı katmer yediler. Karınlarını bir güzel doyurdular.

Ninesi bir yandan ekmek yapmayı sürdürüyor, bir yandan da konuşuyordu.

"Çocuklar sizden bir şey isteyeceğim, olur mu?"

"Elbette olur Cemile teyze." dedi Defne. 

"Şu bizim hindi nereye gidiyor, nereye yumurtluyor bir türlü anlayamıyorum."

"Bizim ne yapmamızı istiyorsun?" dedi Deniz.

"Dur dinle bakayım. Bizim hindi, biliyorsunuz anaç, dişi bir hindi. Yumurtlama çağı geldi. Her gün yumurtlaması gerekiyor. Yeniden civciv almamız için otuz yumurtayı biriktirmemiz gerek. Her gün bir yere gidip yumurtluyor. Öyle sanıyorum kendisine bir yol belirlemiş. Ama ben bir türlü yumurtladığı yeri bulamıyorum. 

"Biz mi bulalım nine, onu mu diyorsun?"

"Evet, sizden istediğim  şey onun izini bulmanız. Bu hindiyi takip edin, yuvasını bulun, yumurtalarını bana getirin. Size bakkaldan istediğiniz öteberiyi alırım, anlaştık mı? Olur mu?"

Deniz´le Defne için  bu bir oyun, bir eğlenceydi. Hemen kabul ettiler. İkisi de kümese doğru gittiler. Hindi, kümesteydi. Henüz bir yere gitmemişti. Bir süre oralarda oyalandılar.

Hindi, bir süre sonra kümesten çıktı. Heyecanlı takip başladı.  Onlar da merak etmeye başlamışlardı. Acaba o tarlada ne vardı da hindi her gün oraya gidip yumurtluyordu. Kocaman, sapsarı tarladan kavurucu sıcaklık tütüyordu. Hindi´nin pırıl pırıl tüyleri güneş ışığında balkıyordu.

Aralarında  biraz uzaklık bıraktılar. Arkasından yavaş adımlarla gittiler. Hindi, aşağı yukarı elli metre kadar gitti. Ayağını sürüyerek ağır ağır ilerliyordu. Sonra buğday tarlasına yöneldi. Önceden sapla samanla  yapmış olduğu yuvanın üstüne oturdu. 

Defne ile Deniz çok sevinmişlerdi. Ses çıkarmadan birbirlerine baktılar, gülümsediler. Heyecanla  beklemeye başladılar. Bir sürü yumurta alacak, ninelerine götürüp ödüllerini isteyeceklerdi. 

Bir süre beklediler. Artık yumurtlamıştır diye düşündüler. Kanatlarından yakalayıp kaldırdılar. Hayretle, korkuyla irkildiler. Yaklaşık iki metre boyunda, yeşil renkte bir yılan kıvrılmış duruyordu. Hindi´nin altında yığınla kırılmış yumurta kabukları vardı. Korkuyla çığlık atmaya başladılar. Kafasını kaldıran yılanın ağzından yumurtanın sarısı akıyordu. Hindi, kanatlarını çırparak kaçmaya başladı.   

Deniz´le Defne çığlık çığlığa koşmaya başladılar. Haşır haşır ekin sesini yılanın sesi sandılar. Çığlıkları köyü ayaklandırmıştı.

Komşulardan bir kadın bağırdı.

" Yetişin, koşun! Çocuklara bir şey oldu."

Deniz´in ninesi bir anda üstü başı un içinde koşup geldi. Nefes nefeseydi. Ninesi,

"Ne oldu çocuklar? Anlatın bakalım neden bağırıyordunuz?"

Deniz, kekeliyordu. Yılandan çok korkardı. 

"Yı... yı... lan yılan  gö... gör... dük..."

Ninesi hemen komşu kadınlardan birine seslendi.

"Bir bardak su yetiştirin!"

Bir koşu su getirdiler. Deniz´e içirdiler. Bu arada Defne neler olduğunu anlatıyordu.

"Ninem istediği için biz hindiyi takip ettik. Hindinin altında kocaman bir yılan gördük. Yılanın ağzından yumurtanın sarısı akıyordu."

Komşu kadınlardan birisi söze karıştı:

"Anlaşılan o ki hindiyle yılan çok iyi dost olmuşlar."

Cemile Nine, anlatılanları dinledikten sonra:

"Artık, bu hindiden bize hayır gelmez çocuklar. Uzak durun ondan."  dedi.

Sonra çocukları alıp eve doğru gittiler.

Deniz, üç dört gün kendine gelemedi. Çok korkmuştu. Dışarı çıkmadı. Hep evde oturdu. Kovboy filmleri seyretti. Kentten gelirken yanında getirdiği kitaplarını okudu. Uzun süre sapsarı ekinlerin oraya yaklaşmadı.

Bu olaydan sonra Deniz, yakaladığı kuşu bıraktı. Sonra barıştılar. Bir daha da hiç küsmediler.

/resimler/2016-4/6/1723483794708.jpg

Anahtar Kelimeler: HİNDİ, DOSTLUĞU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
UYKUNUN BEKÇİLERİ ( RÜYALAR ) (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
KALEMİNİN DEĞDİĞİ YER (26 Kasım 2017 - Pazar)
YAŞAR KEMAL´LE KONUŞTUM (27 Ekim 2017 - Cuma)
REFERANDUMUN FATURASI BAŞKANLARA (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
ALLI TURNAM (07 Eylül 2017 - Perşembe)
BOZLAK (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
TEMMUZ ÖLÜMLERİ (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
GÜLMECE (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
ŞARLO (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
SEN KARIŞMA (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
İLK SÖZLER (02 Mayıs 2017 - Salı)
Söyleşi (20 Nisan 2017 - Perşembe)
BABAM (17 Mart 2017 - Cuma)
KÜLEBİ (07 Mart 2017 - Salı)
SABAHATTİN ALİ (17 Şubat 2017 - Cuma)
KORNA (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
YAŞAR KEMAL (21 Ocak 2017 - Cumartesi)
KİTAPLARDAN FİLMLER (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
EDEBİYATIN TARİHİ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BEYAZ TÜNEL (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
ŞİİR UYANDIRIR (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
GÜL NİNE (23 Ekim 2016 - Pazar)
EDEBİYAT KARIN DOYURUR MU? (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
ÖĞRETMENLERİMİZ (22 Eylül 2016 - Perşembe)
HÜSEYİN GÜNEY (06 Eylül 2016 - Salı)
Köy (16 Ağustos 2016 - Salı)
KÜÇÜK KARABALIK OLMAK (29 Temmuz 2016 - Cuma)
KIŞ MEVSİMİ BİR YOL HİKÂYESİ (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ŞAHMERAN (26 Haziran 2016 - Pazar)
ANLATIM (16 Haziran 2016 - Perşembe)
YAZININ PEŞİNDEN (31 Mayıs 2016 - Salı)
RÜYALARIN PEŞİNDEN (21 Mayıs 2016 - Cumartesi)
FELSEFE NEDİR? (12 Mayıs 2016 - Perşembe)
Kaçan Uykuların Peşinden (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
DENİZ ÖYKÜLERİ (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Çocuklarla (20 Nisan 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜ YAŞAMDIR (13 Nisan 2016 - Çarşamba)
EKİN (30 Mart 2016 - Çarşamba)
KIRLANGIÇ (23 Mart 2016 - Çarşamba)
ATLILAR (16 Mart 2016 - Çarşamba)
TARLA SİNCABI (09 Mart 2016 - Çarşamba)
Ah Tamara (02 Mart 2016 - Çarşamba)
Altın (24 Şubat 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
Reklam

/resimler/2017-11/13/0916421674863.jpg

/resimler/2017-11/25/1502214546021.jpg

/resimler/2017-12/9/0919525572697.gif

/resimler/2017-12/4/1259056175366.jpg

/resimler/2017-12/13/0938306259148.jpg

/resimler/2017-12/13/0945295486108.jpg

/resimler/2017-11/28/1017556312309.jpg

avşa adası otelleri

bandırma web tasarım

erdek otelleri

 

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Balikesir için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:31 08:15 13:15 15:39 17:57 19:28
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar